bugün
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- dilbigisisi en iyi olan yazar19
- yazarların buluşmak istediği yazar11
- chatgpt ile dertleşmek7
- insanlar değişmez3
- kendi kendine nazar değdirmek3
- gecenin şarkısı6
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz35
- gece açlığı5
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri35
- tutunamayanlar8
- tanrılar4
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- bende eksik olan ne diye düşünmek4
- flörtöz erkek iticiliği4
- chp'nin türkiye'ye yaptıkları6
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri4
- arkadaşlar hesabımı gizliyorum6
- boyumun 2 cm kısalması28
- istanbul da 2 ilçede denize girme yasağı4
- kızlar bakar mısınız13
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- bol tereyağlı iskender3
- lsd2
- varlığı iddia olarak kabul etme2
- beyin sinir ve omurilik cerrahisi uzmanı3
- islamda namaz yoktur13
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- sözlük yazarlarını analiz eden yazar5
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- israil'e saldıran her ulus helaka uğrayacak6
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı19
- ölmek istemek ama ölememek3
- arda güler2
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması2
- sözlük yazarlarının mastürbasyon teknikleri6
- gammazlar bakar mısınız3
- 12 eylül 2026 suudi arabistanın vurulması8
- nişantaşı nda 36 lı tuvalet kağıdıyla yürümek8
- her ilde üniversite kurulması6
- gecenin şiiri7
- true'ye seksi gelmeyen kızlar3
- tai lung15
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- hakaret etmek7
- drama bağımlısı olmak3
Ezidiler kendilerini Êzidi,Ezdî dinlerini ise Ezdiyati veya Ezditi olarak adlandırır. Bu tanımlamanın birçok araştırmacı için bir manası olmasa da topluluğun en önemli mitolojik anlatılarının başında gelen "Dünyanın Yaratılışı"nda bu tanımlamaların nasıl ve nerede ortaya çıktığına dair hatırı sayılır ipuçları verilmektedir. "Dünyanın Yaratılışı"nda ve tüm dini ve kültürel anlatılarda Tanrı "Xuda" olarak adlanddırılmaktadır. "Xu" Kürtçede "kendi" anlamına gelir; "da" ise vermek, yapmak, oluşturmak anlamıyla eştir. Dolayısıyla Kürtçe anlamıyla Tanrı kendini yaratan, kendini oluşturan, kendini var eden'dir.
Ezidilerin en önemli dini sembollerinden biri de Melek Tavus olarak bilinen Tavuskuşu Meleği'dir. Ezidiler günde 5 kez Melek Tavus'a dua ederler. Yaratılış anlatısında yer alan Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmalarında Melek Tavus'un Tanrıya söylediği "Sen Xuda'sın, Ben Ezda; Sen yaratansın ben mahlukat" sözleri ise topluluğun kendisini adlandırırken kullandığı "Ezidi" tanımının da kaynağını oluşturur. Zira "Ez" kürtçede "Ben" anlamına gelir, "da" ise az önce yazdığım gibi "vermek, yapmak, oluşturmak" anlamındadır. "Ezda" yaratılan, Var Edilen, Mahlukat anlamına gelir. Topluluk, Ezidi adıyla, kökenini ilk yaratılmış olan'a, Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmasına ve Adem'in ilk oğlu Seyyid Bin Car'a dayandırır.
Ezidilerin kutsal kitaplarıyla ilgili de önemli iddialar vardır. Mushaf-ı Reş/Mishava Reş (Kara Kitap) ve Kitab-ı Cilwe (Nurlar Kitabı) olarak bilinen iki kitabın tüm kopyalarının Osmanlı ordusunun, yerel Türkmen ve Kürt aşiretlerinin saldırıları sonrasında yakıldığı veya alındığı iddiası, ezidi topluluğu tarafından sıklıkla dile getirildiği gibi Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki mevcut birçok belgede bu soruna ilişkin yazışmalar görmek mümkündür. Halihazırda bir kitabın olmaması sebebiyle Ezidi topluluğu tüm dini ve kültürel anlatılarını sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarmaktadır. Böylece kaybolan kitapta yazılanları kendi zihinlerinde yaşatmayı tercih etmiş ve sonraki yıllarda da hiçbir şekilde bunu yazılı bir metin haline dönüştürmemişlerdir. En basit saha çalışmasında bile bunu görmek mümkünken birçok akademik çalışmada halen "Kara Kitap" ve "Nurlar Kitabı"nın kopyası olduğuna inanılan metinlere yer verilmekte ve bu kopyalarda yer alan tanımlar üzerine Ezidi topluluğunun dini ve kültürel tarihi değerlendirilmektedir.
Bir diğer önemli mesele ise Ezidilerin "kötülük Meleği"ne ya da "Şeytan"a taptığına ilişkin yaygın inanıştır. Genel geçer dini bilgiler etrafında şekillenen bu yanlış tanım, Ezidi topluluğunu anlama çabasında olmayıp onları herhangi bir şekilde tanımlama gayretinde olan gazetecilerin, araştırmacıları ve tarihçilerin ürünüdür. Tıpkı diğer tek tanrılı inançlar gibi Ezidiler de yerde ve gökte söz sahibi, kadir-i mutlak olan tek bir Tanrı'Ya inanır. Ezidilerin "Kötülük Meleği"ne taptığına ilişkin var olan inanışın esas kaynağı ise meleklerin -özellikle baş meleğin, isyancı melek de denilebilir- Tevrat, incil ve Kuran'da belirtilenin aksine özelliklere sahip olmasıdır. Tawusi Melek, Cebrail-i Emin olarak da bir çok Ezidi duasında geçen esas Melek, Ezidi inanışına göre dünyanın yaratıcısı değil yürütücüsüdür. O'na bu görev Tanrı'nın en sadık kulu olması sebebiyle bizzat Tanrı tarafından verilmiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, tüm doğanın ve meleklerin belirli özellikleri olduğu inancından yola çıkarak bazı simgeleri daha ön plana çıkarmışlardır. Bunlardan biri de Güneş'tir. Güneş'e tapılmaz. Güneş Ezidiler için kutsal bir figür olan Şeyh Şems'i temsil ettiği için ona dönülür. Genel yargı bu yöndedir.
Tarihin hiçbir döneminde devletleşememiş ve herhangi bir yerde egemenlik kuramamış bir topluluk olan ezidileri değerlendirirken genel bir "Ezidiler" başlığı atmadan önce geniş bir sayfa açmak gerekmektedir. Suriye, Irak, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Rusya,
Sibirya ve özellikle Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde ikamet eden toplam sayıları 1 milyonu geçmeyen Ezidilerin birbirinden farklı dillerde eğitim aldığı gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Daha kapalı bir alanda yaşadıkları dönemde bu sorunlarla karşılaşılmamıştı. Ama şimdi Sibirya'da yaşayan bir Ezidi ile Almanya'da yaşayan bir Ezidi için güneşe dönmek aynı manayı taşımamaktadır.
Yine de her nerede yaşarsa yaşasın - değişmez bir şekilde- her Ezidinin uyması gereken belirli kurallar vardır. imanın Şartları (Ferzén Heqiqete) ve Dinin Şartları (Ferzén Teriqete) olarak adlandırılan bu kurallar Ezidi toplumunu birleştiren en önemli unsurlardır. imanın şartları şunlardır: Her ezidi beş farzla imanına bağlıdır. Bu bağlılık her Ezidi'nin bir şeyh, pir,hoste, mirebbi, yar ve ahret kardeşi sahibi olması şartında vücut bulur. Dinin şartları ise dua etmek, oruç tutmak, Sekat vermek, Hacca gitmek (Irak, Laleş) Sünnet olmak ve Toke Ezi'dir. Fakat özellikle Avrupa ve Kafkaslarda yaşayan yeni kuşak Ezidiler için bu şartların düzenli bir şekilde uygulandığını söylemek mümkün değildir.
Sonuç olarak, ezidilerin birkaç yğzyıl önce Mardin'de, Diyarbakır'da, bir yüzyıl önce Halep'te ve bugün de Irak ta karşı karşıya kaldıkları vahşetin esas kaynağı onlar hakkında dillendirilen yanlış bilgilerdir. Bu topluluk hakkında değerlendirme yapmadan önce Ezidilerin nasıl bir tarihsel süreklilik içerisinde bu topraklara yayıldığını ve orada ne tür bir hayat yaşadıklarını bilmek gerekiyor.Kitapları yakılan, adları dahi yanlış bilinen bir topluluğun milyon kere yanlış bilinen inançları sebebiyle öldürülmesine zerre kadar şaşırmamış olmalıyız. Uygulanan katliamın hala yeterince engellenememesinde bu insanların inançlarının çok büyük bir etkisinin olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. (Amed Gökçen, # Tarih Dergisi Eylül, Sayı 4)
Ezidilerin en önemli dini sembollerinden biri de Melek Tavus olarak bilinen Tavuskuşu Meleği'dir. Ezidiler günde 5 kez Melek Tavus'a dua ederler. Yaratılış anlatısında yer alan Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmalarında Melek Tavus'un Tanrıya söylediği "Sen Xuda'sın, Ben Ezda; Sen yaratansın ben mahlukat" sözleri ise topluluğun kendisini adlandırırken kullandığı "Ezidi" tanımının da kaynağını oluşturur. Zira "Ez" kürtçede "Ben" anlamına gelir, "da" ise az önce yazdığım gibi "vermek, yapmak, oluşturmak" anlamındadır. "Ezda" yaratılan, Var Edilen, Mahlukat anlamına gelir. Topluluk, Ezidi adıyla, kökenini ilk yaratılmış olan'a, Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmasına ve Adem'in ilk oğlu Seyyid Bin Car'a dayandırır.
Ezidilerin kutsal kitaplarıyla ilgili de önemli iddialar vardır. Mushaf-ı Reş/Mishava Reş (Kara Kitap) ve Kitab-ı Cilwe (Nurlar Kitabı) olarak bilinen iki kitabın tüm kopyalarının Osmanlı ordusunun, yerel Türkmen ve Kürt aşiretlerinin saldırıları sonrasında yakıldığı veya alındığı iddiası, ezidi topluluğu tarafından sıklıkla dile getirildiği gibi Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki mevcut birçok belgede bu soruna ilişkin yazışmalar görmek mümkündür. Halihazırda bir kitabın olmaması sebebiyle Ezidi topluluğu tüm dini ve kültürel anlatılarını sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarmaktadır. Böylece kaybolan kitapta yazılanları kendi zihinlerinde yaşatmayı tercih etmiş ve sonraki yıllarda da hiçbir şekilde bunu yazılı bir metin haline dönüştürmemişlerdir. En basit saha çalışmasında bile bunu görmek mümkünken birçok akademik çalışmada halen "Kara Kitap" ve "Nurlar Kitabı"nın kopyası olduğuna inanılan metinlere yer verilmekte ve bu kopyalarda yer alan tanımlar üzerine Ezidi topluluğunun dini ve kültürel tarihi değerlendirilmektedir.
Bir diğer önemli mesele ise Ezidilerin "kötülük Meleği"ne ya da "Şeytan"a taptığına ilişkin yaygın inanıştır. Genel geçer dini bilgiler etrafında şekillenen bu yanlış tanım, Ezidi topluluğunu anlama çabasında olmayıp onları herhangi bir şekilde tanımlama gayretinde olan gazetecilerin, araştırmacıları ve tarihçilerin ürünüdür. Tıpkı diğer tek tanrılı inançlar gibi Ezidiler de yerde ve gökte söz sahibi, kadir-i mutlak olan tek bir Tanrı'Ya inanır. Ezidilerin "Kötülük Meleği"ne taptığına ilişkin var olan inanışın esas kaynağı ise meleklerin -özellikle baş meleğin, isyancı melek de denilebilir- Tevrat, incil ve Kuran'da belirtilenin aksine özelliklere sahip olmasıdır. Tawusi Melek, Cebrail-i Emin olarak da bir çok Ezidi duasında geçen esas Melek, Ezidi inanışına göre dünyanın yaratıcısı değil yürütücüsüdür. O'na bu görev Tanrı'nın en sadık kulu olması sebebiyle bizzat Tanrı tarafından verilmiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, tüm doğanın ve meleklerin belirli özellikleri olduğu inancından yola çıkarak bazı simgeleri daha ön plana çıkarmışlardır. Bunlardan biri de Güneş'tir. Güneş'e tapılmaz. Güneş Ezidiler için kutsal bir figür olan Şeyh Şems'i temsil ettiği için ona dönülür. Genel yargı bu yöndedir.
Tarihin hiçbir döneminde devletleşememiş ve herhangi bir yerde egemenlik kuramamış bir topluluk olan ezidileri değerlendirirken genel bir "Ezidiler" başlığı atmadan önce geniş bir sayfa açmak gerekmektedir. Suriye, Irak, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Rusya,
Sibirya ve özellikle Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde ikamet eden toplam sayıları 1 milyonu geçmeyen Ezidilerin birbirinden farklı dillerde eğitim aldığı gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Daha kapalı bir alanda yaşadıkları dönemde bu sorunlarla karşılaşılmamıştı. Ama şimdi Sibirya'da yaşayan bir Ezidi ile Almanya'da yaşayan bir Ezidi için güneşe dönmek aynı manayı taşımamaktadır.
Yine de her nerede yaşarsa yaşasın - değişmez bir şekilde- her Ezidinin uyması gereken belirli kurallar vardır. imanın Şartları (Ferzén Heqiqete) ve Dinin Şartları (Ferzén Teriqete) olarak adlandırılan bu kurallar Ezidi toplumunu birleştiren en önemli unsurlardır. imanın şartları şunlardır: Her ezidi beş farzla imanına bağlıdır. Bu bağlılık her Ezidi'nin bir şeyh, pir,hoste, mirebbi, yar ve ahret kardeşi sahibi olması şartında vücut bulur. Dinin şartları ise dua etmek, oruç tutmak, Sekat vermek, Hacca gitmek (Irak, Laleş) Sünnet olmak ve Toke Ezi'dir. Fakat özellikle Avrupa ve Kafkaslarda yaşayan yeni kuşak Ezidiler için bu şartların düzenli bir şekilde uygulandığını söylemek mümkün değildir.
Sonuç olarak, ezidilerin birkaç yğzyıl önce Mardin'de, Diyarbakır'da, bir yüzyıl önce Halep'te ve bugün de Irak ta karşı karşıya kaldıkları vahşetin esas kaynağı onlar hakkında dillendirilen yanlış bilgilerdir. Bu topluluk hakkında değerlendirme yapmadan önce Ezidilerin nasıl bir tarihsel süreklilik içerisinde bu topraklara yayıldığını ve orada ne tür bir hayat yaşadıklarını bilmek gerekiyor.Kitapları yakılan, adları dahi yanlış bilinen bir topluluğun milyon kere yanlış bilinen inançları sebebiyle öldürülmesine zerre kadar şaşırmamış olmalıyız. Uygulanan katliamın hala yeterince engellenememesinde bu insanların inançlarının çok büyük bir etkisinin olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. (Amed Gökçen, # Tarih Dergisi Eylül, Sayı 4)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar