bugün
- 19 yaşında kızla yatmak4
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- genç olmanın en güzel yanı6
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- genç görünmeye çalışmak7
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- gitme diye yalvarmak6
- dua edince iletildi mesajı gelmesi3
- 1 temmuz kabotaj bayramı4
- eski işyerine tekrar başlamak4
- sabaha kadar okunacak kitap4
- dünya12
- kuran-ı kerim3
- eski eşle tekrar evlenmek4
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- kadir inanır22
- içtim şarabı13
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- amerika birleşik devletleri7
- portekiz5
- insan5
- kolombiya4
- anın görüntüsü22
- 28 haziran 2026 kolombiya portekiz maçı2
- almanya5
- sözlükteki gizli düşmanım10
- opel frontera2
- x in memeleri3
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- abd'yi yenmiş olduk bu da bir başarı3
- kemalist dünya24
- öldükten sonra bana ne olacak5
- uludağ sözlüğün boşalması3
- şarapçı bey koala birader3
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı3
- her insanın bir cini olması8
- 33 yaşında olmak3
- iran2
- arşivlenmesi gereken resimler3
- ilgi manyağı3
- true'nun çaylak olması16
- velvet28
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- rakı sevmemek7
deniz kenarında bir evi vardı dayımın ben küçükken, böyle ufka kadar gemilerin, şileplerin göründüğü bir deniz manzarası vardı. geniş ve "ilginç döşenmiş" bir salon bu manzaraya ev sahipliği yapardı, mersin'de sıcakların ortasında, çok eski bir müzik seti vardı burada. ne zaman gitsem bir kadının o çok güzel sesinden kısık sesle şarkılar dinlerken bulurdum dayımı, pencere kenarında oturarak. romantik adamdı vesselam, deniz sessizliğinde adını sanını bilmediğim bir kadının sesini dinlerdi. içim kıpır kıpır olurdu, o zamanlar adını bilmediğim bir duygu olan "hasret" duygusu sarardı küçük bünyemi.
evet o güzel sesli kadın feyruz'muş, çok sonra duydum adını. içimdeki hasret duygusu da memleket hasretiymiş, çok sonra anladım, lazkiye vardır bilir misin? deniz kenarında hani, iklimi ve coğrafi şartları mersin'e benzer, hani bazen ölüm haberlerinin geldiği cennet memleketim lazkiye.
zamanında göç etmişler oradan türkiye'ye, hatay, adana, mersin hattına yerleşmişler, teyzem hatay'da kurmuş düzenini, biz adana'ya göçmüşüz dedemlerle, dayım mersin'e gitmiş. yurt bellemişler Türkiye'yi de elbet, ama çocukluklarının geçtiği anayurtlarını unutmamışlar, dilleri değişmiş, ananeleri değişmiş ama duydukları özlem zerre azalmamış. hüzünlerini feyruz'la dile getirmişler; sevinçlerini, eğlencelerini -adını yine çok sonradan öğrendiğim- samira tawfik'le süslemişler, samira tawfik, suriye'nin türkan şoray'ı. asfur'la uyutmuşlar çocuklarını, bizi. ezberlemişiz şarkıları ister istemez...
en büyük mirasları sıla, gurbet, hasret oldu onların, gitmediğimiz topraklardan duyduğumuz "gel" çağrıları duyar olduk sonra, tam gidilecek olmuş, hicaz demiryolu yeniden açılmış, "kan! kan! ölüm! katliam!" sesleri bastırmış o " gel" çağrılarını.
şimdi ben, türkçeyi arapçadan fersah fersah daha iyi bilen kardeşiniz, hüzünlerimi feyruz'la dile getiriyorum bugünlerde, samira tawfik'i dinlemek içimden hiç gelmiyor. Suriye'yi özlediğim gibi, mersin'i, o belli belirsiz duyduğum feyruz sesini de özlüyorum.
bu da böyle bir hüznümdür işte...
buraya kadar okuyan arkadaşlarım, teşekkür ediyorum.
evet o güzel sesli kadın feyruz'muş, çok sonra duydum adını. içimdeki hasret duygusu da memleket hasretiymiş, çok sonra anladım, lazkiye vardır bilir misin? deniz kenarında hani, iklimi ve coğrafi şartları mersin'e benzer, hani bazen ölüm haberlerinin geldiği cennet memleketim lazkiye.
zamanında göç etmişler oradan türkiye'ye, hatay, adana, mersin hattına yerleşmişler, teyzem hatay'da kurmuş düzenini, biz adana'ya göçmüşüz dedemlerle, dayım mersin'e gitmiş. yurt bellemişler Türkiye'yi de elbet, ama çocukluklarının geçtiği anayurtlarını unutmamışlar, dilleri değişmiş, ananeleri değişmiş ama duydukları özlem zerre azalmamış. hüzünlerini feyruz'la dile getirmişler; sevinçlerini, eğlencelerini -adını yine çok sonradan öğrendiğim- samira tawfik'le süslemişler, samira tawfik, suriye'nin türkan şoray'ı. asfur'la uyutmuşlar çocuklarını, bizi. ezberlemişiz şarkıları ister istemez...
en büyük mirasları sıla, gurbet, hasret oldu onların, gitmediğimiz topraklardan duyduğumuz "gel" çağrıları duyar olduk sonra, tam gidilecek olmuş, hicaz demiryolu yeniden açılmış, "kan! kan! ölüm! katliam!" sesleri bastırmış o " gel" çağrılarını.
şimdi ben, türkçeyi arapçadan fersah fersah daha iyi bilen kardeşiniz, hüzünlerimi feyruz'la dile getiriyorum bugünlerde, samira tawfik'i dinlemek içimden hiç gelmiyor. Suriye'yi özlediğim gibi, mersin'i, o belli belirsiz duyduğum feyruz sesini de özlüyorum.
bu da böyle bir hüznümdür işte...
buraya kadar okuyan arkadaşlarım, teşekkür ediyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar