bugün
- kafanın çok büyük olması8
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı11
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali6
- bırak kolumu acıtıyorsun3
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- 2019 tasarımı3
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- anın görüntüsü23
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- duygu özaslan6
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- timsah yürüyüşü4
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- iş arıyorum sözlük2
- özel ders vermek4
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- sollen wir'in die disco gehen2
- hasslich2
- beni benden alırsan bene nolur3
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- ya şeytan haklıysa5
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- bir ara mutlaka görüşelim2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- bazlama heykeli2
- 2008 09 süper lig3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- kulağıma ayıp şeyler söyle diyen kız2
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- almanca bir not bırak2
- verrückt2
- fenerbahçenin keşkeleri3
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- askerde özlenen şeyler9
- 90lar türkçe pop5
- helin kandemir4
- dia saba2
- 15 kasım 20264
- espiyonaj dizisi3
- başkalarının hayatı dizisi4
- bana aşık olan var mı3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- 2004 2011 arası fenerbahçe3
cumhuriyetimizin kurucusu, milyonların 'sevgili'si.
lakin cumhuriyeti demokratik olmamıştır, olamamıştır; belki de şartlar öyle gerektirmiştir. gerçi ben şeytanın avukatlığını yapmayı severim, belki biraz bunu yapmak gerekiyor şu entry'de.
1908'deki osmanlı devri ikinci meşrutiyeti üzerine inceleme yaparsanız, 1960'lara kadar olan türkiye cumhuriyeti rejiminden fersah fersah ileride bir siyasî çok seslilik ve sosyal hayat görürsünüz. ikinci abdülhamid'in zorunlu 'istibdad' rejiminde bile, bernard lewis'in osmanlı kütüphanesine aktarılan ve dilimize çevrilen şark ile garp eserlerini neşrettiği listesinde görüleceği üzere, müthiş bir kültürel hareket vardır. bunları maalesef mustafa kemal paşa döneminde göremeyiz.
cumhuriyet nasıl ilan edildi? paşalar toplandılar ve mustafa kemal ''yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz'' dedi, nutuk'ta ifade edildiği şekilde bu bir ''oldubitti'' idi. falih rıfkı atay'ın çankaya'sında ise ''diktatörlük''tü. burada diktatörlüğü kötü anlamda kullanmıyor rıfkı atay, roma imparatorluğunun mutlakıyetinin cumhuriyete sıçramış hali olarak ele alınıyor. zaten gazi paşa da ''bizim demokrasi ile alakamız yoktur'' diyerek bu noktaya parmak basıyor.
zira kendisi aynı anda: mareşal, ordu başkomutanı, meclis başkanı, kendi meclis grubunun lideri iken; cumhuriyet rejiminde bunları daha da güçlendiriyordu: reis-i cumhur ve cumhuriyet halk fırkasının genel başkanı oluyordu.
kanımca mustafa kemal'in cumhuriyeti ilan etmesindeki amaç halka ''demokrasi'' getirmekten ziyade, kendi yetkilerini yepyeni bir rejimle daha da arttırıp, ülkeyi kendi istediği yöne göre reforma boğmaktı. ve günümüzde de bu anti demokratik cumhuriyet anlayışının getirdiği ideolojik 29 ekim bayramı, 'demokrasinin türkiyelilere bahşedildiği' mantığı ile kutlanmaktadır.
mustafa kemal'in amacı demokrasi değildi ki... nitekim kendisi şöyle diyordu:
--spoiler--
''Efendiler, bizim hükûmetimiz demokratik bir hükûmet değildir, sosyalist bir hükûmet değildir ve gerçekten kitaplardaki hükûmetlerin, islâmî niteliği bakımından, hiç birine benzemeyen bir hükûmettir'' (Aralık 1921, S.D. II)
--spoiler--
ve hazret, osmanlı padişahlarını ölene kadar tahtta oturmakla eleştirirken, kendisi de ölene kadar cumhurbaşkanlığı yaptı...
not: bu entry'i özellikle eleştirmek için girmediğimi belirtmem lazım. ben de demokratik bir insan değilim zaten. ama 'demokrasi' kelimesinden mustafa kemal hoşlanmazdı bile. onun için 29 ekim bayramının ulusalcı/kemalist söylemlerle kutlanması normaldir.
lakin cumhuriyeti demokratik olmamıştır, olamamıştır; belki de şartlar öyle gerektirmiştir. gerçi ben şeytanın avukatlığını yapmayı severim, belki biraz bunu yapmak gerekiyor şu entry'de.
1908'deki osmanlı devri ikinci meşrutiyeti üzerine inceleme yaparsanız, 1960'lara kadar olan türkiye cumhuriyeti rejiminden fersah fersah ileride bir siyasî çok seslilik ve sosyal hayat görürsünüz. ikinci abdülhamid'in zorunlu 'istibdad' rejiminde bile, bernard lewis'in osmanlı kütüphanesine aktarılan ve dilimize çevrilen şark ile garp eserlerini neşrettiği listesinde görüleceği üzere, müthiş bir kültürel hareket vardır. bunları maalesef mustafa kemal paşa döneminde göremeyiz.
cumhuriyet nasıl ilan edildi? paşalar toplandılar ve mustafa kemal ''yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz'' dedi, nutuk'ta ifade edildiği şekilde bu bir ''oldubitti'' idi. falih rıfkı atay'ın çankaya'sında ise ''diktatörlük''tü. burada diktatörlüğü kötü anlamda kullanmıyor rıfkı atay, roma imparatorluğunun mutlakıyetinin cumhuriyete sıçramış hali olarak ele alınıyor. zaten gazi paşa da ''bizim demokrasi ile alakamız yoktur'' diyerek bu noktaya parmak basıyor.
zira kendisi aynı anda: mareşal, ordu başkomutanı, meclis başkanı, kendi meclis grubunun lideri iken; cumhuriyet rejiminde bunları daha da güçlendiriyordu: reis-i cumhur ve cumhuriyet halk fırkasının genel başkanı oluyordu.
kanımca mustafa kemal'in cumhuriyeti ilan etmesindeki amaç halka ''demokrasi'' getirmekten ziyade, kendi yetkilerini yepyeni bir rejimle daha da arttırıp, ülkeyi kendi istediği yöne göre reforma boğmaktı. ve günümüzde de bu anti demokratik cumhuriyet anlayışının getirdiği ideolojik 29 ekim bayramı, 'demokrasinin türkiyelilere bahşedildiği' mantığı ile kutlanmaktadır.
mustafa kemal'in amacı demokrasi değildi ki... nitekim kendisi şöyle diyordu:
--spoiler--
''Efendiler, bizim hükûmetimiz demokratik bir hükûmet değildir, sosyalist bir hükûmet değildir ve gerçekten kitaplardaki hükûmetlerin, islâmî niteliği bakımından, hiç birine benzemeyen bir hükûmettir'' (Aralık 1921, S.D. II)
--spoiler--
ve hazret, osmanlı padişahlarını ölene kadar tahtta oturmakla eleştirirken, kendisi de ölene kadar cumhurbaşkanlığı yaptı...
not: bu entry'i özellikle eleştirmek için girmediğimi belirtmem lazım. ben de demokratik bir insan değilim zaten. ama 'demokrasi' kelimesinden mustafa kemal hoşlanmazdı bile. onun için 29 ekim bayramının ulusalcı/kemalist söylemlerle kutlanması normaldir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com