bugün
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması12
- millette manyak para var11
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak16
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar3
- sözlük kürdü54
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek11
- türkiyeli kahvesi3
- volkswagen passat4
- sözlükteki halloween kavgası5
- asgari ücret8
- cam açık uyumak7
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması3
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri5
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- ne olursan ol yine gel3
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- nev vs teoman3
- yogartiksen4
- kemal sunal'ın en kötü filmi3
- arkadaş edinme yolları5
- kitap okuyamamak3
- esra'yı aç esra'yı5
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz6
- ismail kartal25
- osman pamukoğlu14
- türklerin ırkçı olması8
- pipisiyle düşünenler buraya2
- ileri dönüşüm5
- dem partili kezo3
- kartoncu abi ırkçı mı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz2
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi7
- allah2
- yusuf islam ın uu beybi beybi diye şarkı söylemesi2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı7
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı9
- rami kütüphanesi4
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- badoo4
- demlenmiş chp2
- didem soydan7
- kurban kesip halloween'a laf etmek3
- annenin ölmesi5
daha evvel de dediğim gibi...
aşk; mitolojinin aksine kanatlı, anadan üryan, oklar fırlatan ve aşık olmamızı sağlayan eros değildir. peki adına şiirler, şarkılar, destanlar yazılan aşk nedir?
bazılarımıza göre bağımlılık ile karıştırılan duygu yoğunlu.
bazılarımıza göre saçmalık.
zaman zaman tedavisi mümkün olmayan, ölümcül bir hastalık.
kimi zaman modanın gerisinde kalmış bir nesne. öyle ki; bir zamanlar evlerimizin her köşesinde bulunan danteller, yahut faytonlar gibi. çekici, çoğu zaman cezbedici. ama kullanışsız...
bazılarımız da "aşk" fikrine aşık oluyoruz. diğer bir deyişle "aşka aşık" oluyoruz. oysa aşkın bir vücutta şekil bulması gerekmez mi? o zaman da nesneleştirmiş mi oluruz? bilemiyorum.
zaten söz konusu aşk olduğunda karışıyorum ben, devrelerim yanıyor. anoreksi hastası mankenler gibi hissediyorum kendimi bazen, kemik yığınından ibaret olup acı çeken. bazen de hani kavga ederiz, ardından bir sessizlik olur ve o sessizliği bozan ilk kişi kaybeder ya, heh işte! aşk söz konusu iken tam da buna benzer şeyler hissediyorum. bu durum biraz huzur verici bir huzursuzluk...
karman çorman oldum yine...
nerede kalmıştık?
bazılarımız için sonunu bildiğimiz ve sürekli izlemekten keyif aldığımız filmler gibi. ama tutkularımız yüzünden, filmin gidişatından yeniden keyif almak yerine hemen sonunu getiriyoruz...
bir şekilde tanışıp aşkı bulduklarına inanan kadın veya erkeğin, gerçekte aşka zamanları olmaması gibi bir durum söz konusu bence. yani birlikte biraz zaman geçiriyor, tutkularına ve arzularına kapılıp aşık olduklarını sanıyorlar.
-sanıyoruz-
bazılarımız tutku ve arzu dolu olduğumuz insanlara aşkı yüklüyoruz. tüm algımız şekil değiştiriyor ve bilinçsiz bir şekilde "bu o" olarak ilan ediyoruz hayatımızdaki insanı. oysa birine tutulmak ile aşık olmak farklı şeyler değil midir? aşık olacağımız insanları seçemeyiz ve "neden bu adama / kadına aşık oldum!?" diyemeyiz. çünkü aşk söz konusuyken tercih yapamayız...
her birimiz gün geçtikçe "armudun sapı, üzümün çöpü." diyen insanlar olma yolunda hızlı adımlar atıyoruz. sevgi, şehvet, tutku ve anlık arzularımız bile söz konusu olduğunda, karşımızdaki insanın kusurlarını yok sayamıyoruz. oysa aşık olduğumuzda ne yapacağımızı şaşırmamız gerekmez mi? yani tüm kusurlarını yok saymak değil mi aşık olmak? bir insanı olduğu gibi, körü körüne benimsemek değil mi?
öyleyse aşk için kör, sağır ve / veya dilsiz olmak diyebilir miyiz?
aşk, aranıp bulunamaz öyle değil mi? sürprizlerle doludur o. hiç ummadığımız bir anda, ummadığımız bir yerde, ummadığımız bir şekilde karşımıza çıkar...
aşk, asla kaçamadığımızdır.
ve bizler asla aşkı bulamayız, o isterse bizi bulur...
aşk; mitolojinin aksine kanatlı, anadan üryan, oklar fırlatan ve aşık olmamızı sağlayan eros değildir. peki adına şiirler, şarkılar, destanlar yazılan aşk nedir?
bazılarımıza göre bağımlılık ile karıştırılan duygu yoğunlu.
bazılarımıza göre saçmalık.
zaman zaman tedavisi mümkün olmayan, ölümcül bir hastalık.
kimi zaman modanın gerisinde kalmış bir nesne. öyle ki; bir zamanlar evlerimizin her köşesinde bulunan danteller, yahut faytonlar gibi. çekici, çoğu zaman cezbedici. ama kullanışsız...
bazılarımız da "aşk" fikrine aşık oluyoruz. diğer bir deyişle "aşka aşık" oluyoruz. oysa aşkın bir vücutta şekil bulması gerekmez mi? o zaman da nesneleştirmiş mi oluruz? bilemiyorum.
zaten söz konusu aşk olduğunda karışıyorum ben, devrelerim yanıyor. anoreksi hastası mankenler gibi hissediyorum kendimi bazen, kemik yığınından ibaret olup acı çeken. bazen de hani kavga ederiz, ardından bir sessizlik olur ve o sessizliği bozan ilk kişi kaybeder ya, heh işte! aşk söz konusu iken tam da buna benzer şeyler hissediyorum. bu durum biraz huzur verici bir huzursuzluk...
karman çorman oldum yine...
nerede kalmıştık?
bazılarımız için sonunu bildiğimiz ve sürekli izlemekten keyif aldığımız filmler gibi. ama tutkularımız yüzünden, filmin gidişatından yeniden keyif almak yerine hemen sonunu getiriyoruz...
bir şekilde tanışıp aşkı bulduklarına inanan kadın veya erkeğin, gerçekte aşka zamanları olmaması gibi bir durum söz konusu bence. yani birlikte biraz zaman geçiriyor, tutkularına ve arzularına kapılıp aşık olduklarını sanıyorlar.
-sanıyoruz-
bazılarımız tutku ve arzu dolu olduğumuz insanlara aşkı yüklüyoruz. tüm algımız şekil değiştiriyor ve bilinçsiz bir şekilde "bu o" olarak ilan ediyoruz hayatımızdaki insanı. oysa birine tutulmak ile aşık olmak farklı şeyler değil midir? aşık olacağımız insanları seçemeyiz ve "neden bu adama / kadına aşık oldum!?" diyemeyiz. çünkü aşk söz konusuyken tercih yapamayız...
her birimiz gün geçtikçe "armudun sapı, üzümün çöpü." diyen insanlar olma yolunda hızlı adımlar atıyoruz. sevgi, şehvet, tutku ve anlık arzularımız bile söz konusu olduğunda, karşımızdaki insanın kusurlarını yok sayamıyoruz. oysa aşık olduğumuzda ne yapacağımızı şaşırmamız gerekmez mi? yani tüm kusurlarını yok saymak değil mi aşık olmak? bir insanı olduğu gibi, körü körüne benimsemek değil mi?
öyleyse aşk için kör, sağır ve / veya dilsiz olmak diyebilir miyiz?
aşk, aranıp bulunamaz öyle değil mi? sürprizlerle doludur o. hiç ummadığımız bir anda, ummadığımız bir yerde, ummadığımız bir şekilde karşımıza çıkar...
aşk, asla kaçamadığımızdır.
ve bizler asla aşkı bulamayız, o isterse bizi bulur...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar