bugün
- yeni evli çift aktiviteleri8
- yarragi olan adam7
- from gold from dust37
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- kış gelince kısa etek ince çorap modası7
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- çinliler alevi mi5
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı77
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- profdrekremculfa3
- ıspartalıları sevmemek6
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar4
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- sözlük kızlarının çorapları8
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı3
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz3
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı8
- mutlu günleri beklemek5
- para kazanmak3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı9
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip4
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı4
- binyamin netanyahu6
- 2026 yılında kitap oku falan diyen tip3
- onunla ben hep sevişecek gibi baktık birbirimize2
- sözlükten arada sırada sıkılmak2
- leon the professional vs pulp fiction2
- en son ne aldınız13
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar17
- nervio abla13
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama7
- instagram da artan erotizm sebebi10
- evlenecek 35 40 yaşlarında kadın aramak4
- okuduğu kitaplardan bilgiler vermek4
- sinemada yiyişen sevgililer9
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- ismail kartal22
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı9
- ümit kocasakal20
- vajinaya dil atmak11
- sözlük erkeklerinin çok havalı olması3
- paçoz sözlük yazarı3
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- 27 ekim 2026 borussia dortmund werder bremen maçı3
- aşkım ben berkecanlara ders çalışmaya gidiyorum2
- emir ismed buhari hazretleri3
- kuru amlı10
hayatımda çok kere aşık oldum. elli senede belki yüz kere belki daha da fazla kere aşık oldum. bazen trafikte ona yeşil ışık yanarken durup bana yol veren sarışın bir spor araba sürücüsüne bile oldum. bazı zamanlar aynı gün içinde iki kancığa aşık olduğumu da hatırlarım. sabahleyin beni sonuna kadar emen kancığa, akşam yarığını somurduğuma.
sanırım bir kaç yıl oluyor. sahilden yürüyüp de bir süper market şubesine gittim. birkaç tane bira ile dilimlenmiş kaşarlardan aldım kendime. alacaklarım konusundaki fikrim sabit olduğu için sanırım markete girip çıkmam çok uzun sürmüyor. kasadaydı o. siyah bir elbise vardı üzerinde. sarı kısa saçlarıyla beraber oldukça çekici görünüyordu. tahminimce otuzlu yaşlarının başındaydı. anlık bir göz temasımız oldu kendisiyle ve güzel kancıkların en kötü özelliği uzun süre göz temasına olanak tanımıyorlar sizinle. ben kasa bandına aldıklarımı bırakıp ödeme için hazırlık yapmaya başladım. çok fazla şey almıştı o. biraz sürdü işlemlerini tamamlaması ama dört koca poşet doldurmuş kancık. kasiyerle işimizi bitirdikten sonra birkaç saniye içinde biraları ve kaşarı poşetleyip güzel kancığın iki poşetini de taktım parmaklarıma. yardımcı olabilir miyim diye sorduğumda fena güldü kancık. şenlikli bir sesi vardı, şaşırmadım. otomatik kapıya doğru yöneldim. açıl susam açıl... tekrar güldü. aslında ben otomatik kapılardan çok korkuyordum. çünkü hemen herkes mekanik bir sebepten dolayı o kapılara çarpıp rezil olabilirdi. bir kaç kere böyle kötü hadiselere şahit de oldum aynı markette. elleri alışveriş poşetleriyle dolu kimselerin hız kesmeden o kapıya çarpmalarını gördüm. ne büyük çaresizlik... kancığın iri tasarımlı olanlardan bir arabası vardı. jip dediklerinden. yakınlarda oturuyorsanız bırakabilirim dedi. gülme sırası benimdi, kahkaha attım. hava sıcaktı, arabanın ön kapısını açtım, elbette yakınlarda oturuyorum. yola çıkınca bir teknede yaşadığımı söyledim, güldü.
parkın yanına geldiğimizde ineceğimi söyledim. davet edersem iyi olmayabilirdi ama etmezsem daha kötü olabilirdi. dilerse manzaraya karşı kahve ikram edebileceğimi söyledim. vakti olmadığını ama teknenin yerini öğrenirse başka bir zaman gelebileceğini söyledi. beraber indik, ayaklarımın arasındaki market poşetini sağ elime aldım, tekneye doğru yürümeye başladık. teknenin önünde paco, sarışın bir kancığın kıçına burnunu sokmakla meşguldü. o benim köpeğim dedim. siyah olan. o tam bir piç dedim. paco bir sokak köpeğiydi son üç yavrudan birisiydi onu aldığımda. uyuz annelerinin yavruları için yeterli sütü yoktu. hepsi ölecekti neredeyse. sanırım bir labrador kırmasıydı. adının mine olduğunu, az ileride oturduğunu söyledi ve ayrıldı kancık. siyah elbisesinin içinde kalçalarını görebiliyordum. dönüp baktığında paco çoktan kancığını dölleme çalışmalarına başlamıştı. kafasını yarım çevirip elini kaldırdı mine selam verircesine. ben de öyle yaptım, iskeleyi indirip düldüle çıktım. elimdeki poşeti bırakıp sigara yaktım bir tane. poşetten biraların birini çıkartıp kapağını açtım. paco heyecanla geldi yanıma. paco tam bir alkolikti. su kabının yanındaki bira kabına şişenin birazını döktüm. garip sesler çıkartarak bir kaç saniye içinde tüm birasını yaladı. mine arabasının motorunu çalıştırdı ve uzaklaştı. hayatımda gördüğüm belki de en fena kancıktı, bir süre öylece kaldığımı hatırlıyorum.
sanırım bir kaç yıl oluyor. sahilden yürüyüp de bir süper market şubesine gittim. birkaç tane bira ile dilimlenmiş kaşarlardan aldım kendime. alacaklarım konusundaki fikrim sabit olduğu için sanırım markete girip çıkmam çok uzun sürmüyor. kasadaydı o. siyah bir elbise vardı üzerinde. sarı kısa saçlarıyla beraber oldukça çekici görünüyordu. tahminimce otuzlu yaşlarının başındaydı. anlık bir göz temasımız oldu kendisiyle ve güzel kancıkların en kötü özelliği uzun süre göz temasına olanak tanımıyorlar sizinle. ben kasa bandına aldıklarımı bırakıp ödeme için hazırlık yapmaya başladım. çok fazla şey almıştı o. biraz sürdü işlemlerini tamamlaması ama dört koca poşet doldurmuş kancık. kasiyerle işimizi bitirdikten sonra birkaç saniye içinde biraları ve kaşarı poşetleyip güzel kancığın iki poşetini de taktım parmaklarıma. yardımcı olabilir miyim diye sorduğumda fena güldü kancık. şenlikli bir sesi vardı, şaşırmadım. otomatik kapıya doğru yöneldim. açıl susam açıl... tekrar güldü. aslında ben otomatik kapılardan çok korkuyordum. çünkü hemen herkes mekanik bir sebepten dolayı o kapılara çarpıp rezil olabilirdi. bir kaç kere böyle kötü hadiselere şahit de oldum aynı markette. elleri alışveriş poşetleriyle dolu kimselerin hız kesmeden o kapıya çarpmalarını gördüm. ne büyük çaresizlik... kancığın iri tasarımlı olanlardan bir arabası vardı. jip dediklerinden. yakınlarda oturuyorsanız bırakabilirim dedi. gülme sırası benimdi, kahkaha attım. hava sıcaktı, arabanın ön kapısını açtım, elbette yakınlarda oturuyorum. yola çıkınca bir teknede yaşadığımı söyledim, güldü.
parkın yanına geldiğimizde ineceğimi söyledim. davet edersem iyi olmayabilirdi ama etmezsem daha kötü olabilirdi. dilerse manzaraya karşı kahve ikram edebileceğimi söyledim. vakti olmadığını ama teknenin yerini öğrenirse başka bir zaman gelebileceğini söyledi. beraber indik, ayaklarımın arasındaki market poşetini sağ elime aldım, tekneye doğru yürümeye başladık. teknenin önünde paco, sarışın bir kancığın kıçına burnunu sokmakla meşguldü. o benim köpeğim dedim. siyah olan. o tam bir piç dedim. paco bir sokak köpeğiydi son üç yavrudan birisiydi onu aldığımda. uyuz annelerinin yavruları için yeterli sütü yoktu. hepsi ölecekti neredeyse. sanırım bir labrador kırmasıydı. adının mine olduğunu, az ileride oturduğunu söyledi ve ayrıldı kancık. siyah elbisesinin içinde kalçalarını görebiliyordum. dönüp baktığında paco çoktan kancığını dölleme çalışmalarına başlamıştı. kafasını yarım çevirip elini kaldırdı mine selam verircesine. ben de öyle yaptım, iskeleyi indirip düldüle çıktım. elimdeki poşeti bırakıp sigara yaktım bir tane. poşetten biraların birini çıkartıp kapağını açtım. paco heyecanla geldi yanıma. paco tam bir alkolikti. su kabının yanındaki bira kabına şişenin birazını döktüm. garip sesler çıkartarak bir kaç saniye içinde tüm birasını yaladı. mine arabasının motorunu çalıştırdı ve uzaklaştı. hayatımda gördüğüm belki de en fena kancıktı, bir süre öylece kaldığımı hatırlıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar