bugün
- kaşarlı sucuklu menemen6
- yıllardır hep 30 yaşında olan yazar5
- bir sözlük yazarına çıkma teklif etmek5
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı11
- queen ravennadan mesaj var11
- çalışmak istemek ama engellerin çıkması8
- deli bakışlı erkekler5
- seksenler akımı2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı22
- yeralti edebiyatcisi7
- damarsız tüysüz manisa yaprağı20
- nervio hamferdi10
- birinin altında çalışmak4
- gocu35
- beklenen büyük istanbul depremi2
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü9
- uludağ günlük3
- kız düşürmenin kısa yolu19
- fakir ekeği annesi sevsin8
- uludağ sözlük size ne kattı27
- nikki glaser2
- saltburn2
- al sözlükteki bütün amlar senin olsun8
- günlük 935 lira6
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi2
- s'i l v'e r m'i s t34
- üzülünce vücudun verdiği tepkiler2
- mış gibi yapmak2
- karı kıza para yedirir misiniz6
- dünya her alanda ilerleyecek5
- üsküdar2
- tek ayak üstünde durabilen kadın5
- bu daha büyümüyor mu diyen kız6
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i15
- follow the cops back home3
- işi bırakıp minik ve şirin bir kafe açmak2
- ona bir şeyler söyle2
- yedekte feyk hesap tutmak5
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir10
- köprü ve otoyolların özelleştirilmesi2
- ansızın gelen benim burada ne işim var hissi4
- veli toplantisi4
- sınırsız nafaka kaldırımı insan hakları ihlalidir2
- vanlı kara haydar3
- sözlük çeteleri3
- entry girerken kendini frenlemek3
- özlem gürses'in gta 6 yorumu3
- jar jar binks bir sith lordu mu2
- galatasaray'ın sporting maçı kamp kadrosu4
- kademeli emeklilik sistemi3
yenilen trafik cezasının, 5 ay sonra burundan fitil fitil gelmesidir.
5 ay önce bu zamanlar araba ile acele bir şekilde bir yere yetişmeye çalışıyordum. öğle saatleri, yol geniş ve hafif eğimli, kalabalık da yok. yani gaza basmamak için hiç bir neden yok. gaza basmasan bile araba kendi kendine hızlanıyor. öyle bir yolda ilerlerken farketmeden hız olmuş 57 mil. limit ise 35. hadi 40 mile müsamaha gösteriliyor ama 40'ı 1 mil geç hiç şansın yok şehir içinde. hele ki radar kurulmuşsa.. motosikletli polis amca anında dikiz aynasında beliriverir, vik vik öttürür sirenini, hemen sağa çektirir. akabinde cezayı keser. sen de o kağıtla mahkemeye gider duruşma için randevu alırsın ve tarih genelde doğumgünü ile çakışır. (bkz: dogum gününde mahkemede durusmaya cıkmak)
neyse biz de bekledik bekledik ve 5 ay sonunda duruşma günü geldi çattı. ben zannediyorum hollywood filmlerinde olduğu gibi jüri üyeleri, avukatlar, tanıklar, sanıklar olacak, mübaşirler halay çekecek ama nerde. adliye sarayına gittik, kağıtta yazan kat ve salonu bulduk, beklemeye başladık hakimin gelmesini. herkesi tek tek alacaklar diye beklerken, mahşer yeri gibi kalabalığı toptan salona aldılar. salon tam hayal ettiğim gibiydi. duvarlar, masalar, kürsüler, parmaklıklar, her şey tahtadan. arkada koca abd ve california bayrağı, tanıkların oturması için onlarca sandalye.. sinema salonunu da andırıyordu biraz. sonradan farkettim ki herkesin içinde mahkemeye ifade verecez. bir süre sonra hakim salona girdi. koyun sürüsü gibi bekleyen bizler de "hıh şimdi sçtık" dercesine birbirimize baktık. hakim de belli ki meksika kırması amerikan. bıyıklı falan..
mübaşir (ingilizcesi: mubaschir) denen zerzevat, oradaki herkesi sıraya soktu. sonra adı okunan herkes sırayla kürsüye gelmeye başladı. ulan bu nasıl duruşma? sanki mahkemede değil; aileler yarışıyor programındayız. hakim tek soru soruyor, zanlı gık demeden, cezayı kesip kapıyı gösteriyor. e ben kendimi savunacaktım daha. ne anladım ben bu işten? neyse sıra bize geldi adımız okundu, kasılarak kürsüye geldik.
- suçunu kabul ediyor musun?
- yes sir. ediyorum.
- al o zaman sana $312 + 8 saat trafik dersi.
- ama ben... (koldan tutularak uzaklaştırılır)
haydaaaa. e ben niye 5 ay diyince o kadar eziyet çektim? para cezası artacak diye korkudan soru bile sorulmuyor ibneye. nasıl bir iş bu? ben sanıyorum 90-100 dolarla yırtacaz. bileydim cezayı yediğim gün öderdim parayı. hayır 312 doları geç, kıçta don bile yok. homeless gibi geziyoruz.
neyse oradaki gişeye yönlendirdiler bizi. oradaki sivilceli kız "eğer şimdi ödeyemiyorsanız 30 gün içinde ödeyebilirsiniz" diye bir kağıt tutuşturdu elime. "parayı ödemeye geldiğinizde trafik dersinin yeri ve saatlerini gösteren kağıdı da sokucam bir tarafınıza" dedi. dedim "anladım her şey güzel de bu trafik dersi olmasaydı ne olurdu?" dedi "ehliyetinize 3 yıl el koyulurdu." öyle diyince "ne amerikaymışın ulan" diye iç geçirdim ve olay mahalinden hızlı adımlarla uzaklaştım.
suçumu kabul etmesem sonuç ne olurdu onu merak ediyorum.
5 ay önce bu zamanlar araba ile acele bir şekilde bir yere yetişmeye çalışıyordum. öğle saatleri, yol geniş ve hafif eğimli, kalabalık da yok. yani gaza basmamak için hiç bir neden yok. gaza basmasan bile araba kendi kendine hızlanıyor. öyle bir yolda ilerlerken farketmeden hız olmuş 57 mil. limit ise 35. hadi 40 mile müsamaha gösteriliyor ama 40'ı 1 mil geç hiç şansın yok şehir içinde. hele ki radar kurulmuşsa.. motosikletli polis amca anında dikiz aynasında beliriverir, vik vik öttürür sirenini, hemen sağa çektirir. akabinde cezayı keser. sen de o kağıtla mahkemeye gider duruşma için randevu alırsın ve tarih genelde doğumgünü ile çakışır. (bkz: dogum gününde mahkemede durusmaya cıkmak)
neyse biz de bekledik bekledik ve 5 ay sonunda duruşma günü geldi çattı. ben zannediyorum hollywood filmlerinde olduğu gibi jüri üyeleri, avukatlar, tanıklar, sanıklar olacak, mübaşirler halay çekecek ama nerde. adliye sarayına gittik, kağıtta yazan kat ve salonu bulduk, beklemeye başladık hakimin gelmesini. herkesi tek tek alacaklar diye beklerken, mahşer yeri gibi kalabalığı toptan salona aldılar. salon tam hayal ettiğim gibiydi. duvarlar, masalar, kürsüler, parmaklıklar, her şey tahtadan. arkada koca abd ve california bayrağı, tanıkların oturması için onlarca sandalye.. sinema salonunu da andırıyordu biraz. sonradan farkettim ki herkesin içinde mahkemeye ifade verecez. bir süre sonra hakim salona girdi. koyun sürüsü gibi bekleyen bizler de "hıh şimdi sçtık" dercesine birbirimize baktık. hakim de belli ki meksika kırması amerikan. bıyıklı falan..
mübaşir (ingilizcesi: mubaschir) denen zerzevat, oradaki herkesi sıraya soktu. sonra adı okunan herkes sırayla kürsüye gelmeye başladı. ulan bu nasıl duruşma? sanki mahkemede değil; aileler yarışıyor programındayız. hakim tek soru soruyor, zanlı gık demeden, cezayı kesip kapıyı gösteriyor. e ben kendimi savunacaktım daha. ne anladım ben bu işten? neyse sıra bize geldi adımız okundu, kasılarak kürsüye geldik.
- suçunu kabul ediyor musun?
- yes sir. ediyorum.
- al o zaman sana $312 + 8 saat trafik dersi.
- ama ben... (koldan tutularak uzaklaştırılır)
haydaaaa. e ben niye 5 ay diyince o kadar eziyet çektim? para cezası artacak diye korkudan soru bile sorulmuyor ibneye. nasıl bir iş bu? ben sanıyorum 90-100 dolarla yırtacaz. bileydim cezayı yediğim gün öderdim parayı. hayır 312 doları geç, kıçta don bile yok. homeless gibi geziyoruz.
neyse oradaki gişeye yönlendirdiler bizi. oradaki sivilceli kız "eğer şimdi ödeyemiyorsanız 30 gün içinde ödeyebilirsiniz" diye bir kağıt tutuşturdu elime. "parayı ödemeye geldiğinizde trafik dersinin yeri ve saatlerini gösteren kağıdı da sokucam bir tarafınıza" dedi. dedim "anladım her şey güzel de bu trafik dersi olmasaydı ne olurdu?" dedi "ehliyetinize 3 yıl el koyulurdu." öyle diyince "ne amerikaymışın ulan" diye iç geçirdim ve olay mahalinden hızlı adımlarla uzaklaştım.
suçumu kabul etmesem sonuç ne olurdu onu merak ediyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar