bugün
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması9
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba5
- anın görüntüsü21
- mor semsiyeli yabanci21
- silivri belediyesi ne operasyon4
- kinci bir insan olmak3
- değer bilmeyene yapılması gereken4
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi6
- araba yerine bisikletle çıkmak3
- afrika'ya kurban bağışı furyası5
- savaşta haklı olmak yetmez yenen haklıdır4
- kavga çıkarmaya çalışan partner3
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum16
- bilecik te çelik fabrikasında patlama2
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor15
- içki içtikten sonra yeterince su içmeden uyumak2
- chp'nin hali ne olacak49
- ona bir şey söyle13
- rıhtım hamalı amca2
- ilk buluşmaya karnı aç gelen kezo2
- shakira nın taş gibi hatun olması3
- sözlük kalitesinin düşmesi4
- meksika4
- ai analizin tavsiyelerine kulak vermek2
- türkiye11
- birbirlerinin nick altına şiir yazan yazarlar2
- sigara içen kızla öpüşülür mü14
- recep tayyip erdoğan5
- 40 yaşında bekar kadın5
- amerikalıların yazın bot giymesi2
- 11 haziran 2026 meksika güney afrika maçı5
- kızların erkeklere göre daha güzel kokması2
- obsession film2
- kabuksuz kaplumbaga8
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler17
- coşkun göğen2
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek18
- cilgincapkin219
- k k yerine kaka demek3
- 12 haziran 2026 güney kore çekya maçı2
- yüzükoyun uyuyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- memeleri füze gibi kadın13
- yazarların şu an dinledikleri şarkı8
- sözlükte kavga etmek8
- panini 2026 dünya kupası çıkartma albümü2
- güney kore çekya maçı saat 5 te trt 1 de2
- ipsala da 3 milyar liralık uyuşturucu operasyonu2
- buddy dude21
Aslında buradaki hiçbir tavsiye herkes için tam anlamıyla geçerli değildir, herkes farklı herkes eşit. Herkesin metabolizması, vücudunun ihtiyaçları, nelere reaksiyon verip vermediği birbirinden oldukça farklı oluyor. işin içine metabolizmik hastalıklar da eklenince, her şey daha da farklılaşıyor. insülin direnci, şeker, kolesterol, polikistik over sendromu vb. pek çok faktör kilo verme sürecini yakından ilgilendiriyor. Tüm bu değişkenler nedeniyle, en önemli şey insanın kendi bedenini yakından tanıması ve ona göre kısmen de olsa deneme yanılma yöntemiyle en uygun diyeti kendisinin bulması gerekiyor. Tabii, kendi kendine uğraşana kadar bir profesyonel yardımı almak da gayet mantıklı bir hareket.
2011 mayıs ayında polikistik over sendromu teşhisi konulmuş bir hastaydım. Sağ olsun jinekoloğum gözümü öyle bir korkuttu ki, hastalık ile ilgili herhangi bir bilgiye de tam olarak sahip olmadığım için, o korkuyla jinekologdan çıkar çıkmaz ilk iş doğum kontrol haplarımı almak, ikinci işimse sıkı bir diyete başlamak oldu. Şişman bir kadın olduğumu biliyordum, ama her şişman insan gibi tartıya çıkıp o tartıya çıkıp da gerçekle yüzleşmemiştim. Diyete başladıktan iki hafta sonra tartıya çıktığımda inanamamıştım. Yaklaşık 3 kilo verdiğimi tahmin ediyordum ve gördüğüm kilo 79 idi. Kısacası korkunç bir durumda olduğumu ancak anlıyordum; diyete daha da sıkı sarıldım. 1 yıl içinde, diyetime çok sadık kalarak 20 kilo verdim. 2012 mayısında 59 kiloydum, hala 10 kilo versem çok iyi olur; zira bu halimle balık etli statüsünde bir kadınım. Ama veremediğim gibi, 3 kilo kadar da aldım şu zamana kadar. Oldu mu sana 13.*
Bu kısa girizgahtan sonra asıl olarak, herkes için değişen farklı tavsiyeler de olsa; genel hatlarıyla bazı tavsiyelerde tabii ki bulunabilir:
- Aç kalmayın, metabolizmanızı bozmayın. Aç kalmak bir rejim türü değil, kendinize zarar vermenize gerek yok.
- Kilo vermek, diyet, rejim vs. değil, sağlıklı beslenme olarak kodlamanız gerekiyor süreci. Çünkü kilo verince bitmeyecek hiçbir şey, o kiloyu korumak da en az vermek kadar önemli. Yoksa kilo al ver, bedenine de sana da yazık.
- En ama en önemli şeylerin başında spor geliyor. Hele de vereceğiniz kilo fazlaysa, vücudunuzdaki sarkmaları, çatlakları engellemenin en önemli yöntemi kesinlikle spor. Spor da kilo vermeyle bitecek değil, hem daha sağlıklı bir birey olabilmek için, hem de verilen kiloları geri almamak için çok çok önemli.
- Yüzmek, yürüyüş, pilates, fitness hangisini daha çok seviyor ve üşenmeyeceğinizi hissediyorsanız düzenli olarak hayatınıza sokun mutlaka. Hele de masa başı iş yapıyorsanız, yüzme ve pilates sırt/bel ağrılarınızı da giderecektir.
- Verilen kiloların rakamı bazen yavaşlar, hatta durabilir. Sakın pes etme, metabolizmanı şaşırtabilirsin. 1 hafta kısmen porsiyonlarını arttırırsan abartmadan, metabolizma biraz hızlanacaktır. Aynı şekilde diyete ve spora devam ettikçe, bu takılma anı da yıkılacaktır. Pes etmeyin yeter.
- Su içmek, düzenli uyumak, herkes tarafından bilinen abur cuburlardan zararlı yiyeceklerden uzak durmak zaten olmazsa olmaz.
- Ara öğün olarak, mevsim meyveleri, kuruyemişler çok büyük cankurtaran oluyor; hem de bünyeni sağlamlaştırdığından daha az hasta dahi oluyorsun.
- Kilo çizelgesi oluşturun, çok motive edici oluyor. Her sabah tuvalete çıktıktan sonra, aç karnına tartıya çıkın ve gördüğünüz kiloyu not edin, hem neyi doğru neyi yanlış yaptığınızı da görebiliyorsunuz böylece. Ben günlük tutmayı tercih ediyorum, ama haftalık sanki daha uygun gibi tabii.
Daha pek çok yazılabilir aslında, ama ilk etapta aklıma bunlar geldi. Bir yaşam biçimi haline sokunca, her şey çorap söküğü gibi geliyor. Hiçbir şey vazgeçilmez değil; bir süre çikolata, beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi şeyleri bir süre yemeyince tadını bile hatırlamıyorsun.
Kıssadan hisse, her şey kişide bitiyor; yapılmayacak iş değil, korkulacak da bir şey yok. Karar vermek ve düzene sokmak yeterli. Düzeni bozmamak tek ilke olunca da yeterli oluyor zaten.
2011 mayıs ayında polikistik over sendromu teşhisi konulmuş bir hastaydım. Sağ olsun jinekoloğum gözümü öyle bir korkuttu ki, hastalık ile ilgili herhangi bir bilgiye de tam olarak sahip olmadığım için, o korkuyla jinekologdan çıkar çıkmaz ilk iş doğum kontrol haplarımı almak, ikinci işimse sıkı bir diyete başlamak oldu. Şişman bir kadın olduğumu biliyordum, ama her şişman insan gibi tartıya çıkıp o tartıya çıkıp da gerçekle yüzleşmemiştim. Diyete başladıktan iki hafta sonra tartıya çıktığımda inanamamıştım. Yaklaşık 3 kilo verdiğimi tahmin ediyordum ve gördüğüm kilo 79 idi. Kısacası korkunç bir durumda olduğumu ancak anlıyordum; diyete daha da sıkı sarıldım. 1 yıl içinde, diyetime çok sadık kalarak 20 kilo verdim. 2012 mayısında 59 kiloydum, hala 10 kilo versem çok iyi olur; zira bu halimle balık etli statüsünde bir kadınım. Ama veremediğim gibi, 3 kilo kadar da aldım şu zamana kadar. Oldu mu sana 13.*
Bu kısa girizgahtan sonra asıl olarak, herkes için değişen farklı tavsiyeler de olsa; genel hatlarıyla bazı tavsiyelerde tabii ki bulunabilir:
- Aç kalmayın, metabolizmanızı bozmayın. Aç kalmak bir rejim türü değil, kendinize zarar vermenize gerek yok.
- Kilo vermek, diyet, rejim vs. değil, sağlıklı beslenme olarak kodlamanız gerekiyor süreci. Çünkü kilo verince bitmeyecek hiçbir şey, o kiloyu korumak da en az vermek kadar önemli. Yoksa kilo al ver, bedenine de sana da yazık.
- En ama en önemli şeylerin başında spor geliyor. Hele de vereceğiniz kilo fazlaysa, vücudunuzdaki sarkmaları, çatlakları engellemenin en önemli yöntemi kesinlikle spor. Spor da kilo vermeyle bitecek değil, hem daha sağlıklı bir birey olabilmek için, hem de verilen kiloları geri almamak için çok çok önemli.
- Yüzmek, yürüyüş, pilates, fitness hangisini daha çok seviyor ve üşenmeyeceğinizi hissediyorsanız düzenli olarak hayatınıza sokun mutlaka. Hele de masa başı iş yapıyorsanız, yüzme ve pilates sırt/bel ağrılarınızı da giderecektir.
- Verilen kiloların rakamı bazen yavaşlar, hatta durabilir. Sakın pes etme, metabolizmanı şaşırtabilirsin. 1 hafta kısmen porsiyonlarını arttırırsan abartmadan, metabolizma biraz hızlanacaktır. Aynı şekilde diyete ve spora devam ettikçe, bu takılma anı da yıkılacaktır. Pes etmeyin yeter.
- Su içmek, düzenli uyumak, herkes tarafından bilinen abur cuburlardan zararlı yiyeceklerden uzak durmak zaten olmazsa olmaz.
- Ara öğün olarak, mevsim meyveleri, kuruyemişler çok büyük cankurtaran oluyor; hem de bünyeni sağlamlaştırdığından daha az hasta dahi oluyorsun.
- Kilo çizelgesi oluşturun, çok motive edici oluyor. Her sabah tuvalete çıktıktan sonra, aç karnına tartıya çıkın ve gördüğünüz kiloyu not edin, hem neyi doğru neyi yanlış yaptığınızı da görebiliyorsunuz böylece. Ben günlük tutmayı tercih ediyorum, ama haftalık sanki daha uygun gibi tabii.
Daha pek çok yazılabilir aslında, ama ilk etapta aklıma bunlar geldi. Bir yaşam biçimi haline sokunca, her şey çorap söküğü gibi geliyor. Hiçbir şey vazgeçilmez değil; bir süre çikolata, beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi şeyleri bir süre yemeyince tadını bile hatırlamıyorsun.
Kıssadan hisse, her şey kişide bitiyor; yapılmayacak iş değil, korkulacak da bir şey yok. Karar vermek ve düzene sokmak yeterli. Düzeni bozmamak tek ilke olunca da yeterli oluyor zaten.
güncel Önemli Başlıklar