bugün
- iremga27
- sözlükte çok az hamferdi olması6
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki5
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- sözlüğe bir erkek meme mi attı sorunsalı5
- sibel can'a benzeyen yuzır5
- sözlük erkeklerinin memeleri7
- sözlük erkeklerinin göğüsleri21
- nick vermeden bir yazara seslen11
- sözlükte meme ayrımcılığı5
- tenis oynayan kız çekiciliği3
- canımın buz gibi yeşil üzüm çekmesi3
- sözlüğün aptal kaynaması3
- evde yemek yapmak3
- ormanda sevişmek3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği6
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti4
- anne ile seks yapmak2
- sakatat2
- gammazların çok kötü insanlar olması4
- sözlüğe meme atan erkek yolludur2
- gregor samsa'ya benzeyen yuzır2
- anın görüntüsü23
- dayanamayıp kitap almak7
- sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta2
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması26
- çocukluğu hatırlatan şeyler2
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- beşiktaş2
- kocu7
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- memesi dizlerine sarkmış sözlük erkeği3
- sevdiğiniz yazarlara sürekli artı basmak6
- haftanın gammazları listesi25
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- hindistan'a atom bombası atmak7
- süleymancılar7
- şükredilecek şeyler9
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- dejavu yaşamak7
- taksav2
- ellerim bos gonlum hos5
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- bana sesini yükseltme diyen partner5
- my name is bond james bond2
- haçlı askeri olan müslüman2
- zall özel mesajları okuyor mu sorunsalı5
- damarsız tüysüz manisa yaprağı7
- sözlük sadece bilgi edinmek için değildir4
Can Çekişen Toplum ve Anarşi
insanların bu güne kadar anarşistlere karşı getirmeyi başarabildiği en güçlü itiraz onlara teorileriniz çok hoş ama gerçekleştirilemez demek oldu. Bu bir ispat değildir. Neden gerçekleştirilemesinler? diye sorduğumuzda bize gerekçelerle cevap vermek yerine korkularını öne sürüyorlar. insanın kötü doğası yüzünden özgürlüğünden istifade edip çalışmayı tamamen bırakacağından; hiçbir aracı güç var olmadığı zaman güçlünün zayıf olanı sömürmesinin gerçekleşebileceğinden korktuklarını vs. söylüyorlar bize. Anarşistler, insanlar arasındaki bu kötü eğilimin, karakterindeki bu kusurların bir insanı diğerinin karşısına yerleştiren, aşırı bir cimrilikle verdiği üç beş kuruşu bir diğerinden koparmaya zorlayan şimdiki toplumsal örgütlenme tarafından teşvik edilip yüreklendirildiğini ispatlayarak bu korkuların temelsizliğini göstermiş bulunuyor. Anarşistler, iktidara dayalı her toplumsal sistemin kötü etkiler yaratmaktan başka bir şey yapamayacağını da gösteriyorlar; iktidar diğer insanlarla aynı hatalara açık olan kişilerin yetkisine verildiği için açıktır ki insanlar kendilerini nasıl yöneteceklerini bilmiyorlarsa eğer, diğerlerini nasıl yöneteceklerini bundan da az bilmektedirler
Eğer iktidara gelmeye meraklı bir siyasi parti olsaydık, kendimizi zirveye taşıtmak için halka bir sürü vaatte bulunabilirdik; ama Anarşide durum farklıdır; vaat edecek, isteyecek, verecek hiçbir şeyimiz yok ve insanlığın bu ideale olan eğilimini kanıtlayan gerçekleri gösterdikten sonra karşıtlarımız fikirlerimizin imkansız olduğunu söyleyerek karşı çıktığından, bize tüm kurumlarımızda süregiden suistimallerin kanıtlarına, bunların üstünde durduğu temelin yanlışlığına, şarlatanların onlar vasıtasıyla halkın ilgisini başka tarafa çevireceği şu reformların boşluğuna geri dönmekten ve halka açık olan alternatifi -ya sömürüye devam etme ya da isyan etme- hatırlatmaktan ve bu devrimin başarısının, sayesinde iyi olduğunu bildikleri şeyleri gerçekleştirmeyi arzuladıkları enerjiye bağlı olduğunu onlara ispatlamaktan başka bir şey kalmıyor. Bizim görevimiz bu: Gerisi başkalarına kalmıştır, bize değil.
Bizler kendi payımıza, tantanalı ve duygusal ifadeler aracılığıyla yürütülen bir propagandanın hiç de taraftarı değiliz; bunların etkisi halkın acil bir zaferi umut etmesini sağlamaktır ki bu da olanaksızdır
Bizim idealimiz daha az parlak ve daha gösterişsiz ama daha kalıcı bir görevi gerçekleştirmektir. Gayretimizi halkı duygu üzerinden yakalamakla sınırlamak yerine, onları her şeyden önce mantık ve akıl yoluyla kazanmaya çalışıyoruz. Yeteneği duyguya başvurarak halkı kazanmaktan ibaret olanları kesinlikle küçümsemek istemiyoruz. Herkesin görevi mizacına ve görüşüne göredir. Ama kendimiz için inançtan çok kanaati sağlamlaştırmayı tercih ediyoruz. Propagandada yer alan herkes kendisini bekleyen zorlukları bilmeli ki; bu zorluklarla karşılaşmaya hazır olsun ve yoluna çıkan ilk engelde cesareti kırılmasın
Bazılarımız arasında bir hayli yaygın biçimde kabul gören bir diğer önyargı da kitleleri isteğe göre kalıba dökülebilecek, hakkında canını sıkmanın lüzumu olmayan yoğurulabilir hamurlar olarak farz etmektir. Bu anlayış, bu insanların, diğerlerinden önce bir adım atmakla kendilerini bir şekilde peygamber ve sıradan ölümlülerden çok daha zeki saymaları gerçeğinden ileri gelmektedir.
"Kitlelere falanı filanı yaptıracağız", "onları arkamıza alıp yol göstereceğiz", vs. Gerçekte bir diktatör de bundan daha farklı şeyler söylemez. Kitlelere bu şekilde bakmak otoriteryan geçmişimizin bir mirasıdır. Azınlıkların halk üzerindeki etkisini inkar etmeyi istediğimizden değil, bu etkinin tam da bizi o kadar kaygılandıran şey olduğuna inandığımız için. Ama devrim zamanında Anarşistlerin kitlelerde sahip olabileceği tek etkinin doğrudan eylem yoluyla olacağını düşünüyoruz: Fikirlerimizi uygulamaya koyarak, örnekleme yoluyla vaaz ederek; halka sadece bu araçlar vasıtasıyla yol gösterilebilir. Yine de iyiden iyiye farkında olmalıyız ki açık ve iyi tanımlanmış bir propaganda yoluyla halkın anlayışı iyice hazırlanmadığı sürece, halk bizzat ayaklarının üzerinde durup, daha önce aldığı fikirlerle harekete geçmediği sürece, bu eylemlerin kitle üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. O halde fikirlerimizi yaymaya başlayacak olursak, fikirlerimizin etkisi kendini hissettirecektir ve sadece onları nasıl açıklayacağımız ve anlaşılır kılacağımızı bilmemiz koşuluyla toplumsal dönüşümde bir pay sahibi olma şansımız olabilir. Bu yüzden takipçiler edinmemekten korkmamıza gerek yok, ama bunun yerine kendilerini lider sananlardan kaynaklanan engellemeler için tetikte olmalıyız.
Devrimin habercileri devrim zamanlarında her zaman kitleler tarafından seçilir. Gelin fikirlerimizi yayalım, anlatalım, açıklayalım, gerekirse onlara yeniden şekil verelim. Hakikatin yüzüne bakmaktan korkmayalım ve bu propaganda, davamıza bağlı olanları yabancılaştırmadığı gibi, adalet ve özgürlüğe susamış kişileri de muhakkak ki kendine çekecektir.
Jean Grave
1893
Kaynak: Özgürlükçü Düşüncelerin Belgesel Bir Tarihi, Anarşiden Anarşizme
insanların bu güne kadar anarşistlere karşı getirmeyi başarabildiği en güçlü itiraz onlara teorileriniz çok hoş ama gerçekleştirilemez demek oldu. Bu bir ispat değildir. Neden gerçekleştirilemesinler? diye sorduğumuzda bize gerekçelerle cevap vermek yerine korkularını öne sürüyorlar. insanın kötü doğası yüzünden özgürlüğünden istifade edip çalışmayı tamamen bırakacağından; hiçbir aracı güç var olmadığı zaman güçlünün zayıf olanı sömürmesinin gerçekleşebileceğinden korktuklarını vs. söylüyorlar bize. Anarşistler, insanlar arasındaki bu kötü eğilimin, karakterindeki bu kusurların bir insanı diğerinin karşısına yerleştiren, aşırı bir cimrilikle verdiği üç beş kuruşu bir diğerinden koparmaya zorlayan şimdiki toplumsal örgütlenme tarafından teşvik edilip yüreklendirildiğini ispatlayarak bu korkuların temelsizliğini göstermiş bulunuyor. Anarşistler, iktidara dayalı her toplumsal sistemin kötü etkiler yaratmaktan başka bir şey yapamayacağını da gösteriyorlar; iktidar diğer insanlarla aynı hatalara açık olan kişilerin yetkisine verildiği için açıktır ki insanlar kendilerini nasıl yöneteceklerini bilmiyorlarsa eğer, diğerlerini nasıl yöneteceklerini bundan da az bilmektedirler
Eğer iktidara gelmeye meraklı bir siyasi parti olsaydık, kendimizi zirveye taşıtmak için halka bir sürü vaatte bulunabilirdik; ama Anarşide durum farklıdır; vaat edecek, isteyecek, verecek hiçbir şeyimiz yok ve insanlığın bu ideale olan eğilimini kanıtlayan gerçekleri gösterdikten sonra karşıtlarımız fikirlerimizin imkansız olduğunu söyleyerek karşı çıktığından, bize tüm kurumlarımızda süregiden suistimallerin kanıtlarına, bunların üstünde durduğu temelin yanlışlığına, şarlatanların onlar vasıtasıyla halkın ilgisini başka tarafa çevireceği şu reformların boşluğuna geri dönmekten ve halka açık olan alternatifi -ya sömürüye devam etme ya da isyan etme- hatırlatmaktan ve bu devrimin başarısının, sayesinde iyi olduğunu bildikleri şeyleri gerçekleştirmeyi arzuladıkları enerjiye bağlı olduğunu onlara ispatlamaktan başka bir şey kalmıyor. Bizim görevimiz bu: Gerisi başkalarına kalmıştır, bize değil.
Bizler kendi payımıza, tantanalı ve duygusal ifadeler aracılığıyla yürütülen bir propagandanın hiç de taraftarı değiliz; bunların etkisi halkın acil bir zaferi umut etmesini sağlamaktır ki bu da olanaksızdır
Bizim idealimiz daha az parlak ve daha gösterişsiz ama daha kalıcı bir görevi gerçekleştirmektir. Gayretimizi halkı duygu üzerinden yakalamakla sınırlamak yerine, onları her şeyden önce mantık ve akıl yoluyla kazanmaya çalışıyoruz. Yeteneği duyguya başvurarak halkı kazanmaktan ibaret olanları kesinlikle küçümsemek istemiyoruz. Herkesin görevi mizacına ve görüşüne göredir. Ama kendimiz için inançtan çok kanaati sağlamlaştırmayı tercih ediyoruz. Propagandada yer alan herkes kendisini bekleyen zorlukları bilmeli ki; bu zorluklarla karşılaşmaya hazır olsun ve yoluna çıkan ilk engelde cesareti kırılmasın
Bazılarımız arasında bir hayli yaygın biçimde kabul gören bir diğer önyargı da kitleleri isteğe göre kalıba dökülebilecek, hakkında canını sıkmanın lüzumu olmayan yoğurulabilir hamurlar olarak farz etmektir. Bu anlayış, bu insanların, diğerlerinden önce bir adım atmakla kendilerini bir şekilde peygamber ve sıradan ölümlülerden çok daha zeki saymaları gerçeğinden ileri gelmektedir.
"Kitlelere falanı filanı yaptıracağız", "onları arkamıza alıp yol göstereceğiz", vs. Gerçekte bir diktatör de bundan daha farklı şeyler söylemez. Kitlelere bu şekilde bakmak otoriteryan geçmişimizin bir mirasıdır. Azınlıkların halk üzerindeki etkisini inkar etmeyi istediğimizden değil, bu etkinin tam da bizi o kadar kaygılandıran şey olduğuna inandığımız için. Ama devrim zamanında Anarşistlerin kitlelerde sahip olabileceği tek etkinin doğrudan eylem yoluyla olacağını düşünüyoruz: Fikirlerimizi uygulamaya koyarak, örnekleme yoluyla vaaz ederek; halka sadece bu araçlar vasıtasıyla yol gösterilebilir. Yine de iyiden iyiye farkında olmalıyız ki açık ve iyi tanımlanmış bir propaganda yoluyla halkın anlayışı iyice hazırlanmadığı sürece, halk bizzat ayaklarının üzerinde durup, daha önce aldığı fikirlerle harekete geçmediği sürece, bu eylemlerin kitle üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. O halde fikirlerimizi yaymaya başlayacak olursak, fikirlerimizin etkisi kendini hissettirecektir ve sadece onları nasıl açıklayacağımız ve anlaşılır kılacağımızı bilmemiz koşuluyla toplumsal dönüşümde bir pay sahibi olma şansımız olabilir. Bu yüzden takipçiler edinmemekten korkmamıza gerek yok, ama bunun yerine kendilerini lider sananlardan kaynaklanan engellemeler için tetikte olmalıyız.
Devrimin habercileri devrim zamanlarında her zaman kitleler tarafından seçilir. Gelin fikirlerimizi yayalım, anlatalım, açıklayalım, gerekirse onlara yeniden şekil verelim. Hakikatin yüzüne bakmaktan korkmayalım ve bu propaganda, davamıza bağlı olanları yabancılaştırmadığı gibi, adalet ve özgürlüğe susamış kişileri de muhakkak ki kendine çekecektir.
Jean Grave
1893
Kaynak: Özgürlükçü Düşüncelerin Belgesel Bir Tarihi, Anarşiden Anarşizme
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar