bugün
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- hoşçakal uludağ sözlük8
- sözlüğün en masum yazarları16
- atatürk ü sevme zorunluluğu7
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- atatürk ü sevmediğini belirtme gereği4
- arkadaşlar larissa kim10
- karton toplayan çingene6
- uludağ sözlüğün ikiye bölünmesi4
- sözlükteki gammazlar lobi si12
- fusya semsiyeli yabanci28
- arnavut mehmet akif in şiirinin milli marş olması3
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi9
- may parker4
- bir kadını taşımanın zorluğu3
- uludağ sözlük size ne kattı18
- başka kırbaç yemek isteyen var mı6
- türklerin soykırımdaki ustalığı4
- fetöcülerin sızmadıkları alanlar4
- hemşehri dayanışması4
- larisalisa8
- sözlükteki lobicilik faaliyetleri5
- doğukan xd anonim hesap pandela2
- şarapçının birden tayyipçi olması10
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- nervio23
- ilk hedef akdenizdir emri gelip karadenize fıymak2
- atam izindeyiz2
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye3
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler9
- kırbacı ile adalet dağıtan yakışıklı4
- en son ne yediniz4
- tekerleğin içinden şemsiye geçirmek2
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak5
- darı boyoz çiğdem domat klorak gevrek2
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük5
- sözlükte yazan ünlüler8
- arkadaşlar bakar mısınız bi3
- harun isimli yazarlar3
- kedi sevmek2
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- sözlük kızlarının kahveleri9
- sarapci koala41
- tai lung45
- ne mutlu türküm diyene5
- lan şemsiyeci5
- sinek as2
- bir kadının en zevk aldığı an6
- kara kışlar2
12 yıldır dinleye dinleye bıktığımız AKP şarkısı.
Türban olayını mağduriyet olarak kullandılar.
Şiir okudum, hapse atıldım mağduriyeti.
Parti kapatma davalarından doğan mağduriyet.
27 Mart, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat mağduriyetleri.
Son mağduriyet olarak 17 Aralık Mağduriyeti çıktı başımıza.
Hepimizi salak yerine koyarak yine mağduru oynuyor AKP ve elbette başbakan.
Rüşvet ve yolsuzluk olayları almış başını gidiyor ama ortada paralel devlet mağduriyeti var.
Sanki bu frankenstein'ı başlarına kendileri sarmamış gibi.
Zamanında meydanlarda "Ne istediniz de yapmadık" dememişler gibi.
Ucu kendilerine dokununca mağdur oldular.
Sanki yalan yanlış delillerle masum insanları hapislere yollamamışlar gibi.
Neymiş efendim bu olayların ortaya çıktığı dönem çok manidarmış.
Elbette ki Cemaatin de devlet içinde adamları var. Bu adamlar bizzat AKP tarafından yerleştirildi üstelik.
Aynı cephede ortak düşmanlara karşı savaşılırken sorun yoktu.
Ama adamın gelir kapısına kilit vurmaya kalkarsan elbette ki can havliyleo da sana saldırır.
Yine de tüm bunlar yolsuzlukların yapılmadığını da göstermiyor üstelik.
Sanki suç yolsuzluk yapmak, rüşvet almak değilmiş de bunların ortaya çıkarılması gibiymiş davranıyorlar bir de.
Daha düne kadar Zekariya Öz'ü yere göğe sığdıramayan, deniz kabukları içinde saklayan başbakan şimdi tehditler savuruyor, hakkında kitaplar dahi yazan AKP milletvekili Şamil Tayyar ise öfke kusuyor, ağzını bozuyor ve Zekeriya Öz'ün ağzıyla "kıç"ının yer değiştirmiş olduğunu söylüyor.
Kimse rüşvetten bahsetmiyor, kimse 700 bin liralık hediye saatten söz etmiyor, kimse verilen ihaleler sonrası Umre seyahatine hak kazanan akp'lilerden bahsetmiyor. Kısacası kimse kral çıplak diyemiyor.
"Bırakın yargı görevini yapsın" diye bas bas bağıran başbakan şimdi aynı yargı kendisine yönelince savcıları görevden alıyor, yetmiyor emniyet müdürlerini de. Yetmiyor, kürsüden savcıya "dur bakalım daha görüşeceğiz" diyor. Bu insanlar yargıya da müdehale etmediklerini söylüyorlar. Oysa "gün gelir yoksaydığın hukuka, adalete senin de ihtiyacın olur" dendiğinde yeri göğü inletmişti.
ergenekon'dan ve balyoz'dan suçsuz yere, sahte deliller üretilerek, kendini savunma hakkı tanınmayarak yıllardır hapis yatan insanların halini anlamak için bunların mı olması gerekiyordu?
Ama ne yaparsa yapsın bu ayıp iktidarın üzerine yapıştı bir kere. Şimdi gerek askerleri, gerek gazetecileri gerek suçsuz yere hapislere tıkılan insanları dışarı çıkarmak için çabalasalar da gerçekleri örtemeyecekler.
Türkiye'yi avucuna almış iki büyük gücün savaşı da 2014 yılında devam edecek...
Türban olayını mağduriyet olarak kullandılar.
Şiir okudum, hapse atıldım mağduriyeti.
Parti kapatma davalarından doğan mağduriyet.
27 Mart, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat mağduriyetleri.
Son mağduriyet olarak 17 Aralık Mağduriyeti çıktı başımıza.
Hepimizi salak yerine koyarak yine mağduru oynuyor AKP ve elbette başbakan.
Rüşvet ve yolsuzluk olayları almış başını gidiyor ama ortada paralel devlet mağduriyeti var.
Sanki bu frankenstein'ı başlarına kendileri sarmamış gibi.
Zamanında meydanlarda "Ne istediniz de yapmadık" dememişler gibi.
Ucu kendilerine dokununca mağdur oldular.
Sanki yalan yanlış delillerle masum insanları hapislere yollamamışlar gibi.
Neymiş efendim bu olayların ortaya çıktığı dönem çok manidarmış.
Elbette ki Cemaatin de devlet içinde adamları var. Bu adamlar bizzat AKP tarafından yerleştirildi üstelik.
Aynı cephede ortak düşmanlara karşı savaşılırken sorun yoktu.
Ama adamın gelir kapısına kilit vurmaya kalkarsan elbette ki can havliyleo da sana saldırır.
Yine de tüm bunlar yolsuzlukların yapılmadığını da göstermiyor üstelik.
Sanki suç yolsuzluk yapmak, rüşvet almak değilmiş de bunların ortaya çıkarılması gibiymiş davranıyorlar bir de.
Daha düne kadar Zekariya Öz'ü yere göğe sığdıramayan, deniz kabukları içinde saklayan başbakan şimdi tehditler savuruyor, hakkında kitaplar dahi yazan AKP milletvekili Şamil Tayyar ise öfke kusuyor, ağzını bozuyor ve Zekeriya Öz'ün ağzıyla "kıç"ının yer değiştirmiş olduğunu söylüyor.
Kimse rüşvetten bahsetmiyor, kimse 700 bin liralık hediye saatten söz etmiyor, kimse verilen ihaleler sonrası Umre seyahatine hak kazanan akp'lilerden bahsetmiyor. Kısacası kimse kral çıplak diyemiyor.
"Bırakın yargı görevini yapsın" diye bas bas bağıran başbakan şimdi aynı yargı kendisine yönelince savcıları görevden alıyor, yetmiyor emniyet müdürlerini de. Yetmiyor, kürsüden savcıya "dur bakalım daha görüşeceğiz" diyor. Bu insanlar yargıya da müdehale etmediklerini söylüyorlar. Oysa "gün gelir yoksaydığın hukuka, adalete senin de ihtiyacın olur" dendiğinde yeri göğü inletmişti.
ergenekon'dan ve balyoz'dan suçsuz yere, sahte deliller üretilerek, kendini savunma hakkı tanınmayarak yıllardır hapis yatan insanların halini anlamak için bunların mı olması gerekiyordu?
Ama ne yaparsa yapsın bu ayıp iktidarın üzerine yapıştı bir kere. Şimdi gerek askerleri, gerek gazetecileri gerek suçsuz yere hapislere tıkılan insanları dışarı çıkarmak için çabalasalar da gerçekleri örtemeyecekler.
Türkiye'yi avucuna almış iki büyük gücün savaşı da 2014 yılında devam edecek...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar