bugün
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği13
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- türkiye ve 7 ülkeden israil'e ortak tepki5
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- kısa boylu olmak6
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı11
- arkadaşlar naber ya7
- yoran insanların ortak özellikleri4
- 15 temmuz tiyatro mu7
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- ciddi düşünülen kızın dünya düz demesi6
- arkadaşlar çok acıktım2
- zarok tv2
- bakın solcular2
- emret komutanım albayın kızı suzi6
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- kaç cm diye soran kuzen2
- erdogan'a suikast timi itirafı8
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- sozlüğün en yakışıklı erkeği olmam5
- hanbelilik2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı11
- velvet hanım ile kahve içmek7
- ezel2
- ülkemde başı açık kadın görmek istemiyorum6
- sevgiliye hitap şekilleri6
- futbol5
- fetoyla barışılsa alkışlayacak kitle3
- batıl inançlar5
- yeni parti'ye bağış yapanların yüzde 50'yi geçmesi4
- sturm graz6
- fenerbahçe6
- 11 ağustos 2026 sturm graz fenerbahçe maçı4
- renault 9 broadway12
- zara3
- yapmak istenip de yapılamayan şeyler3
- mason greenwood10
- 37 yaşında ilk kez seks yapan konyalı2
- öğretmenlerin nöbeti5
- ispanya8
- kırmızı kaka6
- sözlük yazarlarının iyi insanlar olması2
- 6 ağustos 2026 sigara zammı3
- kasetçalar dinlemiş efsanevi nesil4
- devlet aklı2
- kola neden koşer4
- yediniz kendinizi masklaviyle be2
biz ovacık gözeleri, anafatma ve
halvorinin yok olmasını nasıl kabulleniriz
kutsal yerlerimizin sualtında
kalmasını istemiyoruz
munzur baba, duzgun baba ve anafatma
bizim peygamberlerimizdir. her zaman
bizi korurlar.
peygamberlerimiz sualtında kalırsa
inancımız yok olur... ( dersimli bir kadın)
dunya atlasında yuzlerce su akıttım.. hepsi bir yere ulaşıyordu, bir amaçları vardı. ama sonucta suydu işte.. akıp giden ve sizin akışına ruh haliniz içinde eşlik ettiğiniz sulardan.
aynı suyun akışında huzunlerde yansıyabiliyordu, sevinç huzumeleri de. belleğime sığınıp orada birer plonje kare olarak yer ettiler. tek hatıraları o karelerdir bende. ne ben onlara ulaşmaya çalıştım nede onlar bana akıttılar sularını. su işte, ne kadar hissetmeye çalışsamda su!
oysa anladımki sular nehirlere, denizlere dokulmezlermiş.. bukulerek, gerinerek, dolu dolu taşarak içinize dolarlarmış. yazgınız çokça o suların akışına teslimmiş. o suların teslim alıp biçimlendirdiği taşlar gibiymişsiniz.. tabiatın eşsiz hazlar yaratan eserlerindenmişsiniz.
ve birde boyle ''çokça zaman içi, çokça zaman dışı'' kum saati ömürler varmış. kendi yarlarına dolup, yine kendi yarlarına boşalan ömürler. ilerleyen zamana karşı kendini geriye tarayan ömürler... kısaca su gibi bakan ömürler ...
suyun gogsunde ''soluk'' bağdaşları ile munzurun suyunda yıkanıp, ruzgarında taflanan ömurler anlar munzuru... sonsuzluğun fısıltısını yada acılardan sıyrılma gokyuzunu onun akışında dokunan ömürler...
munzur butun çağrışımları kucaklayacak , butun iklimleri doğurabilecek bir bilinmezliktir. nereye koyacağınızı bilemediğiniz ağır boşluk, bakanın içine akan bir su.. onunla bentleşen bir yolculuk.. çokça kendine bakanın, yuzleşmesi mevsimlerle..
sadece su değil işte munzur... ne istersen o! baştan başa duşlere kesilmiş, herşeyin olabilirim diyen bir çağrıcı. bir düşü suya sığdıran yol... huznunu de, sevincinide bakanın içine akıtan akışkanlık..
oykusu her ağızda farklılaşan, herkesin kendine göre bir munzur doldurduğu insan içi munzur.. herkesin munzuru kendi dunyası. her ömür bir munzur akıtıyor içerisinde. her insan acısını, sevincini, huznunu, gozyaşı sarnıcını, ahrimanlığını, muhur mumunu, adak örtusunu, dus kubbesini, konak kumbetini, peygamberlerini, adaklarını munzurda taşıyor. o kırkikimilyon yıldan beri insanda boşalıyor.
şimdi suyuna akan ömürlere inat, kendi suyunda boğmaya çalışıyorlar munzuru. insanla akan ne varsa delirmiş bir çağın altında barajlara gömüyorlar. tumden delirmiş bir yuzyılda, çılgınca boğuluyor munzur.. derini yok, ses gelmeyen bir kuyu gibi boşlukla dinamitliyorlar içini. kaçıp sığınabileceği yeni atlastan yoksun olarak kaderini sunuyor cellatlarına.. zaman onun için ölmektir..
toptan inceliğe boğulmuş bir yuzyılda içimizi oyarak alıyorlar akan suyumuzu...
tum susan sulara, boğuk hırıltılara inat solgun gri bir koridor oluyor aramızda...
munzur işte su değil ki ne diyeyim..
onsuz çok daha üşeyeceğiz... !
halvorinin yok olmasını nasıl kabulleniriz
kutsal yerlerimizin sualtında
kalmasını istemiyoruz
munzur baba, duzgun baba ve anafatma
bizim peygamberlerimizdir. her zaman
bizi korurlar.
peygamberlerimiz sualtında kalırsa
inancımız yok olur... ( dersimli bir kadın)
dunya atlasında yuzlerce su akıttım.. hepsi bir yere ulaşıyordu, bir amaçları vardı. ama sonucta suydu işte.. akıp giden ve sizin akışına ruh haliniz içinde eşlik ettiğiniz sulardan.
aynı suyun akışında huzunlerde yansıyabiliyordu, sevinç huzumeleri de. belleğime sığınıp orada birer plonje kare olarak yer ettiler. tek hatıraları o karelerdir bende. ne ben onlara ulaşmaya çalıştım nede onlar bana akıttılar sularını. su işte, ne kadar hissetmeye çalışsamda su!
oysa anladımki sular nehirlere, denizlere dokulmezlermiş.. bukulerek, gerinerek, dolu dolu taşarak içinize dolarlarmış. yazgınız çokça o suların akışına teslimmiş. o suların teslim alıp biçimlendirdiği taşlar gibiymişsiniz.. tabiatın eşsiz hazlar yaratan eserlerindenmişsiniz.
ve birde boyle ''çokça zaman içi, çokça zaman dışı'' kum saati ömürler varmış. kendi yarlarına dolup, yine kendi yarlarına boşalan ömürler. ilerleyen zamana karşı kendini geriye tarayan ömürler... kısaca su gibi bakan ömürler ...
suyun gogsunde ''soluk'' bağdaşları ile munzurun suyunda yıkanıp, ruzgarında taflanan ömurler anlar munzuru... sonsuzluğun fısıltısını yada acılardan sıyrılma gokyuzunu onun akışında dokunan ömürler...
munzur butun çağrışımları kucaklayacak , butun iklimleri doğurabilecek bir bilinmezliktir. nereye koyacağınızı bilemediğiniz ağır boşluk, bakanın içine akan bir su.. onunla bentleşen bir yolculuk.. çokça kendine bakanın, yuzleşmesi mevsimlerle..
sadece su değil işte munzur... ne istersen o! baştan başa duşlere kesilmiş, herşeyin olabilirim diyen bir çağrıcı. bir düşü suya sığdıran yol... huznunu de, sevincinide bakanın içine akıtan akışkanlık..
oykusu her ağızda farklılaşan, herkesin kendine göre bir munzur doldurduğu insan içi munzur.. herkesin munzuru kendi dunyası. her ömür bir munzur akıtıyor içerisinde. her insan acısını, sevincini, huznunu, gozyaşı sarnıcını, ahrimanlığını, muhur mumunu, adak örtusunu, dus kubbesini, konak kumbetini, peygamberlerini, adaklarını munzurda taşıyor. o kırkikimilyon yıldan beri insanda boşalıyor.
şimdi suyuna akan ömürlere inat, kendi suyunda boğmaya çalışıyorlar munzuru. insanla akan ne varsa delirmiş bir çağın altında barajlara gömüyorlar. tumden delirmiş bir yuzyılda, çılgınca boğuluyor munzur.. derini yok, ses gelmeyen bir kuyu gibi boşlukla dinamitliyorlar içini. kaçıp sığınabileceği yeni atlastan yoksun olarak kaderini sunuyor cellatlarına.. zaman onun için ölmektir..
toptan inceliğe boğulmuş bir yuzyılda içimizi oyarak alıyorlar akan suyumuzu...
tum susan sulara, boğuk hırıltılara inat solgun gri bir koridor oluyor aramızda...
munzur işte su değil ki ne diyeyim..
onsuz çok daha üşeyeceğiz... !
Gündemdeki Haberler