bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- gece yarısı çalan telefon7
- ayı saldırınca yapılması gerekenler12
- uysaljakoben21
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- gammaz olmuşum13
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- geceye bir söz bırak3
- aquila bicipite8
- kadınların zeka seviyesi2
- eski dizileri izlemek3
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- ankarada masaj yaptırmak2
- reha muhtar25
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- minyon kadın siniri5
- kel erkek3
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- kemal kılıçdaroğlu35
- death2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- bizim delilere bakayım4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gecenin şarkısı4
- gençler iş beğenmiyor3
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- ses yakışıklılığı2
- semum3
- pazarda su satmak2
- gocu26
günümüzde daha çok kötülük yapmak için yapılan fedakarlık olarak tanımladığımız bir görecelilik. Haşmet babaoğlu köşesinde şu şekilde bahsetmektedir;
--spoiler--
Birçoğumuz en son kime iyilik yaptığımızı hatırlamaz olduk. Belki de bu erdemli davranışın çarkları böylesine hızlı dönen bir dünyada çok fazla alıcısı yok.
Ama daha da ilginci, bu eylemin giderek bir kötülük aracına dönüşmeye başladığıdır.
Yanlış okumadınız.
Kötülük için iyilik yapmak. Mümkün bu.
iyilik yaparken iki üç hamle sonra bu iyiliği bir hançer gibi kullanmayı hesaplayanlar olmadığını sanmayın sakın.
Peki, nasıl olur da bu kadar soylu bir davranış kalbimizdeki balans ayarının bozukluğu sonucu bir ihanet eylemine dönüşür?
Önce eskilere gidelim...
Bir akşam vakti Hz. ibrahim'in yaşadığı köyden geçen yaşlı bir yolcu, misafir olup geceyi geçirebileceği bir ev aradı. Hz. ibrahim'in kapısını çaldı ve kendisini misafir edip edemeyeceğini sordu.
Yolcu seksen yaşındaydı ve o yaşına kadar hiç iman belirtisi göstermeden yaşamıştı.
Hz. ibrahim ise kapısını çalan bu insanı Hak yoluna davet etmesinin peygamberliğinin gereği olduğunu düşünmekteydi.
Bir şartım var dedi adama.
Senin Allah'a iman etmeni istiyorum. Kabul edersen misafirim olursun.
Adam kızdı. Kabul etmedi ve akşamın son ışıkları altında köyün ufkuna doğru ilerledi.
Tam o sırada Hz. ibrahim'e ilahi uyarı geldi.
Ey ibrahim, biz o insana ömür verdik, mal verdik, evlatlar verdik, rızk verdik. Bunun karşılığında ona şart koşmadık. Ama sen kulum, ona bir gecelik misafirlik için iman etmeyi şart koştun.
Bu uyarıyla aklı başına gelen Hz. ibrahim hemen koşup adamı durdurdu ve evine çağırdı.
Adam koştuğun şarttan neden vazgeçtin? diye sordu.
Hz. ibrahim Allah bana hiçbir karşılık istemeden ve senin iyiliğin için olsa bile şart koşmadan iyilik yapmamı emretti karşılığını verdi.
Bunun üzerine seksen yıl bihaber yaşadığım Allah'a şimdi iman ediyorum dedi adam.
Şimdi bana, iyi de hocam, bu eski bir mesel, zaman değişti, günümüze gelelim diye çıkışabilirsiniz.
Peki! Olay geçen Ramazan'da istanbul Bağcılar'da yaşandı.
Bir grup insan bir araya gelip fakirlere maddi yardım götürmeye koyuldu. Bir gün karşılarına çok muhtaç yaşlı biri çıktı. Ona düzenli olarak 200 TL ödemeye başladılar.
Aradan bir müddet geçmişti ki, yine böyle bir başka fakire raslayıp ihtiyaçlarını sordular, yardım önerdiler.
Adam reddetti: Bana her ay birisi 100 TL ödüyor zaten
Bunun üzerine yardımsever dostlarımız bizi bu zatla tanıştır da çabalarımızı birleştirelim deyince, adam onları götürdü.
Karşılarına çıkan kişi, o her ay 200 TL ödedikleri yaşlı ve çok fakir adamdı.
Dostlarımız şaşırdılar ve oracığa çöküp ağladılar.
Evet, iyilik yürek işidir!..
Ve bildiğim bir şey varsa o da iyiliğin artık birçoğumuzun becerebileceği bir iş olmadığıdır.
--spoiler--
--spoiler--
Birçoğumuz en son kime iyilik yaptığımızı hatırlamaz olduk. Belki de bu erdemli davranışın çarkları böylesine hızlı dönen bir dünyada çok fazla alıcısı yok.
Ama daha da ilginci, bu eylemin giderek bir kötülük aracına dönüşmeye başladığıdır.
Yanlış okumadınız.
Kötülük için iyilik yapmak. Mümkün bu.
iyilik yaparken iki üç hamle sonra bu iyiliği bir hançer gibi kullanmayı hesaplayanlar olmadığını sanmayın sakın.
Peki, nasıl olur da bu kadar soylu bir davranış kalbimizdeki balans ayarının bozukluğu sonucu bir ihanet eylemine dönüşür?
Önce eskilere gidelim...
Bir akşam vakti Hz. ibrahim'in yaşadığı köyden geçen yaşlı bir yolcu, misafir olup geceyi geçirebileceği bir ev aradı. Hz. ibrahim'in kapısını çaldı ve kendisini misafir edip edemeyeceğini sordu.
Yolcu seksen yaşındaydı ve o yaşına kadar hiç iman belirtisi göstermeden yaşamıştı.
Hz. ibrahim ise kapısını çalan bu insanı Hak yoluna davet etmesinin peygamberliğinin gereği olduğunu düşünmekteydi.
Bir şartım var dedi adama.
Senin Allah'a iman etmeni istiyorum. Kabul edersen misafirim olursun.
Adam kızdı. Kabul etmedi ve akşamın son ışıkları altında köyün ufkuna doğru ilerledi.
Tam o sırada Hz. ibrahim'e ilahi uyarı geldi.
Ey ibrahim, biz o insana ömür verdik, mal verdik, evlatlar verdik, rızk verdik. Bunun karşılığında ona şart koşmadık. Ama sen kulum, ona bir gecelik misafirlik için iman etmeyi şart koştun.
Bu uyarıyla aklı başına gelen Hz. ibrahim hemen koşup adamı durdurdu ve evine çağırdı.
Adam koştuğun şarttan neden vazgeçtin? diye sordu.
Hz. ibrahim Allah bana hiçbir karşılık istemeden ve senin iyiliğin için olsa bile şart koşmadan iyilik yapmamı emretti karşılığını verdi.
Bunun üzerine seksen yıl bihaber yaşadığım Allah'a şimdi iman ediyorum dedi adam.
Şimdi bana, iyi de hocam, bu eski bir mesel, zaman değişti, günümüze gelelim diye çıkışabilirsiniz.
Peki! Olay geçen Ramazan'da istanbul Bağcılar'da yaşandı.
Bir grup insan bir araya gelip fakirlere maddi yardım götürmeye koyuldu. Bir gün karşılarına çok muhtaç yaşlı biri çıktı. Ona düzenli olarak 200 TL ödemeye başladılar.
Aradan bir müddet geçmişti ki, yine böyle bir başka fakire raslayıp ihtiyaçlarını sordular, yardım önerdiler.
Adam reddetti: Bana her ay birisi 100 TL ödüyor zaten
Bunun üzerine yardımsever dostlarımız bizi bu zatla tanıştır da çabalarımızı birleştirelim deyince, adam onları götürdü.
Karşılarına çıkan kişi, o her ay 200 TL ödedikleri yaşlı ve çok fakir adamdı.
Dostlarımız şaşırdılar ve oracığa çöküp ağladılar.
Evet, iyilik yürek işidir!..
Ve bildiğim bir şey varsa o da iyiliğin artık birçoğumuzun becerebileceği bir iş olmadığıdır.
--spoiler--
güncel Önemli Başlıklar
