bugün
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba10
- bu devirde2
- gece gece kokoreç gömmek9
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar5
- 31 aralık 20263
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı10
- evliya çelebi'nin hiç evlenmemesi6
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu4
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
- bez bebek nana ne yapıyor sorusu2
- coskuyla sabunlanan pipi7
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler9
- bu devirde evlenmek2
- yanlışlıkla pasif olmak3
- evlenmek istememek ama yalnızlıktan da sıkılmak2
- türkiye şahlanıyor2
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği11
- ayda yılda bir gelip sözlüğe sallayıp giden tip2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- nervio18
- bik bik 219
- ölümden sonra hayatın varlığı sorunsalı8
- izmir den brisbane'a otostopla gitmek6
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı4
- kpss ön lisans 70 puan mealinin yorumu3
- tarikat şeyhleri2
- galatasaray ın 4 nala şampiyonluğa koşması3
- engineer28'e bırak bu ayakları demek4
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması2
- israil de arapların seçim dengelerini değiştirmesi2
- street fighter4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı12
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- ücretsiz kargo sınırı için sepet şişirme2
- teomancalmasur23
- anın görüntüsü18
- ayak yalarken aniden gelen ben ne yapıyorum hissi2
- ne bikbikmiş beee4
- kol saati8
- nick istemeyen adam ile engineer283
- 1800 ler sibirya da kış gecesi3
- tüm akrabalara haddini bildirmek4
- akın gürlek4
- reyon görevlisi2
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- türk solu16
- herzevekil13
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek7
- yazılımcıların flört edememesi10
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
Ezidiler kendilerini Êzidi,Ezdî dinlerini ise Ezdiyati veya Ezditi olarak adlandırır. Bu tanımlamanın birçok araştırmacı için bir manası olmasa da topluluğun en önemli mitolojik anlatılarının başında gelen "Dünyanın Yaratılışı"nda bu tanımlamaların nasıl ve nerede ortaya çıktığına dair hatırı sayılır ipuçları verilmektedir. "Dünyanın Yaratılışı"nda ve tüm dini ve kültürel anlatılarda Tanrı "Xuda" olarak adlanddırılmaktadır. "Xu" Kürtçede "kendi" anlamına gelir; "da" ise vermek, yapmak, oluşturmak anlamıyla eştir. Dolayısıyla Kürtçe anlamıyla Tanrı kendini yaratan, kendini oluşturan, kendini var eden'dir.
Ezidilerin en önemli dini sembollerinden biri de Melek Tavus olarak bilinen Tavuskuşu Meleği'dir. Ezidiler günde 5 kez Melek Tavus'a dua ederler. Yaratılış anlatısında yer alan Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmalarında Melek Tavus'un Tanrıya söylediği "Sen Xuda'sın, Ben Ezda; Sen yaratansın ben mahlukat" sözleri ise topluluğun kendisini adlandırırken kullandığı "Ezidi" tanımının da kaynağını oluşturur. Zira "Ez" kürtçede "Ben" anlamına gelir, "da" ise az önce yazdığım gibi "vermek, yapmak, oluşturmak" anlamındadır. "Ezda" yaratılan, Var Edilen, Mahlukat anlamına gelir. Topluluk, Ezidi adıyla, kökenini ilk yaratılmış olan'a, Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmasına ve Adem'in ilk oğlu Seyyid Bin Car'a dayandırır.
Ezidilerin kutsal kitaplarıyla ilgili de önemli iddialar vardır. Mushaf-ı Reş/Mishava Reş (Kara Kitap) ve Kitab-ı Cilwe (Nurlar Kitabı) olarak bilinen iki kitabın tüm kopyalarının Osmanlı ordusunun, yerel Türkmen ve Kürt aşiretlerinin saldırıları sonrasında yakıldığı veya alındığı iddiası, ezidi topluluğu tarafından sıklıkla dile getirildiği gibi Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki mevcut birçok belgede bu soruna ilişkin yazışmalar görmek mümkündür. Halihazırda bir kitabın olmaması sebebiyle Ezidi topluluğu tüm dini ve kültürel anlatılarını sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarmaktadır. Böylece kaybolan kitapta yazılanları kendi zihinlerinde yaşatmayı tercih etmiş ve sonraki yıllarda da hiçbir şekilde bunu yazılı bir metin haline dönüştürmemişlerdir. En basit saha çalışmasında bile bunu görmek mümkünken birçok akademik çalışmada halen "Kara Kitap" ve "Nurlar Kitabı"nın kopyası olduğuna inanılan metinlere yer verilmekte ve bu kopyalarda yer alan tanımlar üzerine Ezidi topluluğunun dini ve kültürel tarihi değerlendirilmektedir.
Bir diğer önemli mesele ise Ezidilerin "kötülük Meleği"ne ya da "Şeytan"a taptığına ilişkin yaygın inanıştır. Genel geçer dini bilgiler etrafında şekillenen bu yanlış tanım, Ezidi topluluğunu anlama çabasında olmayıp onları herhangi bir şekilde tanımlama gayretinde olan gazetecilerin, araştırmacıları ve tarihçilerin ürünüdür. Tıpkı diğer tek tanrılı inançlar gibi Ezidiler de yerde ve gökte söz sahibi, kadir-i mutlak olan tek bir Tanrı'Ya inanır. Ezidilerin "Kötülük Meleği"ne taptığına ilişkin var olan inanışın esas kaynağı ise meleklerin -özellikle baş meleğin, isyancı melek de denilebilir- Tevrat, incil ve Kuran'da belirtilenin aksine özelliklere sahip olmasıdır. Tawusi Melek, Cebrail-i Emin olarak da bir çok Ezidi duasında geçen esas Melek, Ezidi inanışına göre dünyanın yaratıcısı değil yürütücüsüdür. O'na bu görev Tanrı'nın en sadık kulu olması sebebiyle bizzat Tanrı tarafından verilmiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, tüm doğanın ve meleklerin belirli özellikleri olduğu inancından yola çıkarak bazı simgeleri daha ön plana çıkarmışlardır. Bunlardan biri de Güneş'tir. Güneş'e tapılmaz. Güneş Ezidiler için kutsal bir figür olan Şeyh Şems'i temsil ettiği için ona dönülür. Genel yargı bu yöndedir.
Tarihin hiçbir döneminde devletleşememiş ve herhangi bir yerde egemenlik kuramamış bir topluluk olan ezidileri değerlendirirken genel bir "Ezidiler" başlığı atmadan önce geniş bir sayfa açmak gerekmektedir. Suriye, Irak, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Rusya,
Sibirya ve özellikle Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde ikamet eden toplam sayıları 1 milyonu geçmeyen Ezidilerin birbirinden farklı dillerde eğitim aldığı gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Daha kapalı bir alanda yaşadıkları dönemde bu sorunlarla karşılaşılmamıştı. Ama şimdi Sibirya'da yaşayan bir Ezidi ile Almanya'da yaşayan bir Ezidi için güneşe dönmek aynı manayı taşımamaktadır.
Yine de her nerede yaşarsa yaşasın - değişmez bir şekilde- her Ezidinin uyması gereken belirli kurallar vardır. imanın Şartları (Ferzén Heqiqete) ve Dinin Şartları (Ferzén Teriqete) olarak adlandırılan bu kurallar Ezidi toplumunu birleştiren en önemli unsurlardır. imanın şartları şunlardır: Her ezidi beş farzla imanına bağlıdır. Bu bağlılık her Ezidi'nin bir şeyh, pir,hoste, mirebbi, yar ve ahret kardeşi sahibi olması şartında vücut bulur. Dinin şartları ise dua etmek, oruç tutmak, Sekat vermek, Hacca gitmek (Irak, Laleş) Sünnet olmak ve Toke Ezi'dir. Fakat özellikle Avrupa ve Kafkaslarda yaşayan yeni kuşak Ezidiler için bu şartların düzenli bir şekilde uygulandığını söylemek mümkün değildir.
Sonuç olarak, ezidilerin birkaç yğzyıl önce Mardin'de, Diyarbakır'da, bir yüzyıl önce Halep'te ve bugün de Irak ta karşı karşıya kaldıkları vahşetin esas kaynağı onlar hakkında dillendirilen yanlış bilgilerdir. Bu topluluk hakkında değerlendirme yapmadan önce Ezidilerin nasıl bir tarihsel süreklilik içerisinde bu topraklara yayıldığını ve orada ne tür bir hayat yaşadıklarını bilmek gerekiyor.Kitapları yakılan, adları dahi yanlış bilinen bir topluluğun milyon kere yanlış bilinen inançları sebebiyle öldürülmesine zerre kadar şaşırmamış olmalıyız. Uygulanan katliamın hala yeterince engellenememesinde bu insanların inançlarının çok büyük bir etkisinin olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. (Amed Gökçen, # Tarih Dergisi Eylül, Sayı 4)
Ezidilerin en önemli dini sembollerinden biri de Melek Tavus olarak bilinen Tavuskuşu Meleği'dir. Ezidiler günde 5 kez Melek Tavus'a dua ederler. Yaratılış anlatısında yer alan Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmalarında Melek Tavus'un Tanrıya söylediği "Sen Xuda'sın, Ben Ezda; Sen yaratansın ben mahlukat" sözleri ise topluluğun kendisini adlandırırken kullandığı "Ezidi" tanımının da kaynağını oluşturur. Zira "Ez" kürtçede "Ben" anlamına gelir, "da" ise az önce yazdığım gibi "vermek, yapmak, oluşturmak" anlamındadır. "Ezda" yaratılan, Var Edilen, Mahlukat anlamına gelir. Topluluk, Ezidi adıyla, kökenini ilk yaratılmış olan'a, Tanrı ve Melek Tavus'un üçüncü karşılaşmasına ve Adem'in ilk oğlu Seyyid Bin Car'a dayandırır.
Ezidilerin kutsal kitaplarıyla ilgili de önemli iddialar vardır. Mushaf-ı Reş/Mishava Reş (Kara Kitap) ve Kitab-ı Cilwe (Nurlar Kitabı) olarak bilinen iki kitabın tüm kopyalarının Osmanlı ordusunun, yerel Türkmen ve Kürt aşiretlerinin saldırıları sonrasında yakıldığı veya alındığı iddiası, ezidi topluluğu tarafından sıklıkla dile getirildiği gibi Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki mevcut birçok belgede bu soruna ilişkin yazışmalar görmek mümkündür. Halihazırda bir kitabın olmaması sebebiyle Ezidi topluluğu tüm dini ve kültürel anlatılarını sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarmaktadır. Böylece kaybolan kitapta yazılanları kendi zihinlerinde yaşatmayı tercih etmiş ve sonraki yıllarda da hiçbir şekilde bunu yazılı bir metin haline dönüştürmemişlerdir. En basit saha çalışmasında bile bunu görmek mümkünken birçok akademik çalışmada halen "Kara Kitap" ve "Nurlar Kitabı"nın kopyası olduğuna inanılan metinlere yer verilmekte ve bu kopyalarda yer alan tanımlar üzerine Ezidi topluluğunun dini ve kültürel tarihi değerlendirilmektedir.
Bir diğer önemli mesele ise Ezidilerin "kötülük Meleği"ne ya da "Şeytan"a taptığına ilişkin yaygın inanıştır. Genel geçer dini bilgiler etrafında şekillenen bu yanlış tanım, Ezidi topluluğunu anlama çabasında olmayıp onları herhangi bir şekilde tanımlama gayretinde olan gazetecilerin, araştırmacıları ve tarihçilerin ürünüdür. Tıpkı diğer tek tanrılı inançlar gibi Ezidiler de yerde ve gökte söz sahibi, kadir-i mutlak olan tek bir Tanrı'Ya inanır. Ezidilerin "Kötülük Meleği"ne taptığına ilişkin var olan inanışın esas kaynağı ise meleklerin -özellikle baş meleğin, isyancı melek de denilebilir- Tevrat, incil ve Kuran'da belirtilenin aksine özelliklere sahip olmasıdır. Tawusi Melek, Cebrail-i Emin olarak da bir çok Ezidi duasında geçen esas Melek, Ezidi inanışına göre dünyanın yaratıcısı değil yürütücüsüdür. O'na bu görev Tanrı'nın en sadık kulu olması sebebiyle bizzat Tanrı tarafından verilmiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, tüm doğanın ve meleklerin belirli özellikleri olduğu inancından yola çıkarak bazı simgeleri daha ön plana çıkarmışlardır. Bunlardan biri de Güneş'tir. Güneş'e tapılmaz. Güneş Ezidiler için kutsal bir figür olan Şeyh Şems'i temsil ettiği için ona dönülür. Genel yargı bu yöndedir.
Tarihin hiçbir döneminde devletleşememiş ve herhangi bir yerde egemenlik kuramamış bir topluluk olan ezidileri değerlendirirken genel bir "Ezidiler" başlığı atmadan önce geniş bir sayfa açmak gerekmektedir. Suriye, Irak, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Rusya,
Sibirya ve özellikle Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde ikamet eden toplam sayıları 1 milyonu geçmeyen Ezidilerin birbirinden farklı dillerde eğitim aldığı gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Daha kapalı bir alanda yaşadıkları dönemde bu sorunlarla karşılaşılmamıştı. Ama şimdi Sibirya'da yaşayan bir Ezidi ile Almanya'da yaşayan bir Ezidi için güneşe dönmek aynı manayı taşımamaktadır.
Yine de her nerede yaşarsa yaşasın - değişmez bir şekilde- her Ezidinin uyması gereken belirli kurallar vardır. imanın Şartları (Ferzén Heqiqete) ve Dinin Şartları (Ferzén Teriqete) olarak adlandırılan bu kurallar Ezidi toplumunu birleştiren en önemli unsurlardır. imanın şartları şunlardır: Her ezidi beş farzla imanına bağlıdır. Bu bağlılık her Ezidi'nin bir şeyh, pir,hoste, mirebbi, yar ve ahret kardeşi sahibi olması şartında vücut bulur. Dinin şartları ise dua etmek, oruç tutmak, Sekat vermek, Hacca gitmek (Irak, Laleş) Sünnet olmak ve Toke Ezi'dir. Fakat özellikle Avrupa ve Kafkaslarda yaşayan yeni kuşak Ezidiler için bu şartların düzenli bir şekilde uygulandığını söylemek mümkün değildir.
Sonuç olarak, ezidilerin birkaç yğzyıl önce Mardin'de, Diyarbakır'da, bir yüzyıl önce Halep'te ve bugün de Irak ta karşı karşıya kaldıkları vahşetin esas kaynağı onlar hakkında dillendirilen yanlış bilgilerdir. Bu topluluk hakkında değerlendirme yapmadan önce Ezidilerin nasıl bir tarihsel süreklilik içerisinde bu topraklara yayıldığını ve orada ne tür bir hayat yaşadıklarını bilmek gerekiyor.Kitapları yakılan, adları dahi yanlış bilinen bir topluluğun milyon kere yanlış bilinen inançları sebebiyle öldürülmesine zerre kadar şaşırmamış olmalıyız. Uygulanan katliamın hala yeterince engellenememesinde bu insanların inançlarının çok büyük bir etkisinin olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. (Amed Gökçen, # Tarih Dergisi Eylül, Sayı 4)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar