bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu29
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri9
- hamas denince akla gelenler11
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- müslüman4
- hızlı ve çok okumak3
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- mel mel bakan gibson tarzı entry girmek2
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- note aura silk ruj 07 classy nude2
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- ben geldim naneler4
- travestiden dayak yemek3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- bim vs a1013
- tinto brass7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- hüseyin aktepe2
- devlet bahçeli8
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- terapi niteliğindeki şeyler13
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- eoka'nın amacı4
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- emre belözoğlu9
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- reha muhtar vs erol köse2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- sizin derdiniz islam2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- türklerin özellikleri5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- nervio43
- kişisel gelişim kitapları2
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- mika kase3
- o 8 0 diyen biri vardı5
- miss universe 20265
Can Çekişen Toplum ve Anarşi
insanların bu güne kadar anarşistlere karşı getirmeyi başarabildiği en güçlü itiraz onlara teorileriniz çok hoş ama gerçekleştirilemez demek oldu. Bu bir ispat değildir. Neden gerçekleştirilemesinler? diye sorduğumuzda bize gerekçelerle cevap vermek yerine korkularını öne sürüyorlar. insanın kötü doğası yüzünden özgürlüğünden istifade edip çalışmayı tamamen bırakacağından; hiçbir aracı güç var olmadığı zaman güçlünün zayıf olanı sömürmesinin gerçekleşebileceğinden korktuklarını vs. söylüyorlar bize. Anarşistler, insanlar arasındaki bu kötü eğilimin, karakterindeki bu kusurların bir insanı diğerinin karşısına yerleştiren, aşırı bir cimrilikle verdiği üç beş kuruşu bir diğerinden koparmaya zorlayan şimdiki toplumsal örgütlenme tarafından teşvik edilip yüreklendirildiğini ispatlayarak bu korkuların temelsizliğini göstermiş bulunuyor. Anarşistler, iktidara dayalı her toplumsal sistemin kötü etkiler yaratmaktan başka bir şey yapamayacağını da gösteriyorlar; iktidar diğer insanlarla aynı hatalara açık olan kişilerin yetkisine verildiği için açıktır ki insanlar kendilerini nasıl yöneteceklerini bilmiyorlarsa eğer, diğerlerini nasıl yöneteceklerini bundan da az bilmektedirler
Eğer iktidara gelmeye meraklı bir siyasi parti olsaydık, kendimizi zirveye taşıtmak için halka bir sürü vaatte bulunabilirdik; ama Anarşide durum farklıdır; vaat edecek, isteyecek, verecek hiçbir şeyimiz yok ve insanlığın bu ideale olan eğilimini kanıtlayan gerçekleri gösterdikten sonra karşıtlarımız fikirlerimizin imkansız olduğunu söyleyerek karşı çıktığından, bize tüm kurumlarımızda süregiden suistimallerin kanıtlarına, bunların üstünde durduğu temelin yanlışlığına, şarlatanların onlar vasıtasıyla halkın ilgisini başka tarafa çevireceği şu reformların boşluğuna geri dönmekten ve halka açık olan alternatifi -ya sömürüye devam etme ya da isyan etme- hatırlatmaktan ve bu devrimin başarısının, sayesinde iyi olduğunu bildikleri şeyleri gerçekleştirmeyi arzuladıkları enerjiye bağlı olduğunu onlara ispatlamaktan başka bir şey kalmıyor. Bizim görevimiz bu: Gerisi başkalarına kalmıştır, bize değil.
Bizler kendi payımıza, tantanalı ve duygusal ifadeler aracılığıyla yürütülen bir propagandanın hiç de taraftarı değiliz; bunların etkisi halkın acil bir zaferi umut etmesini sağlamaktır ki bu da olanaksızdır
Bizim idealimiz daha az parlak ve daha gösterişsiz ama daha kalıcı bir görevi gerçekleştirmektir. Gayretimizi halkı duygu üzerinden yakalamakla sınırlamak yerine, onları her şeyden önce mantık ve akıl yoluyla kazanmaya çalışıyoruz. Yeteneği duyguya başvurarak halkı kazanmaktan ibaret olanları kesinlikle küçümsemek istemiyoruz. Herkesin görevi mizacına ve görüşüne göredir. Ama kendimiz için inançtan çok kanaati sağlamlaştırmayı tercih ediyoruz. Propagandada yer alan herkes kendisini bekleyen zorlukları bilmeli ki; bu zorluklarla karşılaşmaya hazır olsun ve yoluna çıkan ilk engelde cesareti kırılmasın
Bazılarımız arasında bir hayli yaygın biçimde kabul gören bir diğer önyargı da kitleleri isteğe göre kalıba dökülebilecek, hakkında canını sıkmanın lüzumu olmayan yoğurulabilir hamurlar olarak farz etmektir. Bu anlayış, bu insanların, diğerlerinden önce bir adım atmakla kendilerini bir şekilde peygamber ve sıradan ölümlülerden çok daha zeki saymaları gerçeğinden ileri gelmektedir.
"Kitlelere falanı filanı yaptıracağız", "onları arkamıza alıp yol göstereceğiz", vs. Gerçekte bir diktatör de bundan daha farklı şeyler söylemez. Kitlelere bu şekilde bakmak otoriteryan geçmişimizin bir mirasıdır. Azınlıkların halk üzerindeki etkisini inkar etmeyi istediğimizden değil, bu etkinin tam da bizi o kadar kaygılandıran şey olduğuna inandığımız için. Ama devrim zamanında Anarşistlerin kitlelerde sahip olabileceği tek etkinin doğrudan eylem yoluyla olacağını düşünüyoruz: Fikirlerimizi uygulamaya koyarak, örnekleme yoluyla vaaz ederek; halka sadece bu araçlar vasıtasıyla yol gösterilebilir. Yine de iyiden iyiye farkında olmalıyız ki açık ve iyi tanımlanmış bir propaganda yoluyla halkın anlayışı iyice hazırlanmadığı sürece, halk bizzat ayaklarının üzerinde durup, daha önce aldığı fikirlerle harekete geçmediği sürece, bu eylemlerin kitle üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. O halde fikirlerimizi yaymaya başlayacak olursak, fikirlerimizin etkisi kendini hissettirecektir ve sadece onları nasıl açıklayacağımız ve anlaşılır kılacağımızı bilmemiz koşuluyla toplumsal dönüşümde bir pay sahibi olma şansımız olabilir. Bu yüzden takipçiler edinmemekten korkmamıza gerek yok, ama bunun yerine kendilerini lider sananlardan kaynaklanan engellemeler için tetikte olmalıyız.
Devrimin habercileri devrim zamanlarında her zaman kitleler tarafından seçilir. Gelin fikirlerimizi yayalım, anlatalım, açıklayalım, gerekirse onlara yeniden şekil verelim. Hakikatin yüzüne bakmaktan korkmayalım ve bu propaganda, davamıza bağlı olanları yabancılaştırmadığı gibi, adalet ve özgürlüğe susamış kişileri de muhakkak ki kendine çekecektir.
Jean Grave
1893
Kaynak: Özgürlükçü Düşüncelerin Belgesel Bir Tarihi, Anarşiden Anarşizme
insanların bu güne kadar anarşistlere karşı getirmeyi başarabildiği en güçlü itiraz onlara teorileriniz çok hoş ama gerçekleştirilemez demek oldu. Bu bir ispat değildir. Neden gerçekleştirilemesinler? diye sorduğumuzda bize gerekçelerle cevap vermek yerine korkularını öne sürüyorlar. insanın kötü doğası yüzünden özgürlüğünden istifade edip çalışmayı tamamen bırakacağından; hiçbir aracı güç var olmadığı zaman güçlünün zayıf olanı sömürmesinin gerçekleşebileceğinden korktuklarını vs. söylüyorlar bize. Anarşistler, insanlar arasındaki bu kötü eğilimin, karakterindeki bu kusurların bir insanı diğerinin karşısına yerleştiren, aşırı bir cimrilikle verdiği üç beş kuruşu bir diğerinden koparmaya zorlayan şimdiki toplumsal örgütlenme tarafından teşvik edilip yüreklendirildiğini ispatlayarak bu korkuların temelsizliğini göstermiş bulunuyor. Anarşistler, iktidara dayalı her toplumsal sistemin kötü etkiler yaratmaktan başka bir şey yapamayacağını da gösteriyorlar; iktidar diğer insanlarla aynı hatalara açık olan kişilerin yetkisine verildiği için açıktır ki insanlar kendilerini nasıl yöneteceklerini bilmiyorlarsa eğer, diğerlerini nasıl yöneteceklerini bundan da az bilmektedirler
Eğer iktidara gelmeye meraklı bir siyasi parti olsaydık, kendimizi zirveye taşıtmak için halka bir sürü vaatte bulunabilirdik; ama Anarşide durum farklıdır; vaat edecek, isteyecek, verecek hiçbir şeyimiz yok ve insanlığın bu ideale olan eğilimini kanıtlayan gerçekleri gösterdikten sonra karşıtlarımız fikirlerimizin imkansız olduğunu söyleyerek karşı çıktığından, bize tüm kurumlarımızda süregiden suistimallerin kanıtlarına, bunların üstünde durduğu temelin yanlışlığına, şarlatanların onlar vasıtasıyla halkın ilgisini başka tarafa çevireceği şu reformların boşluğuna geri dönmekten ve halka açık olan alternatifi -ya sömürüye devam etme ya da isyan etme- hatırlatmaktan ve bu devrimin başarısının, sayesinde iyi olduğunu bildikleri şeyleri gerçekleştirmeyi arzuladıkları enerjiye bağlı olduğunu onlara ispatlamaktan başka bir şey kalmıyor. Bizim görevimiz bu: Gerisi başkalarına kalmıştır, bize değil.
Bizler kendi payımıza, tantanalı ve duygusal ifadeler aracılığıyla yürütülen bir propagandanın hiç de taraftarı değiliz; bunların etkisi halkın acil bir zaferi umut etmesini sağlamaktır ki bu da olanaksızdır
Bizim idealimiz daha az parlak ve daha gösterişsiz ama daha kalıcı bir görevi gerçekleştirmektir. Gayretimizi halkı duygu üzerinden yakalamakla sınırlamak yerine, onları her şeyden önce mantık ve akıl yoluyla kazanmaya çalışıyoruz. Yeteneği duyguya başvurarak halkı kazanmaktan ibaret olanları kesinlikle küçümsemek istemiyoruz. Herkesin görevi mizacına ve görüşüne göredir. Ama kendimiz için inançtan çok kanaati sağlamlaştırmayı tercih ediyoruz. Propagandada yer alan herkes kendisini bekleyen zorlukları bilmeli ki; bu zorluklarla karşılaşmaya hazır olsun ve yoluna çıkan ilk engelde cesareti kırılmasın
Bazılarımız arasında bir hayli yaygın biçimde kabul gören bir diğer önyargı da kitleleri isteğe göre kalıba dökülebilecek, hakkında canını sıkmanın lüzumu olmayan yoğurulabilir hamurlar olarak farz etmektir. Bu anlayış, bu insanların, diğerlerinden önce bir adım atmakla kendilerini bir şekilde peygamber ve sıradan ölümlülerden çok daha zeki saymaları gerçeğinden ileri gelmektedir.
"Kitlelere falanı filanı yaptıracağız", "onları arkamıza alıp yol göstereceğiz", vs. Gerçekte bir diktatör de bundan daha farklı şeyler söylemez. Kitlelere bu şekilde bakmak otoriteryan geçmişimizin bir mirasıdır. Azınlıkların halk üzerindeki etkisini inkar etmeyi istediğimizden değil, bu etkinin tam da bizi o kadar kaygılandıran şey olduğuna inandığımız için. Ama devrim zamanında Anarşistlerin kitlelerde sahip olabileceği tek etkinin doğrudan eylem yoluyla olacağını düşünüyoruz: Fikirlerimizi uygulamaya koyarak, örnekleme yoluyla vaaz ederek; halka sadece bu araçlar vasıtasıyla yol gösterilebilir. Yine de iyiden iyiye farkında olmalıyız ki açık ve iyi tanımlanmış bir propaganda yoluyla halkın anlayışı iyice hazırlanmadığı sürece, halk bizzat ayaklarının üzerinde durup, daha önce aldığı fikirlerle harekete geçmediği sürece, bu eylemlerin kitle üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. O halde fikirlerimizi yaymaya başlayacak olursak, fikirlerimizin etkisi kendini hissettirecektir ve sadece onları nasıl açıklayacağımız ve anlaşılır kılacağımızı bilmemiz koşuluyla toplumsal dönüşümde bir pay sahibi olma şansımız olabilir. Bu yüzden takipçiler edinmemekten korkmamıza gerek yok, ama bunun yerine kendilerini lider sananlardan kaynaklanan engellemeler için tetikte olmalıyız.
Devrimin habercileri devrim zamanlarında her zaman kitleler tarafından seçilir. Gelin fikirlerimizi yayalım, anlatalım, açıklayalım, gerekirse onlara yeniden şekil verelim. Hakikatin yüzüne bakmaktan korkmayalım ve bu propaganda, davamıza bağlı olanları yabancılaştırmadığı gibi, adalet ve özgürlüğe susamış kişileri de muhakkak ki kendine çekecektir.
Jean Grave
1893
Kaynak: Özgürlükçü Düşüncelerin Belgesel Bir Tarihi, Anarşiden Anarşizme
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar