bugün
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- kaç gammaz var7
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- akşama kadar entry giren torpilli memur10
- sözlük açacak olsanız8
- fatma betül sayan kaya29
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek9
- münafık7
- yapay zekanın çok yapay olması9
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- camilerdeki ayak kokusu7
- ciddiye alınmamak4
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek2
- menekşe dizisi2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- dolar 50 13 liraya çakılınca sus pus olan muhalif3
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- eteği açan kadına bakmayan erkek3
- kendi kendini iyi ve ahlaklı ilan eden insan2
- türkiye hariç hangi ülkeye gitmek isterdiniz2
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- alexander nübel14
- şiş kebabı2
- damla sakızlı muhallebi9
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- asansörde yukarı bakma refleksi3
- kartoncu kardeştir2
- seri katilin özellikleri3
- kezoyu neyzen bakışıyla iskandil etmek4
- terhis oluyorum sözlük3
- daha 17 dizisi4
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi3
- sicilya kizlari4
- uludağ'ın artık facebook olma isteği2
- iş görüşmesinde para vermiyoruz demek2
- henüz yolun başında olan yazarlar5
- iyi menemenin sırrı22
- her şeyi bilen halk4
- fatma betülüm yapmaz9
- iş görüşmesinde para vermiyoruz denilmesi2
- erecto birader ciguli mi2
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane5
- masklavi felsefesi5
- yaprak dökümü sonrası türkiye3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi9
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması5
- allah ne muradın varsa versin2
- yarinin ayaklarını avuçlarında ısıtan sığır4
'Sinema var, o halde düşünüyorum diyor Jean Luc GODARD..Persona nasıl yorumlanabilir? Alfred Hitchcock' a göre gelmiş geçmiş en iyi film', Slavoj Zizeke göre gerçeklikten daha gerçek bir filmdir. Ama her şeyden önce herkesin üzerinde ahkam kesemeyeceği, Bergmanın en iyi, dünyanın en etkili filmlerinden. Neredeyse üzerinden yarım yüzyıl geçmesine rağmen, bir türlü aşılamayan, düşündükçe düşündüren, sorguladıkça katman katman çoğalan bir dipsiz anafor..En azından yorum demesek de filmin içine girip, herkesin denediği raksı ben de yapmaya çalışayım. Her şeyden önce kendi hesabıma eklemeliyim ki Liv Ullman beni en çok etkileyen karakter oyuncusu.. O yeşil gözlerindeki derinlik, insanın girip içine kaybolmak isteyeceği cinsten. iyi dikkat edilirse yüzü hiçbir makyajı kabul etmeyecek bir estetik bütün. Eğer makyaja zorlanırsa o ruhani gizem bozuluyor. .Bergmann değişmez görüntü yönetmeni Sven Nkvist, yine fotoğraf kareleriyle bizleri büyülüyor. Evet, yaşamımızda hangimiz toplum içinde kullandığımız maskelerden şikayetçi olmadık? Yalan ve sahte gülümsemelere karşı aynı yapmacık zorlama gülümsemeleri fırlatmadık mı? inanılmadığını bildiğimiz halde hep yalanlara başvurmadık mı? Bazen her şeyden vazgeçip kendimizi dağlara vurmak istediğimiz olmadı mı? Bazen o kadar hassas olduk ki, kimseyle konuşmadık, hayata küstük, yalan söyleyen tüm insanlardan nefret ettik. Bergman bir söyleşide filmin doğuş öyküsünü anlatırken şöyle diyor : Bir gerçeklik krizi beni düşüncemi açıklamaya yöneltti. Gerçek nedir ve kişi ne zaman gerçeği söylemelidir? Cevabı o kadar güç geldi ki, sonunda gerçekliğin tek biçiminin sessizlik olduğunu düşündüm. Sonunda bir adım daha ileri giderek, bunun da bir rol, bir cins maske olduğunu keşfettim. Film hepimizin günlük yaşamda maskeler (persona kısaca maske demek) kullandığını, gerçek davranış ve düşüncelerimizi sergilemediğimizi ve zamanla bu role alışarak kendimize yabancılaştığımızı veya içimizdeki gerçek ben ile maskenin çatışmasından kurtulamadığımızı imgeler. Oysa cesur ve güçlü kişilik sahipleri (bu filmde Elizabeth in suskunluğu seçmesi) kendinin gerçekte kim ve ne olduğunu fark edip, maskeleri bir yana atarak sahteliğe direniyor. Birçoğumuz buna cesaret edemiyor, toplumun bize tüm dayatmalarına karşı ya yaşam boyu içimizde çatışıp duruyoruz, dışarıya karşı her şey normalmiş gibi davranıyor, ya da ilerde bir şekilde kafayı yiyoruz. Elizabeth bilinçli olarak suskunluğa gömülünce doktoru o meşhur replikte şöyle der : "Anlamadığımı mı zannediyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü.Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte, aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlıkla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma, baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık. Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta yok edilmek. Her kelime yalan, her jest sahne, her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi.. intihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç. insan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir, hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz. Birkaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere inanır insan. O gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlamdı. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin, yoksa yalan mısın demiyor. Alma ile Elizabeth gittikleri adada zamanla roller değişir ve aynı maskede erirler. Sinemanın o ender sahnesinde, Alma ile Elizabethin yüzleri birleşir. isimlerinin anlamları da tesadüf değil: (Alma =ruh, Elizabeth= tanrının kızı)..Artık Alma anlatır Elizabeth dinler. Topluma göre günahlarını Elizabethe itiraf eder. Kimilerince dünyanın en erotik öyküsü kabul edilen 4 kişilik grup sex, hamile kalış ve çocuğun aldırılması. Elizabethin de tam simetriği, sanatçı kişiliği ve sorumluluk duyguları nedeniyle doğan kendi çocuğunu bir türlü kabul edemeyişi ve sevgisizliği.. Alma bir mektup nedeniyle Elizabethin bu sanatçı kibrinin ve sevgisizliğinin kendine de gösterildiğini görünce tepki duyar. Elizabeth, adaya gelen kocasını, Elizabethin maskesi olan Alma nın görüntüsüyle karşılar. Gerçek maskesiz Elizabeth ise yanlarında dinlemektedir. Yine o müthiş sahnede, önce Elizabethin dinlemesini izleriz sonra aynı replik başa sarar. (hayır film kopyasında bir kayma yok) bu kez Alma konuşurken yani Almanın yüzünü görürken, aynı repliği tekrar dinleriz. Çünkü Dinlenilen ve anlatılan şey aynı değildir. Uzatmazsak, filmde bir çok tartışılan sahne de var: Açılış jeneriğindeki erekte olmuş penis, filmin sonundaki erkek çocuğun Elizabethin çocuğu olup olmadığı, nelerin düş nelerin gerçek olduğu vs.. Maskeleri düşürelim, bir de öyle deneyelim; belki gökkuşağı dünyaya doğar..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com