bugün
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata13
- üç sözlük kızına evlenme teklif etmek7
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek7
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı17
- coskuyla sabunlanan pipi9
- herhangi bir arkadaşa ihtiyaç duymamak3
- caminin tuvaletinde 31 çekmek5
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz18
- fransa da sokağa çıkma yasakları4
- kale3112 ifşa2
- mandalinanın yanında ekmek yemek3
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- salata bile yapamayan tip5
- 20583
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız7
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- kalp krizi2
- arkadaşlar cenabet kim3
- telefona eşini benim karı diye kaydeden erkek3
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar8
- egzotikbirkul6
- çizme giyen bir kadının daha kadın olduğu gerçegi2
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- bdsm ci kadın yazar12
- sözlük yazarlarının salataları15
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- kolye140
- spk başkanı mahmut sütcü'nün istifası3
- kekim kabarmıyor uff diye mesaj atan kız4
- kürt kızlarının afet'i devran olması4
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- tuttuğunu koparan kadın3
- türkiye nin en büyük sorunu13
- aferin forte2
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- lise eteğini saklayan 35 lik abla2
- anto'nun beyaz çorabı3
- dm den mesaj atılan kızın alet fotosu atması3
- trabzonspor bu sene çok can yakar3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı13
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- arkadaşlar ben sapık mıyım4
- usualsuspects'in ayağı15
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- fon vurgunu34
- uzaylılar gözlük takıyor mu4
- atatürk ekber atatürk ekber3
- hem kürt hem trabzonsporlu hem milliyetçi olmak4
Hayatımın milyonlarca utanç veren hadiselerinden sadece birisi daha.
Çalışma arkadaşlarından en samimi olduğunuz bir anda görme konusunda sıkıntı çekmeye başlar. Anlık olarak belli bir yere odaklanarak bakamama, her tarafı buğulu görme gibi şikayetleri başlar. Müdür arkadaşın hastaneye gitmesini söyler. 13 personel içerisinden bana bakarak "sende yanında git." der.
Müdür bu arkadaş, ne derse yapılan insan var ya, heh işte o bu. Ben öyle adamlar tanıyorum ki sırf müdür dedi diye neler neler yaptılar. Örneğin müdür personelden birisi ile cehenneme gitti diyelim. Burasıda iyiymiş sıcacık dese müdür, personel hemen "bir yerden soğuk geliyor kapatın camları" der. En maço erkeğe yarın gelirken etek giy dese, personel: "ben zaten iskoçyalıyım." der. Hatta bazı yalakalıkta sınır tanımayan personel var ki; müdür fuhuşu övse "ben zaten orosbu çocuğuyum" der ananı sikeyim dese "Belinize kuvvet müdürüm" der. Neyse mevzu dağıldı yine.
vendetta: müdürüm ben gitmesem olmaz mı?
müdür: neden?
vendetta: müdürüm ben iğneden korkarım.
müdür: ya iğne ile ne alakası var. göz muayenesi yaparlar sadece. böyle bir durumda arkadaşını nasıl yalnız bırakmayı düşünebilirsin?
Haydiii. şimdi bu lafın üstüne de bir şey denmez ki birader.
Arkadaşla birlikte arabaya atlanır, hastaneye gidilir. Giriş kaydı yapılır. Daha muayene olmadan arkadaşın görme duyusu eskisine dönmüştür. Yinede iş şansa bırakılmaz. Göz polikliniğine gidilir. Sıra yoktur. Arkadaş içeri girer. Şikayetini anlatır. Ölçümler yapılmaya başlanır. Bir aletten bir alete koşturulur. Yaklaşık bir saatin sonunda doktor göz ile ilgili bir sıkıntı olmadığını, ancak kalp ile ilgili bir sıkıntı olabileceğini söyler. Emboli şüphesi ile kardiyolojiye sevk eder.
Bir iki oynama mıncıklamadan sonra kardiyolog: "kan tahlili yapmamız lazım." diyerek bitirici cümleyi kurar. Doğum sancıları benim için başlamıştır. Durumdan haberdar olan arkadaş gelmemi istemez, ancak delikanlılığa bok sürdürmemek adına yanında gidilir. Kan alacak hemşire gelir:
arkadaş: Hanımefendi, beni kan tutar bilginiz olsun.
hemşire: tamam arkadaşın da burada olsun, sen hiç bu tarafa bakma.
arkadaş: onuda iğne tutar.
hemşire: (bana bakarak) tutmaz tutmaz. iğne tutması diye bir şey yok tıp literatüründe.
Hemşire kan almak için gerekli hazırlıkları yapmaya başlar. bir, iki, üç derken tam dokuz tane tüp çıkarır koyar:
vendetta: abla o tüplerin hepsini bu kardeşimiz mi dolduracak? (arkadaş döner tüplere bakar)
hemşire: ya sussana kardeşim. ne söylüyorsun.
vendetta: insaniyet namına.
hemşire: tamam kafanı çevir sen öbür tarafa. sende şu mendili al ben kan alırken arkadaşına koklat.
Hemşire kan almaya başlar. O şırınga ile damardan sanki kan değilde, dizlerimden derman çekiyor gibidir. o şırıngayı çektikçe, benim dizler güç kaybetmeye başlar. Arkadaşı bırakmamak adına mümkün olduğunca dayanılmaya çalışılır. Tüm şırıngayı doldurup iğneyi çektikten sonra, kolonyalı mendil açılır arkadaşa verilir. Hemen yanda bulunan koltuğa büzüşülür.
vendetta: abi ben gidiyorum.
arkadaş: lan vendetta. sakin ol, iyi misiiinnyynnğğğğğ?
--spoiler--
flashback
--spoiler--
Görüşmeyeli çok uzun zaman olmuştu sevgilim. Ne kadar da özlemişim seni. Meğer sende beni... Koşarak mı geliyorsun bana? Hani hep benden hızlı koştuğunu iddia ederdin sevgilim. Sana kavuşma hayali bu tezini çürüttü görüyorsun. Ben senden hızlı koşuyorum sana doğru. Ne de sıkı sarıldın sevgilim. Gözlerinin yaşları tenime temas ettikçe içim titriyor bebeğim. Neden kafanı yanağıma vuruyorsun sevgilim? Böyle bir sevme tarzımız yoktu bizim. iyiyim sevgilim sorup durma, seni gördükten sonra iyi olmamak mümkün mü yeşil gözlüm? Aman Allahım, bu nasıl bir kokudur sevgilim? Mis gibi kokardın sen, bu ne kesif bir kokudur böyle? Ter desen ter değil, sen kokusu desen sen kokusu değğiiilllllyyyyyy....
--spoiler--
flashback
--spoiler--
Kendime bu düşüncelerle gelmeye başladım. Arkadaşım beni tokatlarken, hemşire bir şey koklatıp "iyi misin" diye soruyordu.
vendetta: iyiyiimim sevgiliğğiğmimm, iyiyiyiimmm bebeeğiğiiimmmm.
hemşire: gerçek dünyaya hoş geldin neo.
vendetta: ha? ne? abi iyi misin?
arkadaş: ulan ben iyiyim de sen iyimisin. Yüzünde renk kalmadı.
hemşire: arkadaşın bukalemun gibiymiş, baksana kamufle oldu resmen. arkadaki duvarın rengide sarı, arkadaşın suratı da sarı. Hiç bir fark yok.
Demem o ki; hastane bana iyi gelmiyor sevgilim.
Çalışma arkadaşlarından en samimi olduğunuz bir anda görme konusunda sıkıntı çekmeye başlar. Anlık olarak belli bir yere odaklanarak bakamama, her tarafı buğulu görme gibi şikayetleri başlar. Müdür arkadaşın hastaneye gitmesini söyler. 13 personel içerisinden bana bakarak "sende yanında git." der.
Müdür bu arkadaş, ne derse yapılan insan var ya, heh işte o bu. Ben öyle adamlar tanıyorum ki sırf müdür dedi diye neler neler yaptılar. Örneğin müdür personelden birisi ile cehenneme gitti diyelim. Burasıda iyiymiş sıcacık dese müdür, personel hemen "bir yerden soğuk geliyor kapatın camları" der. En maço erkeğe yarın gelirken etek giy dese, personel: "ben zaten iskoçyalıyım." der. Hatta bazı yalakalıkta sınır tanımayan personel var ki; müdür fuhuşu övse "ben zaten orosbu çocuğuyum" der ananı sikeyim dese "Belinize kuvvet müdürüm" der. Neyse mevzu dağıldı yine.
vendetta: müdürüm ben gitmesem olmaz mı?
müdür: neden?
vendetta: müdürüm ben iğneden korkarım.
müdür: ya iğne ile ne alakası var. göz muayenesi yaparlar sadece. böyle bir durumda arkadaşını nasıl yalnız bırakmayı düşünebilirsin?
Haydiii. şimdi bu lafın üstüne de bir şey denmez ki birader.
Arkadaşla birlikte arabaya atlanır, hastaneye gidilir. Giriş kaydı yapılır. Daha muayene olmadan arkadaşın görme duyusu eskisine dönmüştür. Yinede iş şansa bırakılmaz. Göz polikliniğine gidilir. Sıra yoktur. Arkadaş içeri girer. Şikayetini anlatır. Ölçümler yapılmaya başlanır. Bir aletten bir alete koşturulur. Yaklaşık bir saatin sonunda doktor göz ile ilgili bir sıkıntı olmadığını, ancak kalp ile ilgili bir sıkıntı olabileceğini söyler. Emboli şüphesi ile kardiyolojiye sevk eder.
Bir iki oynama mıncıklamadan sonra kardiyolog: "kan tahlili yapmamız lazım." diyerek bitirici cümleyi kurar. Doğum sancıları benim için başlamıştır. Durumdan haberdar olan arkadaş gelmemi istemez, ancak delikanlılığa bok sürdürmemek adına yanında gidilir. Kan alacak hemşire gelir:
arkadaş: Hanımefendi, beni kan tutar bilginiz olsun.
hemşire: tamam arkadaşın da burada olsun, sen hiç bu tarafa bakma.
arkadaş: onuda iğne tutar.
hemşire: (bana bakarak) tutmaz tutmaz. iğne tutması diye bir şey yok tıp literatüründe.
Hemşire kan almak için gerekli hazırlıkları yapmaya başlar. bir, iki, üç derken tam dokuz tane tüp çıkarır koyar:
vendetta: abla o tüplerin hepsini bu kardeşimiz mi dolduracak? (arkadaş döner tüplere bakar)
hemşire: ya sussana kardeşim. ne söylüyorsun.
vendetta: insaniyet namına.
hemşire: tamam kafanı çevir sen öbür tarafa. sende şu mendili al ben kan alırken arkadaşına koklat.
Hemşire kan almaya başlar. O şırınga ile damardan sanki kan değilde, dizlerimden derman çekiyor gibidir. o şırıngayı çektikçe, benim dizler güç kaybetmeye başlar. Arkadaşı bırakmamak adına mümkün olduğunca dayanılmaya çalışılır. Tüm şırıngayı doldurup iğneyi çektikten sonra, kolonyalı mendil açılır arkadaşa verilir. Hemen yanda bulunan koltuğa büzüşülür.
vendetta: abi ben gidiyorum.
arkadaş: lan vendetta. sakin ol, iyi misiiinnyynnğğğğğ?
--spoiler--
flashback
--spoiler--
Görüşmeyeli çok uzun zaman olmuştu sevgilim. Ne kadar da özlemişim seni. Meğer sende beni... Koşarak mı geliyorsun bana? Hani hep benden hızlı koştuğunu iddia ederdin sevgilim. Sana kavuşma hayali bu tezini çürüttü görüyorsun. Ben senden hızlı koşuyorum sana doğru. Ne de sıkı sarıldın sevgilim. Gözlerinin yaşları tenime temas ettikçe içim titriyor bebeğim. Neden kafanı yanağıma vuruyorsun sevgilim? Böyle bir sevme tarzımız yoktu bizim. iyiyim sevgilim sorup durma, seni gördükten sonra iyi olmamak mümkün mü yeşil gözlüm? Aman Allahım, bu nasıl bir kokudur sevgilim? Mis gibi kokardın sen, bu ne kesif bir kokudur böyle? Ter desen ter değil, sen kokusu desen sen kokusu değğiiilllllyyyyyy....
--spoiler--
flashback
--spoiler--
Kendime bu düşüncelerle gelmeye başladım. Arkadaşım beni tokatlarken, hemşire bir şey koklatıp "iyi misin" diye soruyordu.
vendetta: iyiyiimim sevgiliğğiğmimm, iyiyiyiimmm bebeeğiğiiimmmm.
hemşire: gerçek dünyaya hoş geldin neo.
vendetta: ha? ne? abi iyi misin?
arkadaş: ulan ben iyiyim de sen iyimisin. Yüzünde renk kalmadı.
hemşire: arkadaşın bukalemun gibiymiş, baksana kamufle oldu resmen. arkadaki duvarın rengide sarı, arkadaşın suratı da sarı. Hiç bir fark yok.
Demem o ki; hastane bana iyi gelmiyor sevgilim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar