bugün

ankara

asla ama asla başka bir şehirde yaşamayı düşünmeme sebep olmadığı için taşına toprağına kaba saba insanlarına bahçelisine sokullusuna kızılayına ayrı ayrı teşekkür ettiğim sadece türkiyenin değil yalnızlığımında başkenti olan, toprakları üzerinde ölmekten başka bir isteğimin olmadığı gri şehrim. öyle herkes sevemez bu şehri, alışmak zordur. insanlar kabadır, soğuktur, tam manasıyla gridir burdakiler ama gerçektirler, samimidirler. hayatı yalansız dolansız yaşarlar. belki kötü bir intiba bırakmışlardır ama o da tuzu biberidir. bebekte içi barzo dolu araba ile gezene ceza mı yazıyorlar? ya da onlara yasak mı o yollar? bu tür olaylar her memlekette oluyor önemli olan bunlara takılmadan hayattan, yaşadığın yerden zevk almaya bakmak. bir parkta teyzelerle spor yapmak, bir amca ile simitini paylaşmak, dikmenden kızılaya ellerini hohlayarak yürümek, kuğuluda karın altında sigara içmek, kızılayda bir kafede elinde bira ile sokaktan geçenleri izlemek kendi kendine insanlar hakkında yorum yapmak, güvenparkta kuşlara yem atmak, bahçelide kahvaltı yapmak, gölbaşında balık yemek, arada da avm gezmek. önemli olan ankarayı yaşamak ankaranın içindekilere takılırsan sıkıntı büyük olur. izmirde tüm taksi şoförleri rica ederim diyor değil mi? bunlar küçük şeyler takılmamak lazım.
© copyright 2005 - 2026