bugün
- 18 temmuz 2026 malatya depremi3
- maruf güneş2
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- en çok sevdiğiniz yazar19
- 1 2 puretech3
- oğlak burcu kadını11
- kişinin büyüdüğünü anladığı an2
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- gececi tayfa kezosu10
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- yalnız yaşayan kadın karizması7
- sözlük yazarlarının numaraları12
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- gocu29
- kızlar gelin gofret yiyelim6
- hayatın güzel olması8
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- sigara içsem mi lan eşiği7
- ikizler burcu ve bipolar adam5
- kendi ağzına vermek11
- bir gün öleceğini unutmak7
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek6
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti2
- haluk levent18
- hıyar yetiştiren sözlük yazarları5
- 35 yaşında evlenmemiş erkek15
- insan olmaya çeyrek kala5
- chatgpt ile sohbet etmek5
- bana 1 hafta süre ver diyen partner4
- mehmet özdağ'ın chp'ye geçmesi2
- yüzbin lira giren ev4
- kuzey kıbrısta asgari ücretin 61 bin 677 olması8
- bir erkeğin unutamadığı kadın olmak4
- coca cola'nın asidinin düşürülmesi5
- japonya nın teröristleri idam etmesi2
- yılmaz güney abi2
- türkiye de idam cezasının olması2
- ne güzel sözlük saçmala dur4
- tanrı yok21
- raif efendi'nin resim yeteneği4
- borç verebilecek yazarlar listesi5
- kadın cinayetlerinin abartılması6
- 20 senedir aynı telefon numarasını kullanan insan8
- canımın sucuklu tost çekmesi9
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması13
- alkolün faydaları4
- arkadaşlar kek yaptım9
- duygularla hareket etmek vs mantıkla hareket etmek4
- kadınların zeki erkek takıntısı3
- hoşlanılan erkeğin soru eklerini birleşik yazması4
KURAN'DA BAŞI KAPAMAK GEÇMiYOR. Ayrıca kuran'da tesettür kelimesi de yoktur.
-alıntıdır-
Kuran'ı incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, islamın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar:
1)24 Nur Suresi 31
Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah'a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki 'hımar' kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eğer 'hımar' kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi 'hımarürres' gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece 'res' kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan 'hımar' ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı 'res' ile vurgulanır.
Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça
yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen 'cuub' kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa'nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) Hımar kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran'a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak ''felyedribne'' fiilini ''salsınlar'' diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan ''başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar'' şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde ''darabe'' kökünden türeyen ''felyedribne'' fiili ''salsınlar'' manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran'da salsınlar, indirsinler manasında ''felyüdnine'' kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi ''felyedribne'' fiili yerine ''felyüdnine'' fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran'daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.
2)33 Ahzab Suresi 59
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle cilbablarını(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur.
Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime''cilbab''dır. ''Cilbab'' Arapça'da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir şekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasına gelmez.
Gelenekçi islamcıların kimisi kadının yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz olduğunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü dışındaki her yerini örtmesinin farz olduğunu, en ılımlıları ise yüz, eller ve ayaklar dışında her yerini örtmesinin farz olduğunu savunurlar. Oysa kadınların kapanmasıyla ilgili dinin tek kaynağı olan Kuran'da açıklananlar bu iki ayetle sınırlıdır. Yani kadınların başını örtmesi, peçe giymesi ve diğer anlatılan sınırlar Kuran'ın değil geleneklerin ve şahsi görüşlerin dine sokulmasının sonucudur. Eğer Allah böyle katı sınırlar çizmek isteseydi, bir ayette ''Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz dışında her yerinizi örtün'' şeklinde bir sınırla kapanmanın sınırlarını çizebilirdi.
Örneğin abdest ile ilgili ayette Allah, yıkanacak yerleri tek tek saymış ve ''Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın'' gibi ifadelerle kesin sınırları koymuştur. Eğer Allah kapanmada da kesin sınırlar koymak isteseydi, bunu en azından bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmiş kavimlerin başına gelenleri bile detaylarıyla anlatan Kuran, her şeyi açıkladığını kendisi söyleyen Kuran, eğer kapanmada sınırları belirlenmiş bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açıklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin? Bu açıklamanın olmaması, haşa Allah'ın unutmuş olmasından değil, bilakis bu tarzda kesin bir sınır koymak istememesindendir.
-alıntıdır-
Kuran'ı incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, islamın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar:
1)24 Nur Suresi 31
Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah'a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki 'hımar' kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eğer 'hımar' kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi 'hımarürres' gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece 'res' kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan 'hımar' ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı 'res' ile vurgulanır.
Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça
yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen 'cuub' kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa'nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) Hımar kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran'a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak ''felyedribne'' fiilini ''salsınlar'' diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan ''başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar'' şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde ''darabe'' kökünden türeyen ''felyedribne'' fiili ''salsınlar'' manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran'da salsınlar, indirsinler manasında ''felyüdnine'' kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi ''felyedribne'' fiili yerine ''felyüdnine'' fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran'daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.
2)33 Ahzab Suresi 59
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle cilbablarını(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur.
Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime''cilbab''dır. ''Cilbab'' Arapça'da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir şekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasına gelmez.
Gelenekçi islamcıların kimisi kadının yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz olduğunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü dışındaki her yerini örtmesinin farz olduğunu, en ılımlıları ise yüz, eller ve ayaklar dışında her yerini örtmesinin farz olduğunu savunurlar. Oysa kadınların kapanmasıyla ilgili dinin tek kaynağı olan Kuran'da açıklananlar bu iki ayetle sınırlıdır. Yani kadınların başını örtmesi, peçe giymesi ve diğer anlatılan sınırlar Kuran'ın değil geleneklerin ve şahsi görüşlerin dine sokulmasının sonucudur. Eğer Allah böyle katı sınırlar çizmek isteseydi, bir ayette ''Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz dışında her yerinizi örtün'' şeklinde bir sınırla kapanmanın sınırlarını çizebilirdi.
Örneğin abdest ile ilgili ayette Allah, yıkanacak yerleri tek tek saymış ve ''Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın'' gibi ifadelerle kesin sınırları koymuştur. Eğer Allah kapanmada da kesin sınırlar koymak isteseydi, bunu en azından bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmiş kavimlerin başına gelenleri bile detaylarıyla anlatan Kuran, her şeyi açıkladığını kendisi söyleyen Kuran, eğer kapanmada sınırları belirlenmiş bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açıklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin? Bu açıklamanın olmaması, haşa Allah'ın unutmuş olmasından değil, bilakis bu tarzda kesin bir sınır koymak istememesindendir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar