bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- sözlüğün yeni tasarımı22
- tinto brass12
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- samsak döveci8
- aponun villası8
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- opel vectra b2
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- galatasaray amed operasyonu3
- kötü bir insan mıyım ben5
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- paranın mutluluk getirmemesi7
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- açık beğen2
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- uludede ile hacca gitmek2
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kaçak akım rölesi3
- küfürlü atasözleri4
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- ajan berber2
- terhis oluyorum sözlük21
- aşk16
- ucuz atlatmak2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- gece gelen yemek yapma isteği8
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- süvari kahvesi3
- kaçak akım2
- kendi popona şaplak atmak2
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- bebeksi cilt için tavsiyeler2
descartes'ın yaptığı dualist töz ayrımına karşı çıkar spinoza. ona göre zihin ve beden iki ayrı töz değildir. bunlar, tanrıda da bulunan iki niteleyendir. yani biz nesneyi zihinsel ve uzamsal olmak üzere iki biçimde kavrarız. ve bu iki niteleyen arasında nedensellik yoktur, birbirlerine paraleldirler. yani, beyaz bir kağıdın iki yüzü gibidirler. bir taşı fiziksel olarak, yani onu bir "dış beden" olarak algıladığımızda uzamsal niteleyeni kullanmış oluruz; fakat, taş ideasına sahip olmamız önümüzdeki şu taşı algılamamızın bir sonucu değildir. ikisi de aynı şeyi anlatır, fakat ne biri diğerinin sonucudur, ne de öteki diğerinden üstündür.
spinoza'ya göre tek töz vardır. bu da tanrıdır. tabii bu tanrı özgür iradeli, istediğini yaratan, istediğini cezalandıran bir tanrı değildir. doğadır. ibn-i sina'nın tanrısı gibi mutlak eylemdir, yani düşünüp taşınıp sonrasında eyleyen değil, eylemesi zorunlu olandır.
gelelim iyi-kötü ayrımına. spinoza'ya göre iyi ve kötü yoktur. varlıktaki (dikkat: sadece canlılarda değil) conatus'u, yani var kalma direncini düşüren şeyler kötü, direnci ve eylem gücünü arttıran şeyler ise iyi olarak değerlendirilebilir. Tanrı nasıl mutlak eylemse, insan için iyi olan da eylemektir. Çünkü insan kendisini dış bedenlerin etkisine bıraktığında, duygulanımları da edilgen olur. Yani sevinç ya da hüzün duymamız olayların insafına kalır. Spinozaya göre etken olmak için olayların arasındaki nedenselliği, yani zorunluluğu kavramaya çalışmalıyız, ki bu zorunluluk da tanrının ta kendisidir. Tanrıyı anlamalıyız.
Peki insan ilişkilerinde nasıl bir rol oynar spinozanın etiği? Bu açıdan spinoza için bireyci diyebiliriz. insanlara merhamet etmek ya da hep başkalarını düşünmek değildir önemli olan. Önemli olan, diğer insanların conatusumuz için fayda sağlayabileceğini ve dolayısıyla hayat karşısında etkin bir rol oynamamızda bize köstek değil de, destek olabileceklerini anlamaktır.
spinoza'ya göre tek töz vardır. bu da tanrıdır. tabii bu tanrı özgür iradeli, istediğini yaratan, istediğini cezalandıran bir tanrı değildir. doğadır. ibn-i sina'nın tanrısı gibi mutlak eylemdir, yani düşünüp taşınıp sonrasında eyleyen değil, eylemesi zorunlu olandır.
gelelim iyi-kötü ayrımına. spinoza'ya göre iyi ve kötü yoktur. varlıktaki (dikkat: sadece canlılarda değil) conatus'u, yani var kalma direncini düşüren şeyler kötü, direnci ve eylem gücünü arttıran şeyler ise iyi olarak değerlendirilebilir. Tanrı nasıl mutlak eylemse, insan için iyi olan da eylemektir. Çünkü insan kendisini dış bedenlerin etkisine bıraktığında, duygulanımları da edilgen olur. Yani sevinç ya da hüzün duymamız olayların insafına kalır. Spinozaya göre etken olmak için olayların arasındaki nedenselliği, yani zorunluluğu kavramaya çalışmalıyız, ki bu zorunluluk da tanrının ta kendisidir. Tanrıyı anlamalıyız.
Peki insan ilişkilerinde nasıl bir rol oynar spinozanın etiği? Bu açıdan spinoza için bireyci diyebiliriz. insanlara merhamet etmek ya da hep başkalarını düşünmek değildir önemli olan. Önemli olan, diğer insanların conatusumuz için fayda sağlayabileceğini ve dolayısıyla hayat karşısında etkin bir rol oynamamızda bize köstek değil de, destek olabileceklerini anlamaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com