bugün
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz8
- sözlükler arası savaş çıksa4
- iq düşüren şeyler3
- zaman2
- ütü10
- sözlü kızları cinsel ihtiyacını nasıl karşılıyor3
- sevda gazozcusu2
- tinder'ı mastürbasyon için kullanmak2
- uludağ sözlük çeteleri9
- ütü ile yemek yapmak3
- sözlük yazarları nerede sorunsalı4
- anın fotoğrafı14
- aylık 423 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- gocu bak bi5
- en boktan on yıl7
- yazılım öğrenmeye yeni başlayanların ortak hatası2
- çabasız şıklık3
- akşam esintisi3
- saat2
- 2 ağustos 2026 kim milyoner olmak ister programı3
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- beyler çok acil bakar mısınız4
- arkadaşlar neden beni kimse sevmiyor4
- davetsiz misafir2
- patates kızartması2
- demokratik sol parti3
- altın oran kaş3
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu2
- türkiye de fiyatların çok uygun olması2
- dede torun ilişkisi2
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- 2 ağustos dünya yakışıklılar günü5
- red flag erkek listesi9
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- kuran ı kerim meali4
- yüksek sesle gülmek6
- menemen9
- 2028 yılında ak partiye oy verecek yazarlar2
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- udinese calcio2
- hırvatistan14
- ak parti sevdalısı yazarlar3
- seri gizli artı oy veren melek6
- ali vefa8
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi5
- aylık 422 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- evlenirsek 12 adet adana burması isterim diyen kız4
- sabunun delik olanının üretilmesi gerekliliği2
Yolda yürürken, birisine rastlar ve onun kötü bir insan olduğunu öğrenirseniz neler algılarsınız? Bu kişi, size de kötü davranmışsa neler hissedersiniz? Daha sonraki bir zamanda, aynı kişiyi acı çekerken gördüğünüzde neler algılar ve hissedersiniz? Onun acısı sizi etkiler miydi?
Leipzigdeki, Max Planck Enstitüsü, insan Bilişselliği ve Beyin Bilimlerinde, Sosyal Sinirbilim Departmanı Direktörü olan Tania Singer, bunu araştırmış.
Tania Singer, deneyi için bir denek alır. (Kadın veya erkek). Sonra, bu deneğin karşısındaki bir masaya iki kişi oturtur. Denek, deneyden habersiz iken, masa başında oturan kişiler deneyden haberdar olan (rol yapan) kişilerdir.
Deney, iki aşamadan oluşturulmuştur. Birinci aşamada, masa başında oturanlardan sadece birini iyi adam veya kötü adam olarak deneğe göstermektir (algılatmaktır). Bunun için, masa başında oturanlardan birine, bir miktar para verilir. Para verilen kişi, isterse, kendisine verilen parayı masada oturan diğer kişi ile paylaşabilir veya hepsini kendisine saklayıp, karşısındakine hiç para vermeyebilir. Varsayalım ki, kendisine para verilen kişi, tüm parayı kendisine saklamakta, karşısındakine tek kuruş vermemektedir. Bu durumda, denek için, parayı paylaşmayan kişi kötü adam konumunda algılanır. Daha sonra (deneyin birinci bölümü hala devam ediyor) denek, hala aynı kişi olmak üzere, masa başına başka iki kişi getirilir. Bu defa, para verilen kişi, kendisine verilen parayı, karşısındaki ile paylaşır. Bunu izleyen denek için, parayı paylaşan kişi, iyi adam konumunda algılanmıştır. Deneyin birinci aşamasının sonunda, denek için, biri iyi diğeri kötü olmak üzere iki kişi bulunmaktadır. (Deneğin, oyundaki iyi veya kötü adam rolü oynadıklarından haberi olmadığını biliyoruz). Denekler kadın olduğunda ve kendilerine sorulduğunda, iyi adamı sevimli ve çekici, kötü adamı ise sevimsiz ve itici olduğunu söylerler.
Deneyin ikinci aşamasında deneyi gözleyen denek (hep aynı denek olmak üzere), bu defa fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) cihazının içine konur. Bilindiği üzere bu cihaz, bir olay karşısında, beynin faaliyete geçen yerini göstermekte, böylece beyin hakkında bilgi sahibi olduğumuz bir sistemdir. (Tabii ki, sadece beyin değil, vücudumuzun diğer tarafları için de kullanıldığını ifade edelim). Beyin faaliyete geçtiğinde, faal olan kısmına (kısımlarına) daha fazla kan gitmekte, daha fazla kanın sağladığı oksijen ve glikozun tüketilmesi ile açığa çıkan ısının yarattığı sıcaklık farkı bu cihaz tarafından belirlenmektedir.
Deneyin ikinci aşamasının amacı, denek, fMRI cihazının içinde iken, ayrı zamanlarda, gerek iyi adama, gerekse kötü adama elektrik şoku verildiğinde, deneğin göstereceği tepkiyi ölçmektir. Yapılan düzenekle, denek, cihazın içinde iken bir ekran aracılığıyla, iyi veya kötü adama verilen elektrik şokları karşısındaki çektiği acıları görebilecektir.
Deneyin iki aşaması da tamamlandığında, deneye denek olarak katılan on altı kadına ait fMRI filmleri incelenir. Denekler, kadın olduklarında, iyi adama da kötü adama da elektrik şoku verildiğinde, beynin empatik ve/veya vicdan diyebileceğimiz iki kısmı olan singulat korteks ve insula devreye girmektedir. Bir başka ifade ile, kadınlar, iyi adamın hissettiği acı karşısında da, kötü adamın hissettiği acı karşısında da empati kurmakta ve acı hissetmektedirler.
Tren ikilemi ve Ahlak makalesinden hatırlayacağımız üzere, singulat korteks (kırmızı çizgi içinde kalan kısım ve bu kısmın özellikle şekle göre sol tarafı) bizleri, ahlak diyebileceğimiz bir olgu çerçevesinde, zaman zaman irademizi dışarıda bırakarak, davranışlarımızın denetlendiği kısımdır. Diğer taraftan, Nucleus Accumbens/Ödül Merkezimiz makalesinden bildiğimiz üzere, insula denen kısım ise, acı denen algıyı hissettiğimiz kısımdır. Bu kısım, elimiz bir yere sıkıştığı zaman çektiğimiz acı ve gariptir ki, aşk için çektiğimiz acı ve de karşımızdakinin çektiği acının bizde uyandırdığı acıyı hissettiğimiz yerdir.
Kadınların, hem iyi hem de kötü adam için gösterdikleri empatik duyguya karşılık, acaba, erkek deneklerle yapılan deneylerde beynin aynı yerleri için neler elde edildi? Erkek deneklerin, fMRI cihazının içinde iken, iyi adama elektrik şoku verildiğinde, kadınlar gibi onların da empatik davranış göstererek acı çektiği yani, singulat korteks ve insulanın faaliyete geçtiği görüldü. Fakat kötü adama elektrik şoku verildiğinde, erkek deneklerin beyninde bir etkinleşme görülmedi. Anlaşılıyordu ki, erkekler, kötü adamın davranışı karşısında tepkisiz kalmış, kötü adamı kendi kaderi ile baş başa bırakmıştı. işin ilginç tarafı, erkek denekler, kötü adamın çektiği acı karşısında sadece tepkisiz kalmamış, beynindeki nucleus accumbens denen kısım faaliyete geçmişti. Yine bilindiği üzere, beynimizin bu kısmı, ödül aldığımızda, bir şeyi başardığımızda, sonu iyi olacağını düşündüğümüz bir şey için beklentiye girdiğimizde, hatta birini cezalandırdığımızda, intikam aldığımızda burası devreye girmektedir. (Nucleus Accumbens/ Ödül Merkezimiz makalesine bakınız). Özetlersek, erkek denekler, kadınların aksine, kötü adamın elektrik şokundan duyduğu acı karşısında hoşnut olmuş keyif almışlardı.
Birçok ülke, savaşa, kadınları değil, erkekleri gönderirler. Erkek için iyi adam, ekipten birisi, kötü adam ise hasmı yani karşı taraftır. Şu halde, savaşan bir erkek için bu mücadeleden galip çıkması, hasmına karşı empati duymaması, daha doğrusu beyni tarafından empati mekanizmasının çalışmaması ile gerçekleşebilir. Bir savaş esnasında hasım için empati mekanizmasının devreye girmemesi, erkeğe, hasmını öldürme kolaylığını da getirmektedir. Erkek için, düşman tarafındaki ölümler katlanılabilirken, kendi tarafındaki ölümler ise katlanılması zor, acı veren olaylardır. Kendi ekibindeki bir kayba dayalı acının öcünü alabilmek için, nucleus accumbens devreye girerek, kişiyi (erkeği) intikam (ödül) arzusu ile donatıyor olmalıdır.
Elbette ki, kadın askerler de mevcuttur. Onlar da yeri geldiğinde, düşmanlarına zarar vermektedirler. Ancak anlıyoruz ki, kadınlar, erkeklere göre böyle bir davranış içinde bulunmaktan etkilenmekte ve daha olumsuz (savaşmaya değil, savaşmamaya meyilli) bir davranış göstermektedirler.
Peki, bu gibi savaş veya benzeri durumlarda irade ne konumdadır? Başka çalışmalar da göstermektedir ki, beynimizin empatik sistemi, içinde bulunduğumuz grubu (toplumu) ve kültürü (ahlakı, dini, gelenek görenek, ortak değerler vb.) korumak adına, ikna veya propaganda anlamında etkilenmeye açıktır. Bu tür ikna veya propagandalarda, genellikle, hasmın, insafsız davranışları gündeme getirilir. Bu tür propagandalar için Hitler, keza canlı bombalar örnek olarak gösterilebilir. Bir bakıma, empatimizin manipülasyonundan da bahsedebiliriz.
Şu halde, kadınlarımızın, hemşirelik veya benzeri bir mesleği seçmiş olmasını, diğer mesleklere bakarak, tesadüfe dayalı olmayan ve kadın beyninin mekanizmasının bir özelliği olduğunu söyleyebilir miyiz? Kadın egemen bir Dünya nasıl olurdu? (alıntı)
Kaynaklar:
Keysers, Christian, Empatik Beyin. Alfa Yayınları, (2011)
Brizendine, Louann, Erkek Beyni, Say Yayınları, (2011)
Brizendine, Louann, Kadın Beyni, Say Yayınları, (2011)
http://en.wikipedia.org/wiki/Tania_Singer
Leipzigdeki, Max Planck Enstitüsü, insan Bilişselliği ve Beyin Bilimlerinde, Sosyal Sinirbilim Departmanı Direktörü olan Tania Singer, bunu araştırmış.
Tania Singer, deneyi için bir denek alır. (Kadın veya erkek). Sonra, bu deneğin karşısındaki bir masaya iki kişi oturtur. Denek, deneyden habersiz iken, masa başında oturan kişiler deneyden haberdar olan (rol yapan) kişilerdir.
Deney, iki aşamadan oluşturulmuştur. Birinci aşamada, masa başında oturanlardan sadece birini iyi adam veya kötü adam olarak deneğe göstermektir (algılatmaktır). Bunun için, masa başında oturanlardan birine, bir miktar para verilir. Para verilen kişi, isterse, kendisine verilen parayı masada oturan diğer kişi ile paylaşabilir veya hepsini kendisine saklayıp, karşısındakine hiç para vermeyebilir. Varsayalım ki, kendisine para verilen kişi, tüm parayı kendisine saklamakta, karşısındakine tek kuruş vermemektedir. Bu durumda, denek için, parayı paylaşmayan kişi kötü adam konumunda algılanır. Daha sonra (deneyin birinci bölümü hala devam ediyor) denek, hala aynı kişi olmak üzere, masa başına başka iki kişi getirilir. Bu defa, para verilen kişi, kendisine verilen parayı, karşısındaki ile paylaşır. Bunu izleyen denek için, parayı paylaşan kişi, iyi adam konumunda algılanmıştır. Deneyin birinci aşamasının sonunda, denek için, biri iyi diğeri kötü olmak üzere iki kişi bulunmaktadır. (Deneğin, oyundaki iyi veya kötü adam rolü oynadıklarından haberi olmadığını biliyoruz). Denekler kadın olduğunda ve kendilerine sorulduğunda, iyi adamı sevimli ve çekici, kötü adamı ise sevimsiz ve itici olduğunu söylerler.
Deneyin ikinci aşamasında deneyi gözleyen denek (hep aynı denek olmak üzere), bu defa fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) cihazının içine konur. Bilindiği üzere bu cihaz, bir olay karşısında, beynin faaliyete geçen yerini göstermekte, böylece beyin hakkında bilgi sahibi olduğumuz bir sistemdir. (Tabii ki, sadece beyin değil, vücudumuzun diğer tarafları için de kullanıldığını ifade edelim). Beyin faaliyete geçtiğinde, faal olan kısmına (kısımlarına) daha fazla kan gitmekte, daha fazla kanın sağladığı oksijen ve glikozun tüketilmesi ile açığa çıkan ısının yarattığı sıcaklık farkı bu cihaz tarafından belirlenmektedir.
Deneyin ikinci aşamasının amacı, denek, fMRI cihazının içinde iken, ayrı zamanlarda, gerek iyi adama, gerekse kötü adama elektrik şoku verildiğinde, deneğin göstereceği tepkiyi ölçmektir. Yapılan düzenekle, denek, cihazın içinde iken bir ekran aracılığıyla, iyi veya kötü adama verilen elektrik şokları karşısındaki çektiği acıları görebilecektir.
Deneyin iki aşaması da tamamlandığında, deneye denek olarak katılan on altı kadına ait fMRI filmleri incelenir. Denekler, kadın olduklarında, iyi adama da kötü adama da elektrik şoku verildiğinde, beynin empatik ve/veya vicdan diyebileceğimiz iki kısmı olan singulat korteks ve insula devreye girmektedir. Bir başka ifade ile, kadınlar, iyi adamın hissettiği acı karşısında da, kötü adamın hissettiği acı karşısında da empati kurmakta ve acı hissetmektedirler.
Tren ikilemi ve Ahlak makalesinden hatırlayacağımız üzere, singulat korteks (kırmızı çizgi içinde kalan kısım ve bu kısmın özellikle şekle göre sol tarafı) bizleri, ahlak diyebileceğimiz bir olgu çerçevesinde, zaman zaman irademizi dışarıda bırakarak, davranışlarımızın denetlendiği kısımdır. Diğer taraftan, Nucleus Accumbens/Ödül Merkezimiz makalesinden bildiğimiz üzere, insula denen kısım ise, acı denen algıyı hissettiğimiz kısımdır. Bu kısım, elimiz bir yere sıkıştığı zaman çektiğimiz acı ve gariptir ki, aşk için çektiğimiz acı ve de karşımızdakinin çektiği acının bizde uyandırdığı acıyı hissettiğimiz yerdir.
Kadınların, hem iyi hem de kötü adam için gösterdikleri empatik duyguya karşılık, acaba, erkek deneklerle yapılan deneylerde beynin aynı yerleri için neler elde edildi? Erkek deneklerin, fMRI cihazının içinde iken, iyi adama elektrik şoku verildiğinde, kadınlar gibi onların da empatik davranış göstererek acı çektiği yani, singulat korteks ve insulanın faaliyete geçtiği görüldü. Fakat kötü adama elektrik şoku verildiğinde, erkek deneklerin beyninde bir etkinleşme görülmedi. Anlaşılıyordu ki, erkekler, kötü adamın davranışı karşısında tepkisiz kalmış, kötü adamı kendi kaderi ile baş başa bırakmıştı. işin ilginç tarafı, erkek denekler, kötü adamın çektiği acı karşısında sadece tepkisiz kalmamış, beynindeki nucleus accumbens denen kısım faaliyete geçmişti. Yine bilindiği üzere, beynimizin bu kısmı, ödül aldığımızda, bir şeyi başardığımızda, sonu iyi olacağını düşündüğümüz bir şey için beklentiye girdiğimizde, hatta birini cezalandırdığımızda, intikam aldığımızda burası devreye girmektedir. (Nucleus Accumbens/ Ödül Merkezimiz makalesine bakınız). Özetlersek, erkek denekler, kadınların aksine, kötü adamın elektrik şokundan duyduğu acı karşısında hoşnut olmuş keyif almışlardı.
Birçok ülke, savaşa, kadınları değil, erkekleri gönderirler. Erkek için iyi adam, ekipten birisi, kötü adam ise hasmı yani karşı taraftır. Şu halde, savaşan bir erkek için bu mücadeleden galip çıkması, hasmına karşı empati duymaması, daha doğrusu beyni tarafından empati mekanizmasının çalışmaması ile gerçekleşebilir. Bir savaş esnasında hasım için empati mekanizmasının devreye girmemesi, erkeğe, hasmını öldürme kolaylığını da getirmektedir. Erkek için, düşman tarafındaki ölümler katlanılabilirken, kendi tarafındaki ölümler ise katlanılması zor, acı veren olaylardır. Kendi ekibindeki bir kayba dayalı acının öcünü alabilmek için, nucleus accumbens devreye girerek, kişiyi (erkeği) intikam (ödül) arzusu ile donatıyor olmalıdır.
Elbette ki, kadın askerler de mevcuttur. Onlar da yeri geldiğinde, düşmanlarına zarar vermektedirler. Ancak anlıyoruz ki, kadınlar, erkeklere göre böyle bir davranış içinde bulunmaktan etkilenmekte ve daha olumsuz (savaşmaya değil, savaşmamaya meyilli) bir davranış göstermektedirler.
Peki, bu gibi savaş veya benzeri durumlarda irade ne konumdadır? Başka çalışmalar da göstermektedir ki, beynimizin empatik sistemi, içinde bulunduğumuz grubu (toplumu) ve kültürü (ahlakı, dini, gelenek görenek, ortak değerler vb.) korumak adına, ikna veya propaganda anlamında etkilenmeye açıktır. Bu tür ikna veya propagandalarda, genellikle, hasmın, insafsız davranışları gündeme getirilir. Bu tür propagandalar için Hitler, keza canlı bombalar örnek olarak gösterilebilir. Bir bakıma, empatimizin manipülasyonundan da bahsedebiliriz.
Şu halde, kadınlarımızın, hemşirelik veya benzeri bir mesleği seçmiş olmasını, diğer mesleklere bakarak, tesadüfe dayalı olmayan ve kadın beyninin mekanizmasının bir özelliği olduğunu söyleyebilir miyiz? Kadın egemen bir Dünya nasıl olurdu? (alıntı)
Kaynaklar:
Keysers, Christian, Empatik Beyin. Alfa Yayınları, (2011)
Brizendine, Louann, Erkek Beyni, Say Yayınları, (2011)
Brizendine, Louann, Kadın Beyni, Say Yayınları, (2011)
http://en.wikipedia.org/wiki/Tania_Singer
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar