bugün
- yaşadım demek için ne yapmalı5
- blaupunkt3
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri41
- samsak döveci2
- sözlüğü ayakta tutanlar2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip3
- kitap okumamak3
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi5
- belediye ruhsat birimi2
- ateşte kızartılacaksın2
- kısa vadeli faydalı güdülenim araçları2
- dilencilik yasal bir iş midir2
- dilenme usulleri2
- arif sefa özdemir5
- gece gelen yemek yapma isteği8
- paranın mutluluk getirmemesi3
- abd'nin irana atom bombası saldırısı ihtimali3
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- terhis oluyorum sözlük21
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- fatma betül sayan kaya28
- karın üzerinde yürüme sesi2
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- silik sayınız7
- aşk15
- coca cola3
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- kombiler açıldı mı arkadaşlar8
- emecek bor çift göğüs bile bulamamak7
- akıllı telefon kullanan erkek9
- ilk sıra arkadaşınız ne yapıyor6
- camilerdeki ayak kokusu11
- münafık11
- trafikte korna çalmanın işlevi7
- gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkmak5
- fatma betülüm yapmaz13
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- fon vurgununu eleştiren imama erişim engeli5
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından6
- victor osimhen8
- kale3112'nin çalıştığı binaya saldırı düzenlemek5
- vajinanın tatsız tuzsuz olması6
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi6
kadir gürsel'in ilk 2010 yılında köşesinde açıklamaya çalıştığı,
ayrıca donatella piatti'nin bir zaman köşesinin adı
--spoiler--
Geçen yaz, 12 Eylül referandumundan önceydi, çok saygı duyduğum ve görüşlerine çok değer verdiğim bir sosyal bilimci ile sohbet ediyordum... AKP ve icraatı tabii ki ağırlıklı konumuzdu ve sohbetin bir yerinde AKP iktidara geldikten sonra kendimi bir Neolevanten olarak görmeye başladım dedi...
Yaşam tarzına karışılmıyor; maddi varlıklarını dilediği gibi yönetebiliyor; mensubu olduğu seçkin zümreyle birlikte sosyal statüsünü ve beraberinde ayrıcalıklarını muhafaza ediyor...
Mamafih, kendisini bir Neolevanten olarak hissetmesine engel olmuyor bütün bunlar...
Neden? sorusunun cevabını vermeden önce, sözcüğün başına neoyu yani yeniyi koymadan, orijinal Levantenlerden başlayalım.
Biliyorsunuz Levanten diye, özellikle Tanzimattan sonra artan biçimde, Doğu Akdenizin, Fransızcadaki ifadesiyle Levantın (Lövan okunur) liman kentlerine çoğunlukla dış ticaretle uğraşmak için yerleşmiş ve buralarda nesillerini devam ettirmiş Avrupa kökenlilere deniyor. Bu Levantenler Selanik, izmir, istanbul, Mersin, Beyrut ve iskenderiyede bolca idiler.
Bu arada, Neolevanten olduğunu düşünen sosyal bilimci, ne siyasi görüşleri itibarı ile kategorik bir AKP şüphecisi, ne de kültürel bakış açısından elitist... Ama kendisi, gençliğinde uzun bir süre Avrupada yaşayıp Avrupanın en seçkin üniversitelerinden birinde okuyarak Batı kültürünü içselleştirmiş biri. Batılılık denen durumla bir Türk olarak münasebeti bu... Kendisinde bir Neolevantenlik hali görmesi de AKP iktidara geldikten sonra devlet adlı kurumla olan manevi ve hatta kişisel ilişkisinde yaşadığı uzaklaşma ya da yabancılaşmadan kaynaklanıyor.
imparatorluk dönemindeki orijinal haliyle Levantenlik de buna yakın bir durumdu... Hem toplumun çoğunluğuna mesafeli ve yalıtılmış, ama o uzaklık nispetinde kendi içinde zengin ve dışarıdan bakanlar için imrenilen bir yaşantı ve bu şatafatla tezat teşkil eden bir siyasi etkisizlik, devlet ve hükümet işlerine mecburen bigânelik...
Şimdi birdenbire Neolevanten oluvermek işte tam da bu. Toplumsal ve siyasal değişim, AKP iktidarı aracılığıyla devlete yansıyor; devlet, kadro ve davranış itibarı ile hızla değişiyor ve alıştığınız, tanıdığınız devleti karşınızda bulamıyorsunuz...
işte o anda ne yapacaksınız? Ne olmaya karar vereceksiniz? Ben artık bir Neolevantenim diyerek kendi üzerinize bir kader çizgisi mi çizeceksiniz, yoksa daha fazla geç olmadan değişmek gerektiğini mi düşünmeye başlayacaksınız? Bir bakıma, olmak ya da olmamak ikilemi... Olmaksa, o zaman nasıl olmalı? diye soru halinde devam ediyor.
imparatorluğun son yüzyılında Levantenlerin sayısı on binlerle ölçülecek kadar kabarıktı ve koskoca mahalleleri, alışveriş ettikleri dükkânları, devam ettikleri restoranları, kulüpleri, eğlence mekânları vardı. Lozanla birlikte kapitülasyonlar kaldırılınca ayrıcalıklarını yitirip yoksullaşmaya başladılar ve nihayet Varlık Vergisi altında ezildikten sonra da çok büyük çoğunluğu Türkiyeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi, bugünkü siyasi ve kültürel değişimden dolayı bir şok etkisinin altına giren, yüzde 42lik hayır oyunda ciddi bir oran oluşturduklarını düşündüğüm büyük kitlenin de kaderi Levantenlerinkine benzeyebilir demiş olmak için yazmıyorum bütün bunları. Tam tersini savunuyorum. Halen memleketin ekonomi ve kültür hayatında çok güçlü olan bu büyük kitle, bu ülkenin asli unsurlarından biri, geleceğinde en önemli rollerden birini oynamaya aday ve dahası Levantenlerin aksine siyasetin alanı önlerinde açık...
Tek yapmaları gereken, içe kapanmak yerine kibir ve üstünlük duygularını bir yana bırakıp, tıpkı büyük kentlere göçen muhafazakâr kitlelerin 40 yıldır yapa geldikleri gibi siyaseti kullanmayı öğrenmek, artık nihayet değişebilmek, demokratik ittifaklar oluşturmayı bilmek, empati kurmak... işe dindar kitlelerin artık geçmişte kalan dışlanmışlıklarını gözlerinde canlandırarak ve Kürtlerin halen süren acılarını duyumsayarak başlayabilirler.
O çok değerli sosyal bilimciden neolevantenleşme halini dinlediğimde mim koymuştum. Referandumdan sonra çevremde, Her şeyin ellerinden birer birer kayıp gittiğini söyleyen insanların sayısı artınca bu yazıyı yazmaya karar verdim. CHPde değişime karşı koyan, içe kapanmacı, statükocu, umutsuz Neolevanten adaylarının hazin durumu karşısında artık daha fazla erteleyemezdim.
--spoiler--
ayrıca donatella piatti'nin bir zaman köşesinin adı
--spoiler--
Geçen yaz, 12 Eylül referandumundan önceydi, çok saygı duyduğum ve görüşlerine çok değer verdiğim bir sosyal bilimci ile sohbet ediyordum... AKP ve icraatı tabii ki ağırlıklı konumuzdu ve sohbetin bir yerinde AKP iktidara geldikten sonra kendimi bir Neolevanten olarak görmeye başladım dedi...
Yaşam tarzına karışılmıyor; maddi varlıklarını dilediği gibi yönetebiliyor; mensubu olduğu seçkin zümreyle birlikte sosyal statüsünü ve beraberinde ayrıcalıklarını muhafaza ediyor...
Mamafih, kendisini bir Neolevanten olarak hissetmesine engel olmuyor bütün bunlar...
Neden? sorusunun cevabını vermeden önce, sözcüğün başına neoyu yani yeniyi koymadan, orijinal Levantenlerden başlayalım.
Biliyorsunuz Levanten diye, özellikle Tanzimattan sonra artan biçimde, Doğu Akdenizin, Fransızcadaki ifadesiyle Levantın (Lövan okunur) liman kentlerine çoğunlukla dış ticaretle uğraşmak için yerleşmiş ve buralarda nesillerini devam ettirmiş Avrupa kökenlilere deniyor. Bu Levantenler Selanik, izmir, istanbul, Mersin, Beyrut ve iskenderiyede bolca idiler.
Bu arada, Neolevanten olduğunu düşünen sosyal bilimci, ne siyasi görüşleri itibarı ile kategorik bir AKP şüphecisi, ne de kültürel bakış açısından elitist... Ama kendisi, gençliğinde uzun bir süre Avrupada yaşayıp Avrupanın en seçkin üniversitelerinden birinde okuyarak Batı kültürünü içselleştirmiş biri. Batılılık denen durumla bir Türk olarak münasebeti bu... Kendisinde bir Neolevantenlik hali görmesi de AKP iktidara geldikten sonra devlet adlı kurumla olan manevi ve hatta kişisel ilişkisinde yaşadığı uzaklaşma ya da yabancılaşmadan kaynaklanıyor.
imparatorluk dönemindeki orijinal haliyle Levantenlik de buna yakın bir durumdu... Hem toplumun çoğunluğuna mesafeli ve yalıtılmış, ama o uzaklık nispetinde kendi içinde zengin ve dışarıdan bakanlar için imrenilen bir yaşantı ve bu şatafatla tezat teşkil eden bir siyasi etkisizlik, devlet ve hükümet işlerine mecburen bigânelik...
Şimdi birdenbire Neolevanten oluvermek işte tam da bu. Toplumsal ve siyasal değişim, AKP iktidarı aracılığıyla devlete yansıyor; devlet, kadro ve davranış itibarı ile hızla değişiyor ve alıştığınız, tanıdığınız devleti karşınızda bulamıyorsunuz...
işte o anda ne yapacaksınız? Ne olmaya karar vereceksiniz? Ben artık bir Neolevantenim diyerek kendi üzerinize bir kader çizgisi mi çizeceksiniz, yoksa daha fazla geç olmadan değişmek gerektiğini mi düşünmeye başlayacaksınız? Bir bakıma, olmak ya da olmamak ikilemi... Olmaksa, o zaman nasıl olmalı? diye soru halinde devam ediyor.
imparatorluğun son yüzyılında Levantenlerin sayısı on binlerle ölçülecek kadar kabarıktı ve koskoca mahalleleri, alışveriş ettikleri dükkânları, devam ettikleri restoranları, kulüpleri, eğlence mekânları vardı. Lozanla birlikte kapitülasyonlar kaldırılınca ayrıcalıklarını yitirip yoksullaşmaya başladılar ve nihayet Varlık Vergisi altında ezildikten sonra da çok büyük çoğunluğu Türkiyeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi, bugünkü siyasi ve kültürel değişimden dolayı bir şok etkisinin altına giren, yüzde 42lik hayır oyunda ciddi bir oran oluşturduklarını düşündüğüm büyük kitlenin de kaderi Levantenlerinkine benzeyebilir demiş olmak için yazmıyorum bütün bunları. Tam tersini savunuyorum. Halen memleketin ekonomi ve kültür hayatında çok güçlü olan bu büyük kitle, bu ülkenin asli unsurlarından biri, geleceğinde en önemli rollerden birini oynamaya aday ve dahası Levantenlerin aksine siyasetin alanı önlerinde açık...
Tek yapmaları gereken, içe kapanmak yerine kibir ve üstünlük duygularını bir yana bırakıp, tıpkı büyük kentlere göçen muhafazakâr kitlelerin 40 yıldır yapa geldikleri gibi siyaseti kullanmayı öğrenmek, artık nihayet değişebilmek, demokratik ittifaklar oluşturmayı bilmek, empati kurmak... işe dindar kitlelerin artık geçmişte kalan dışlanmışlıklarını gözlerinde canlandırarak ve Kürtlerin halen süren acılarını duyumsayarak başlayabilirler.
O çok değerli sosyal bilimciden neolevantenleşme halini dinlediğimde mim koymuştum. Referandumdan sonra çevremde, Her şeyin ellerinden birer birer kayıp gittiğini söyleyen insanların sayısı artınca bu yazıyı yazmaya karar verdim. CHPde değişime karşı koyan, içe kapanmacı, statükocu, umutsuz Neolevanten adaylarının hazin durumu karşısında artık daha fazla erteleyemezdim.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com