bugün
- meclis te fon krizi araştırma komisyonu tartışması4
- bedelini ödeyen yazarlar17
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi7
- filistin37
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- ten uyumu vs kafa uyumu4
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- dua3
- fon kurdum para yatırır mısınız9
- arkadaşlar ne yesek9
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- antipanik'e bir şey söyle22
- israil3
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- silvermist'e iki şey söyle20
- nöbetteyim sözlük4
- seksten önce dua etmek10
- özelden şeftalisini atan yazar14
- israil'i allah cezalandıracak9
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- tarhana çorbası12
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- alttaki yazara bir şey söyle24
- sözlük kızlarının kombinleri15
- sözlük kızlarının tantunici7
- parcalandim toparlanamiyorum323
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- güzelsen koy resmini görelim6
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- redbull5
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- adana lezzet festivali5
- sapık şarkı sözleri9
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- platon un mağara alegorisi5
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- porno entelektüelliği8
- ucan tekme atan hipopotam47
- bu kalp seni unutur mu5
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- hayat yaşamaya değer mi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- kalpteki boşluk hissi4
- yakışıklı olgun erkekler6
- sözlük kızalarının takosu5
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu7
- bir karpuz falan sikin de bitsin bu çile8
"Ali Bulaç neyden, kimden şikayet ediyor?" başlıklı yazısı ile sağlam bir özeleştiri yapmış yazar.
kalemine sağlık.
http://www.internethaber....sikayet-ediyor-15565y.htm
--spoiler--
Yaklaşık 2 yıl önceki bir yazımda: Günümüz Müslümanlığı insanları niçin adam etmiyor? diye sormuş, islamcı kanaat önderlerinin bu sorunun cevabına kafa yormaları gerektiğini söylemiştim.
islamcı camianın önemli entelektüellerinden Ali Bulaç dünkü yazısında benzer bir soru sordu.
Önce, Bulaçın yazısından bir alıntı:
Neden Müslümanlar aralarındaki ihtilafları tolere edemiyor? ( ) Yüce Allah, ihtilafları çözmek üzere kitap indirmedi mi, peygamber göndermedi mi? Müslümanlar Kitaba ve Sünnete inanmıyorlar mı, yoksa inandıkları, dilleriyle takrir ettikleri halde amel etmiyorlar mı?
Ben, soruyu Ali Bulaçın da aralarında bulunduğu dindar aydın ve kanaat önderlerine sormuştum. Sanırım Ali Bulaç da bize soruyor.
Doğrusu, Ali Bulaça katılıyorum: Ortada bir terslik var. Kendilerini toplum içerisinde daha dindar konumlandıran cemaatlerin, tarikatların, partilerin ve bu yapılara gönül veren insanların durumu, izah gerektiriyor.
Lafı eğip bükmeden söyleyeyim: Şikayet ettiğimiz topluluğu bu hale biz getirdik. Yani islamcı aydın, kanaat önderleri, cemaat liderleri, dindar siyasetçiler ve medya mensupları getirdi.
insanları Müslüman veyahut daha dindar yapmak gibi bir vazife uydurduk.
Dini ticarette, siyasette, eğitimde, insan ilişkilerinde görünür kılmaya çalışırken, pazara sürmüş olduk.
Pazara sürülen din, bir değerler manzumesi olmaktan çıkarak ticari meta haline geldi.
insanlara dinî değerleri içselleştirmeyi değil, hal ve hareketlerinde görünür kılmayı öğütledik.
islamın şartı olarak dürüstlüğü, hak yememeyi, ahlaklı olmayı, nezaketi değil; namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi öne çıkardık.
Vecibeleri; ahlakın, dürüstlüğün, nezaketin, namuslu birey olmanın önüne koyduk.
ibadet ettiklerine şahit olmadığımız kişileri dindar saymadık. Onların ahlakına kıymet vermedik.
içki içen komşumuzu aşağıladık ama bağış adı altında rüşvet alan bürokratı, sırf namaz kıldığı için görmezden geldik.
Kumar oynayan arkadaşımızla ilişkimizi kestik. Fakat partimize, cemaatimize haksız kazanç elde eden yol arkadaşlarımızı baş tacı ettik.
Nüfuz kullanarak haksız kazanç elde eden işadamlarımızın günahlarını fakirlerin sofralarında aklamalarını hoş gördük.
Biz kendimiz iyi insan olmakla yükümlü olan kullar olduğumuz halde, insanlar hakkında hüküm verdik. Ne acıdır ki, kul değil, rab gibi tavır takınıp haddimizi aştık.
Toplumu dindarlaştırmak, siyasi islam bilincini artırmak için dernekler, cemaatler, siyasi partiler kurduk.
Tüm bu çarkın dönmesi için paraya ihtiyaç vardı. Dine hizmet bahanesiyle dinen uygun olmayan yöntemlerle paralar topladık.
Allah rızası için topladığımız paraları, cemaatlerimizin büyümesi için harcadık.
Topladığımız paralar sayesinde büyüdük, geliştik, yayıldık.
En sonunda kazanımları korumak için dini değerlerimizden, ahlaki hassasiyetlerimizden, dürüstlükten takiye yaparak, hile-i şeriye adı altında tavizler verdik.
Ve sonunda din, bizim şahsımızda tuhaf bir görünüm arzeder oldu.
Şimdi Ali Bulaçın da dediği gibi dinin gerçek değerleri, bu sözümona dindar topluluğa etki etmiyor.
Daha önceleri dini çıkar için başkalarına uyguladıkları gayri ahlaki yöntem ve metotları şimdi kurumsal çıkar için birbirlerine uyguluyorlar.
Görünen o ki toplumu daha dindar yapalım derken kendimizle beraber temiz saf Müslümanları da yozlaştırdık.
Kısacası çıktığımız bu yolda yenildik. Çamura saplandık.
Çünkü benimsediğimiz dindarlıkla itiraz ettiğimiz dünyaya gurur duyacağımız bir ahlaki standartlar sunamadık.
insanlığa bir değer katamadık.
imrenilecek bir dürüstlük örneği gösteremedik.
iç barışın çimentosu olması gereken din, bizim elimizde ayrışmanın, çatışmanın, kavganın aracı haline geldi.
Biliyorum bu, bugünün sorunu değil. Abbasilerden, Emevilerden gelen bir tartışma.
Fakat bu gidişatı tersine çevirebilirdik. Tarihte de örnekleri görülen bu yozlaşmaya kendi dönemimizde engel olabilirdik.
Fakat olamadık.
Bu asrın Müslümanları bu dünyaya bir değer katamadı. Hepimize geçmiş olsun.
Twitter.com/acikcenk
--spoiler--
kalemine sağlık.
http://www.internethaber....sikayet-ediyor-15565y.htm
--spoiler--
Yaklaşık 2 yıl önceki bir yazımda: Günümüz Müslümanlığı insanları niçin adam etmiyor? diye sormuş, islamcı kanaat önderlerinin bu sorunun cevabına kafa yormaları gerektiğini söylemiştim.
islamcı camianın önemli entelektüellerinden Ali Bulaç dünkü yazısında benzer bir soru sordu.
Önce, Bulaçın yazısından bir alıntı:
Neden Müslümanlar aralarındaki ihtilafları tolere edemiyor? ( ) Yüce Allah, ihtilafları çözmek üzere kitap indirmedi mi, peygamber göndermedi mi? Müslümanlar Kitaba ve Sünnete inanmıyorlar mı, yoksa inandıkları, dilleriyle takrir ettikleri halde amel etmiyorlar mı?
Ben, soruyu Ali Bulaçın da aralarında bulunduğu dindar aydın ve kanaat önderlerine sormuştum. Sanırım Ali Bulaç da bize soruyor.
Doğrusu, Ali Bulaça katılıyorum: Ortada bir terslik var. Kendilerini toplum içerisinde daha dindar konumlandıran cemaatlerin, tarikatların, partilerin ve bu yapılara gönül veren insanların durumu, izah gerektiriyor.
Lafı eğip bükmeden söyleyeyim: Şikayet ettiğimiz topluluğu bu hale biz getirdik. Yani islamcı aydın, kanaat önderleri, cemaat liderleri, dindar siyasetçiler ve medya mensupları getirdi.
insanları Müslüman veyahut daha dindar yapmak gibi bir vazife uydurduk.
Dini ticarette, siyasette, eğitimde, insan ilişkilerinde görünür kılmaya çalışırken, pazara sürmüş olduk.
Pazara sürülen din, bir değerler manzumesi olmaktan çıkarak ticari meta haline geldi.
insanlara dinî değerleri içselleştirmeyi değil, hal ve hareketlerinde görünür kılmayı öğütledik.
islamın şartı olarak dürüstlüğü, hak yememeyi, ahlaklı olmayı, nezaketi değil; namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi öne çıkardık.
Vecibeleri; ahlakın, dürüstlüğün, nezaketin, namuslu birey olmanın önüne koyduk.
ibadet ettiklerine şahit olmadığımız kişileri dindar saymadık. Onların ahlakına kıymet vermedik.
içki içen komşumuzu aşağıladık ama bağış adı altında rüşvet alan bürokratı, sırf namaz kıldığı için görmezden geldik.
Kumar oynayan arkadaşımızla ilişkimizi kestik. Fakat partimize, cemaatimize haksız kazanç elde eden yol arkadaşlarımızı baş tacı ettik.
Nüfuz kullanarak haksız kazanç elde eden işadamlarımızın günahlarını fakirlerin sofralarında aklamalarını hoş gördük.
Biz kendimiz iyi insan olmakla yükümlü olan kullar olduğumuz halde, insanlar hakkında hüküm verdik. Ne acıdır ki, kul değil, rab gibi tavır takınıp haddimizi aştık.
Toplumu dindarlaştırmak, siyasi islam bilincini artırmak için dernekler, cemaatler, siyasi partiler kurduk.
Tüm bu çarkın dönmesi için paraya ihtiyaç vardı. Dine hizmet bahanesiyle dinen uygun olmayan yöntemlerle paralar topladık.
Allah rızası için topladığımız paraları, cemaatlerimizin büyümesi için harcadık.
Topladığımız paralar sayesinde büyüdük, geliştik, yayıldık.
En sonunda kazanımları korumak için dini değerlerimizden, ahlaki hassasiyetlerimizden, dürüstlükten takiye yaparak, hile-i şeriye adı altında tavizler verdik.
Ve sonunda din, bizim şahsımızda tuhaf bir görünüm arzeder oldu.
Şimdi Ali Bulaçın da dediği gibi dinin gerçek değerleri, bu sözümona dindar topluluğa etki etmiyor.
Daha önceleri dini çıkar için başkalarına uyguladıkları gayri ahlaki yöntem ve metotları şimdi kurumsal çıkar için birbirlerine uyguluyorlar.
Görünen o ki toplumu daha dindar yapalım derken kendimizle beraber temiz saf Müslümanları da yozlaştırdık.
Kısacası çıktığımız bu yolda yenildik. Çamura saplandık.
Çünkü benimsediğimiz dindarlıkla itiraz ettiğimiz dünyaya gurur duyacağımız bir ahlaki standartlar sunamadık.
insanlığa bir değer katamadık.
imrenilecek bir dürüstlük örneği gösteremedik.
iç barışın çimentosu olması gereken din, bizim elimizde ayrışmanın, çatışmanın, kavganın aracı haline geldi.
Biliyorum bu, bugünün sorunu değil. Abbasilerden, Emevilerden gelen bir tartışma.
Fakat bu gidişatı tersine çevirebilirdik. Tarihte de örnekleri görülen bu yozlaşmaya kendi dönemimizde engel olabilirdik.
Fakat olamadık.
Bu asrın Müslümanları bu dünyaya bir değer katamadı. Hepimize geçmiş olsun.
Twitter.com/acikcenk
--spoiler--
Gündemdeki Haberler