bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı50
- kimsenin memleket takımı tutmaması12
- sözlük erkeklerinin bicepsleri71
- reddedilince öldürmek7
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler4
- x de çinliler ve türklerin kavgası11
- berke özer7
- ısparta da gece hayatı14
- sümeyye adındaki bir kızı tavlama yolları4
- internetin neden yavaş olması3
- benim bileğim yamuk mu10
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı13
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- akplisin yani27
- sözlükte sevişilecek kız olmaması2
- duanın bir şeye yaramaması28
- ibrahim tatlıses'in 24 yaşında sünnet olması5
- fotosu yarım saatte 1500 beğeni alan kız5
- arkadaşlar nerdesiniz2
- modacı erkeklerin top olması7
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz5
- samsun gece hayatı4
- top gun2
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- sözlüğün yarısına meme show yapmış yazar3
- bir tırcı sevmek6
- erzurum vs sivas6
- fon vurgunu52
- sevgili adayını önce traveler'a göstermek5
- anın görüntüsü23
- hiç uçağa binmemek7
- azerbaycan'ın 31 türk vatandaşını istememesi2
- arda güler4
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- galatasaray12
- 20243
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- türk tarihinden kim bu adam3
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- bicepsiz fakir erkek6
- aleksey batrakov2
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar6
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır7
- terlikle döven anne14
- eski sevgiliyle tinder da eşleşmek3
- nihat doğan2
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey6
felsefeye şiddetle karşı çıkmış din adamı. felsefe tarihinde entüisyonist filozoflar arasında yer alsa da filozof yönü var diyenlere afedersiniz ama götümle gülerim. felsefe yaparak felsefeyi reddetmiş biridir derseniz o zaman anlarım. islamda kökten dinci akımın başlamasına vesile olan kişidir. ayrıca islami tarihte kadınların bu kadar hor görülmesinde payı var diye düşünüyorum ; "kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir. (gazali, kimyay-ı saadet, s: 178) dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve su kurallara kesin uyacaktır: sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne, hiç çıkmamış gibi davrana, başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya, kalabalığa karışmaya, erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya, herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura, isini bir an önce bitirip evine döne, (gazali, ıhya, 2/290) kadının en makbulü koyun cinsidir. kadın sekiz sıfatlıdır: giyim kuşam hevesinden maymun. fakir düşmeye razı olmadığından.. kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan. gece gündüz koçuculuk yaptığından akrep evden eşya sattığından fare. erkeklere hile kurduğundan tilki. kocasına itaat ettiğinden dolayı koyun. (gazali, ıhya)"
yine de dönemine göre değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. islamiyet adına kayda değer çalışmaları olmuştur.
tasavvufa geçiş dönemini el-münkız mine'd dalal adlı kitabında şöyle anlatır;"bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım. bütün zındıkların, allahın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur. bu hasletler, allah tarafından benim yaratılışıma ve hamuruma katılmış özelliklerdir; benim seçimim ve tercihim değildir. bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum. çünkü hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, müslüman çocuklarında istisnasız islam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim. yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük bir istek oluştu. taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. kendime şöyle dedim: benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir."
o kadar büyük bir islam aşığı olarak anılan bu adamın şu sözleri de dikkatimi çekmekte ne derseniz deyin ben belirtmeden geçemem ;
"ben ahiret var diyorum ve inanıyorum, siz yok diyor ve inanmıyorsunuz. eğer sizin dediğiniz doğruysa, sonunda ben inandığım için bir şey kaybetmem. ama benim dediğim doğruysa siz inkar ettiğiniz için zararlı çıkarsınız."
yani ben dinin böyle içten pazarlıklı bir şekilde piyasaya sürülme şeklini daha görmedim. buna inanıp inanmamayı menfi bir hale büründüren kişiye açıkçası çok fazla alim demek içimden gelmiyor.
yine de dönemine göre değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. islamiyet adına kayda değer çalışmaları olmuştur.
tasavvufa geçiş dönemini el-münkız mine'd dalal adlı kitabında şöyle anlatır;"bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım. bütün zındıkların, allahın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur. bu hasletler, allah tarafından benim yaratılışıma ve hamuruma katılmış özelliklerdir; benim seçimim ve tercihim değildir. bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum. çünkü hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, müslüman çocuklarında istisnasız islam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim. yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük bir istek oluştu. taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. kendime şöyle dedim: benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir."
o kadar büyük bir islam aşığı olarak anılan bu adamın şu sözleri de dikkatimi çekmekte ne derseniz deyin ben belirtmeden geçemem ;
"ben ahiret var diyorum ve inanıyorum, siz yok diyor ve inanmıyorsunuz. eğer sizin dediğiniz doğruysa, sonunda ben inandığım için bir şey kaybetmem. ama benim dediğim doğruysa siz inkar ettiğiniz için zararlı çıkarsınız."
yani ben dinin böyle içten pazarlıklı bir şekilde piyasaya sürülme şeklini daha görmedim. buna inanıp inanmamayı menfi bir hale büründüren kişiye açıkçası çok fazla alim demek içimden gelmiyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar