bugün
- abur öldü mü lan3
- futbol14
- yazarların favori oyun karakteri10
- film önerileri2
- islam barış dinidir5
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- nelerin koleksiyonu yapılabilir5
- para mı aşk mı sorunsalı8
- brezilya7
- osuruktan şiirler89
- sözlük yazarlarının favori dizisi9
- süper lig7
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- milan skriniar8
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- tai lung26
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- nervio varıdı nerede o11
- tom barrack'ın israil'in suriye saldırısı yorumu2
- ispanya3
- la liga3
- dolar isterse 100 olsun41
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- fenerbahçe19
- velvet50
- türkiye5
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı5
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- türkiye savaşa girerse yanında yer alacak ülkeler3
- anın görüntüsü20
- hakan fidan3
- 1948 arap israil savaşı8
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi4
- ismet gurbuz 202412
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
- kasımpaşa4
- her filmde aynı karakteri canlandıran aktörler2
- çorum4
- kasımpaşa sk4
- çorum fk4
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- türkiyede korku yazarının olmaması3
- telekinezi3
- yaprak3
- kanada3
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- nasreddinhoca3
EŞCiNSELLiKTEN CAYDIRMA TERAPiLERi
Her ne kadar günümüzde tamamen doğal ve normal bir olgu olduğu biliniyorsa ve geniş bir bilim camiası tarafından kabul edilse de, 1960'lı yıllarda eşcinsellik zihinsel bir hastalık olarak görülmekteydi. Bu sebeple, eşcinsel olduğunu fark eden sayısız insan, bu "hastalıktan kurtulmak" ve "gerçek cinsiyetine dönmek" amacıyla yollar aramaktaydı. Bu da, dönemin bilim insanlarını "caydırma terapileri" adı altında yöntemler geliştirmeye zorlamaktaydı.
Geliştirilen deneysel düzeydeki terapiler, acı veren elektrik şokları ve kişilerin kusmalarına neden olan ilaçların vücuda enjekte edilmesini dahi içeriyordu. Bu acı dolu ve istenmeyen uyaranlarla eşzamanlı olarak bireye zorla, görselde de gördüğünüz gibi gözlerini açık tutmaya zorlayarak eşcinsellik ile ilgili görseller gösteriliyordu. Bu sayede eşcinsellerin beyinlerine, eşcinselliğin kötü bir şey olduğu şartlandırması yapılmaya çalışılıyordu. Yani kişiler, eşcinsellik ile acıyı ilişkilendireceklerdi.
Tam da bekleneceği gibi, bu tedavilerin hiçbir faydası olmadı ve "düzelme" görülen tek bir örnek dahi tespit edilemedi. Tam tersine, bu tedaviye başvuranların hemen hepsinde ciddi psikolojik çöküntüler yaşandı ve kayıtlara geçenler arasında en azından 1 vakada, uygulanan terapi sırasında birey komaya girerek öldü.
1994 senesinde Amerikan Psikiyatri Derneği (APA), bu uygulamaların tamamının iş yaramaz, tehlikeli uygulamalar olduğunu ilan etit. 2006 yılından beridirse APA'nın koyduğu standartlara göre bu tip uygulamaların tamamı etik kurallarına aykırı olarak geçmektedir. Zaten 21. yüzyılın başlangıcıyla birlikte genetik ve sinirbilim alanında yapılan atılımlar sayesinde, eşcinselliğin (homoseksüelliğin) tıpkı heteroseksüellik (erkeklerin dişilere, dişilerin erkeklere ilgi duyması) kadar normal olduğunun anlaşılmasıyla, bu terapilere talep de neredeyse tamamen yok oldu. Öyle ki, artık APA önderliğinde tüm Amerika ve Avrupa'da "eşcinsellikten caydırma terapileri" yerine "eşcinselliği kabullenme terapileri" düzenleniyor. Bu terapilerde, eşcinselliği anlamayan ve hastalık olarak görenlerin bilgilenmesi ve neden yanlış düşündüklerinin anlatılması uygulamaları yürütülüyor. Söylemeye gerek yok, bu terapilerde ne zorlama var, ne kusturan iğneler var, ne de acı dolu elektrik şokları var...
O dönemlere ait araştırmalar yürüten Psikolog Dr. Martin E. P. Seligman, o dönem bu terapilerle ilgili yapılan araştırmaların şaşırtıcı derecede başarılı sonuçları olduğunu söylüyor. Öyle ki, bazı araştırmalarda terapi uygulanan erkeklerin %50'sinde eşcinsel davranışlar ve dürtülerin yok olduğu iddia ediliyor. Ancak Seligman, sonradan yapılan incelemeler sayesinde, bu araştırmaların hatalı olduğunun anlaşıldığını anlatıyor. Örneğin, %50 olarak sayılan kişilerin çoğunun aslında zaten gay veya lezbiyen değil, biseksüel oldukları, dolayısıyla kendi cinsiyetiyle birlikte olmak konusundaki dürtülerini çok daha kolay bastırabildiği ortaya çıkarıldı.
Dolayısıyla eşcinselliği "tedavi" etmeye çalışmanın, "heteroseksüelliği" tedavi etmeye çalışmaktan farksız olduğu artık biliniyor.
Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
Kaynaklar ve ileri Okuma:
-APA
-"The Aversion Project: Human rights abuses of gays and lesbians in the SADF by health workers during the apartheid era" by Mikki van Zyl, Jeanelle de Gruchy, Sheila Lapinsky, Simon Lewin, and Graeme Reid, Simply Said and Done, Cape Town, October 1999.
-Ethical Treatment for All Youth.
-Houser, Ward. Aversion Therapy. Encyclopedia of Homosexuality. Dynes, Wayne R. (ed.), Garland Publishing, 1990. p. 101.
Cautela, J.R. (1967). Covert Sensitization. Psychological Reports 20: 259468.
-Kraft T. & Kraft D. (2005). Covert Sensitization Revisited: Six Case Studies' Contemporary Hypnosis, 22(4): 2029.
-Maguire, R.J. & Vallance, M. (1964). Aversion therapy by electric shock: a simple technique. British Medical Journal, 1: 1513.
-Okulitch PV & Marlatt GA. (1972). Effects of varied extinction conditions with alcoholics and social drinkers. Journal of Abnormal Psychology. 79(2):205-11.
-Seligman, Martin E.P. What You Can Change and What You Can't: The Complete Guide to Self Improvement. Knopf, 1993; ISBN 0-679-41024-4.
-Watson, J.B. & Reyner, R. (1920). Conditioned emotional reactions. Journal of Experimental Psychology, 3: 114.
Her ne kadar günümüzde tamamen doğal ve normal bir olgu olduğu biliniyorsa ve geniş bir bilim camiası tarafından kabul edilse de, 1960'lı yıllarda eşcinsellik zihinsel bir hastalık olarak görülmekteydi. Bu sebeple, eşcinsel olduğunu fark eden sayısız insan, bu "hastalıktan kurtulmak" ve "gerçek cinsiyetine dönmek" amacıyla yollar aramaktaydı. Bu da, dönemin bilim insanlarını "caydırma terapileri" adı altında yöntemler geliştirmeye zorlamaktaydı.
Geliştirilen deneysel düzeydeki terapiler, acı veren elektrik şokları ve kişilerin kusmalarına neden olan ilaçların vücuda enjekte edilmesini dahi içeriyordu. Bu acı dolu ve istenmeyen uyaranlarla eşzamanlı olarak bireye zorla, görselde de gördüğünüz gibi gözlerini açık tutmaya zorlayarak eşcinsellik ile ilgili görseller gösteriliyordu. Bu sayede eşcinsellerin beyinlerine, eşcinselliğin kötü bir şey olduğu şartlandırması yapılmaya çalışılıyordu. Yani kişiler, eşcinsellik ile acıyı ilişkilendireceklerdi.
Tam da bekleneceği gibi, bu tedavilerin hiçbir faydası olmadı ve "düzelme" görülen tek bir örnek dahi tespit edilemedi. Tam tersine, bu tedaviye başvuranların hemen hepsinde ciddi psikolojik çöküntüler yaşandı ve kayıtlara geçenler arasında en azından 1 vakada, uygulanan terapi sırasında birey komaya girerek öldü.
1994 senesinde Amerikan Psikiyatri Derneği (APA), bu uygulamaların tamamının iş yaramaz, tehlikeli uygulamalar olduğunu ilan etit. 2006 yılından beridirse APA'nın koyduğu standartlara göre bu tip uygulamaların tamamı etik kurallarına aykırı olarak geçmektedir. Zaten 21. yüzyılın başlangıcıyla birlikte genetik ve sinirbilim alanında yapılan atılımlar sayesinde, eşcinselliğin (homoseksüelliğin) tıpkı heteroseksüellik (erkeklerin dişilere, dişilerin erkeklere ilgi duyması) kadar normal olduğunun anlaşılmasıyla, bu terapilere talep de neredeyse tamamen yok oldu. Öyle ki, artık APA önderliğinde tüm Amerika ve Avrupa'da "eşcinsellikten caydırma terapileri" yerine "eşcinselliği kabullenme terapileri" düzenleniyor. Bu terapilerde, eşcinselliği anlamayan ve hastalık olarak görenlerin bilgilenmesi ve neden yanlış düşündüklerinin anlatılması uygulamaları yürütülüyor. Söylemeye gerek yok, bu terapilerde ne zorlama var, ne kusturan iğneler var, ne de acı dolu elektrik şokları var...
O dönemlere ait araştırmalar yürüten Psikolog Dr. Martin E. P. Seligman, o dönem bu terapilerle ilgili yapılan araştırmaların şaşırtıcı derecede başarılı sonuçları olduğunu söylüyor. Öyle ki, bazı araştırmalarda terapi uygulanan erkeklerin %50'sinde eşcinsel davranışlar ve dürtülerin yok olduğu iddia ediliyor. Ancak Seligman, sonradan yapılan incelemeler sayesinde, bu araştırmaların hatalı olduğunun anlaşıldığını anlatıyor. Örneğin, %50 olarak sayılan kişilerin çoğunun aslında zaten gay veya lezbiyen değil, biseksüel oldukları, dolayısıyla kendi cinsiyetiyle birlikte olmak konusundaki dürtülerini çok daha kolay bastırabildiği ortaya çıkarıldı.
Dolayısıyla eşcinselliği "tedavi" etmeye çalışmanın, "heteroseksüelliği" tedavi etmeye çalışmaktan farksız olduğu artık biliniyor.
Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
Kaynaklar ve ileri Okuma:
-APA
-"The Aversion Project: Human rights abuses of gays and lesbians in the SADF by health workers during the apartheid era" by Mikki van Zyl, Jeanelle de Gruchy, Sheila Lapinsky, Simon Lewin, and Graeme Reid, Simply Said and Done, Cape Town, October 1999.
-Ethical Treatment for All Youth.
-Houser, Ward. Aversion Therapy. Encyclopedia of Homosexuality. Dynes, Wayne R. (ed.), Garland Publishing, 1990. p. 101.
Cautela, J.R. (1967). Covert Sensitization. Psychological Reports 20: 259468.
-Kraft T. & Kraft D. (2005). Covert Sensitization Revisited: Six Case Studies' Contemporary Hypnosis, 22(4): 2029.
-Maguire, R.J. & Vallance, M. (1964). Aversion therapy by electric shock: a simple technique. British Medical Journal, 1: 1513.
-Okulitch PV & Marlatt GA. (1972). Effects of varied extinction conditions with alcoholics and social drinkers. Journal of Abnormal Psychology. 79(2):205-11.
-Seligman, Martin E.P. What You Can Change and What You Can't: The Complete Guide to Self Improvement. Knopf, 1993; ISBN 0-679-41024-4.
-Watson, J.B. & Reyner, R. (1920). Conditioned emotional reactions. Journal of Experimental Psychology, 3: 114.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar