bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- gocu'ya özgürlük11
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın7
- yazılımcıların maaş pazarlığında yaptığı hatalar3
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi4
- gocu10
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek4
- farklı mısın4
- yeşil parka giyen kız5
- tüik ve enag'ın eylül enflasyonu verileri3
- fatma betül sayan kaya49
- sözlük hesabını sil perileri4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- sabahları nefret edilen şeyler11
- arkadaşlar beni neden sevmediniz3
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- sarımsak6
- ideal bira bardağı3
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı3
- cin filmleri4
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- yıldız tilbe kızılı2
- cemil ipekçi2
- arkadaşlar çok uykum var2
- hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım2
- şiiri ayak kokan kadın3
- türk korku filmi klişeleri3
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- pizza5
- sözlük gıybeti12
- pizza margarita4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- hangi tatlısınız10
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları3
- akp seçmeni16
- nasıl birisiniz8
- anın görüntüsü20
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması43
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- asrın soygunu14
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- gunluklerim aylik olmus11
- napıyorsunuz7
içlik ; içe giyilen samimiyet.
zamanında, soğuk bir kış günü iki arkadaş kadıköy'de görüşmeye karar verdik. eminönü iskelesinde buluşup ara sokaklara doğru yollandık. aylak aylak dolaşmaya başladık. o sokaklar bizi her geçtiğimizde etkilerdi. o günde farklı olmadı üstüne birde uzun zaman sonra görüşmenin verdiği heyecan kaplayınca biz kendimizi kaybedip baya koyu sohbete daldık. sonunda dedim ki madem konuşulacak cok şey var ve götümüz donuyor gel karga ya gidelim hem içeriz hem laflarız. böylece yarım saat içerisinde kargaya oturup biralarımızı söyleyip kedileri de sevip sohbeti devam ettirebildik.
konular hızla değişiyordu ve farkında olamadan öyle entelektüelite kanırtmışız ki, şimdi bakınca komik geliyor. kübrik in otomatik portakalından tutun dante nin ilahi komedyasındaki tasvirlere kadar konuştuk. mühendisliğin memleketteki etik yönünü ele aldık. varoluşlar, inanışlar nedenler neler neler... (eşşeğin zikini bilmiş ,duymuş olsan hiç girilmiycek şeyler yani)
sohbetin bi noktasında öyle bir şey oldu ki bir an aydınlandım. dur dedim arkadaşıma sus, sus!! ben dedim yanlış bi hayatın içindeyim. az evvel karnıma hafif hafif vuran yaratım sancısı şimdi iyice kendini hissettirmişti. cok büyük bir ivmeyle ayağa kalktım. arkadaşa bir şey demeden tuvalete doğru yürüdüm. kalkıp tuvalete giriş sürem maksimum 30-40 saniyedir. ama o sohbetin bıraktığı etkiyle 40 saniyede mahalle baskısı, aile baskısı, muhafazakar yapı, dini dogmalar, otorite, devlet,diktatörlük gibi akla gelebilecek bütün olguları yok saydım ve bütün marjinal kimlikleri yücelttim. artık eski alemi menam gitsindi. asi,toplumu, toplum değerlerini yoksayan bir menam gelsindi. zaten bu asilik damarlarımda vardı. hiç bir zaman uysallığı sıradanlığı kabul edememiştim. en azından buna inandım tüm gücümle. tuvalete girdim artık aydınlanma gücünden mesanem patlayacaktı. biranın verdiği sersemlikle fermuar düğüm filan açtım ama baksır dışında başka bi katman vardı. ne olduğunu anlayamadım biraz afalladıktan sonra onun evden çıkmadan soğuktan üşütmiyim diye giydiğim içlik olduğunu anlayınca samimi içten bi gülümseme belirdi yüzümde.
sonra gökten 2 elma düştü biri eşşeğe diğreini biliyosun..
zamanında, soğuk bir kış günü iki arkadaş kadıköy'de görüşmeye karar verdik. eminönü iskelesinde buluşup ara sokaklara doğru yollandık. aylak aylak dolaşmaya başladık. o sokaklar bizi her geçtiğimizde etkilerdi. o günde farklı olmadı üstüne birde uzun zaman sonra görüşmenin verdiği heyecan kaplayınca biz kendimizi kaybedip baya koyu sohbete daldık. sonunda dedim ki madem konuşulacak cok şey var ve götümüz donuyor gel karga ya gidelim hem içeriz hem laflarız. böylece yarım saat içerisinde kargaya oturup biralarımızı söyleyip kedileri de sevip sohbeti devam ettirebildik.
konular hızla değişiyordu ve farkında olamadan öyle entelektüelite kanırtmışız ki, şimdi bakınca komik geliyor. kübrik in otomatik portakalından tutun dante nin ilahi komedyasındaki tasvirlere kadar konuştuk. mühendisliğin memleketteki etik yönünü ele aldık. varoluşlar, inanışlar nedenler neler neler... (eşşeğin zikini bilmiş ,duymuş olsan hiç girilmiycek şeyler yani)
sohbetin bi noktasında öyle bir şey oldu ki bir an aydınlandım. dur dedim arkadaşıma sus, sus!! ben dedim yanlış bi hayatın içindeyim. az evvel karnıma hafif hafif vuran yaratım sancısı şimdi iyice kendini hissettirmişti. cok büyük bir ivmeyle ayağa kalktım. arkadaşa bir şey demeden tuvalete doğru yürüdüm. kalkıp tuvalete giriş sürem maksimum 30-40 saniyedir. ama o sohbetin bıraktığı etkiyle 40 saniyede mahalle baskısı, aile baskısı, muhafazakar yapı, dini dogmalar, otorite, devlet,diktatörlük gibi akla gelebilecek bütün olguları yok saydım ve bütün marjinal kimlikleri yücelttim. artık eski alemi menam gitsindi. asi,toplumu, toplum değerlerini yoksayan bir menam gelsindi. zaten bu asilik damarlarımda vardı. hiç bir zaman uysallığı sıradanlığı kabul edememiştim. en azından buna inandım tüm gücümle. tuvalete girdim artık aydınlanma gücünden mesanem patlayacaktı. biranın verdiği sersemlikle fermuar düğüm filan açtım ama baksır dışında başka bi katman vardı. ne olduğunu anlayamadım biraz afalladıktan sonra onun evden çıkmadan soğuktan üşütmiyim diye giydiğim içlik olduğunu anlayınca samimi içten bi gülümseme belirdi yüzümde.
sonra gökten 2 elma düştü biri eşşeğe diğreini biliyosun..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar