bugün
- sözluk kız ayarlama yeri değildir6
- sinek küçüktür ama mide bulandırır4
- güne bir şarkı bırak14
- ismail kartal9
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- sözlükte kendini kadın yapan erkekler4
- hayatın anlamsız olduğu anlar3
- bugün ne yedin10
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi5
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler3
- yanlışlıkla erkek sikmek9
- arda güler egosu6
- müzik dinlemenin felsefesi3
- bugünkü bilgi ile 2000 yıl önce yaşamak4
- islam düşmanlarına epstein şoku10
- somon pişirdim yanına da şarap açarız diyen kız3
- 17 haziran 2026 gökyüzünde ay yıldız olması3
- şu anda ne yapıyorsun19
- iş verenlerin aç gözlü olması8
- kütüphane de topuklu ile dolaşan kevaşe5
- en iyi terapi2
- kocasına tatlı yapan kadın2
- evlenmek için gereken minimum para5
- fokur fokur lubunya kaynaması6
- sürekli yorgun olan yeni gelin5
- intihar etmek10
- tepkiselbiri3
- 30 lu yaşlar14
- sultani bezelye2
- eşim ateist olsa 10 çocuğum da olsa onu boşarım5
- evlenmek yerine tek başına dünyayı gezmek3
- tutunacak tek dalı uludağ sözlük olan tip5
- g72
- günlüğüne ağlayarak çaylak olduğunu yazmak2
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta7
- cristiano ronaldo3
- arap emperyalizmi5
- bir şeyler söyle12
- sedat pekmez8
- hdp'yi meclise sokan hainler3
- kürtlük2
- bursa da navigasyonun yanlış yolu göstermesi5
- insanların gözlem yapmaması9
- cristiano ronaldo vs lionel messi5
- kilo verme günlüğü2
- kesin bilgi diye bir şey yoktur yaymayalım2
- hamburger fiyatlarının iyice çığırından çıkması3
- hobileriniz4
- fobileriniz4
- anın görüntüsü19
insan ölürken hayatının film şeridi gibi gözünün önünden geçtiğini söylüyorlar. başrolünde sizin olduğunuz sıkıcı bir film gibi ya da figüranı olduğunuz.
bu hikayeyi ve her şeyi anlatmam için önce mesut gülmez'i tanımanız gerekir.
ömrümün sonuna kadar vaktim var, buradayım. Bir delinin son sözleri ilginizi çekmiyorsa, kendinizi çok akıllı buluyorsanız, şimdi buradan çıkın ve tekrar geri dönmeyin.
Anlatacaklarım delilik içerir.
mesut gülmez ve ben bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin aynı dönem mezunlarıyız.
onu ilk gördüğümde servisteki hemşireye koridorun ortasında zıplayıp, kıyafetlerini çekiştirerek ağzına geleni söylüyordu.
o kadar inanarak bağırıyordu ki söylediklerini dün gibi hatırlıyorum.
"ben hayatım boyunca ağladım" diyordu
"sen zor iş görmemişsin" diyordu
"ben senin gibi yüzlercesini çalıştırdım kadın" diyordu
evet. gerçekten görseniz delirdiğini düşünürdünüz.
mesut gülmez i nasıl anlatırsınız diye sorsalar "o istediği şeyi istediği zaman söyler, bitirir ve sözünü bıçak gibi keserdi" derdim. hayatıyla ilgili anlatmak istediklerini yüksek sesle sanki bir atasözüymüş gibi söyler ve susardı.
"35 yaşıma kadar hiç bir işte 6 aydan çok çalışmadım." sessizlik.
böyle söyleyince bütün bu şeylerin onun prensibi olduğunu düşünürdünüz. sanki hiç bir şeye bağlanmak istemiyormuş gibi düşünürdünüz.
sanki her iş ile ilgili tecrübe edinmek istiyormuş gibi düşünürdünüz.
gerçi bahçedeki adam heykeli dışında bu hastanede düşünen biri olduğunu söylemek zordu ama anladınız.
o konuşmaya başladığında sanırım sesinin tonu ve yüksekliği sebebiyle bir an için herkes bütün dikkatini ona verir, cümlesi bittiğinde o ana kadar nasıl bir deliyse o deliliğine devam ederdi.
aspirin kanınızı sulandırır, pıhtılaşmayı durdurur ve kazara birinin sizi kurtarıp kahraman olmasını engeller.
yıllar sonra geri dönüp bakınca hayatınızın bazı günleri farklı anlamlar kazanır.
o günleri biliyorsunuz: eşinizle birlikte bir memurun sorusuna "evet" dediğiniz o günü düşünün, hatta ilk "birlikte bir çay içelim mi?" sorusuna "olur" dediğiniz o günü.
gittikçe daha boktan olacak geriye kalan hayatınızın o lanet olası ilk günü.
her şey gibi bunu da mesut gülmez'den öğrendim.
o hastaneye girdiğim ve mesut gülmez'i gördüğüm o ilk gün "bugün geriye kalan hayatımın ilk günü" demem gereken gündü.
keşke onu hiç görmeseydim,
keşke manyağın teki deyip geçseydim.
keşke o kadar delirecek bir şey olmasaydı.
epinefrin kalp atım hızınızı artırır damarlarınızı genişletir ve kanınızın çok daha hızlı bir şekilde boşalmasına yardımcı olur.
sıcak su, aspirin, epinefrin ve bütün mücadelemin sonunda hak ettiğim her şeyin kötüye daha sonra daha da kötüye gidişi.
halbuki gerçekten ölümü hak edecek bir şey yapsaydım. eften püften bir davaya ihanet etseydim. mahkeme beni ölüme mahkum etseydi. bir meydana kurulmuş idam sahnesine gururla çıksaydım, binlerce insan benim nasıl öleceğimi görmek için toplansaydı.
cellat kafamı vücudumdan büyük bir kılıçla ayırsaydı. son isteğim olarak herkese başımı göstermesini isteseydim ve deseydi ki : bu kafaya iyi bakın çünkü o görülmeye değer bir kafadır.
mesut gülmez'in geriye kalan hayatımın ilk günü dediği gün tanımadığı birinin cenaze ile karşılaştığı gündü.
ve sessizlik.
mesut gülmez o gün adını ne koyarsanız koyun, ne kadar zorlarsanız zorlayın güzelleştirmekte zorlanacağınız işlerden birinden daha ayrılıyor.
son iki aydır süpermarketlerde gördüğünüz çocukları eğlendirmek içine girdiği büyük çizgi film karakterlerinden birine daha hayat veriyordu, her gün sevimli olması gereken bir şeylerin kılığına giriyordu.
mesut gülmez boyunda miki fare,
başka bir gün sanırım sarı, gagası olduğu için kuş olması gereken dev bir şeydi ve herkes için eğlenceli olması gerekiyordu.
mesut gülmez "kadınlar için bilmedikleri sürece çocuklarının kime sarıldığının bir önemi yoktu" diyor. "sıcak, kaşınma ve kaçıncı kere giyilmek ve aynı yere nefes vermekten oluşan koku dışında güzeldi" diyor. mesut "bazen beni gerçekten gördüklerini.. yani beni sevdiklerini düşünüyordum" diyor.
"aktivite görevlisi olarak çok da mutsuz sayılmazdım" diyor.
sihirli kelime gerektiği kadar..
insanlara ancak gerektiği kadar samimi davranmalısınız. gerektiği kadar sevmeli ve gerektiği kadar sarılmalısınız.
çünkü patronum beni kovmadan önce en son bunu böyle söyledi.
mesut gülmez o gün yani çubuklu şeker dağıtan köpek olduğu gün çocuklara gereğinden fazla sarıldığı işten kovuluyor.
anneleri şikayet ediyor falan.
mesut gülmez saatlerce şehirde yürüyor. yürüyor taki o cami avlusundaki cenazeyi görene kadar. mesut gülmez "bir şeyler beni ona doğru çekti ne bilmiyorum" diyor. cenazenin başında duruyor ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor. göz yaşları sümüklerine karışarak dakikalarca ağlıyor.
cenaze sahiplerinden biri yanına yaklaşıyor ve çok yakındınız sanırım. ben oğluyum diyor. mesut başını hayır anlamında sallıyor burnunu çekerek. tabuta kapanıp kendisini tamamen bırakıyor göz yaşları ve sümüğünü tabuta silerek doğruluyor bir süre sonra ve geri kalanını koluna silerek yavaş adımlarla cami avlusunun çıkışına doğru yürümeye başlıyor.
arkasından hızla yaklaşan adımlar mesut gülmez'e afedersiniz diyor. sizi az önce cenaze başında ağlarken gördüm tanımıyormuşsunuz da sanırım.
mesut sadece adama bakıyor. adamın paltosunun sıcak tutup tutmadığı aklından geçiyor.
adam yanlış anlamayın ama babam ölüm döşeğinde günleri sayılı.. yani iyi adamdır aslında ama pek seveni de yoktur. yani nasıl desem ardından ağlayacak birileri olsa iyi olurdu. acaba diyorum siz babamın cenazesinde de böyle ağlayabilir misiniz?
mesut gülmez adamın söylediklerini anlamaya çalışıyor.
lütfen diyor parası neyse veririm. çok para veririm.
mesut gülmez "ağlamamı mı istiyorsunuz diyor.
evet diyor adam hem belki bir iki kişi daha olsa sizin gibi iyi olurdu.
mesut gülmez bir kaç gün sonra bu adamın babasının cenazesinde iki arkadaşıyla birlikte çılgınlar gibi ağlıyorlar.
bir kaç gün sonra bir telefon üzerine farklı bir yas törenine ve bir kaç hafta sonrasında iki yurt dışı uçuşa birilerini yolcu ediyorlar.
not: tematik modda hikayenin taslağı yazılıyor denk gelenlere diyeceğim o ki uzaklaşın ağır düzlük içerir.
bu hikayeyi ve her şeyi anlatmam için önce mesut gülmez'i tanımanız gerekir.
ömrümün sonuna kadar vaktim var, buradayım. Bir delinin son sözleri ilginizi çekmiyorsa, kendinizi çok akıllı buluyorsanız, şimdi buradan çıkın ve tekrar geri dönmeyin.
Anlatacaklarım delilik içerir.
mesut gülmez ve ben bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin aynı dönem mezunlarıyız.
onu ilk gördüğümde servisteki hemşireye koridorun ortasında zıplayıp, kıyafetlerini çekiştirerek ağzına geleni söylüyordu.
o kadar inanarak bağırıyordu ki söylediklerini dün gibi hatırlıyorum.
"ben hayatım boyunca ağladım" diyordu
"sen zor iş görmemişsin" diyordu
"ben senin gibi yüzlercesini çalıştırdım kadın" diyordu
evet. gerçekten görseniz delirdiğini düşünürdünüz.
mesut gülmez i nasıl anlatırsınız diye sorsalar "o istediği şeyi istediği zaman söyler, bitirir ve sözünü bıçak gibi keserdi" derdim. hayatıyla ilgili anlatmak istediklerini yüksek sesle sanki bir atasözüymüş gibi söyler ve susardı.
"35 yaşıma kadar hiç bir işte 6 aydan çok çalışmadım." sessizlik.
böyle söyleyince bütün bu şeylerin onun prensibi olduğunu düşünürdünüz. sanki hiç bir şeye bağlanmak istemiyormuş gibi düşünürdünüz.
sanki her iş ile ilgili tecrübe edinmek istiyormuş gibi düşünürdünüz.
gerçi bahçedeki adam heykeli dışında bu hastanede düşünen biri olduğunu söylemek zordu ama anladınız.
o konuşmaya başladığında sanırım sesinin tonu ve yüksekliği sebebiyle bir an için herkes bütün dikkatini ona verir, cümlesi bittiğinde o ana kadar nasıl bir deliyse o deliliğine devam ederdi.
aspirin kanınızı sulandırır, pıhtılaşmayı durdurur ve kazara birinin sizi kurtarıp kahraman olmasını engeller.
yıllar sonra geri dönüp bakınca hayatınızın bazı günleri farklı anlamlar kazanır.
o günleri biliyorsunuz: eşinizle birlikte bir memurun sorusuna "evet" dediğiniz o günü düşünün, hatta ilk "birlikte bir çay içelim mi?" sorusuna "olur" dediğiniz o günü.
gittikçe daha boktan olacak geriye kalan hayatınızın o lanet olası ilk günü.
her şey gibi bunu da mesut gülmez'den öğrendim.
o hastaneye girdiğim ve mesut gülmez'i gördüğüm o ilk gün "bugün geriye kalan hayatımın ilk günü" demem gereken gündü.
keşke onu hiç görmeseydim,
keşke manyağın teki deyip geçseydim.
keşke o kadar delirecek bir şey olmasaydı.
epinefrin kalp atım hızınızı artırır damarlarınızı genişletir ve kanınızın çok daha hızlı bir şekilde boşalmasına yardımcı olur.
sıcak su, aspirin, epinefrin ve bütün mücadelemin sonunda hak ettiğim her şeyin kötüye daha sonra daha da kötüye gidişi.
halbuki gerçekten ölümü hak edecek bir şey yapsaydım. eften püften bir davaya ihanet etseydim. mahkeme beni ölüme mahkum etseydi. bir meydana kurulmuş idam sahnesine gururla çıksaydım, binlerce insan benim nasıl öleceğimi görmek için toplansaydı.
cellat kafamı vücudumdan büyük bir kılıçla ayırsaydı. son isteğim olarak herkese başımı göstermesini isteseydim ve deseydi ki : bu kafaya iyi bakın çünkü o görülmeye değer bir kafadır.
mesut gülmez'in geriye kalan hayatımın ilk günü dediği gün tanımadığı birinin cenaze ile karşılaştığı gündü.
ve sessizlik.
mesut gülmez o gün adını ne koyarsanız koyun, ne kadar zorlarsanız zorlayın güzelleştirmekte zorlanacağınız işlerden birinden daha ayrılıyor.
son iki aydır süpermarketlerde gördüğünüz çocukları eğlendirmek içine girdiği büyük çizgi film karakterlerinden birine daha hayat veriyordu, her gün sevimli olması gereken bir şeylerin kılığına giriyordu.
mesut gülmez boyunda miki fare,
başka bir gün sanırım sarı, gagası olduğu için kuş olması gereken dev bir şeydi ve herkes için eğlenceli olması gerekiyordu.
mesut gülmez "kadınlar için bilmedikleri sürece çocuklarının kime sarıldığının bir önemi yoktu" diyor. "sıcak, kaşınma ve kaçıncı kere giyilmek ve aynı yere nefes vermekten oluşan koku dışında güzeldi" diyor. mesut "bazen beni gerçekten gördüklerini.. yani beni sevdiklerini düşünüyordum" diyor.
"aktivite görevlisi olarak çok da mutsuz sayılmazdım" diyor.
sihirli kelime gerektiği kadar..
insanlara ancak gerektiği kadar samimi davranmalısınız. gerektiği kadar sevmeli ve gerektiği kadar sarılmalısınız.
çünkü patronum beni kovmadan önce en son bunu böyle söyledi.
mesut gülmez o gün yani çubuklu şeker dağıtan köpek olduğu gün çocuklara gereğinden fazla sarıldığı işten kovuluyor.
anneleri şikayet ediyor falan.
mesut gülmez saatlerce şehirde yürüyor. yürüyor taki o cami avlusundaki cenazeyi görene kadar. mesut gülmez "bir şeyler beni ona doğru çekti ne bilmiyorum" diyor. cenazenin başında duruyor ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor. göz yaşları sümüklerine karışarak dakikalarca ağlıyor.
cenaze sahiplerinden biri yanına yaklaşıyor ve çok yakındınız sanırım. ben oğluyum diyor. mesut başını hayır anlamında sallıyor burnunu çekerek. tabuta kapanıp kendisini tamamen bırakıyor göz yaşları ve sümüğünü tabuta silerek doğruluyor bir süre sonra ve geri kalanını koluna silerek yavaş adımlarla cami avlusunun çıkışına doğru yürümeye başlıyor.
arkasından hızla yaklaşan adımlar mesut gülmez'e afedersiniz diyor. sizi az önce cenaze başında ağlarken gördüm tanımıyormuşsunuz da sanırım.
mesut sadece adama bakıyor. adamın paltosunun sıcak tutup tutmadığı aklından geçiyor.
adam yanlış anlamayın ama babam ölüm döşeğinde günleri sayılı.. yani iyi adamdır aslında ama pek seveni de yoktur. yani nasıl desem ardından ağlayacak birileri olsa iyi olurdu. acaba diyorum siz babamın cenazesinde de böyle ağlayabilir misiniz?
mesut gülmez adamın söylediklerini anlamaya çalışıyor.
lütfen diyor parası neyse veririm. çok para veririm.
mesut gülmez "ağlamamı mı istiyorsunuz diyor.
evet diyor adam hem belki bir iki kişi daha olsa sizin gibi iyi olurdu.
mesut gülmez bir kaç gün sonra bu adamın babasının cenazesinde iki arkadaşıyla birlikte çılgınlar gibi ağlıyorlar.
bir kaç gün sonra bir telefon üzerine farklı bir yas törenine ve bir kaç hafta sonrasında iki yurt dışı uçuşa birilerini yolcu ediyorlar.
not: tematik modda hikayenin taslağı yazılıyor denk gelenlere diyeceğim o ki uzaklaşın ağır düzlük içerir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar