bugün
- kudüs üç semavi din için önemlidir10
- nervio14
- ak partiyi savunan dayılar8
- simko34
- aliyev'in türk devletleri zirvesi ne katılmaması4
- türk solu10
- bir kızın peşinde koşan erkek sayısı3
- call of duty filmi3
- fransız arabalarının aşırı dandik olduğu gerçeği6
- yazar donuzlayan erkek gizli eşcinseldir7
- eşcinsel yazarlar3
- motorun yatak sarması6
- teomancalmasur6
- sibel can'ın nutellalı memeleri6
- ömer üründül ün galatasaray başkanı olması5
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- türkiyeliyim ve mutluyum11
- üçler yediler kırklar11
- insan doğuştan iyi midir17
- patrick stewart5
- popo silerken dikkat edilmesi gerkenler3
- ismet'i aklınoksan efendi4
- sevgilinin iri ve dolgun göğüslerini özlemek3
- yarınlar yokmuş gibi sallamak3
- kel ve at kuyruklu kötü adam3
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- smile 32
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması7
- ergenle iletişim2
- sözlükçü kızların tam bir sazan olduğu gerçeği2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi21
- pubg dizisi2
- kafkas çingeneleri3
- fenerin yeni hocası kim olacak6
- 30 ekim 2026 adanaspor kırıkkalespor maçı3
- balık yanına en yakışan çorba11
- düzenli ayak bakımı yapan kadın2
- sherqiy turkistan3
- tek türkçe padişah adı2
- kia rio3
- kimsenin 10 dakkadır entry girmemesi5
- aleksey batrakov7
- kadınların ayakkabısına göre meslek analizi2
- humbaracı ismed bin gürbüz paşa3
- cedidacer tarzı entry girmek6
- mızıkçı3
- ekşi sözlük toplu yazar alımı11
- otelde yer yoksa bende kalabilirsin diyen granny2
- muşlettin amca2
- sözgür başkan teoman çalmaşur3
bir çocuğa bisiklet sürmeyi öğretmek, eğer o zamanlar siz de çocuksanız çok tehlikeli bir hal alabiliyor. şimdi efendim, yaşım 8 ya var ya yok o zamanlar. benden bir yaş küçük kuzenimin ısrarı üzerine kendisine bisiklet sürmeyi öğreteceğim. olayın geçtiği yer giresun, hani şu yokuşlarıyla ünlü memleket. zaten düz yol görsen gözlerin yaşarır. kuzenim ailecek bize misafirliğe gelmiş annemler annanemler oturmuş çay içiyorlar hepsinin keyfi yerinde sohbet muhabbet, demli çaylar kurabiyeler havada uçuşuyor. evin bahçesinde alem yapıyorlar anlayacağınız. biz de bisikleti aldık çıktık bahçeye kuzenimle. ben öğretmen edasında karşımdaki çaylak kuzenime bisikleti, pedalı ve freni anlatıyorum. hatta sağ fren arka, sol fren ön diye defalarca tekrar bile ettim arkadaşımız karıştırıp ön freni sıkmasın diye. hızlıyken ön fren sıkılırsa tepetaklak olma ihtimaliniz var malum, açıkladım kendisine, mesuliyet kabul etmiyorum bu sebeple ve en ufak vicdan azabım yok. basit teorik dersleri geçtikten sonra ki bu yaklaşık olarak 60 saniye kadar sürdü, oturttum kendisini bisikletimin başına. bisiklet benim, yeni alınmış ve çok kıymetli. ilk ve dahası benim kırmızı bisikletim*. yalnız şurasını pek hesap etmemişiz: hayatında ilk defa bisiklet koltuğuna oturan kuzenimi evin önündeki yaklaşık 50 metre uzunluğunda ve yaklaşık 30 derece eğimli yokuşun en tepesine çıkarmanın olası sonuçlarını. her neyse, yapabilir miydim yapamaz mıydım derken ikna ettim kendisini yokuştan aşağı bırakmaya. gidon düz tutulacak, sağdaki fren sıkılacak ve hızla doğru orantılı frene daha sıkı basılacak. anlaştık. eylem planımız şöyle; ola ki işler ters gider, ben son hızla üstüme gelen bisikleti tutup kuzenimi kurtarmak üzere yokuşun yarısındaki evimizin bahçe kapısında hazır vaziyette bekleyeceğim. arkamda da akrabalarım ve ailem pisküvisini çayına banıp yiyor, muhabbet ediyor olacak. pozisyonumuzu aldık, işareti verdim pek sevgili kuzenime. birazcık tedirginlikle de olsa bana olan güveniyle saldı kendini yokuştan aşağı kuzenim. ilk on metrede yana doğru düşecek gibi oldu fakat orada nasıl düzeltti psikopat, sahiden bilemiyorum. korkudan freni sıkmayı unutmuş olacak ki sürekli artan bir hızla üzerime doğru gelmeye başladı, tabi bu arada bisiklette stabil değil, oynuyor bir o yana bir bu yana, düşse ne güzel olacaktı o anda en azından bir diz kanamasıyla sıyırırdık belki. ilk başta kollarımı açtım tutacağım oğlanı plan bu ya. ama baktım gördüm ki bu ezercesine üzerime geliyor az bir mesafe kala kendimi kapıdan içeri attım. kuzenin o anda yanımızdan uçup giderken ki çaresiz ve bir o kadar da masum, korku dolu bakışını unutamıyorum. acayip acıma duygusu hissettim çocuğa karşı, yazık lan. aynı bakışı saniyenin beşte birinde arkamdaki ebeveynlerimiz de görmüş olacak ki çayı çorbayı yere atıp bir anda ayaklanmışlardı. ben son bir şans olarak arkasından "gökhan freeeen" diye bağırdığımı hatırlıyorum, artık sıktı mı sıkmadı mı o an bilemiyorum ama son gördüğüm, yokuşun sonundaki çöp kovasına çarparak arkasındaki duvardan aşıp mısır bahçesine uçan bir kuzendi. ha bir de ön tekeri ciddi oranda yamulmuş bisikletim, en çokta bu acıttı zaten. yeniydi lan o. sonra sevgili kuzenimi ailecek mısırların arasından çıkardık tabi. korkudan gidonu da bırakmamış olacak ki sağ el bileği iyice yamulana kadar, sağ kolda burkulma, belde incinme ve artık nasıl becerdiyse kafada birkaç dikiş gereken bir yara ile bu macerayı atlatmıştık. hayır o değil olan benim ilk bisiklete oldu, aynı zamanda sonuncu bisikletim oldu bu kazanın benim başımın altından çıkması sebebiyle. yani uzun lafın kısası; bisiklet sürmeyi öğreteceğinizde, kendi bisikletiniz ile öğretmeyin..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar