bugün
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar9
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- sevgiliyle girilmiş en saçma tartışmalar7
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu7
- kıskançlık krizi geçiren kadına yapılacak müdahale8
- ben sizin anonim9
- sözlük kadınlarının birbirini çekememesi8
- s'i l v'e r m'i s t19
- ahmet davutoğlu'na soruşturma açılması10
- enayimiknatisii12
- insan olmaya ceyrek kala15
- sözlükte kıskançlık oluyor hissi6
- mantı5
- sarapci koala60
- sözlükteki kıskanç teyzeler6
- bik bik'in usuldan herkese sallaması6
- arkadaşlar neden beni kıskanıyorsunuz5
- sonbaharda yapılacak en iyi şey3
- hz isa'yı yaratan yumurta ve sperm yoktu3
- o kadar uğraşıp bir kavga çıkaramamak3
- kombin atıp kudurmamızı bekleyen kadın yazar6
- arkadaşlar döner mi yesem schnitzel mi9
- escort bakmaya gideceklere tavsiyeler5
- sözlüğe adanmış bir ömür4
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- transparan çorap giyen sözlük amcası4
- sevgiliyle aynı iş yerinde çalışmak8
- sözlük kızlarını kıskanan asosyal tipler5
- isa mesih7
- kombin atılınca kuduran erkek yazar5
- herkes beni kıskanıyor4
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi13
- hanımlar5
- tarla satıp son model lüks araba almak5
- benim fotoğraf attığım gün sözlükte olay çıkması3
- masklavi'nin biraz gergin olması10
- esas kimliğini meyveli soda içerek gizleyen yazar5
- hangi yazar tarafından kıskanılmak isterdiniz2
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak12
- muslettin amca4
- birad2
- babası olmayan bi çocuğun annesi de yoktur2
- dindarların çoğunun fakir olması15
- kira sözleşmesinde'e devlet dönemi5
- 3 eylül 2026 tüik enflasyon açıklaması2
- geçen sözlükte yaşanan kudurtan olay3
- meyveli soda içen erkek3
- karton toplayan birader bey birader2
- gammaz çeteleri9
VELiLERiN, SIDDIKLARIN MEZHEBi YOKTUR!
Benim velilerim, kubbemin altındadır; onları kimse tanımaz buyruluyor...
Bilir misin bunlar kimlerdir?.
ALLAHın bazı kulları vardır ki, onlar dünyadan ve ukbâdan sıyrılmışlar, deryaya erişip deryadan bir zerre olmuşlardır.
Bunlar,Allah ahlakı ile ahlaklanın buyruğuna uymuş tecellilerdir! Onların ne istemekle alâkaları vardır, ne de istememekle.
Onlara Rab, sen ne dilersin, dediği zaman; onlar, «Sen ne dilemişsen» derler!
Çünkü onlar, daha evvelki mertebelerde idrak etmişlerdi ki, değil istek, istememeyi istek dahi bir istektir! ... Ve, bu dahi istenemez.
Zerre deryaya diyebilir mi ki, beni şu tarafa götür diye. Derya ne tarafa dilerse, sevkeder dalgalarıyla onu... Gerçek, derya ise; dalgalarda tecellileri midir acaba?
işte bu kişiler, sadece ve sadece, yaradılmışlar için Rabbin bir rahmet tecellisi olarak, yaşarlar... Yaradılmışlara onlardan erişir Rabbin nimeti.
ŞÜPHESiZ Ki RABBiN NiMETi MUHSiNLERDEN ULAŞIR YARATILMIŞLARA (7-56)
Onlar, birer ayna olmuşlardır! Kim baksa, onlarda, kendinden başkasını göremez olur!
Onların sadece Efendileri ve Rableri vardır. Aralarına kimse giremez. Birbirlerini tanırlar onlar, bazan buluşur konuşurlar... Ama bilirler ki hepsi de tek bir gerçektendirler.
Müferridun sizi geçti diyerek, Efendimizin ashabına bahsettiği kişilerdir bunlar!
Ne, bir tarikatları vardır; ne de, bir mezhepleri!
Gazalînin (selâm olsun) ölürken, Kurânı göğsüne koyup Benim mezhebim budur dediği gibi; onlar da, bunu farketmişlerdir... ve ehlini bu konuda uyarırlar!
Yaradılmışlar, ölmüşlerdir onlar; ve bundan dolayıdır ki. artık bir daha düşünmezler ölümü, çünkü onlar bir daha ölümü tatmazlar!
ONLAR, iLK ÖLÜMDEN BAŞKA ÖLÜM TATMAZLAR (44-56)
Ölümü, çoktan tatmışlar, sıratı geçmişler, cennete, huzur âlemine, girmişlerdir.
Onlar, Rablerini seyirle meşguldürler... Her an Onu temaşa etmektedirler... Onunla beraber!
işte bunlar, Rabbin örtüsü altındaki veli kulları, sıddîklar, müferridundur.
Eğer sen, susuz kaldıysan, onları ara ve bütün örtü ve engellerine rağmen onları tanımaya çalış... Onların halleriyle hallen; ki, Allahın ahlakıyla ahlaklanma yolu açılsın!
Onlar Ferdiyet sahipleridir!
Bizler sadece Kurâna... Rasûlullaha ve dolayısıyla Allah'a tâbi olmakla mükellefiz.
ara.jpg (366 bytes)
MEZHEP iMAMLARININ TÂBi OLUNACAK YANI YOKTUR!
Mezheb imamları ya da tarikat şeyhlerinin âhıret itibariyle hiç bir tâbi olunurluluğu yoktur... Ama bütün onlardan yansıyan bilgilerden günümüz şartlarına uygun olanlarından istifade edilebilir.
Şunu kesinlikle bilelim ki...
Herkes, Hz. Muhammede tâbi olup yolundan gitmekle mükelleftir; kendi yararı için... Bunun dışında hiç kimseye tâbi olmakla mükellef değilsiniz...
Herkes kendi ilmi ve aklı kadarıyla kendi yolunu çizecek ve sonucuna da hiç bir mazeret gösteremeden kendisi katlanacaktır.
Bu konu sizin için ne kadar önemli ise, ona göre değer ve zaman verip ona göre de yolunuzu çizersiniz... Kimsenin kimseye tâlimat verme veya Din koltuğunu kullanarak hükmetme hakkı ve yetkisi yoktur...
insanlar benim bilgi birikimimden de istifade ediyor ama bana tâbi olmak diye bir kavram sözkonusu değildir...
Bilgiden istifade etmek ayrı şeydir, tâbi olmak ayrı şey... Bütün insanlar her dalda birbirlerinden yararlanırlar ama tâbi olunacak tek zât Rasûlullah'tır!
Ben tahkike erecek gücü, aklı kendimde bulamıyorum diyenler, diledikleri kişinin görüşlerinin yolundan gidebilirler... Ama hataları ve sevapları kendileri sırtlanarak!
Öbür tarafta ben şuna tâbi olmuştum da ondan dolayı bu yanlış fikre kapıldım, ya da şu yanlış davranışı ortaya koydum gibi bir mazeret geçerli olmayacaktır.
ara.jpg (366 bytes)
Dostlar, ilme sarılan kurtuluşa erer...
Kişilere sarılanın işi ise şansa kalmıştır!
Sağlam yoldan gitmek isteyen daima akıl ve mantığını kullanarak ilim yolunu seçsin..
Âhirete taşıyacağınız gerçek sermayeniz ilminizdir... Bilinçsiz tâbi olmalar size yalnızca TAKLiT getirir...
Ben bilginlerin bilgisinden yararlanın ama körü körüne tabi olmayın, aklınızı kullanarak ele aldığının konunun her yönünü kavrayın, taklitten kurtulun diyorum.
Bilgi ezberlemek değil, irfan tahsil etmektir önemli olan.
Bilgi insanın kendisini geliştirmesi ve gereğini yaşayabilmesi içindir. ilim sahiplerinin ilminden istifade edilecektir elbette ama körü körüne, kafa çalıştırmadan ben falancaya bağlıyım diyerek, kafa çalıştırmadan yaşamak bana göre yanlıştır.
Biz insanların taklit yolundan gitmeyi bırakıp, tahkike yönelmelerini ve Din konusunu hobi olmaktan çıkartıp hayat memat meselesi olarak değerlendirmelerini arzu ediyoruz.
Çünkü herkes sonuçta herşeyini bu dünyada bırakıp, sonsuzluk boyutuna geçecek ve orada yanlızca bu dünya yaşamında edindiği sermaye ile yaşayacaktır..
Dünya hayatı her yönüyle sonuçta bir oyun-eğlence olarak nitelenmektedir...
Öyle ise, herkesin tek hedefi ölümötesi yaşam yolunda Hz. Muhammed adı altında birleşerek yürümek olmalıdır.
Herkes kendi meşrebine göre bir anlayıştan hoşlanabilir ama bu onun özel hayatı olmalı; diğer insanlarla ilişkilerinde bu husus araya girmemelidir.
ara.jpg (366 bytes)
(Soru: Ama toplumda bir kesim diğer bir kesimi, sırf inanç sistemi farklı diye kötülemeye devam ediyor.)
Mezhep imamları ya da tarikat şeyhlerinin âhiret itibariyle hiçbir tâbi olunurluğu yoktur... Ama bütün onlardan yansıyan bilgilerden, günümüz şartlarına uygun olanlarından istifade edilebilir.
islâm Dinini bilen, başkalarını kötülemekle vaktini aleyhine değerlendirmez; kendini âhirete hazırlamakla zamanını değerlendirir; başkalarına da doğru bildiğini söyler, geçer...
insanları yargılayacak olan ve dolayısıyla değerlendirmeye tâbi kılacak olan Allahtır; bana göre...
ara.jpg (366 bytes)
ÖLÜM ÖTESiNDE, MEZHEPTEN SUAL OLMAYACAK!
Şeriat, Allah Rasùlünun buyruklarından ibarettir!. Şeriat; Kurân ve Hadisten ibarettir!. Çünkü Kurân mutlak olarak, direkt ilâhi hükümleri bildirendir... Bunun dışındaki görüşler beşeri-terkîbî kayıtlardır!.ilâhi hükümlerin, beşere göre yorumlanmasıdır!.
Dolayısıyla beşeri yorumlar ilâhi hükümleri kaydı altına almaz; tâbi olma zorunluluğu getirmez!.
Burası çok ince bir noktadır
Buranın çok iyi anlaşılması gerekir!. Ulûhiyetten gelmeyen hükümler, mutlaka beşeriyettendir!.Yani terkibiyettendir!
Eğer kişi diyorsa ki,ben Nebiyim, onun hükmüyle amel edilir!.Ama Nebî değilse, yâni Allahın elçisi değilse, Allahın hükümlerini bildirmiyor!.Terkibinin meydana getirdiği hükümleri bildiriyordur...O zaman ona uymak farz değildir, gerekli değildir! Ama sen, o hükümlerde, seni ilâhi saadete ermeye götürücü bir anlam bulabiliyorsan, uyabilirsin; bulamıyorsan uymayabilirsin ve bundan da mesùl değilsin!
işte bu yüzdendir ki öldükten sonra, kimse mezhebinden veya tarikatından sual olmayacak; mezheb veya tarîkat diye bir şey geçerli olmayacak; ancak ilâhi hükümlere uyup uymamanın neticeleri ile karşılaşacaktır!.
Benim velilerim, kubbemin altındadır; onları kimse tanımaz buyruluyor...
Bilir misin bunlar kimlerdir?.
ALLAHın bazı kulları vardır ki, onlar dünyadan ve ukbâdan sıyrılmışlar, deryaya erişip deryadan bir zerre olmuşlardır.
Bunlar,Allah ahlakı ile ahlaklanın buyruğuna uymuş tecellilerdir! Onların ne istemekle alâkaları vardır, ne de istememekle.
Onlara Rab, sen ne dilersin, dediği zaman; onlar, «Sen ne dilemişsen» derler!
Çünkü onlar, daha evvelki mertebelerde idrak etmişlerdi ki, değil istek, istememeyi istek dahi bir istektir! ... Ve, bu dahi istenemez.
Zerre deryaya diyebilir mi ki, beni şu tarafa götür diye. Derya ne tarafa dilerse, sevkeder dalgalarıyla onu... Gerçek, derya ise; dalgalarda tecellileri midir acaba?
işte bu kişiler, sadece ve sadece, yaradılmışlar için Rabbin bir rahmet tecellisi olarak, yaşarlar... Yaradılmışlara onlardan erişir Rabbin nimeti.
ŞÜPHESiZ Ki RABBiN NiMETi MUHSiNLERDEN ULAŞIR YARATILMIŞLARA (7-56)
Onlar, birer ayna olmuşlardır! Kim baksa, onlarda, kendinden başkasını göremez olur!
Onların sadece Efendileri ve Rableri vardır. Aralarına kimse giremez. Birbirlerini tanırlar onlar, bazan buluşur konuşurlar... Ama bilirler ki hepsi de tek bir gerçektendirler.
Müferridun sizi geçti diyerek, Efendimizin ashabına bahsettiği kişilerdir bunlar!
Ne, bir tarikatları vardır; ne de, bir mezhepleri!
Gazalînin (selâm olsun) ölürken, Kurânı göğsüne koyup Benim mezhebim budur dediği gibi; onlar da, bunu farketmişlerdir... ve ehlini bu konuda uyarırlar!
Yaradılmışlar, ölmüşlerdir onlar; ve bundan dolayıdır ki. artık bir daha düşünmezler ölümü, çünkü onlar bir daha ölümü tatmazlar!
ONLAR, iLK ÖLÜMDEN BAŞKA ÖLÜM TATMAZLAR (44-56)
Ölümü, çoktan tatmışlar, sıratı geçmişler, cennete, huzur âlemine, girmişlerdir.
Onlar, Rablerini seyirle meşguldürler... Her an Onu temaşa etmektedirler... Onunla beraber!
işte bunlar, Rabbin örtüsü altındaki veli kulları, sıddîklar, müferridundur.
Eğer sen, susuz kaldıysan, onları ara ve bütün örtü ve engellerine rağmen onları tanımaya çalış... Onların halleriyle hallen; ki, Allahın ahlakıyla ahlaklanma yolu açılsın!
Onlar Ferdiyet sahipleridir!
Bizler sadece Kurâna... Rasûlullaha ve dolayısıyla Allah'a tâbi olmakla mükellefiz.
ara.jpg (366 bytes)
MEZHEP iMAMLARININ TÂBi OLUNACAK YANI YOKTUR!
Mezheb imamları ya da tarikat şeyhlerinin âhıret itibariyle hiç bir tâbi olunurluluğu yoktur... Ama bütün onlardan yansıyan bilgilerden günümüz şartlarına uygun olanlarından istifade edilebilir.
Şunu kesinlikle bilelim ki...
Herkes, Hz. Muhammede tâbi olup yolundan gitmekle mükelleftir; kendi yararı için... Bunun dışında hiç kimseye tâbi olmakla mükellef değilsiniz...
Herkes kendi ilmi ve aklı kadarıyla kendi yolunu çizecek ve sonucuna da hiç bir mazeret gösteremeden kendisi katlanacaktır.
Bu konu sizin için ne kadar önemli ise, ona göre değer ve zaman verip ona göre de yolunuzu çizersiniz... Kimsenin kimseye tâlimat verme veya Din koltuğunu kullanarak hükmetme hakkı ve yetkisi yoktur...
insanlar benim bilgi birikimimden de istifade ediyor ama bana tâbi olmak diye bir kavram sözkonusu değildir...
Bilgiden istifade etmek ayrı şeydir, tâbi olmak ayrı şey... Bütün insanlar her dalda birbirlerinden yararlanırlar ama tâbi olunacak tek zât Rasûlullah'tır!
Ben tahkike erecek gücü, aklı kendimde bulamıyorum diyenler, diledikleri kişinin görüşlerinin yolundan gidebilirler... Ama hataları ve sevapları kendileri sırtlanarak!
Öbür tarafta ben şuna tâbi olmuştum da ondan dolayı bu yanlış fikre kapıldım, ya da şu yanlış davranışı ortaya koydum gibi bir mazeret geçerli olmayacaktır.
ara.jpg (366 bytes)
Dostlar, ilme sarılan kurtuluşa erer...
Kişilere sarılanın işi ise şansa kalmıştır!
Sağlam yoldan gitmek isteyen daima akıl ve mantığını kullanarak ilim yolunu seçsin..
Âhirete taşıyacağınız gerçek sermayeniz ilminizdir... Bilinçsiz tâbi olmalar size yalnızca TAKLiT getirir...
Ben bilginlerin bilgisinden yararlanın ama körü körüne tabi olmayın, aklınızı kullanarak ele aldığının konunun her yönünü kavrayın, taklitten kurtulun diyorum.
Bilgi ezberlemek değil, irfan tahsil etmektir önemli olan.
Bilgi insanın kendisini geliştirmesi ve gereğini yaşayabilmesi içindir. ilim sahiplerinin ilminden istifade edilecektir elbette ama körü körüne, kafa çalıştırmadan ben falancaya bağlıyım diyerek, kafa çalıştırmadan yaşamak bana göre yanlıştır.
Biz insanların taklit yolundan gitmeyi bırakıp, tahkike yönelmelerini ve Din konusunu hobi olmaktan çıkartıp hayat memat meselesi olarak değerlendirmelerini arzu ediyoruz.
Çünkü herkes sonuçta herşeyini bu dünyada bırakıp, sonsuzluk boyutuna geçecek ve orada yanlızca bu dünya yaşamında edindiği sermaye ile yaşayacaktır..
Dünya hayatı her yönüyle sonuçta bir oyun-eğlence olarak nitelenmektedir...
Öyle ise, herkesin tek hedefi ölümötesi yaşam yolunda Hz. Muhammed adı altında birleşerek yürümek olmalıdır.
Herkes kendi meşrebine göre bir anlayıştan hoşlanabilir ama bu onun özel hayatı olmalı; diğer insanlarla ilişkilerinde bu husus araya girmemelidir.
ara.jpg (366 bytes)
(Soru: Ama toplumda bir kesim diğer bir kesimi, sırf inanç sistemi farklı diye kötülemeye devam ediyor.)
Mezhep imamları ya da tarikat şeyhlerinin âhiret itibariyle hiçbir tâbi olunurluğu yoktur... Ama bütün onlardan yansıyan bilgilerden, günümüz şartlarına uygun olanlarından istifade edilebilir.
islâm Dinini bilen, başkalarını kötülemekle vaktini aleyhine değerlendirmez; kendini âhirete hazırlamakla zamanını değerlendirir; başkalarına da doğru bildiğini söyler, geçer...
insanları yargılayacak olan ve dolayısıyla değerlendirmeye tâbi kılacak olan Allahtır; bana göre...
ara.jpg (366 bytes)
ÖLÜM ÖTESiNDE, MEZHEPTEN SUAL OLMAYACAK!
Şeriat, Allah Rasùlünun buyruklarından ibarettir!. Şeriat; Kurân ve Hadisten ibarettir!. Çünkü Kurân mutlak olarak, direkt ilâhi hükümleri bildirendir... Bunun dışındaki görüşler beşeri-terkîbî kayıtlardır!.ilâhi hükümlerin, beşere göre yorumlanmasıdır!.
Dolayısıyla beşeri yorumlar ilâhi hükümleri kaydı altına almaz; tâbi olma zorunluluğu getirmez!.
Burası çok ince bir noktadır
Buranın çok iyi anlaşılması gerekir!. Ulûhiyetten gelmeyen hükümler, mutlaka beşeriyettendir!.Yani terkibiyettendir!
Eğer kişi diyorsa ki,ben Nebiyim, onun hükmüyle amel edilir!.Ama Nebî değilse, yâni Allahın elçisi değilse, Allahın hükümlerini bildirmiyor!.Terkibinin meydana getirdiği hükümleri bildiriyordur...O zaman ona uymak farz değildir, gerekli değildir! Ama sen, o hükümlerde, seni ilâhi saadete ermeye götürücü bir anlam bulabiliyorsan, uyabilirsin; bulamıyorsan uymayabilirsin ve bundan da mesùl değilsin!
işte bu yüzdendir ki öldükten sonra, kimse mezhebinden veya tarikatından sual olmayacak; mezheb veya tarîkat diye bir şey geçerli olmayacak; ancak ilâhi hükümlere uyup uymamanın neticeleri ile karşılaşacaktır!.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar