bugün
- günün recep tayyip erdoğan repliği8
- dinci ahlaksızlığı7
- yunan adalarına gitmek5
- rujlu erkekle öpüşmek13
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak5
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi23
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması16
- para için karısını tiktok ta oynatan erkek3
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler10
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak6
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması2
- 3 ayda bir duş almak3
- 1 ekim 2026 benzin zammı7
- evlenecek 35 40 yaşlarında kadın aramak2
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- ölüyorum lan ölüyorum6
- sarışın kadın vs esmer kadın2
- fred çakmaktaş2
- yazarların sabah kahvaltısı6
- kaliteli entryler girip eksi oy almak2
- samara morgan önünüze çıksa yapacaklarınız5
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları47
- tulumba tatlısı5
- hoşlanılan kızın dörtte üçünün su olması3
- from gold from dust13
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- recep tayyip erdoğan27
- ekim2
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- nervio23
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- araba kullanırken uyumak4
- çin'e demokrasi gelsin10
- yazılımcı flörtü2
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı3
- vajinanın iç sıcaklığı10
- truesuz sözlük8
- hastalık havası8
- silikon memenin patlaması10
- fatma betül sayan kaya59
- halka filmini izlerken telefonun çalması4
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak6
- rujlu kadınla öpüşmek6
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- gocu19
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
8 aydır yaşadığım ülke. dibine bacağım girsin.
her şeyin saçma bir şekilde zor olduğu ülkedir ve olur da ileride yaşayacak olan olur (olmaz demeyin, ben de dedim) diye yazıyorum.
1- lafa başından değil kıçından başlarlar. en başta öğrenmeniz gereken şeyi sonunda duyabilirsiniz, hatta genelde de öyle olur.
2- güney fransa yine iyidir ama genelinin ingilizce'yle arası yoktur. mümkün olduğunca fransızca öğrenin derim. hele bir de paris'e giderseniz insan boğazlayacak hale gelebilirsiniz. ama merak etmeyin göçmenler paris'in ağzına sıçıyorlar, helal olsun.
3- paris'e gideceklere tavsiyem çanta, telefon ne varsa mukayet olsunlar. özellikle de size bir şey imzalamanız için (genelde sağırlar için) yaklaşanlar olursa direk siktir edin. küçükmüş, hamileymiş falan demeyin sille, tokat girin.
4- banka hesabı açacaksanız, bankadakilere karşı gerektiğinde kabalaşın. kabalaşmadan önce "ev sahibinizin pasaportunun fotokopisini istiyorum" diyen bankacı (ne alaka dersiniz ikinci cümleye dönünüz), anlayacağı dilden konuşmaya başladığınızda "ya aslında gerek yok" diyecek kadar işleri yumuşatırlar.bir de fransız kökenli bankalarla çalışın. tanım: hsbc sana kafam girsin.
5- adres konusunda dünyanın en özürlü halkıdır. eğer adres soracaksanız mümkün mertebe afrika kökenlilere danışın, fransızlar'a hiç bulaşmayın, doğru gittiğiniz yolu kaybedersiniz. ayrıca yolda bulunan tabelalar da çok kötü konumlandırılmıştır.
6- "ofii" diye bir kurumları var. "fransız göç ve entegrasyon ofisi" manasına geliyormuş, manasını sikeyim. öncelikle, bu kurumla alakanız türkiye'de başlıyorsa bir nebze iyi. en azından muayneleriniz türkiye'de yapılır, bu ibnelerin muaynesinden de hayır gelmez. şimdi bu kurum sizin oturma izninizi onaylıyor. genelde bu kurumlar olabilecek en saçma yerlerde konumlandırılıyorlar, ki bu duruma fransızların adres özürlü olmaları eklenince (bir üstteki madde) haliyle kafayı yiyorsunuz. bu kurum siz onlara belgelerinizi gönderiğinizde ya da okul sizin yerinize gönderdiğinde, size mail atar ve randevu gününü-saatini bildirir. öncelikle tavsiyem önceden kurumun şubesinin yerini gidip görmeniz ve nihayetinde de zamanında gitmeniz. eğer gitmezseniz bir sürü sorun çıkarırlar, hele bir de okulunuzda (benim gibi) fransa'nın harika bir kurallar ve kanunlar ülkesi olduğunu sanan stephanie diye bir kaltak varsa başınız ağrır. kadına şiddete hayır ama stephanie bir istisnadır bile diyebilirsiniz.
7- "la poste" adı verilen postanelere maalesef işiniz düşecektir. ama siz mümkün oldukça uzak durun. başında söylemeleri gereken ne varsa kıçında söylemeleri burada sizi oldukça sinirlendirebilir. bkz: madde 1
8- çalışamayı sevmezler. gece vakti "acıktım ya bi dolanayım bir şeyler bulurum" demeyin, en olumlu ifadeyle yürüyüş olursunuz, daha çok acıkırsınız. sigara içiyorsanız durum daha da fena, saat 6'dan sonra sigara satan yer bulmak çok zor. unutmadan sigara sadece tabac shop adı verilen tütüncülerde bulunur, o tütüncüler de adım başı bulunmaz. pazar günleri için yiyecek içecek istifleyin. ancak güne çok erken başlarlar, bunu da belirteyim.
9- "fransız mutfağı bir harika" diyen olursa üç gün yağmurda bekletilmiş meşe odunuyla birlikte sarın bana gönderin. şiddet yanlısı olduğumdan değil, mudo da indirimle 945 liraya düşen oduna param yetmedi de ondan. mutfaklarının yarısı italya'dan, kalan yarısı da dünyanın diğer ülkelerinden aşırmadır. bunun dışında ayak üstü yemek yiyeceğiniz yerler haricinde lokantalar sadece belirli saatlerde açıktır, okullarda bile.
10- fransız erkeklerini ayıla bayıla anlatanlar için de bir üstteki maddede yer alan odunlu örnek geçerlidir. hatta ilginç bir şekilde uluslararası öğrencilerin bol olduğu okullarda fransız kızlar tarafından pek tercih edilmiyorlar. bunun -şahsi gözlemim- birinci sebebi bu heriflerin çok geç olgunlaşmaları. 25 yaşındaki bir fransız erkeğinden 17 yaşındaki bir erkek mantığından fazlasını beklemeyin. bu konuda kuzey afrikalı göçmenlerle inanılmaz uyumlular. zidane'den gelen sempatiyi kısa bir sürede yitireceksiniz. bu arada bizim 120 kişilik bölümde sevgilisi fransız olan bir kız var, o da çinli. hatta bir başka çinli arkadaşım yine bizim bölümden fransız bi elemanı reddetti ki çinliler avrupalı gördüklerini pek reddetmezler.
11- kızlar ise erkekleriyle karşılaştırıldığında çok daha iyiler. en azından kafaları çalışıyor, ilerisi için düşünceleri beklentileri falan var. onun dışında özel bir artıları var mı derseniz, yardımsever olmalarını söylebilirim. özellikle güney fransa'dakiler çok iyiler. gerçi güney'deki erkekler bile biraz sempatik olabiliyorlar. ama dediğim gibi özel bir şey beklemeyin, öyle olsa marc dorcel yerli sermayeye yönelirdi.
12- bu maddeye sebastien loeb'i ve alain prost'u tebrik ederek başlıyorum. benzer bir şekilde herhangi bir araç kullanımında başarılı olmuş tüm fransızları özellikle tebrik ediyorum. çünkü otomobil, otobüs, bisiklet, motorsiklet vb araçları kullanmada genetik olarak sorunlu bu halktan çıkmış olmaları çok çok büyük başarı. tabelayı anlamaz, direksiyon hakimiyeti zaten yok, sinyal kullanımı hak getire...
13- son olarak, fransa gelişmiş bir ülke değil. sadece refah düzeyi yüksek bir ülke. burada hatrı sayılır zaman geçirirseniz bunu anlarsınız. iğrenç bir bürokrasisi var, umarım fransız devletiyle hiçbir alakanız olmaz, sizin yerinize işlerinizi halleden kurumlarınız olur. tamamen önyargısız olarak söylüyorum ki vasıfsız insanlar nüfusun önemli bir kısmını oluşturuyor. lisesinden, üniversitesinden çıkanlara bakıyorum da, durum hakikaten fena. zerre ışık yok.
diyeceksiniz ki nasıl bu kadar iyi durumdalar? çevresinde italya, almanya gibi ülkelerin bulunmasından çok yararlanmışlar. bir de zamanında yönetici elitler bir şekilde çok iyi belirlenmişler. devlet bürokrasisinde de, özel kurumlarda da bu böyle. tüm samimiyetimle söylüyorum ki, bu kafayla türk olsalardı, işsiz kalırlardı. pratik olan herhangi bir şeyin bu denli olmadığı bir yer daha önce görmedim.
her şeyin saçma bir şekilde zor olduğu ülkedir ve olur da ileride yaşayacak olan olur (olmaz demeyin, ben de dedim) diye yazıyorum.
1- lafa başından değil kıçından başlarlar. en başta öğrenmeniz gereken şeyi sonunda duyabilirsiniz, hatta genelde de öyle olur.
2- güney fransa yine iyidir ama genelinin ingilizce'yle arası yoktur. mümkün olduğunca fransızca öğrenin derim. hele bir de paris'e giderseniz insan boğazlayacak hale gelebilirsiniz. ama merak etmeyin göçmenler paris'in ağzına sıçıyorlar, helal olsun.
3- paris'e gideceklere tavsiyem çanta, telefon ne varsa mukayet olsunlar. özellikle de size bir şey imzalamanız için (genelde sağırlar için) yaklaşanlar olursa direk siktir edin. küçükmüş, hamileymiş falan demeyin sille, tokat girin.
4- banka hesabı açacaksanız, bankadakilere karşı gerektiğinde kabalaşın. kabalaşmadan önce "ev sahibinizin pasaportunun fotokopisini istiyorum" diyen bankacı (ne alaka dersiniz ikinci cümleye dönünüz), anlayacağı dilden konuşmaya başladığınızda "ya aslında gerek yok" diyecek kadar işleri yumuşatırlar.bir de fransız kökenli bankalarla çalışın. tanım: hsbc sana kafam girsin.
5- adres konusunda dünyanın en özürlü halkıdır. eğer adres soracaksanız mümkün mertebe afrika kökenlilere danışın, fransızlar'a hiç bulaşmayın, doğru gittiğiniz yolu kaybedersiniz. ayrıca yolda bulunan tabelalar da çok kötü konumlandırılmıştır.
6- "ofii" diye bir kurumları var. "fransız göç ve entegrasyon ofisi" manasına geliyormuş, manasını sikeyim. öncelikle, bu kurumla alakanız türkiye'de başlıyorsa bir nebze iyi. en azından muayneleriniz türkiye'de yapılır, bu ibnelerin muaynesinden de hayır gelmez. şimdi bu kurum sizin oturma izninizi onaylıyor. genelde bu kurumlar olabilecek en saçma yerlerde konumlandırılıyorlar, ki bu duruma fransızların adres özürlü olmaları eklenince (bir üstteki madde) haliyle kafayı yiyorsunuz. bu kurum siz onlara belgelerinizi gönderiğinizde ya da okul sizin yerinize gönderdiğinde, size mail atar ve randevu gününü-saatini bildirir. öncelikle tavsiyem önceden kurumun şubesinin yerini gidip görmeniz ve nihayetinde de zamanında gitmeniz. eğer gitmezseniz bir sürü sorun çıkarırlar, hele bir de okulunuzda (benim gibi) fransa'nın harika bir kurallar ve kanunlar ülkesi olduğunu sanan stephanie diye bir kaltak varsa başınız ağrır. kadına şiddete hayır ama stephanie bir istisnadır bile diyebilirsiniz.
7- "la poste" adı verilen postanelere maalesef işiniz düşecektir. ama siz mümkün oldukça uzak durun. başında söylemeleri gereken ne varsa kıçında söylemeleri burada sizi oldukça sinirlendirebilir. bkz: madde 1
8- çalışamayı sevmezler. gece vakti "acıktım ya bi dolanayım bir şeyler bulurum" demeyin, en olumlu ifadeyle yürüyüş olursunuz, daha çok acıkırsınız. sigara içiyorsanız durum daha da fena, saat 6'dan sonra sigara satan yer bulmak çok zor. unutmadan sigara sadece tabac shop adı verilen tütüncülerde bulunur, o tütüncüler de adım başı bulunmaz. pazar günleri için yiyecek içecek istifleyin. ancak güne çok erken başlarlar, bunu da belirteyim.
9- "fransız mutfağı bir harika" diyen olursa üç gün yağmurda bekletilmiş meşe odunuyla birlikte sarın bana gönderin. şiddet yanlısı olduğumdan değil, mudo da indirimle 945 liraya düşen oduna param yetmedi de ondan. mutfaklarının yarısı italya'dan, kalan yarısı da dünyanın diğer ülkelerinden aşırmadır. bunun dışında ayak üstü yemek yiyeceğiniz yerler haricinde lokantalar sadece belirli saatlerde açıktır, okullarda bile.
10- fransız erkeklerini ayıla bayıla anlatanlar için de bir üstteki maddede yer alan odunlu örnek geçerlidir. hatta ilginç bir şekilde uluslararası öğrencilerin bol olduğu okullarda fransız kızlar tarafından pek tercih edilmiyorlar. bunun -şahsi gözlemim- birinci sebebi bu heriflerin çok geç olgunlaşmaları. 25 yaşındaki bir fransız erkeğinden 17 yaşındaki bir erkek mantığından fazlasını beklemeyin. bu konuda kuzey afrikalı göçmenlerle inanılmaz uyumlular. zidane'den gelen sempatiyi kısa bir sürede yitireceksiniz. bu arada bizim 120 kişilik bölümde sevgilisi fransız olan bir kız var, o da çinli. hatta bir başka çinli arkadaşım yine bizim bölümden fransız bi elemanı reddetti ki çinliler avrupalı gördüklerini pek reddetmezler.
11- kızlar ise erkekleriyle karşılaştırıldığında çok daha iyiler. en azından kafaları çalışıyor, ilerisi için düşünceleri beklentileri falan var. onun dışında özel bir artıları var mı derseniz, yardımsever olmalarını söylebilirim. özellikle güney fransa'dakiler çok iyiler. gerçi güney'deki erkekler bile biraz sempatik olabiliyorlar. ama dediğim gibi özel bir şey beklemeyin, öyle olsa marc dorcel yerli sermayeye yönelirdi.
12- bu maddeye sebastien loeb'i ve alain prost'u tebrik ederek başlıyorum. benzer bir şekilde herhangi bir araç kullanımında başarılı olmuş tüm fransızları özellikle tebrik ediyorum. çünkü otomobil, otobüs, bisiklet, motorsiklet vb araçları kullanmada genetik olarak sorunlu bu halktan çıkmış olmaları çok çok büyük başarı. tabelayı anlamaz, direksiyon hakimiyeti zaten yok, sinyal kullanımı hak getire...
13- son olarak, fransa gelişmiş bir ülke değil. sadece refah düzeyi yüksek bir ülke. burada hatrı sayılır zaman geçirirseniz bunu anlarsınız. iğrenç bir bürokrasisi var, umarım fransız devletiyle hiçbir alakanız olmaz, sizin yerinize işlerinizi halleden kurumlarınız olur. tamamen önyargısız olarak söylüyorum ki vasıfsız insanlar nüfusun önemli bir kısmını oluşturuyor. lisesinden, üniversitesinden çıkanlara bakıyorum da, durum hakikaten fena. zerre ışık yok.
diyeceksiniz ki nasıl bu kadar iyi durumdalar? çevresinde italya, almanya gibi ülkelerin bulunmasından çok yararlanmışlar. bir de zamanında yönetici elitler bir şekilde çok iyi belirlenmişler. devlet bürokrasisinde de, özel kurumlarda da bu böyle. tüm samimiyetimle söylüyorum ki, bu kafayla türk olsalardı, işsiz kalırlardı. pratik olan herhangi bir şeyin bu denli olmadığı bir yer daha önce görmedim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar