bugün
- macron koşacak diye park kapatan akepe32
- nasıl birisiniz13
- japon hatunlar mı çinli hatunlar mı6
- akp bitince ne olacak23
- ekrem imamoğlu11
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- aselsan satılırsa8
- kırk yaşında ayağına yatan elli küsürlük yazar6
- sevişirken dinlenecek şarkılar6
- dış görünüşün her şey olduğu gerçeği5
- yarın sözlükteki incelleri tokatlayacak olmak6
- fusya semsiyeli yabanci17
- farkındalığı yüksek olan bireylerin yalnızlaşması6
- oruç açı anlamak içinse açlar neden oruç tutar11
- tefsiriyle okusak ülkenin yarısı dinden çıkar11
- gey biraderler bey gibi gey biraderlerdir9
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim12
- yazılımcı erkeklerin yakışıklı olmaması8
- gocu8
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen3
- dağa çıkacaklara tavsiyeler3
- erdoğan meloni aşkı3
- ctrlx nasıl bu kadar hızlı entry giriyor sorunsalı3
- tatar kızları3
- defineci köy çomarı3
- çinli kadınla evlenmek3
- seks kasedi çıksa interneti çökertecek kişiler5
- sözlük hatunlarının nefsimi kabartması sorunsalı11
- ilkim sensin diyen kız3
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın21
- osmanlı tokadının asıl icat edilme amacı3
- en iyi dövüş sporları3
- her yerim pembe diyen kız3
- ölümün en iyi tanımı17
- cd devrinin bitmesi16
- azgın bir kız tarafından tecavüze uğramak2
- 9 temmuz 20263
- turkiye'nin mukemmel bir ulke olmasi3
- kuranı kerim meali7
- kizlarsoruyor com6
- besim tibuk2
- kucak dansı yapmayı bilen kız sayısının azalması6
- otel odasında ölü bulunmak12
- kol saati takmanın anlamsızlığı15
- bezelye yemeği9
- çocuk istememe nedenleri6
- ciguli kral20
- kürt lehçeleri2
- herzevekil6
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler10
EŞCiNSELLiKTEN CAYDIRMA TERAPiLERi
Her ne kadar günümüzde tamamen doğal ve normal bir olgu olduğu biliniyorsa ve geniş bir bilim camiası tarafından kabul edilse de, 1960'lı yıllarda eşcinsellik zihinsel bir hastalık olarak görülmekteydi. Bu sebeple, eşcinsel olduğunu fark eden sayısız insan, bu "hastalıktan kurtulmak" ve "gerçek cinsiyetine dönmek" amacıyla yollar aramaktaydı. Bu da, dönemin bilim insanlarını "caydırma terapileri" adı altında yöntemler geliştirmeye zorlamaktaydı.
Geliştirilen deneysel düzeydeki terapiler, acı veren elektrik şokları ve kişilerin kusmalarına neden olan ilaçların vücuda enjekte edilmesini dahi içeriyordu. Bu acı dolu ve istenmeyen uyaranlarla eşzamanlı olarak bireye zorla, görselde de gördüğünüz gibi gözlerini açık tutmaya zorlayarak eşcinsellik ile ilgili görseller gösteriliyordu. Bu sayede eşcinsellerin beyinlerine, eşcinselliğin kötü bir şey olduğu şartlandırması yapılmaya çalışılıyordu. Yani kişiler, eşcinsellik ile acıyı ilişkilendireceklerdi.
Tam da bekleneceği gibi, bu tedavilerin hiçbir faydası olmadı ve "düzelme" görülen tek bir örnek dahi tespit edilemedi. Tam tersine, bu tedaviye başvuranların hemen hepsinde ciddi psikolojik çöküntüler yaşandı ve kayıtlara geçenler arasında en azından 1 vakada, uygulanan terapi sırasında birey komaya girerek öldü.
1994 senesinde Amerikan Psikiyatri Derneği (APA), bu uygulamaların tamamının iş yaramaz, tehlikeli uygulamalar olduğunu ilan etit. 2006 yılından beridirse APA'nın koyduğu standartlara göre bu tip uygulamaların tamamı etik kurallarına aykırı olarak geçmektedir. Zaten 21. yüzyılın başlangıcıyla birlikte genetik ve sinirbilim alanında yapılan atılımlar sayesinde, eşcinselliğin (homoseksüelliğin) tıpkı heteroseksüellik (erkeklerin dişilere, dişilerin erkeklere ilgi duyması) kadar normal olduğunun anlaşılmasıyla, bu terapilere talep de neredeyse tamamen yok oldu. Öyle ki, artık APA önderliğinde tüm Amerika ve Avrupa'da "eşcinsellikten caydırma terapileri" yerine "eşcinselliği kabullenme terapileri" düzenleniyor. Bu terapilerde, eşcinselliği anlamayan ve hastalık olarak görenlerin bilgilenmesi ve neden yanlış düşündüklerinin anlatılması uygulamaları yürütülüyor. Söylemeye gerek yok, bu terapilerde ne zorlama var, ne kusturan iğneler var, ne de acı dolu elektrik şokları var...
O dönemlere ait araştırmalar yürüten Psikolog Dr. Martin E. P. Seligman, o dönem bu terapilerle ilgili yapılan araştırmaların şaşırtıcı derecede başarılı sonuçları olduğunu söylüyor. Öyle ki, bazı araştırmalarda terapi uygulanan erkeklerin %50'sinde eşcinsel davranışlar ve dürtülerin yok olduğu iddia ediliyor. Ancak Seligman, sonradan yapılan incelemeler sayesinde, bu araştırmaların hatalı olduğunun anlaşıldığını anlatıyor. Örneğin, %50 olarak sayılan kişilerin çoğunun aslında zaten gay veya lezbiyen değil, biseksüel oldukları, dolayısıyla kendi cinsiyetiyle birlikte olmak konusundaki dürtülerini çok daha kolay bastırabildiği ortaya çıkarıldı.
Dolayısıyla eşcinselliği "tedavi" etmeye çalışmanın, "heteroseksüelliği" tedavi etmeye çalışmaktan farksız olduğu artık biliniyor.
Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
Kaynaklar ve ileri Okuma:
-APA
-"The Aversion Project: Human rights abuses of gays and lesbians in the SADF by health workers during the apartheid era" by Mikki van Zyl, Jeanelle de Gruchy, Sheila Lapinsky, Simon Lewin, and Graeme Reid, Simply Said and Done, Cape Town, October 1999.
-Ethical Treatment for All Youth.
-Houser, Ward. Aversion Therapy. Encyclopedia of Homosexuality. Dynes, Wayne R. (ed.), Garland Publishing, 1990. p. 101.
Cautela, J.R. (1967). Covert Sensitization. Psychological Reports 20: 259468.
-Kraft T. & Kraft D. (2005). Covert Sensitization Revisited: Six Case Studies' Contemporary Hypnosis, 22(4): 2029.
-Maguire, R.J. & Vallance, M. (1964). Aversion therapy by electric shock: a simple technique. British Medical Journal, 1: 1513.
-Okulitch PV & Marlatt GA. (1972). Effects of varied extinction conditions with alcoholics and social drinkers. Journal of Abnormal Psychology. 79(2):205-11.
-Seligman, Martin E.P. What You Can Change and What You Can't: The Complete Guide to Self Improvement. Knopf, 1993; ISBN 0-679-41024-4.
-Watson, J.B. & Reyner, R. (1920). Conditioned emotional reactions. Journal of Experimental Psychology, 3: 114.
Her ne kadar günümüzde tamamen doğal ve normal bir olgu olduğu biliniyorsa ve geniş bir bilim camiası tarafından kabul edilse de, 1960'lı yıllarda eşcinsellik zihinsel bir hastalık olarak görülmekteydi. Bu sebeple, eşcinsel olduğunu fark eden sayısız insan, bu "hastalıktan kurtulmak" ve "gerçek cinsiyetine dönmek" amacıyla yollar aramaktaydı. Bu da, dönemin bilim insanlarını "caydırma terapileri" adı altında yöntemler geliştirmeye zorlamaktaydı.
Geliştirilen deneysel düzeydeki terapiler, acı veren elektrik şokları ve kişilerin kusmalarına neden olan ilaçların vücuda enjekte edilmesini dahi içeriyordu. Bu acı dolu ve istenmeyen uyaranlarla eşzamanlı olarak bireye zorla, görselde de gördüğünüz gibi gözlerini açık tutmaya zorlayarak eşcinsellik ile ilgili görseller gösteriliyordu. Bu sayede eşcinsellerin beyinlerine, eşcinselliğin kötü bir şey olduğu şartlandırması yapılmaya çalışılıyordu. Yani kişiler, eşcinsellik ile acıyı ilişkilendireceklerdi.
Tam da bekleneceği gibi, bu tedavilerin hiçbir faydası olmadı ve "düzelme" görülen tek bir örnek dahi tespit edilemedi. Tam tersine, bu tedaviye başvuranların hemen hepsinde ciddi psikolojik çöküntüler yaşandı ve kayıtlara geçenler arasında en azından 1 vakada, uygulanan terapi sırasında birey komaya girerek öldü.
1994 senesinde Amerikan Psikiyatri Derneği (APA), bu uygulamaların tamamının iş yaramaz, tehlikeli uygulamalar olduğunu ilan etit. 2006 yılından beridirse APA'nın koyduğu standartlara göre bu tip uygulamaların tamamı etik kurallarına aykırı olarak geçmektedir. Zaten 21. yüzyılın başlangıcıyla birlikte genetik ve sinirbilim alanında yapılan atılımlar sayesinde, eşcinselliğin (homoseksüelliğin) tıpkı heteroseksüellik (erkeklerin dişilere, dişilerin erkeklere ilgi duyması) kadar normal olduğunun anlaşılmasıyla, bu terapilere talep de neredeyse tamamen yok oldu. Öyle ki, artık APA önderliğinde tüm Amerika ve Avrupa'da "eşcinsellikten caydırma terapileri" yerine "eşcinselliği kabullenme terapileri" düzenleniyor. Bu terapilerde, eşcinselliği anlamayan ve hastalık olarak görenlerin bilgilenmesi ve neden yanlış düşündüklerinin anlatılması uygulamaları yürütülüyor. Söylemeye gerek yok, bu terapilerde ne zorlama var, ne kusturan iğneler var, ne de acı dolu elektrik şokları var...
O dönemlere ait araştırmalar yürüten Psikolog Dr. Martin E. P. Seligman, o dönem bu terapilerle ilgili yapılan araştırmaların şaşırtıcı derecede başarılı sonuçları olduğunu söylüyor. Öyle ki, bazı araştırmalarda terapi uygulanan erkeklerin %50'sinde eşcinsel davranışlar ve dürtülerin yok olduğu iddia ediliyor. Ancak Seligman, sonradan yapılan incelemeler sayesinde, bu araştırmaların hatalı olduğunun anlaşıldığını anlatıyor. Örneğin, %50 olarak sayılan kişilerin çoğunun aslında zaten gay veya lezbiyen değil, biseksüel oldukları, dolayısıyla kendi cinsiyetiyle birlikte olmak konusundaki dürtülerini çok daha kolay bastırabildiği ortaya çıkarıldı.
Dolayısıyla eşcinselliği "tedavi" etmeye çalışmanın, "heteroseksüelliği" tedavi etmeye çalışmaktan farksız olduğu artık biliniyor.
Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
Kaynaklar ve ileri Okuma:
-APA
-"The Aversion Project: Human rights abuses of gays and lesbians in the SADF by health workers during the apartheid era" by Mikki van Zyl, Jeanelle de Gruchy, Sheila Lapinsky, Simon Lewin, and Graeme Reid, Simply Said and Done, Cape Town, October 1999.
-Ethical Treatment for All Youth.
-Houser, Ward. Aversion Therapy. Encyclopedia of Homosexuality. Dynes, Wayne R. (ed.), Garland Publishing, 1990. p. 101.
Cautela, J.R. (1967). Covert Sensitization. Psychological Reports 20: 259468.
-Kraft T. & Kraft D. (2005). Covert Sensitization Revisited: Six Case Studies' Contemporary Hypnosis, 22(4): 2029.
-Maguire, R.J. & Vallance, M. (1964). Aversion therapy by electric shock: a simple technique. British Medical Journal, 1: 1513.
-Okulitch PV & Marlatt GA. (1972). Effects of varied extinction conditions with alcoholics and social drinkers. Journal of Abnormal Psychology. 79(2):205-11.
-Seligman, Martin E.P. What You Can Change and What You Can't: The Complete Guide to Self Improvement. Knopf, 1993; ISBN 0-679-41024-4.
-Watson, J.B. & Reyner, R. (1920). Conditioned emotional reactions. Journal of Experimental Psychology, 3: 114.
Güncel Önemli Başlıklar