bugün
- ekşi sözlük referans14
- hamferdi yazarlar4
- torpil peşinde koşan tip4
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları6
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde10
- mekke anlaşması16
- merfulu10
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- online 40 yazar ne yapıyor5
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- en estetik meyveler2
- gizli artılayan yazar3
- bir insanın muadilini bulmak5
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- yazarların para ödediği yapay zekalar4
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- bol bol su içmek2
- yanlışlıkla gey olmak9
- wc'ye telefonsuz girmek7
- en gey özelliğiniz7
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- din ve ahlak3
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- nihal atsız2
- günlük tutan erkek19
- kulağın pıtı gibi olması3
- mükemmeliyetçi insan2
- rodrigo mora6
- hastane randevusu2
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- kod yazarken müzik dinlemek2
- sıcak hava vs soğuk hava2
- her yerde sümkürebilen insan6
- arda güler5
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- sen neye inanıyorsun2
- halkını düşünmeyen lider4
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- sözlükteki herkesin çok zeki olması3
- evde köpek beslemek2
- gratisin içini merak etmek8
- seçimi yine akepe kazanacak3
- merhabalarr5
başanmış ya da eşi ölmüş olmasına rağmen hayattan keyif alanlara takılan bir lakap.
konuya ilişkin kurgu hikayem ektedir.
-------------
Apartman konseyi ada'larda toplanmıştı bu sefer. Kadro tamdı. Gülşen, Naciye, Makbule, ennur gelmişti. Kısır yapılmıştı. Marul, Nar ekşisi, ayran gibi kısırın olmazsa olmazları masanın üzerindeydi. Her zamanki gibi gülşen sazı eline almıştı.
içlerinde en büyükleriydi Gülşen, kırklı yaşların sonundaydı, tanınmış bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş, görmüş geçirmiş, zamanında varyatlığı tatmış, fabrikatör kocasının iflası ve ölümü sonrası orta halli yaşamaya adapte olmuş bir kadındı. Yaşına göre iyi durumda olan albenisi, uçuk kaçık halleri, maceraperest yapısı ve fırtınalı aşkları, küfürbaz ama tatlı sohbeti ile birleştiğinden muhabbetine doyum olmazdı. Hiç biri ne evine gelen ne de çarşıda pazarda dolaşan bir erkek görmemişti gülşen’in yanında buna karşın ara ara şüphelenseler de inanırlardı anlattığı çapkınlık hikayelerine. Misafir gelenler kendi deyimleri ile "şen dullar"dı. Aslında dul olan sadece Gülşen'di ama Naciye, makbule ve ennur bu tanımlamayı kendileri için uygun bulurdu.
Naciye kırklı yaşlarının başındaydı çok konuşurdu, saf bir kadındı içinde kötülük yoktu, aklındaki düşünce kolayca ağzından dökülürdü, sır tutamazdı, naciye’nin kocası kasaptı. Son birkaç yıldır kocası ile yatakları ayırmışlardı. Seks hayatı rüyalarından ibaretti. Rüyaları için en iyi malzeme de gülşen'in anlattıklarıydı. Gülşen ara ara takılır "kız benim genç oğlanlardan birinin arkadaşı var onu sana yapayım bi tadına bak" derdi Naciye oturduğu koltukta dikleşir, önce bir kızarır "bilmem ki, olmaz ki" derdi. Ama merak/heves ettiği her halinden belli olurdu. Sonra gülşen "kız orospu, benim adım çıkmış ama sen benden çok yanıyorsun, git ateşini söndür kız benim başımı belaya sokma, sonra senin kasap ikimizi de doğramasın" derdi. Naciye'nin hevesi kursağında kaldığında suratı mahzunlaşırdı. Sürekli ama farklı erkeklerle tekrarlanan bu diyalog hep aynı şekilde sonlanırdı. Enteresan olanı gülşen kuafördeki adamı ya da bakkalın genç çırağını anlatsa Naciye onu rüyasında görür sonraki toplantıda bir de saf saf bunu anlatır gülşen'in kendisine takılması için fırsat yaratırdı.
Makbule grubun başörtülü üyesiydi. O da 40 lı yaşlarının başındaydı. Gülşen'in anlattıkları aykırı gelse de dinlemeden duramazdı. Aralarında sır kalmadığından o da yatak odasını anlatmıştı. Hem Allah'ın bildiğini kuldan saklamanın manası yoktu. Erken yaşta sevmediği bir adamla evlendirmişlerdi makbule'yi. Bir türlü sevmemişti kocasını ama sadakatle bağlı kalmıştı. Seks hayatları da her zaman sönük olmuştu makbule için. Hiç orgazm olup olmadığını bile hatırlamıyordu. Eskiden haftada birkaç kez olan cinsel birliktelikleri son yıllarda 10 günde bire düşmüştü. Ama kocasının birkaç dakika süren git-geller sonucu üzerine yığılması ve orgazm olacağını her düşündüğünde kocasının erken boşalması yüzünden hayal kırıklığı olan sevişmelerinin seyrekleşmesinden memnundu. en azından gecenin bir vakti duş alma derdinden kurtulmuş oluyordu. Ondan gülşen'in bir gecede 3 kez orgazm olduğu ya da farklı erkeklerle yattığı şeklindeki hikayeleri onu da cezbederdi. Ama utanır soramazdı. Hem nasıl olsa çenesi düşük Naciye sorardı makbule'ye gerek kalmazdı kendinin sormasına. Gülşen'in organı 18 cm olan bir adamla yattığını anlatmasından sonra içine kurt düşmüş 20 küsür yıllık evlilik hayatında yapmadığını yapmış sevişme esnasında eşinin erkekliğini el yordamıyla ölçmüş sonra ertesi gün cetvelden bakmıştı. 12 cm'lik ölçü müydü acaba yataktaki mutsuzluğunun sebebi? Acaba büyük organlı erkek nasıl olur diye düşündü bi an? sonra tövbe estağfurullah diye geçirdi içinden. Şu gülşen de şeytan gibi kadındı. günaha sevk ediyordu kendisini.
Ennur grubun Karadenizli üyesiydi, kırklı yaşlarının başındaydı. burnu büyükçe olduğundan gülşen dalga geçerdi onla. Yıllardır memleketinden uzak olmasına rağmen ara ara karadeniz şivesi (ağzı) ile konuşur, o zamanlarda kendine gülenlere lafı sokardı. Çabuk asabileşirdi ennur ama kin tutmazdı. Lafını söyler geçer kalp kırdıysa sonra karalahana sarması ile gönül alırdı. Ennur'un karalahana sarması bir çeşit özürdü ve bunu gruptaki tüm kadınlar bilirdi. Taksiciydi ennur'un kocası. "Rüzgarın oğlu" derlerdi ona ama bu lakap mesleğinden çok zamparalığı için verilmişti. Ennur da bıkmıştı kocasının zamparalıklarından ya laf söylemekten başka elinden bi şey gelmezdi. "kör olasıca madem başkalarına yetiştirecek çeşmen var neden bir kez olsun beni kana kana içirtmedin" derdi.
-------
devam edecek...
konuya ilişkin kurgu hikayem ektedir.
-------------
Apartman konseyi ada'larda toplanmıştı bu sefer. Kadro tamdı. Gülşen, Naciye, Makbule, ennur gelmişti. Kısır yapılmıştı. Marul, Nar ekşisi, ayran gibi kısırın olmazsa olmazları masanın üzerindeydi. Her zamanki gibi gülşen sazı eline almıştı.
içlerinde en büyükleriydi Gülşen, kırklı yaşların sonundaydı, tanınmış bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş, görmüş geçirmiş, zamanında varyatlığı tatmış, fabrikatör kocasının iflası ve ölümü sonrası orta halli yaşamaya adapte olmuş bir kadındı. Yaşına göre iyi durumda olan albenisi, uçuk kaçık halleri, maceraperest yapısı ve fırtınalı aşkları, küfürbaz ama tatlı sohbeti ile birleştiğinden muhabbetine doyum olmazdı. Hiç biri ne evine gelen ne de çarşıda pazarda dolaşan bir erkek görmemişti gülşen’in yanında buna karşın ara ara şüphelenseler de inanırlardı anlattığı çapkınlık hikayelerine. Misafir gelenler kendi deyimleri ile "şen dullar"dı. Aslında dul olan sadece Gülşen'di ama Naciye, makbule ve ennur bu tanımlamayı kendileri için uygun bulurdu.
Naciye kırklı yaşlarının başındaydı çok konuşurdu, saf bir kadındı içinde kötülük yoktu, aklındaki düşünce kolayca ağzından dökülürdü, sır tutamazdı, naciye’nin kocası kasaptı. Son birkaç yıldır kocası ile yatakları ayırmışlardı. Seks hayatı rüyalarından ibaretti. Rüyaları için en iyi malzeme de gülşen'in anlattıklarıydı. Gülşen ara ara takılır "kız benim genç oğlanlardan birinin arkadaşı var onu sana yapayım bi tadına bak" derdi Naciye oturduğu koltukta dikleşir, önce bir kızarır "bilmem ki, olmaz ki" derdi. Ama merak/heves ettiği her halinden belli olurdu. Sonra gülşen "kız orospu, benim adım çıkmış ama sen benden çok yanıyorsun, git ateşini söndür kız benim başımı belaya sokma, sonra senin kasap ikimizi de doğramasın" derdi. Naciye'nin hevesi kursağında kaldığında suratı mahzunlaşırdı. Sürekli ama farklı erkeklerle tekrarlanan bu diyalog hep aynı şekilde sonlanırdı. Enteresan olanı gülşen kuafördeki adamı ya da bakkalın genç çırağını anlatsa Naciye onu rüyasında görür sonraki toplantıda bir de saf saf bunu anlatır gülşen'in kendisine takılması için fırsat yaratırdı.
Makbule grubun başörtülü üyesiydi. O da 40 lı yaşlarının başındaydı. Gülşen'in anlattıkları aykırı gelse de dinlemeden duramazdı. Aralarında sır kalmadığından o da yatak odasını anlatmıştı. Hem Allah'ın bildiğini kuldan saklamanın manası yoktu. Erken yaşta sevmediği bir adamla evlendirmişlerdi makbule'yi. Bir türlü sevmemişti kocasını ama sadakatle bağlı kalmıştı. Seks hayatları da her zaman sönük olmuştu makbule için. Hiç orgazm olup olmadığını bile hatırlamıyordu. Eskiden haftada birkaç kez olan cinsel birliktelikleri son yıllarda 10 günde bire düşmüştü. Ama kocasının birkaç dakika süren git-geller sonucu üzerine yığılması ve orgazm olacağını her düşündüğünde kocasının erken boşalması yüzünden hayal kırıklığı olan sevişmelerinin seyrekleşmesinden memnundu. en azından gecenin bir vakti duş alma derdinden kurtulmuş oluyordu. Ondan gülşen'in bir gecede 3 kez orgazm olduğu ya da farklı erkeklerle yattığı şeklindeki hikayeleri onu da cezbederdi. Ama utanır soramazdı. Hem nasıl olsa çenesi düşük Naciye sorardı makbule'ye gerek kalmazdı kendinin sormasına. Gülşen'in organı 18 cm olan bir adamla yattığını anlatmasından sonra içine kurt düşmüş 20 küsür yıllık evlilik hayatında yapmadığını yapmış sevişme esnasında eşinin erkekliğini el yordamıyla ölçmüş sonra ertesi gün cetvelden bakmıştı. 12 cm'lik ölçü müydü acaba yataktaki mutsuzluğunun sebebi? Acaba büyük organlı erkek nasıl olur diye düşündü bi an? sonra tövbe estağfurullah diye geçirdi içinden. Şu gülşen de şeytan gibi kadındı. günaha sevk ediyordu kendisini.
Ennur grubun Karadenizli üyesiydi, kırklı yaşlarının başındaydı. burnu büyükçe olduğundan gülşen dalga geçerdi onla. Yıllardır memleketinden uzak olmasına rağmen ara ara karadeniz şivesi (ağzı) ile konuşur, o zamanlarda kendine gülenlere lafı sokardı. Çabuk asabileşirdi ennur ama kin tutmazdı. Lafını söyler geçer kalp kırdıysa sonra karalahana sarması ile gönül alırdı. Ennur'un karalahana sarması bir çeşit özürdü ve bunu gruptaki tüm kadınlar bilirdi. Taksiciydi ennur'un kocası. "Rüzgarın oğlu" derlerdi ona ama bu lakap mesleğinden çok zamparalığı için verilmişti. Ennur da bıkmıştı kocasının zamparalıklarından ya laf söylemekten başka elinden bi şey gelmezdi. "kör olasıca madem başkalarına yetiştirecek çeşmen var neden bir kez olsun beni kana kana içirtmedin" derdi.
-------
devam edecek...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar