bugün
- cumartesi kahvaltısı5
- sözlükte ne değişti4
- zalbert ramstein6
- uludağ itiraf17
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- ölümden korkuyor musunuz12
- hafızayı sildirmek7
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- queen feristah15
- hava su ateş toprak2
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- türkşad kunthan uçuk2
- hoşlanılan kızın küçük erkek kardeşi2
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- anneanne2
- bir bela geliyor28
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- işiniz gücünüz yok mu11
- twitter hassasiyetçisi kadıköy feministi2
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- melatonin3
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- ghost rider2
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- fahiş fiyat soruşturmasında 40 tutuklama2
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- erkekler neden evlenmek ister15
- sözlükten korkmak5
- apo'nun villası11
- kürdü sevin21
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- kendin hakkında bir entry bırak9
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- 195 kaslı pilot14
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- flört etmeyen liberter öğretmen2
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- mazotun litresi 101 lira35
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- uludağ sözlük evreni8
- bir kadından hoşlanmak3
dostoyevskinin Karamazov Kardeşler ile birlikte en iyi iki kitabından birisi. -Tabii bu yorumu yaparken Yeraltında Notlar adlı şaheser değerlendirme dışı tutuyorum. - rus devrimci gençliğiyle alakalı oldukça sağlam saptamaları olan bu kitapta hemen her türden insana rastlamak mümkündür. dostoyevskinin psikolojik tahlilleri tavan yapar. kirillov karakteri için bile okunması gerekmektedir. kitaptan şöyle bir alıntı paylaşmak istiyorum ;
-Az mı buluyorsunuz intiharları?
+Hem de çok az.
-Gerçekten mi az buluyorsunuz?
Karşılık vermedi. Kalkıp ileri geri dolaşmaya başladı. Düşünceliydi.
-insanları kendilerini öldürmekten alıkoyan şey ne sizce? dedim.
Ne konuştuğumuzu hatırlamak ister gibi dalgın dalgın baktı yüzüme.
+Henüz tam bilmiyorum iki boş inanç alıkoyuyor sanki, iki şey; yalnızca iki şey; bunlardan biri çok küçük, öbürü çok büyük. Yalnız küçük olan da çok büyük.
-Küçüğü ne?
+Acı.
-Acı mı? Bu olayda bu kadar önemli olabilecek bir şey mi acı?
+Birinci derecede önemlidir. iki tür intihar vardır: Bir, büyük bir acı ya da öfkenin etkisiyle intihar edenler; iki, çıldırıp intihar edenler. Bunlar aniden bitirirler işlerini. Acıyı pek düşünmezler. Birdenbire biter her şey. Ama bu işi bir de aklı başında, bilinçli olarak yapanlar vardır bunlar çok düşünür.
-Aklı başında mı? Yani bile bile intihar eden de mi var?
+Çok. Boş inançlar olmasa çok daha fazla olurdu; çok, çok daha fazla;
herkes.
-Herkes mi?
Yanıt vermedi.
-Acı çekmeden ölmenin hiç yolu yok mu?
Tam karşımda durdu.
+Kocaman, bir ev büyüklüğünde bir kaya düşünün, -dedi.- Kaya havada asılı duruyor ve siz onun tam altındasınız. Bu kaya üzerinize başınızın üzerine düşse acı duyar mısınız?
-Ev büyüklüğünde bir kaya mı? Korkunç bir şey olacağı kesin.
+Korku değil sözünü ettiğim; acı duyar mıydınız?
-Dağ gibi bir kaya on binlerce tonluk bir ağırlık Hiç acı duymazdım herhalde.
+Ama kaya üzerinizde asılı durdukça hep dehşet içinde olurdunuz. Bundan korkmayacak kimse yoktur: Dünyanın en büyük bilgini de korkar, en büyük doktoru da. Acı duymayacağını bilmesine karşın herkes yine de ya düşerse diye acıyla kıvranırdı.
-ikinci neden nedir? Büyük olanı?
+Öbür dünya.
-Yani ceza olarak mı?
+Fark etmez. Öbür dünya işte, yalnızca öbür dünya.
-Peki ya öbür dünyaya inanmayan ateistler?
Yine karşılık vermedi.
-Kendinizden yola çıkarak yaptığınız bir değerlendirme olmasın bu?
Kızardı:
+Ancak kendinize bakarak bir değerlendirmede bulunabilirsiniz, -dedi.- Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan. Herkes için amaç budur.
-Amaç mı? O zaman kim yaşamak ister ki?
+Hiç kimse, -dedi kararlılıkla.
-Benim bu işten anladığım, -dedim:- insanoğlu ölümden korkuyor, çünkü yaşamayı seviyor; doğanın da buyruğu bu.
+Alçaklık bu! Bütün sahtekarlık da burada, -dedi; gözleri kor gibi yanıyordu.- Hayat acıdır; hayat korkudur ve insanoğlu mutsuzdur. Bugün yalnızca acı ve korku var. insanoğlu hayatı seviyor, çünkü acıyı ve korkuyu seviyor. Buna da uygun yaşıyor. Acı ve korkuya karşılık olarak verilmiştir hayat; hep aldanılan yer burası. Bugünkü insan, o insan değil daha. Ama bir gün o yeni insan gelecek; yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark görmeyen mutlu, gururlu, yeni insan. Acıyı ve korkuyu kim alt ederse o Tanrı olacak. Öbür Tanrı artık olmayacak.
-O zaman size göre öbür Tanrı var?
+Hayır, yok; ama var da aslında. Taşın kendisinde acı yoktur, ama taştan duyulan korkuda acı vardır. Tanrı da ölüm korkusundan duyulan acıdır. Acıyı ve korkuyu alt eden, Tanrı olur. Bu, yepyeni bir hayat, yepyeni bir insan demektir, her şeyin yeni olması demektir. Tarih de iki döneme ayrılacak o zaman: Gorillerden Tanrının yok olmasına ve Tanrının yok olmasından
-Gorillere mi?
+Yeryüzünün ve insanoğlunun fiziksel değişimlerine dek geçen dönemler. insan, Tanrı olacak ve fiziksel olarak değişecek. Dünya da değişecek, bütün yapıp ettiklerimiz, düşüncelerimiz, duygularımız değişecek. Ne dersiniz, insanoğlu fiziksel olarak değişir mi acaba o zaman?
-Yaşamakla yaşamamak arasında bir fark kalmayacağına göre herkes kendini öldürecektir alın size değişim.
+Bunun bir önemi yok. O aldanmayı öldürecekler. Asıl özgürlüğü, asıl bağımsızlığı isteyen kişi kendini öldürmeye cesaret etmek zorundadır Kendini öldürmeye cesaret eden kişi aldanmanın da sırrına ermiş demektir. Özgürlükte varılabilecek son noktadır bu; bunun ötesinde özgürlük yoktur, bunun ötesinde hiçbir şey yoktur. Kendini öldürmeye cesaret edebilen, Tanrıdır. Bugün herkes bunu yapabilir ve böylece Tanrıyı yok edebilir böylece her şeyi yok edebilir. Ama bunu daha kimse yapmadı.
-Az mı buluyorsunuz intiharları?
+Hem de çok az.
-Gerçekten mi az buluyorsunuz?
Karşılık vermedi. Kalkıp ileri geri dolaşmaya başladı. Düşünceliydi.
-insanları kendilerini öldürmekten alıkoyan şey ne sizce? dedim.
Ne konuştuğumuzu hatırlamak ister gibi dalgın dalgın baktı yüzüme.
+Henüz tam bilmiyorum iki boş inanç alıkoyuyor sanki, iki şey; yalnızca iki şey; bunlardan biri çok küçük, öbürü çok büyük. Yalnız küçük olan da çok büyük.
-Küçüğü ne?
+Acı.
-Acı mı? Bu olayda bu kadar önemli olabilecek bir şey mi acı?
+Birinci derecede önemlidir. iki tür intihar vardır: Bir, büyük bir acı ya da öfkenin etkisiyle intihar edenler; iki, çıldırıp intihar edenler. Bunlar aniden bitirirler işlerini. Acıyı pek düşünmezler. Birdenbire biter her şey. Ama bu işi bir de aklı başında, bilinçli olarak yapanlar vardır bunlar çok düşünür.
-Aklı başında mı? Yani bile bile intihar eden de mi var?
+Çok. Boş inançlar olmasa çok daha fazla olurdu; çok, çok daha fazla;
herkes.
-Herkes mi?
Yanıt vermedi.
-Acı çekmeden ölmenin hiç yolu yok mu?
Tam karşımda durdu.
+Kocaman, bir ev büyüklüğünde bir kaya düşünün, -dedi.- Kaya havada asılı duruyor ve siz onun tam altındasınız. Bu kaya üzerinize başınızın üzerine düşse acı duyar mısınız?
-Ev büyüklüğünde bir kaya mı? Korkunç bir şey olacağı kesin.
+Korku değil sözünü ettiğim; acı duyar mıydınız?
-Dağ gibi bir kaya on binlerce tonluk bir ağırlık Hiç acı duymazdım herhalde.
+Ama kaya üzerinizde asılı durdukça hep dehşet içinde olurdunuz. Bundan korkmayacak kimse yoktur: Dünyanın en büyük bilgini de korkar, en büyük doktoru da. Acı duymayacağını bilmesine karşın herkes yine de ya düşerse diye acıyla kıvranırdı.
-ikinci neden nedir? Büyük olanı?
+Öbür dünya.
-Yani ceza olarak mı?
+Fark etmez. Öbür dünya işte, yalnızca öbür dünya.
-Peki ya öbür dünyaya inanmayan ateistler?
Yine karşılık vermedi.
-Kendinizden yola çıkarak yaptığınız bir değerlendirme olmasın bu?
Kızardı:
+Ancak kendinize bakarak bir değerlendirmede bulunabilirsiniz, -dedi.- Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan. Herkes için amaç budur.
-Amaç mı? O zaman kim yaşamak ister ki?
+Hiç kimse, -dedi kararlılıkla.
-Benim bu işten anladığım, -dedim:- insanoğlu ölümden korkuyor, çünkü yaşamayı seviyor; doğanın da buyruğu bu.
+Alçaklık bu! Bütün sahtekarlık da burada, -dedi; gözleri kor gibi yanıyordu.- Hayat acıdır; hayat korkudur ve insanoğlu mutsuzdur. Bugün yalnızca acı ve korku var. insanoğlu hayatı seviyor, çünkü acıyı ve korkuyu seviyor. Buna da uygun yaşıyor. Acı ve korkuya karşılık olarak verilmiştir hayat; hep aldanılan yer burası. Bugünkü insan, o insan değil daha. Ama bir gün o yeni insan gelecek; yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark görmeyen mutlu, gururlu, yeni insan. Acıyı ve korkuyu kim alt ederse o Tanrı olacak. Öbür Tanrı artık olmayacak.
-O zaman size göre öbür Tanrı var?
+Hayır, yok; ama var da aslında. Taşın kendisinde acı yoktur, ama taştan duyulan korkuda acı vardır. Tanrı da ölüm korkusundan duyulan acıdır. Acıyı ve korkuyu alt eden, Tanrı olur. Bu, yepyeni bir hayat, yepyeni bir insan demektir, her şeyin yeni olması demektir. Tarih de iki döneme ayrılacak o zaman: Gorillerden Tanrının yok olmasına ve Tanrının yok olmasından
-Gorillere mi?
+Yeryüzünün ve insanoğlunun fiziksel değişimlerine dek geçen dönemler. insan, Tanrı olacak ve fiziksel olarak değişecek. Dünya da değişecek, bütün yapıp ettiklerimiz, düşüncelerimiz, duygularımız değişecek. Ne dersiniz, insanoğlu fiziksel olarak değişir mi acaba o zaman?
-Yaşamakla yaşamamak arasında bir fark kalmayacağına göre herkes kendini öldürecektir alın size değişim.
+Bunun bir önemi yok. O aldanmayı öldürecekler. Asıl özgürlüğü, asıl bağımsızlığı isteyen kişi kendini öldürmeye cesaret etmek zorundadır Kendini öldürmeye cesaret eden kişi aldanmanın da sırrına ermiş demektir. Özgürlükte varılabilecek son noktadır bu; bunun ötesinde özgürlük yoktur, bunun ötesinde hiçbir şey yoktur. Kendini öldürmeye cesaret edebilen, Tanrıdır. Bugün herkes bunu yapabilir ve böylece Tanrıyı yok edebilir böylece her şeyi yok edebilir. Ama bunu daha kimse yapmadı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar