bugün
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- yağmurcu neden akpli12
- şükürcülük5
- call of duty black ops3
- velvet hanım aşk kadınıdır3
- pazartesi diyete başlamak4
- üniversitelerdeki siber güvenlik programları2
- kızlar naber10
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- seda akman2
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor4
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- nervio hanım ile birlikte kahve içmek2
- g3 ile intihar etmek3
- yeni gelin instagramı2
- öğrencilik halleri3
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- komşuya kahveye gitmek8
- çok sıcak olması4
- erdal beşikçioğlu16
- manifest5
- aykolik bey birader2
- asgari ücretle çalışan yazarlar4
- hamama gitmek4
- mürted öldürmek2
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- parmak kılları4
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- aslan gibi adam3
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- en tehlikeli insan tipleri6
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi4
- nervio hamferdi10
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- bacınızı üniversiteye gönderir miydiniz2
- yar2
- rak2
- 3 ağustos 20263
- mod geldi mod geldi4
- trivagoya bakmadın mı2
- aile hekimi2
- sinem dedetaş10
- smallville'deki konuk oyuncular6
- galatasaray10
- iş ilanı2
- arıların biraz mallaşmış olması4
- ütü13
- yanlış ata oynamak3
''hadi starbucks'a gidelim'' dedi kadim dostum. gözlerim büyüdü, starbucks mı??? sosyal medyada gördüğüm kadarıyla pek haz edeceğim bir ortama benzemiyordu orası. fiş ile tuvalete gitmeler, yarım metrekarelik bir alanda yan masada ki artist kızın dışarı verdiği nefesi oksijen diye içine alacak kadar dipdibe oturmak ve manasız kahve isimleri. oldum olası sevmezdim çakma entel ortamları. ''hakan günday çok iyi yazar vs.'' bilirsin işte. neyse gitme isteğim yoktu ama arkadaşımı da kırmak istemedim. ''peki dedim dostum gidelim bari...''
ortama girdiğimiz vakit tahmin edeceğiniz üzere arkadaş check-in yaptı. ailesi ''nereye gidiyorsun'' dediğinde verdiği tek cevap kapıyı çarpmak olan insanların gittiği her yeri birilerine bildirmeye yeltenmesi de her zaman garip gelmiştir bana neyse dediğim gibi ortama girdik beni bi sıkıntı bastı. herkeste bi sonradan görme elit tavırlar ''chicken santa fe panini sosu pek olmamış sanki'' gibi ifadeler ortamdan soğumama yetiyordu ama yinede gelmiştik işte. oturduk bi masaya arkadaş siparişlerini verdi ben ise ''bana da aynısından'' seviyesinde takılıyordum ki sağ çaprazda oturan beyaz teni ve pürüzsüz yüzüyle slav ırkına benzeyen sarışın kız ilgimi çekmeye başladı. arkadaş mal mal telefonuyla ilgilenirken ben her geçen saniye kıza aşık olmaya bir adım daha yaklaşıyordum. okuduğum kitaplar falan yalandı o an bana göre. karşımda tanrının sanat eseri vardı sonuçta. tanışmak isterdim ama ne yazık ki ortamda kendimi ezik hissediyordum, malum aşina değildim böyle ortamlara. garsona bile seslenirken sesim titriyor, çatallaşıyordu 'garrsun bi kola' zordu ama bi yandan da içimden bi iyimserlik mevcuttu tanışırdım ne olacaktı ki??? 2-3 espriydi en nihayetinde. belki felsefeye falan da ilgisi vardı belli mi olur??? açardım bi konu hayran olurdu bana??? diye düşünüyordum ki kızın arkadaşı saatini gösterdi slav kıza ve ikisi de bi anda masadan kalkıp kasaya doğru ilerlemeye başladılar.
nasıl yani diye düşünüyordum. hayallerim hızlı şişirdiğim için mi bu kadar ivedi patlamıştı??? belki telefon numarasını falan bırakmıştır diye masayı kontrol ediyordum ki aradım fırsat karşıma çıktı. masada bir şeyini unutmuştu!! hemen uyarmalıydım onu. aman nede mutlu olurdu?? bi teşekkür ederdi herhalde. belki sohbet bile ederdik??? belli mi olur ileride çocuklarımıza ''ya anneniz masada eşyasını unutunca ben arkasından kahramanlar gibi yetiştim akabinde bi sohbet kahve derken'' falan diye hikayeler anlatırdım belki??? aklımdan eski türk filmlerinde mendilini yere atan cariyenin görüntüsü ve mendili getiren erkeğe yaptığı cilveler geçiyordu. fakat nasıl olacaktı?? nasıl seslenecektim??? ne yazık ki bedava halk plajı gibiydi ortalık 1 götlük boşluk yoktu. seslendiğim anda herkes telefonlarından(!) başını kaldırıp bana bakacaktı. nasıl olacaktı??? hayatımın aşkı gidiyordu?? derken uyarmaya karar verdim;
-haahanfendi(allah belamı versin)şalınızı unuttunuz sanırım.
cafede abartısız 20 sene sessizlik hüküm sürdü. akabinde küçümseyici bir ifade takılarak döndü slav ''o cafenin şalı bi kere taam mı'' dediği anda cafenin bütün sandalyelerinden sarkan hatta benim de sırtıma hafif dokunan şalların farkına vardım, hepsi bana gülüyordu sanki. oturanlar durumumu twitter da paylaşmıştı bile. 2-3 masa terk etti ortamı. kafamı eğdim yere doğru, yaklaşık olarak 50 sene masanın altında ayakkabılarımı izledikten sonra gözlerimi arkadaşıma doğru kaldırdım, hala telefona bakıyordu. ''abi dedim gidelim hadi'' anlamsız gözlerle saliselik bi bakış attı bana ''neden ki abi'' derken gözleri telefonun ekranına çoktan inmişti. o belli ki sadece fiziksel olarak buradaydı. ben ise tamamen buhar olmuştum.
edit: ulan hala geçmiş olsun diye mesaj geliyor * tamamen kurgusaldır gençler.
ortama girdiğimiz vakit tahmin edeceğiniz üzere arkadaş check-in yaptı. ailesi ''nereye gidiyorsun'' dediğinde verdiği tek cevap kapıyı çarpmak olan insanların gittiği her yeri birilerine bildirmeye yeltenmesi de her zaman garip gelmiştir bana neyse dediğim gibi ortama girdik beni bi sıkıntı bastı. herkeste bi sonradan görme elit tavırlar ''chicken santa fe panini sosu pek olmamış sanki'' gibi ifadeler ortamdan soğumama yetiyordu ama yinede gelmiştik işte. oturduk bi masaya arkadaş siparişlerini verdi ben ise ''bana da aynısından'' seviyesinde takılıyordum ki sağ çaprazda oturan beyaz teni ve pürüzsüz yüzüyle slav ırkına benzeyen sarışın kız ilgimi çekmeye başladı. arkadaş mal mal telefonuyla ilgilenirken ben her geçen saniye kıza aşık olmaya bir adım daha yaklaşıyordum. okuduğum kitaplar falan yalandı o an bana göre. karşımda tanrının sanat eseri vardı sonuçta. tanışmak isterdim ama ne yazık ki ortamda kendimi ezik hissediyordum, malum aşina değildim böyle ortamlara. garsona bile seslenirken sesim titriyor, çatallaşıyordu 'garrsun bi kola' zordu ama bi yandan da içimden bi iyimserlik mevcuttu tanışırdım ne olacaktı ki??? 2-3 espriydi en nihayetinde. belki felsefeye falan da ilgisi vardı belli mi olur??? açardım bi konu hayran olurdu bana??? diye düşünüyordum ki kızın arkadaşı saatini gösterdi slav kıza ve ikisi de bi anda masadan kalkıp kasaya doğru ilerlemeye başladılar.
nasıl yani diye düşünüyordum. hayallerim hızlı şişirdiğim için mi bu kadar ivedi patlamıştı??? belki telefon numarasını falan bırakmıştır diye masayı kontrol ediyordum ki aradım fırsat karşıma çıktı. masada bir şeyini unutmuştu!! hemen uyarmalıydım onu. aman nede mutlu olurdu?? bi teşekkür ederdi herhalde. belki sohbet bile ederdik??? belli mi olur ileride çocuklarımıza ''ya anneniz masada eşyasını unutunca ben arkasından kahramanlar gibi yetiştim akabinde bi sohbet kahve derken'' falan diye hikayeler anlatırdım belki??? aklımdan eski türk filmlerinde mendilini yere atan cariyenin görüntüsü ve mendili getiren erkeğe yaptığı cilveler geçiyordu. fakat nasıl olacaktı?? nasıl seslenecektim??? ne yazık ki bedava halk plajı gibiydi ortalık 1 götlük boşluk yoktu. seslendiğim anda herkes telefonlarından(!) başını kaldırıp bana bakacaktı. nasıl olacaktı??? hayatımın aşkı gidiyordu?? derken uyarmaya karar verdim;
-haahanfendi(allah belamı versin)şalınızı unuttunuz sanırım.
cafede abartısız 20 sene sessizlik hüküm sürdü. akabinde küçümseyici bir ifade takılarak döndü slav ''o cafenin şalı bi kere taam mı'' dediği anda cafenin bütün sandalyelerinden sarkan hatta benim de sırtıma hafif dokunan şalların farkına vardım, hepsi bana gülüyordu sanki. oturanlar durumumu twitter da paylaşmıştı bile. 2-3 masa terk etti ortamı. kafamı eğdim yere doğru, yaklaşık olarak 50 sene masanın altında ayakkabılarımı izledikten sonra gözlerimi arkadaşıma doğru kaldırdım, hala telefona bakıyordu. ''abi dedim gidelim hadi'' anlamsız gözlerle saliselik bi bakış attı bana ''neden ki abi'' derken gözleri telefonun ekranına çoktan inmişti. o belli ki sadece fiziksel olarak buradaydı. ben ise tamamen buhar olmuştum.
edit: ulan hala geçmiş olsun diye mesaj geliyor * tamamen kurgusaldır gençler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar