bugün
- futbol17
- italya7
- fc internazionale milano6
- ingiltere5
- bayern münih4
- chelsea fc4
- ac milan5
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- cansever9
- liverpool fc2
- arsenal fc3
- vfb stuttgart2
- yazarların uyuyamama sebebi2
- yecüc ile mecüc4
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- gece sokakta freddy krueger ile karşılaşmak4
- gocu'nun solak olması4
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- yorgun mermi19
- 8 ağustos 2026 juventus inter milan maçı2
- düşün ki o bunu okuyor4
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- dünyanın 10 da birinin solak olması4
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- victor osimhen2
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- domdomusa3
- dünyanın tersine dönmesi5
- etek giyen erkek10
- galatasaray11
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- tavuk sevmemek5
- çirkef galatasaray2
- kupa kızı ve sinek valesi2
- dinozor döner3
- ben geldim laleler3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- gece iki de tam ekmek tavuk döner ve bira yemek3
- öfkeli genç adamlar kuşağı3
- sürekli dizi6
- g o k u2
- para5
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- favori diziniz2
- hangi manifest kızısın4
- sol elle osbir çekmek2
- yeni zelanda ya gitmek5
- devalüasyon yakın mı9
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
şimdi, bütün o hain, işbirlikçi, satıcı filan saçmalıklarının ötesinde, bence çok iyi "huysuz dedelik" yapacak insandı(r).
kendisini birkaç televizyon programında izleme şansımız oldu. televizyonlarımız da her zamanki fantastik zekalarını kullanıp, etyen mahçupyan ve hrant dink gibi iki aydının karşısına hep laftan anlamaz milliyetçileri çıkardı. bir kadınla tartışmalarını hatırlıyorum mesela, kadın ermeni dili edebiyatı doçenti mi ne! ermenistan'daki okullarda öğretilen ve oranın devletlü matbaasından çıkmış, ucuz milliyetçi kitapları gösterip "peki bunlara ne diyeceksiniz" diyordu. hrant ve etyen de "bizim bunlara değer verdiğimizi nerden çıkardınız, biz bütün milliyetçiliklere karşı olduğumuz gibi bunlara da karşıyız" diyorlardı. kadının laftan anlamadığını söylememe gerek var mı bilmiyorum. zira milliyetçi tahayyül, karşısında kendi gibilerin olmasını ister. zira, çok basit bir düşünme mekaniması (biz-ötekiler) olan miliyetçiler, karşılarında "barış"tan bahseden insanları gördüklerinde ne yapacaklarını şaşırır. barış kavramına uzak oldukları için ilk akıllarına gelecek olan "satılmış"tır. bunu sırasıyla "çıkar odaklarına hizmet etmek", "farkında olmadan çıkar odaklarına hizmet etmek" ve "kandırılmış gençler" izler. dünyanın, kendilerininkinden farklı bir perspektifle göründüğünü kabul etmek istemezler. bahsi geçen kadın da, karşısında türk devlet tezlerini kabul etmeyen insanlar gördüğü için işi "siz de ermenilere hizmet ediyorsunuz"a getirip duruyordu. işte "huyuz dedelik" meselesi burada ortaya çıkıyor. kadın saçmaladıkça hrant dink öyle bir sinirle sinirleniyor, öyle mimiklerle parlıyordu ki tam o dedelere yakışır yüzle bakıyordu karşısındakine. yanlış anlaşılmış, anlatmaktan yorulmuş ve hırslanmış yaşlı adam suratı görürdüm ben o yüzde. fevri tepkilerini de bizim karadenizlilerin ani parlamalarına benzetirdim. zaten o parlamalarını, "ya ne ilgisi var şimdi"lerini gördükçe kanım o kadar ısındı kendisine. fikirlerini ondan sonra takip etmeye başladım, anadolulu kardeşimi (yaşı itibariyle amcamı) tanımak istedim. öldürüldüğünde duyduğum utanç ve üzüntünün kaynağı bu yakınlık, kalın kaşların altında sinirle bakan o dede yüzünün gözümün önünden gitmemesiydi. hala arkasından hain dendiğini duydukça sinirleniyorum, hain filan olmadığını biliyorum. kaldı ki, türkiye'nin çıkarlarının karşısında olduğu ve bu yönde çalıştığı kabul edilse ve yargılansa bile bu bir insanın öldürülmesini haklı çıkarmaz. izmir'de patlayan bombalar nasıl içimizi ezdiyse, yargısız infaza kurban gitmiş her insanın hatırası da içimizi ezmelidir. hele ki, gerçek bir anadolu insanı, "biz bu toprakları alıp götürmek istemiyoruz, bu topraklarda yaşamak istiyoruz" diyen bir can, anadolu'ya ihanetle suçlanıyorsa ve beynindeki kıvrım sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek insanlar tarafından hain diye anlılıyorsa içimizin tekrar tekrar ezilmesi gerekir.
gene uzadı laf. aslında şunu söylemek için başlamıştım entry'e. umarım bu dede tavırlı adam dede olmuştur. kızları olduğunu biliyorum ama torun sevdi mi bilmiyorum. torunlarıyla çekişmenin çok yakışacağı bu adam inşallah torun sevmiştir de gözü arkada kalmamıştır. yok eğer onu da yapamadıysa, utancım daha da artacak.
kendisini birkaç televizyon programında izleme şansımız oldu. televizyonlarımız da her zamanki fantastik zekalarını kullanıp, etyen mahçupyan ve hrant dink gibi iki aydının karşısına hep laftan anlamaz milliyetçileri çıkardı. bir kadınla tartışmalarını hatırlıyorum mesela, kadın ermeni dili edebiyatı doçenti mi ne! ermenistan'daki okullarda öğretilen ve oranın devletlü matbaasından çıkmış, ucuz milliyetçi kitapları gösterip "peki bunlara ne diyeceksiniz" diyordu. hrant ve etyen de "bizim bunlara değer verdiğimizi nerden çıkardınız, biz bütün milliyetçiliklere karşı olduğumuz gibi bunlara da karşıyız" diyorlardı. kadının laftan anlamadığını söylememe gerek var mı bilmiyorum. zira milliyetçi tahayyül, karşısında kendi gibilerin olmasını ister. zira, çok basit bir düşünme mekaniması (biz-ötekiler) olan miliyetçiler, karşılarında "barış"tan bahseden insanları gördüklerinde ne yapacaklarını şaşırır. barış kavramına uzak oldukları için ilk akıllarına gelecek olan "satılmış"tır. bunu sırasıyla "çıkar odaklarına hizmet etmek", "farkında olmadan çıkar odaklarına hizmet etmek" ve "kandırılmış gençler" izler. dünyanın, kendilerininkinden farklı bir perspektifle göründüğünü kabul etmek istemezler. bahsi geçen kadın da, karşısında türk devlet tezlerini kabul etmeyen insanlar gördüğü için işi "siz de ermenilere hizmet ediyorsunuz"a getirip duruyordu. işte "huyuz dedelik" meselesi burada ortaya çıkıyor. kadın saçmaladıkça hrant dink öyle bir sinirle sinirleniyor, öyle mimiklerle parlıyordu ki tam o dedelere yakışır yüzle bakıyordu karşısındakine. yanlış anlaşılmış, anlatmaktan yorulmuş ve hırslanmış yaşlı adam suratı görürdüm ben o yüzde. fevri tepkilerini de bizim karadenizlilerin ani parlamalarına benzetirdim. zaten o parlamalarını, "ya ne ilgisi var şimdi"lerini gördükçe kanım o kadar ısındı kendisine. fikirlerini ondan sonra takip etmeye başladım, anadolulu kardeşimi (yaşı itibariyle amcamı) tanımak istedim. öldürüldüğünde duyduğum utanç ve üzüntünün kaynağı bu yakınlık, kalın kaşların altında sinirle bakan o dede yüzünün gözümün önünden gitmemesiydi. hala arkasından hain dendiğini duydukça sinirleniyorum, hain filan olmadığını biliyorum. kaldı ki, türkiye'nin çıkarlarının karşısında olduğu ve bu yönde çalıştığı kabul edilse ve yargılansa bile bu bir insanın öldürülmesini haklı çıkarmaz. izmir'de patlayan bombalar nasıl içimizi ezdiyse, yargısız infaza kurban gitmiş her insanın hatırası da içimizi ezmelidir. hele ki, gerçek bir anadolu insanı, "biz bu toprakları alıp götürmek istemiyoruz, bu topraklarda yaşamak istiyoruz" diyen bir can, anadolu'ya ihanetle suçlanıyorsa ve beynindeki kıvrım sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek insanlar tarafından hain diye anlılıyorsa içimizin tekrar tekrar ezilmesi gerekir.
gene uzadı laf. aslında şunu söylemek için başlamıştım entry'e. umarım bu dede tavırlı adam dede olmuştur. kızları olduğunu biliyorum ama torun sevdi mi bilmiyorum. torunlarıyla çekişmenin çok yakışacağı bu adam inşallah torun sevmiştir de gözü arkada kalmamıştır. yok eğer onu da yapamadıysa, utancım daha da artacak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar