bugün
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- irmik helvası6
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız5
- karımla evlendiğime bin pişmanım5
- en son aldığınız iltifat4
- çay koymak mı katmak mı7
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- arkadaşlar beni özlediniz mi6
- arkadaşlar ben saksı değilim5
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- balıkesir denince akla ilk gelenler8
- yürüyüş meksika açmazı kahve2
- amfetamin2
- kezo osuruğu3
- amerika iran savaşı3
- misafirliğe gitmek iyi değildir3
- tarımdan paradoksa evrim3
- göbek eritme taktikleri3
- aylık 353 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak11
- çay katüüm mü daayı3
- ülke whatsapp grubu kurmak3
- sadece sarışın erkek yazarları takip etmem3
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak5
- ciguli kral4
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması10
- hindistanlı kızlar5
- cehaletln cazibesi11
- büyük aşklar yolculuklarla başlar2
- bulgar ötv si2
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi6
- ben geldim bıldırcın yumurtaları2
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- uludagsozluk33
- mony tontana3
- daveigh chase2
- güne bir şarkı bırak15
- gazete arşivi3
- 19 haziran 2026 kanada katar maçı2
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- nato zirvesi2
- allah atatürk ten razı olsun4
- çok eski erkek arkadaş gurubu2
- görükle2
- en güzel kahve2
- eş değiştirme nedeniyle travma yaşayan kadın3
- buz gibi süt içmek3
- pandela4
- ciddi ciddi uludağsözlükte aktif olmak3
sadece ekonomi konusundaki bilgisiyle değil Türk-amerikan ilişkilerinin 50 yılı aşkın tarihi ve Türkiye üzerinde oynadığı oyunu bugünkü vatan gazetesindeki yazısında çok net bir şekilde analiz etmiş değeri henüz anlaşılamamış köşe yazarı..
--spoiler--
Türk halkına çağrı
Başbakan 16 şehit verdiğimiz bir önceki saldırı sonrası "Başkan Bush ile görüşeceğim, sonuç alacağımı umuyorum" açıklamasını yaptı...
Şimdi ne diyecek; "yine çıkıp bekleyin Başkanla mı konuşayım" diyecek...
Sevgili dostlar, israil'in iki askeri kaçırıldıktan sonra Lübnan topraklarında yaptığı operasyonu hatırlıyor musunuz ? Bu sabah aklıma şu soru geliyor; biz neden aynı şeyi yapamıyoruz?
Denklemin bütününe soğukkanlı bir şekilde bakınca 'neden yapamadığımız' aslında çok açık; Türkiye, 1946 devalüasyon sürecinden bugüne Ortadoğu bölgesinde ABD politikaları harici tek bir adım dahi atamadı, atamıyor... Türkiye, 1980 sonrası teslim alınma sürecine giriyor, 1997-2007 arasında ise emperyal güçlerin, ekonomik-siyasi-askeri-finansal anlamda esiri oluyor...
işte esaretimizin gelişme süreci...
- 1946 devalüasyonu ile Türkiye ekonomik olarak değişen dünya şartlarında ABD etkisine daha fazla girmeye başladı. SSCB'nin yayılmasını önleme amacında olan ABD Truman Doktrini çerçevesinde 1947 yılında Türkiye'ye 100 milyon dolar yardım kararı aldı. Gelişme içeride büyük tepki doğururken 1946 devalüasyon sürecinin de başbakanı olan Recep Peker yaptığı konuşmalarda Türkiye'nin kalkınmasını ABD'ye dayandırması gerektiğine dair mesajlar verdi...
- Truman Doktrini'ni Marshall Planı takip etti. Haziran 1947'de Marshall Planı açıklandı ve planı kabul eden ülkeler program dahiline alındılar. Bu noktada bir yorum yapmamda yarar va; Türk kamuoyunda bu yardımın ABD'nin Türkiye'ye ne kadar önem verdiğini göstermek için bize özel şekilde yapıldığına dair yorumlar var, bunlar kesinlikle doğru değil. Bu plan dahilinde en az yardım alan ülkelerden biri Türkiye'dir.
- Marshall Planı çerçevesinde Türkiye'ye yapılan telkin, çok ilginçtir ki 1978 Dünya Bankası raporu ile büyük benzerlik gösteriyor; ikisinde de 'Türkiye sanayi ülkesi olmamalı' ifadesi açık ve net...
- NATO olarak bildiğimiz yapının 1948 yılında temeli atılırken, Türk kamuoyundaki genel görüşün aksine, ABD, ingiltere ve Fransa, Türkiye'nin 'dışarıda kalması' fikrini savundular. Türkiye'ye Kuzey Atlantik temelli bir oluşum olduğu söylenirken italya ve Fransa’nın Afrika topraklarının da kapsama alanı içine alınması Türkiye'nin istenmediğini net olarak gösterdi. Türkiye NATO'ya ancak Kore Savaşı ve sonrasında artan SSCB tehdidi ile 1951 yılında dahil olabildi. Bu dahil oluş ABD'nin Türkiye üzerindeki askeri ve ekonomik kontrolünü artırırken, içeride olduğundan fazla algılanan bir Sovyet tehdidi oluşmaya başladı...
- ABD 1954 yılından itibaren Türkiye'nin talebi olan 300 milyon dolar üzerinde bir yardım paketini onaylamazken Türkiye'ye sürekli devalüasyon baskısında bulundu. Bu süreçte SSCB'den gelen 'ekonomik kalkınma odaklı' yardım talepleri ABD isteğiyle geri çevrildi. Türkiye, istenen devalüasyonu yapıp topraklarında füze konuşlanması dahil her türlü izni ABD'ye vermesine rağmen yalnızca 30 milyon dolar alabildi. Bütün bunlar olurken bugün israil'in yaptığı Lübnan operasyonunun ilk versiyonunu gerçekleştiren ABD askerleri Türkiye'deki üsleri kullandılar...
- 1960'lara yaklaşırken ABD'ne teslimiyet politikasının iflas ettiğini anlayan Başbakan Adnan Menderes, 1960 yazında Rusya'ya resmi bir ziyaret için gerekli randevuları aldı ama Başbakanlığı'nın süresi bu ziyarete yalnızca 40 gün kala askeri bir darbeyle bitti...
- 1997 yılında Başkan Clinton, Yeni bir yüzyıl için ulusal strateji belgesini açıklıyor. Şu cümleye lütfen dikkat; "Petrol rezervi ile Hazar Denizi bölgesi, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kafkasya, iran, Kuzey Irak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu. Bu bölge dünyanın artan enerji ihtiyacını karşılamada, önemli bir adaydır. Kendi kaynaklarımız tükeneceğinden bu bölgedeki kaynaklara ulaşmak, ABD'nin yaşamsal çıkarlarından biridir" ...Bu belge sonrası Türkiye'nin "bölgeye hakim olma" anlamında esir alınma süreci hızlanıyor ve "Kriz, Derviş programı, IMF, Avrupa Birliği" gibi kavramlar altında Türk Devletinin "refleksleri" yok ediliyor...
Sonuç: Dünkü hain saldırı "canımızı yaktı". Yaktı ama bir gerçeği de unutmayalım; bu çok uzun bir sürecin "sonuçlarından" sadece bir bölümü. Yapmamız gereken tek bir şey var; saldırı sadece "terörist" değil; bu sadece "ucu" ... Saldırı "varlığımıza" yönelik...Lütfen; artık uyanalım.
--spoiler--
--spoiler--
Türk halkına çağrı
Başbakan 16 şehit verdiğimiz bir önceki saldırı sonrası "Başkan Bush ile görüşeceğim, sonuç alacağımı umuyorum" açıklamasını yaptı...
Şimdi ne diyecek; "yine çıkıp bekleyin Başkanla mı konuşayım" diyecek...
Sevgili dostlar, israil'in iki askeri kaçırıldıktan sonra Lübnan topraklarında yaptığı operasyonu hatırlıyor musunuz ? Bu sabah aklıma şu soru geliyor; biz neden aynı şeyi yapamıyoruz?
Denklemin bütününe soğukkanlı bir şekilde bakınca 'neden yapamadığımız' aslında çok açık; Türkiye, 1946 devalüasyon sürecinden bugüne Ortadoğu bölgesinde ABD politikaları harici tek bir adım dahi atamadı, atamıyor... Türkiye, 1980 sonrası teslim alınma sürecine giriyor, 1997-2007 arasında ise emperyal güçlerin, ekonomik-siyasi-askeri-finansal anlamda esiri oluyor...
işte esaretimizin gelişme süreci...
- 1946 devalüasyonu ile Türkiye ekonomik olarak değişen dünya şartlarında ABD etkisine daha fazla girmeye başladı. SSCB'nin yayılmasını önleme amacında olan ABD Truman Doktrini çerçevesinde 1947 yılında Türkiye'ye 100 milyon dolar yardım kararı aldı. Gelişme içeride büyük tepki doğururken 1946 devalüasyon sürecinin de başbakanı olan Recep Peker yaptığı konuşmalarda Türkiye'nin kalkınmasını ABD'ye dayandırması gerektiğine dair mesajlar verdi...
- Truman Doktrini'ni Marshall Planı takip etti. Haziran 1947'de Marshall Planı açıklandı ve planı kabul eden ülkeler program dahiline alındılar. Bu noktada bir yorum yapmamda yarar va; Türk kamuoyunda bu yardımın ABD'nin Türkiye'ye ne kadar önem verdiğini göstermek için bize özel şekilde yapıldığına dair yorumlar var, bunlar kesinlikle doğru değil. Bu plan dahilinde en az yardım alan ülkelerden biri Türkiye'dir.
- Marshall Planı çerçevesinde Türkiye'ye yapılan telkin, çok ilginçtir ki 1978 Dünya Bankası raporu ile büyük benzerlik gösteriyor; ikisinde de 'Türkiye sanayi ülkesi olmamalı' ifadesi açık ve net...
- NATO olarak bildiğimiz yapının 1948 yılında temeli atılırken, Türk kamuoyundaki genel görüşün aksine, ABD, ingiltere ve Fransa, Türkiye'nin 'dışarıda kalması' fikrini savundular. Türkiye'ye Kuzey Atlantik temelli bir oluşum olduğu söylenirken italya ve Fransa’nın Afrika topraklarının da kapsama alanı içine alınması Türkiye'nin istenmediğini net olarak gösterdi. Türkiye NATO'ya ancak Kore Savaşı ve sonrasında artan SSCB tehdidi ile 1951 yılında dahil olabildi. Bu dahil oluş ABD'nin Türkiye üzerindeki askeri ve ekonomik kontrolünü artırırken, içeride olduğundan fazla algılanan bir Sovyet tehdidi oluşmaya başladı...
- ABD 1954 yılından itibaren Türkiye'nin talebi olan 300 milyon dolar üzerinde bir yardım paketini onaylamazken Türkiye'ye sürekli devalüasyon baskısında bulundu. Bu süreçte SSCB'den gelen 'ekonomik kalkınma odaklı' yardım talepleri ABD isteğiyle geri çevrildi. Türkiye, istenen devalüasyonu yapıp topraklarında füze konuşlanması dahil her türlü izni ABD'ye vermesine rağmen yalnızca 30 milyon dolar alabildi. Bütün bunlar olurken bugün israil'in yaptığı Lübnan operasyonunun ilk versiyonunu gerçekleştiren ABD askerleri Türkiye'deki üsleri kullandılar...
- 1960'lara yaklaşırken ABD'ne teslimiyet politikasının iflas ettiğini anlayan Başbakan Adnan Menderes, 1960 yazında Rusya'ya resmi bir ziyaret için gerekli randevuları aldı ama Başbakanlığı'nın süresi bu ziyarete yalnızca 40 gün kala askeri bir darbeyle bitti...
- 1997 yılında Başkan Clinton, Yeni bir yüzyıl için ulusal strateji belgesini açıklıyor. Şu cümleye lütfen dikkat; "Petrol rezervi ile Hazar Denizi bölgesi, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kafkasya, iran, Kuzey Irak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu. Bu bölge dünyanın artan enerji ihtiyacını karşılamada, önemli bir adaydır. Kendi kaynaklarımız tükeneceğinden bu bölgedeki kaynaklara ulaşmak, ABD'nin yaşamsal çıkarlarından biridir" ...Bu belge sonrası Türkiye'nin "bölgeye hakim olma" anlamında esir alınma süreci hızlanıyor ve "Kriz, Derviş programı, IMF, Avrupa Birliği" gibi kavramlar altında Türk Devletinin "refleksleri" yok ediliyor...
Sonuç: Dünkü hain saldırı "canımızı yaktı". Yaktı ama bir gerçeği de unutmayalım; bu çok uzun bir sürecin "sonuçlarından" sadece bir bölümü. Yapmamız gereken tek bir şey var; saldırı sadece "terörist" değil; bu sadece "ucu" ... Saldırı "varlığımıza" yönelik...Lütfen; artık uyanalım.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar