bugün
- aslında hayatta yapayalnız olmamız6
- ağlamamak için kendini tutmak11
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- en iyi simit hangi şehirdedir18
- ctrlx22
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- e'e f e6
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- gece gece 3 tane kurabiye yemek2
- intihar4
- yalnız yaşamak5
- sigortalı bir iş bul çalış4
- güneş gözlüğü3
- gürcistan22
- tuvalete gitmenin zaman kaybı olması2
- chatgpt ile dertleşmek3
- bütün hiçlerle toplanıp beyin fırtınası yapmak2
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- velvet hanım iyi geceler2
- hewal ebo18
- içim yanıyor be sözlük7
- lahmacunu elle yiyen kız14
- pamuk şeker pembesi oje2
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- toksik insanlar2
- alman atasözleri2
- parcalandim toparlanamiyorum5
- kuran da namaz yok21
- öldürme arzusu2
- mutfağına konuk olunan yazarın işine karışmak3
- ilgi isteyen kız16
- geçmişe özlemle bakmak3
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır2
- usualsuspectss3
- memelerini okşarken kız nasıl inler4
- şimdi arkadaşlar3
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- cem gürdap2
- türk düşmanları4
- hiç tadın tuzun olmaması3
- asansörde kalmak7
- güneş4
- insanların akıl vermesinden yorulmak2
- sözlükte kesme işareti olmaması3
- ismail alpen'in yazılımcı olduğu gerçeği3
charles bukowski'den bir şiir. hepimizin tanıdığı bir hankvardır, yada hepimiz hank'iz.
Neye Dokunsan
eski bir New Orleans pansiyon odasında elbiselerini giyerdin,
sen ve depocu çocuk ruhun,
sonra küçük yeşil el arabanı iterek senin
farkında bile olmayan tezgahtar kızların önünden
geçerdin, minik ve dikdörtgen beyinleri ile daha
büyük şeylerin düşlerini kuran
kızların.
ya da Los Angeles, yedek parça fabrikasındaki
sevkiyat memurluğundan dönüp asansörle 312 numaraya
çıkar ve akşamın altısında yatağa uzanmış sarhoş
bulurdun kadını.
onları seçmeyi bilemedin hiçbir zaman, artıkları,
kaçıkları, alkolikleri, hapçıları buldun hep.
belki de bulabileceklerin onlardan ibaretti, onların da
bulabilecekleri senden.
barlara takılıp başka kaçıklar, alkolikler,
hapçılar buldun. topuklu ayakkabıların içindeki
bir çift zarif bilek aklını başından
almaya yeterdi.
yayların üstünde hoplayıp zıpladın onlarla
hayatın sırrını
keşfetmişcesine.
sonra tezgahtar Larry'nin koca göbeği ve minik
gözleri ile yanına geldiği gün vardı, sürekli
ıslık çalardı Larry.
ıslığı kesip sen devkiyat masasında çalışırken
başına dikilmişti.
sonra sallanmaya başlamıştı ileri geri, böyle bir
alışkanlığı da vardı, sen çalışırken başına
dikilip sallanır ve seni seyrederdi, şu şakacı
tiplerden biri, bilirsiniz,
ve gülmeye başlamıştı, sen akşamdan kalma ve
traşsızdın ve yırtık bir gömlek vardı üstünde.
'ne var, Larry? ' diye sormuştun.
'Hank, neye dokunsan boka dönüyor! ' demişti.
tartışacak birşey yoktu.
Charles Bukowski
Neye Dokunsan
eski bir New Orleans pansiyon odasında elbiselerini giyerdin,
sen ve depocu çocuk ruhun,
sonra küçük yeşil el arabanı iterek senin
farkında bile olmayan tezgahtar kızların önünden
geçerdin, minik ve dikdörtgen beyinleri ile daha
büyük şeylerin düşlerini kuran
kızların.
ya da Los Angeles, yedek parça fabrikasındaki
sevkiyat memurluğundan dönüp asansörle 312 numaraya
çıkar ve akşamın altısında yatağa uzanmış sarhoş
bulurdun kadını.
onları seçmeyi bilemedin hiçbir zaman, artıkları,
kaçıkları, alkolikleri, hapçıları buldun hep.
belki de bulabileceklerin onlardan ibaretti, onların da
bulabilecekleri senden.
barlara takılıp başka kaçıklar, alkolikler,
hapçılar buldun. topuklu ayakkabıların içindeki
bir çift zarif bilek aklını başından
almaya yeterdi.
yayların üstünde hoplayıp zıpladın onlarla
hayatın sırrını
keşfetmişcesine.
sonra tezgahtar Larry'nin koca göbeği ve minik
gözleri ile yanına geldiği gün vardı, sürekli
ıslık çalardı Larry.
ıslığı kesip sen devkiyat masasında çalışırken
başına dikilmişti.
sonra sallanmaya başlamıştı ileri geri, böyle bir
alışkanlığı da vardı, sen çalışırken başına
dikilip sallanır ve seni seyrederdi, şu şakacı
tiplerden biri, bilirsiniz,
ve gülmeye başlamıştı, sen akşamdan kalma ve
traşsızdın ve yırtık bir gömlek vardı üstünde.
'ne var, Larry? ' diye sormuştun.
'Hank, neye dokunsan boka dönüyor! ' demişti.
tartışacak birşey yoktu.
Charles Bukowski
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar