bugün
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak7
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- gocu'nun heykeli3
- allah varsa beni milli yapsın4
- gocu nerede4
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- allah neden cinselliği yarattı2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları34
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- türklerin başarıları2
- surströmming2
- berra ahsen uslu2
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- allah varsa afrika daki çocuklar niye aç2
- ruhi çenet2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi5
- memecoin2
- tron coin2
- haluk levent bahis yazışmaları3
- ezgi dalgıç2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- bir kadının en güzel bölgesi11
- fenerbahçeye 500 lira basmak2
- regl dönemi dengesizlikleri4
- pelin karahan2
- dünya fenerbahçeliler günü3
- rojin kabaiş2
- 2000 tl ile yapılabilecekler3
- jhon lucumi2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- ekrem imamoğlu3
- masaj bekleyen yazarlar3
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- türklerin ileri olduğu konular21
- vantilatörü kendine çevirmek10
- ona bir şey söyle13
- dünyanın en güzel tatlısı11
- ayakkabıya sinen ayak kokusu3
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- iphone 17 pro max2
- eksileyen yazar ezikliği2
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- pazar günü mesai yapmak3
- 17 yaşındaki kızı sevene pedofili demek2
- michael olise3
111 - "Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"
112 - Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."
113 - "Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"
114 - "Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim."
115 - "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
116 - Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"
117 - Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."
118 - "Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."
119 - Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
120 - Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.
121 - Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
122 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
123 - Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
124 - Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
125 - "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."
126 - "Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
127 - "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "
128 - "Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"
129 - "Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
130 - "Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."
131 - "Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
132 - "O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"
133 - "Davarlar, oğullar,"
134 - "Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."
135 - "Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."
136 - "Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."
137 - "Bu sırf eskilerin âdetidir."
138 - "Biz azaba uğratılacak da değiliz."
139 - Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
140 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
141 - Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
142 - Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
143 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
144 - "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
145 - "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
146 - "Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
147 - "Bahçelerin, pınarların içinde,"
148 - "Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"
149 - Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."
150 - "Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."
151-152 - "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."
153 - "Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"
154 - "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."
155 - Salih "işte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.
156 - "Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."
157 - Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
158 - Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
159 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
160 - Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
161 - Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"
162 - "Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
163 - "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
164 - "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
165 - "insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"
166 - "Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"
167 - Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."
168 - Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."
169 - "Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."
170 - Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,
171 - Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
172 - Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.
173 - Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
174 - Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
175 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
176 - Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.
177 - Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
178 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
179 - "Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
180 - "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."
181 - "Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
182 - "Ve doğru terazi ile tartın."
183 - "Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
184 - "O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."
185 - Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."
186 - "Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."
187 - "Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."
188 - Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
189 - Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
190 - Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
191 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
192 - Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
193 - (Resulüm!) Onu Rûhu'l-emin (Cebrail) indirdi;
194 - Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;
195 - Açık parlak bir Arapça lisan ile.
196 - O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
197 - israiloğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
198-199 - Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
200-201 - Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
202 - işte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
203 - O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir.
204 - (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
205 - Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,
206 - Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,
207 - O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
208 - Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
209 - (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
210 - Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
211 - Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
212 - Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
213 - O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
214 - (Önce) en yakın hısımlarını uyar.
215 - Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
216 - Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
217 - Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
218 - O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
219 - Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
220 - Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
221 - Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
222 - Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
223 - Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
224 - Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
225-226 - Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
227 - Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
112 - Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."
113 - "Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"
114 - "Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim."
115 - "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
116 - Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"
117 - Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."
118 - "Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."
119 - Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
120 - Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.
121 - Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
122 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
123 - Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
124 - Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
125 - "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."
126 - "Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
127 - "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "
128 - "Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"
129 - "Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
130 - "Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."
131 - "Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
132 - "O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"
133 - "Davarlar, oğullar,"
134 - "Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."
135 - "Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."
136 - "Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."
137 - "Bu sırf eskilerin âdetidir."
138 - "Biz azaba uğratılacak da değiliz."
139 - Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
140 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
141 - Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
142 - Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
143 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
144 - "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
145 - "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
146 - "Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
147 - "Bahçelerin, pınarların içinde,"
148 - "Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"
149 - Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."
150 - "Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."
151-152 - "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."
153 - "Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"
154 - "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."
155 - Salih "işte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.
156 - "Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."
157 - Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
158 - Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
159 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
160 - Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
161 - Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"
162 - "Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
163 - "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
164 - "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
165 - "insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"
166 - "Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"
167 - Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."
168 - Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."
169 - "Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."
170 - Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,
171 - Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
172 - Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.
173 - Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
174 - Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
175 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
176 - Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.
177 - Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
178 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
179 - "Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
180 - "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."
181 - "Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
182 - "Ve doğru terazi ile tartın."
183 - "Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
184 - "O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."
185 - Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."
186 - "Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."
187 - "Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."
188 - Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
189 - Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
190 - Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
191 - Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
192 - Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
193 - (Resulüm!) Onu Rûhu'l-emin (Cebrail) indirdi;
194 - Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;
195 - Açık parlak bir Arapça lisan ile.
196 - O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
197 - israiloğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
198-199 - Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
200-201 - Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
202 - işte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
203 - O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir.
204 - (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
205 - Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,
206 - Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,
207 - O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
208 - Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
209 - (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
210 - Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
211 - Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
212 - Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
213 - O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
214 - (Önce) en yakın hısımlarını uyar.
215 - Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
216 - Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
217 - Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
218 - O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
219 - Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
220 - Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
221 - Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
222 - Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
223 - Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
224 - Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
225-226 - Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
227 - Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar