bugün

washington deneyi

bir ara bizde de haberlere çıkmış olan deney, metrodaki kamera kaydıyla beraber anlatıyorlardı.

farklı bir açıdan bakarsak da;
insanları bu kadar acele ettiren şey büyük ihtimalle işleri değil mi? gerçi sadece işe atmamak gerek suçu, okul da var. ya da başka şeyler, belki başka bir randevuya geç kaldık. kimse randevuya giderken etrafa bakınacak kadar bol süre bırakamıyor. arkadaşlarımızla bile hadi gel dışarı çıkalım gezelim dediğimizde kaç tanesi gelebiliyor hemencecik? aldığımız cevap işim var oluyor. randevu almadan görüşemiyoruz artık kimseyle. ve evet güzel bir canlı müziği bile randevusuz dinleyemiyoruz. üstelik müziği yapan kişi işi falan bırakıp da (müzisyenlik de bir iştir, turne hazırlığı kayıtlar falan epey yorucu olabiliyor) sırf zevk için çaldığı zamanda bile!

bizde olsaydı ne olacaktı? bu kadar konuşuyoruz ya yuh adamlara falan diye. biz de aynı şeyi yapacaktık. üstelik bizde yaşam koşulları daha zor olduğu için para atan bile olmayabilirdi. hatta müzik sevenler müzik yapanlar bile dinleyemeden aceleyle gideceklerdi yanından. hiçbir bahane yoksa tuvalete yetişmek için! ailesine söz geçirebilen bir çocuk çıkardı mutlaka, o sonuna kadar dinlerdi belki. ama tutar kolundan onu da çekerlerdi çok geç kaldılarsa.

her şeye geç kalıyoruz biz. geç kalmadıysak da mutlaka acele ediyoruz. sadece bizim toplum değil belki de geç kalan ya da acele eden. bu deneyin gösterdiği şey o aslında. doğarız kimimizin nüfus cüzdanı geç kalır, 5 yaş küçük yazılan var. ya da acele ederiz 7 ayda doğarız, uğraşırlar normale döndürmeye. büyürüz okula geç gider bazımız, bazımız hiç gitmez. bir de üstüne eğitim sistemi değiştirip herkesi acele ettirirler okula. tam tadını alırız öğrenmenin okuldaki arkadaşlıkların, sınav çıkarırlar önümüze, öğrenmeye acele ederiz; ezberlemeye başlarız aceleden. sınavdan çıkarız tercihlerde acele ettirirler. liseye gideriz bilgi yığını başlar öğrenmeye acele ederiz yine. sevmeye acele ederiz yanlış kişileri buluruz yaralanıp yanlız kalırız, ya da geç kalırız sevmeye de yine yanlız kalırız. lise son sınıf yine sınav yine acele, yine tercih acelesi ama bu sefer daha da streslidir çünkü ilerdeki hayatı etkileyecek. sınavda istediğini tutturamayanlar geç kalırlar bir de. her seferinde 1 yıl gecikilir. üniversite başlar teorik eğitimi dayarlar, teoriye acele ederiz pratiğe geç kalırız. okul biter erkekse askerlik kızsa iş bulma acelesi, iş bulunur hadi sana bi kısmet bulalım evlen artık acelesi, evlenilir hadi çocuk yap diye acele ettirirler, çocuk doğar yine döngü başa döner onun için. emekli olunca neden boşluğa düşeriz? çünkü acele edeceğimiz başka bir şeyimiz kalmamıştır. çocuklara acele etsinler diye dayatırız sıkıntıdan. ya da o kadar acele içinde geç kaldığımız hobilerimiz ortaya çıkar içimizde kalan. onlara başlarız, belki de para verip joshua bell dinleriz ama metroda onun yanından geçerken artık kulaklarımız ağır işittiği için oralı olmayız. ağrılarımız sızılarımız acele eder boğar bizi, ölmeye acele ederiz. zaten bazılarımız sigara gibi bir aceleciliği ömrü boyunca kullanır ölümü beklerken. bazımız geç kalırız ölmeye, akciğer kanseriyle boğuşuruz. bazılarımız acele edip trafik kazasına "kurban" gider. daha aceleciler intihar eder. eğer önemli biriysek bir olaya karışıp öldüysek de acelece bir şeyler karalarlar konuşurlar saman alevi gibi acele ederler.

acelece unutuluruz.
öldükten sonra mı?*
sözlükte yazar oluruz yazmaya acele ederiz konu yarım kalır, eksik kalır.

özet: (bkz: acele etmek) acele ettiğin için zaten okumadın yazıyı.
© copyright 2005 - 2026