bugün
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- en iyi antidepresan7
- soğuk suda duş almak2
- deli olduğunun farkına varmak6
- true denilen yazar10
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite6
- acıkmamak için öneriler5
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı7
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- kötü biri olduğunu bilmek4
- arkadaşlar nasılsınız6
- diyanetin abd'deki villaları8
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- meyve kokan insan2
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor4
- gecenin şarkısı5
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek3
- gammazlar çetesi18
- rocky 4 te aporlo'nun ölmesi3
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- iç sesin sürekli konuşması3
- uludağ sözlüğün en yakışıklı ve en zeki yazarı4
- cilgincapkin221
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- hayatın acımasız olduğunun anlaşıldığı anlar2
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- abd iran anlaşması imzaya hazır2
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- türkiye de yaşanabilir en ideal şehir5
- ışınlanma2
- sarı yeleli aslan trump8
- ferdi tayfurun 6 milyar tl servet yapması4
- adalet duygusu2
- zaman baba birader bey birader4
- cibali sahil3
- sürekli aynı şeyleri yapmanın can sıkması2
- chp'nin hali ne olacak49
- otobüs muavini3
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- şato sahibi olunsa yapılacak ilk şey2
- trabzon'un abartılmış balon bir şehir olması3
- yazarları gülümseten şeyler6
- hababam sınıfı semra hoca7
- en iyi türkçe klip3
Ezidiler kendilerini Êzidi,Ezdî dinlerini ise Ezdiyati veya Ezditi olarak adlandırır. Bu tanımlamanın birçok araştırmacı için bir manası olmasa da topluluğun en önemli mitolojik anlatılarının başında gelen "Dünyanın Yaratılışı"nda bu tanımlamaların nasıl ve nerede ortaya çıktığına dair hatırı sayılır ipuçları verilmektedir. "Dünyanın Yaratılışı"nda ve tüm dini ve kültürel anlatılarda Tanrı "Xuda" olarak adlanddırılmaktadır. "Xu" Kürtçede "kendi" anlamına gelir; "da" ise vermek, yapmak, oluşturmak anlamıyla eştir. Dolayısıyla Kürtçe anlamıyla Tanrı kendini yaratan, kendini oluşturan, kendini var eden'dir.
Ezidilerin en önemli dini sembollerinden biri de Melek Tavus olarak bilinen Tavuskuşu Meleği'dir. Ezidiler günde 5 kez Melek Tavus'a dua ederler. Yaratılış anlatısında yer alan Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmalarında Melek Tavus'un Tanrıya söylediği "Sen Xuda'sın, Ben Ezda; Sen yaratansın ben mahlukat" sözleri ise topluluğun kendisini adlandırırken kullandığı "Ezidi" tanımının da kaynağını oluşturur. Zira "Ez" kürtçede "Ben" anlamına gelir, "da" ise az önce yazdığım gibi "vermek, yapmak, oluşturmak" anlamındadır. "Ezda" yaratılan, Var Edilen, Mahlukat anlamına gelir. Topluluk, Ezidi adıyla, kökenini ilk yaratılmış olan'a, Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmasına ve Adem'in ilk oğlu Seyyid Bin Car'a dayandırır.
Ezidilerin kutsal kitaplarıyla ilgili de önemli iddialar vardır. Mushaf-ı Reş/Mishava Reş (Kara Kitap) ve Kitab-ı Cilwe (Nurlar Kitabı) olarak bilinen iki kitabın tüm kopyalarının Osmanlı ordusunun, yerel Türkmen ve Kürt aşiretlerinin saldırıları sonrasında yakıldığı veya alındığı iddiası, ezidi topluluğu tarafından sıklıkla dile getirildiği gibi Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki mevcut birçok belgede bu soruna ilişkin yazışmalar görmek mümkündür. Halihazırda bir kitabın olmaması sebebiyle Ezidi topluluğu tüm dini ve kültürel anlatılarını sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarmaktadır. Böylece kaybolan kitapta yazılanları kendi zihinlerinde yaşatmayı tercih etmiş ve sonraki yıllarda da hiçbir şekilde bunu yazılı bir metin haline dönüştürmemişlerdir. En basit saha çalışmasında bile bunu görmek mümkünken birçok akademik çalışmada halen "Kara Kitap" ve "Nurlar Kitabı"nın kopyası olduğuna inanılan metinlere yer verilmekte ve bu kopyalarda yer alan tanımlar üzerine Ezidi topluluğunun dini ve kültürel tarihi değerlendirilmektedir.
Bir diğer önemli mesele ise Ezidilerin "kötülük Meleği"ne ya da "Şeytan"a taptığına ilişkin yaygın inanıştır. Genel geçer dini bilgiler etrafında şekillenen bu yanlış tanım, Ezidi topluluğunu anlama çabasında olmayıp onları herhangi bir şekilde tanımlama gayretinde olan gazetecilerin, araştırmacıları ve tarihçilerin ürünüdür. Tıpkı diğer tek tanrılı inançlar gibi Ezidiler de yerde ve gökte söz sahibi, kadir-i mutlak olan tek bir Tanrı'Ya inanır. Ezidilerin "Kötülük Meleği"ne taptığına ilişkin var olan inanışın esas kaynağı ise meleklerin -özellikle baş meleğin, isyancı melek de denilebilir- Tevrat, incil ve Kuran'da belirtilenin aksine özelliklere sahip olmasıdır. Tawusi Melek, Cebrail-i Emin olarak da bir çok Ezidi duasında geçen esas Melek, Ezidi inanışına göre dünyanın yaratıcısı değil yürütücüsüdür. O'na bu görev Tanrı'nın en sadık kulu olması sebebiyle bizzat Tanrı tarafından verilmiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, tüm doğanın ve meleklerin belirli özellikleri olduğu inancından yola çıkarak bazı simgeleri daha ön plana çıkarmışlardır. Bunlardan biri de Güneş'tir. Güneş'e tapılmaz. Güneş Ezidiler için kutsal bir figür olan Şeyh Şems'i temsil ettiği için ona dönülür. Genel yargı bu yöndedir.
Tarihin hiçbir döneminde devletleşememiş ve herhangi bir yerde egemenlik kuramamış bir topluluk olan ezidileri değerlendirirken genel bir "Ezidiler" başlığı atmadan önce geniş bir sayfa açmak gerekmektedir. Suriye, Irak, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Rusya,
Sibirya ve özellikle Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde ikamet eden toplam sayıları 1 milyonu geçmeyen Ezidilerin birbirinden farklı dillerde eğitim aldığı gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Daha kapalı bir alanda yaşadıkları dönemde bu sorunlarla karşılaşılmamıştı. Ama şimdi Sibirya'da yaşayan bir Ezidi ile Almanya'da yaşayan bir Ezidi için güneşe dönmek aynı manayı taşımamaktadır.
Yine de her nerede yaşarsa yaşasın - değişmez bir şekilde- her Ezidinin uyması gereken belirli kurallar vardır. imanın Şartları (Ferzén Heqiqete) ve Dinin Şartları (Ferzén Teriqete) olarak adlandırılan bu kurallar Ezidi toplumunu birleştiren en önemli unsurlardır. imanın şartları şunlardır: Her ezidi beş farzla imanına bağlıdır. Bu bağlılık her Ezidi'nin bir şeyh, pir,hoste, mirebbi, yar ve ahret kardeşi sahibi olması şartında vücut bulur. Dinin şartları ise dua etmek, oruç tutmak, Sekat vermek, Hacca gitmek (Irak, Laleş) Sünnet olmak ve Toke Ezi'dir. Fakat özellikle Avrupa ve Kafkaslarda yaşayan yeni kuşak Ezidiler için bu şartların düzenli bir şekilde uygulandığını söylemek mümkün değildir.
Sonuç olarak, ezidilerin birkaç yğzyıl önce Mardin'de, Diyarbakır'da, bir yüzyıl önce Halep'te ve bugün de Irak ta karşı karşıya kaldıkları vahşetin esas kaynağı onlar hakkında dillendirilen yanlış bilgilerdir. Bu topluluk hakkında değerlendirme yapmadan önce Ezidilerin nasıl bir tarihsel süreklilik içerisinde bu topraklara yayıldığını ve orada ne tür bir hayat yaşadıklarını bilmek gerekiyor.Kitapları yakılan, adları dahi yanlış bilinen bir topluluğun milyon kere yanlış bilinen inançları sebebiyle öldürülmesine zerre kadar şaşırmamış olmalıyız. Uygulanan katliamın hala yeterince engellenememesinde bu insanların inançlarının çok büyük bir etkisinin olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. (Amed Gökçen, # Tarih Dergisi Eylül, Sayı 4)
Ezidilerin en önemli dini sembollerinden biri de Melek Tavus olarak bilinen Tavuskuşu Meleği'dir. Ezidiler günde 5 kez Melek Tavus'a dua ederler. Yaratılış anlatısında yer alan Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmalarında Melek Tavus'un Tanrıya söylediği "Sen Xuda'sın, Ben Ezda; Sen yaratansın ben mahlukat" sözleri ise topluluğun kendisini adlandırırken kullandığı "Ezidi" tanımının da kaynağını oluşturur. Zira "Ez" kürtçede "Ben" anlamına gelir, "da" ise az önce yazdığım gibi "vermek, yapmak, oluşturmak" anlamındadır. "Ezda" yaratılan, Var Edilen, Mahlukat anlamına gelir. Topluluk, Ezidi adıyla, kökenini ilk yaratılmış olan'a, Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmasına ve Adem'in ilk oğlu Seyyid Bin Car'a dayandırır.
Ezidilerin kutsal kitaplarıyla ilgili de önemli iddialar vardır. Mushaf-ı Reş/Mishava Reş (Kara Kitap) ve Kitab-ı Cilwe (Nurlar Kitabı) olarak bilinen iki kitabın tüm kopyalarının Osmanlı ordusunun, yerel Türkmen ve Kürt aşiretlerinin saldırıları sonrasında yakıldığı veya alındığı iddiası, ezidi topluluğu tarafından sıklıkla dile getirildiği gibi Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki mevcut birçok belgede bu soruna ilişkin yazışmalar görmek mümkündür. Halihazırda bir kitabın olmaması sebebiyle Ezidi topluluğu tüm dini ve kültürel anlatılarını sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarmaktadır. Böylece kaybolan kitapta yazılanları kendi zihinlerinde yaşatmayı tercih etmiş ve sonraki yıllarda da hiçbir şekilde bunu yazılı bir metin haline dönüştürmemişlerdir. En basit saha çalışmasında bile bunu görmek mümkünken birçok akademik çalışmada halen "Kara Kitap" ve "Nurlar Kitabı"nın kopyası olduğuna inanılan metinlere yer verilmekte ve bu kopyalarda yer alan tanımlar üzerine Ezidi topluluğunun dini ve kültürel tarihi değerlendirilmektedir.
Bir diğer önemli mesele ise Ezidilerin "kötülük Meleği"ne ya da "Şeytan"a taptığına ilişkin yaygın inanıştır. Genel geçer dini bilgiler etrafında şekillenen bu yanlış tanım, Ezidi topluluğunu anlama çabasında olmayıp onları herhangi bir şekilde tanımlama gayretinde olan gazetecilerin, araştırmacıları ve tarihçilerin ürünüdür. Tıpkı diğer tek tanrılı inançlar gibi Ezidiler de yerde ve gökte söz sahibi, kadir-i mutlak olan tek bir Tanrı'Ya inanır. Ezidilerin "Kötülük Meleği"ne taptığına ilişkin var olan inanışın esas kaynağı ise meleklerin -özellikle baş meleğin, isyancı melek de denilebilir- Tevrat, incil ve Kuran'da belirtilenin aksine özelliklere sahip olmasıdır. Tawusi Melek, Cebrail-i Emin olarak da bir çok Ezidi duasında geçen esas Melek, Ezidi inanışına göre dünyanın yaratıcısı değil yürütücüsüdür. O'na bu görev Tanrı'nın en sadık kulu olması sebebiyle bizzat Tanrı tarafından verilmiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, tüm doğanın ve meleklerin belirli özellikleri olduğu inancından yola çıkarak bazı simgeleri daha ön plana çıkarmışlardır. Bunlardan biri de Güneş'tir. Güneş'e tapılmaz. Güneş Ezidiler için kutsal bir figür olan Şeyh Şems'i temsil ettiği için ona dönülür. Genel yargı bu yöndedir.
Tarihin hiçbir döneminde devletleşememiş ve herhangi bir yerde egemenlik kuramamış bir topluluk olan ezidileri değerlendirirken genel bir "Ezidiler" başlığı atmadan önce geniş bir sayfa açmak gerekmektedir. Suriye, Irak, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Rusya,
Sibirya ve özellikle Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde ikamet eden toplam sayıları 1 milyonu geçmeyen Ezidilerin birbirinden farklı dillerde eğitim aldığı gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Daha kapalı bir alanda yaşadıkları dönemde bu sorunlarla karşılaşılmamıştı. Ama şimdi Sibirya'da yaşayan bir Ezidi ile Almanya'da yaşayan bir Ezidi için güneşe dönmek aynı manayı taşımamaktadır.
Yine de her nerede yaşarsa yaşasın - değişmez bir şekilde- her Ezidinin uyması gereken belirli kurallar vardır. imanın Şartları (Ferzén Heqiqete) ve Dinin Şartları (Ferzén Teriqete) olarak adlandırılan bu kurallar Ezidi toplumunu birleştiren en önemli unsurlardır. imanın şartları şunlardır: Her ezidi beş farzla imanına bağlıdır. Bu bağlılık her Ezidi'nin bir şeyh, pir,hoste, mirebbi, yar ve ahret kardeşi sahibi olması şartında vücut bulur. Dinin şartları ise dua etmek, oruç tutmak, Sekat vermek, Hacca gitmek (Irak, Laleş) Sünnet olmak ve Toke Ezi'dir. Fakat özellikle Avrupa ve Kafkaslarda yaşayan yeni kuşak Ezidiler için bu şartların düzenli bir şekilde uygulandığını söylemek mümkün değildir.
Sonuç olarak, ezidilerin birkaç yğzyıl önce Mardin'de, Diyarbakır'da, bir yüzyıl önce Halep'te ve bugün de Irak ta karşı karşıya kaldıkları vahşetin esas kaynağı onlar hakkında dillendirilen yanlış bilgilerdir. Bu topluluk hakkında değerlendirme yapmadan önce Ezidilerin nasıl bir tarihsel süreklilik içerisinde bu topraklara yayıldığını ve orada ne tür bir hayat yaşadıklarını bilmek gerekiyor.Kitapları yakılan, adları dahi yanlış bilinen bir topluluğun milyon kere yanlış bilinen inançları sebebiyle öldürülmesine zerre kadar şaşırmamış olmalıyız. Uygulanan katliamın hala yeterince engellenememesinde bu insanların inançlarının çok büyük bir etkisinin olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. (Amed Gökçen, # Tarih Dergisi Eylül, Sayı 4)
güncel Önemli Başlıklar