bugün
- geceye bir şarkı bırak14
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu10
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek17
- erkeklerin güzel kız görünce verdiği tepki6
- uludağ sözlükteki ayak fetişizmi14
- sinir bozucu şeyler9
- cips yedikten sonra parmakları tişörte silmek6
- ben geldim naneler30
- sevgiliyle dağ evindeyken şömine önünde sevişmek3
- nickaltı hoşgeldini olmayan yazarlar5
- 10 bin lira verseler bu gece sokakta yatar mısın3
- 90 ların özel olmasının nedeni3
- sözlük için ne yapabiliriz10
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları13
- ölmeyi planladığınız yaş3
- sevilen kızın 1 haftadır giydiği naylon çorap4
- bir insana çirkin demek6
- sigarayı neden seviyoruz5
- 29 yaşında olmak3
- kemal kılıçdaroğlu konuşuyor3
- clydeless bonnie8
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- biri size sokakta yan baksa ne yaparsınız6
- 40 yaşını aşmış bunaklar kulübü3
- anılar o geceler2
- bizi kandırıyor olabilirler mi4
- fetiş nedir kime denir4
- yurdum muhalifinin sürekli kandırılması3
- pasif içicilik3
- kendin hakkında bir gerçek bırak7
- türkiye nin en güvenilir insanı11
- zengin kızların güzel olması4
- sıcak ekmeğin arasına margarin sürmek3
- kuranda namaz yok8
- pilavlı sohbet vs rakı balık6
- meme fetişizmi3
- yapay zeka şirketlerinin kitapları imha etmesi3
- kahvaltıda kola içmek3
- testere adamın dibidir3
- babanın sarhoş olması5
- 15 temmuz2
- astrolojiye inanan flörtten anında soğumak4
- ibrahim karagül'ün erdoğan'a fetöcü iması yapması3
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- haluk levent'e para emanet etmek23
- her ay aynı eskorta gitmek tek eşlilik midir7
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- bilim kurgu romanı tavsiyesi3
- ejderhalar yıkanır mı sorunsalı5
kadir gürsel'in ilk 2010 yılında köşesinde açıklamaya çalıştığı,
ayrıca donatella piatti'nin bir zaman köşesinin adı
--spoiler--
Geçen yaz, 12 Eylül referandumundan önceydi, çok saygı duyduğum ve görüşlerine çok değer verdiğim bir sosyal bilimci ile sohbet ediyordum... AKP ve icraatı tabii ki ağırlıklı konumuzdu ve sohbetin bir yerinde AKP iktidara geldikten sonra kendimi bir Neolevanten olarak görmeye başladım dedi...
Yaşam tarzına karışılmıyor; maddi varlıklarını dilediği gibi yönetebiliyor; mensubu olduğu seçkin zümreyle birlikte sosyal statüsünü ve beraberinde ayrıcalıklarını muhafaza ediyor...
Mamafih, kendisini bir Neolevanten olarak hissetmesine engel olmuyor bütün bunlar...
Neden? sorusunun cevabını vermeden önce, sözcüğün başına neoyu yani yeniyi koymadan, orijinal Levantenlerden başlayalım.
Biliyorsunuz Levanten diye, özellikle Tanzimattan sonra artan biçimde, Doğu Akdenizin, Fransızcadaki ifadesiyle Levantın (Lövan okunur) liman kentlerine çoğunlukla dış ticaretle uğraşmak için yerleşmiş ve buralarda nesillerini devam ettirmiş Avrupa kökenlilere deniyor. Bu Levantenler Selanik, izmir, istanbul, Mersin, Beyrut ve iskenderiyede bolca idiler.
Bu arada, Neolevanten olduğunu düşünen sosyal bilimci, ne siyasi görüşleri itibarı ile kategorik bir AKP şüphecisi, ne de kültürel bakış açısından elitist... Ama kendisi, gençliğinde uzun bir süre Avrupada yaşayıp Avrupanın en seçkin üniversitelerinden birinde okuyarak Batı kültürünü içselleştirmiş biri. Batılılık denen durumla bir Türk olarak münasebeti bu... Kendisinde bir Neolevantenlik hali görmesi de AKP iktidara geldikten sonra devlet adlı kurumla olan manevi ve hatta kişisel ilişkisinde yaşadığı uzaklaşma ya da yabancılaşmadan kaynaklanıyor.
imparatorluk dönemindeki orijinal haliyle Levantenlik de buna yakın bir durumdu... Hem toplumun çoğunluğuna mesafeli ve yalıtılmış, ama o uzaklık nispetinde kendi içinde zengin ve dışarıdan bakanlar için imrenilen bir yaşantı ve bu şatafatla tezat teşkil eden bir siyasi etkisizlik, devlet ve hükümet işlerine mecburen bigânelik...
Şimdi birdenbire Neolevanten oluvermek işte tam da bu. Toplumsal ve siyasal değişim, AKP iktidarı aracılığıyla devlete yansıyor; devlet, kadro ve davranış itibarı ile hızla değişiyor ve alıştığınız, tanıdığınız devleti karşınızda bulamıyorsunuz...
işte o anda ne yapacaksınız? Ne olmaya karar vereceksiniz? Ben artık bir Neolevantenim diyerek kendi üzerinize bir kader çizgisi mi çizeceksiniz, yoksa daha fazla geç olmadan değişmek gerektiğini mi düşünmeye başlayacaksınız? Bir bakıma, olmak ya da olmamak ikilemi... Olmaksa, o zaman nasıl olmalı? diye soru halinde devam ediyor.
imparatorluğun son yüzyılında Levantenlerin sayısı on binlerle ölçülecek kadar kabarıktı ve koskoca mahalleleri, alışveriş ettikleri dükkânları, devam ettikleri restoranları, kulüpleri, eğlence mekânları vardı. Lozanla birlikte kapitülasyonlar kaldırılınca ayrıcalıklarını yitirip yoksullaşmaya başladılar ve nihayet Varlık Vergisi altında ezildikten sonra da çok büyük çoğunluğu Türkiyeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi, bugünkü siyasi ve kültürel değişimden dolayı bir şok etkisinin altına giren, yüzde 42lik hayır oyunda ciddi bir oran oluşturduklarını düşündüğüm büyük kitlenin de kaderi Levantenlerinkine benzeyebilir demiş olmak için yazmıyorum bütün bunları. Tam tersini savunuyorum. Halen memleketin ekonomi ve kültür hayatında çok güçlü olan bu büyük kitle, bu ülkenin asli unsurlarından biri, geleceğinde en önemli rollerden birini oynamaya aday ve dahası Levantenlerin aksine siyasetin alanı önlerinde açık...
Tek yapmaları gereken, içe kapanmak yerine kibir ve üstünlük duygularını bir yana bırakıp, tıpkı büyük kentlere göçen muhafazakâr kitlelerin 40 yıldır yapa geldikleri gibi siyaseti kullanmayı öğrenmek, artık nihayet değişebilmek, demokratik ittifaklar oluşturmayı bilmek, empati kurmak... işe dindar kitlelerin artık geçmişte kalan dışlanmışlıklarını gözlerinde canlandırarak ve Kürtlerin halen süren acılarını duyumsayarak başlayabilirler.
O çok değerli sosyal bilimciden neolevantenleşme halini dinlediğimde mim koymuştum. Referandumdan sonra çevremde, Her şeyin ellerinden birer birer kayıp gittiğini söyleyen insanların sayısı artınca bu yazıyı yazmaya karar verdim. CHPde değişime karşı koyan, içe kapanmacı, statükocu, umutsuz Neolevanten adaylarının hazin durumu karşısında artık daha fazla erteleyemezdim.
--spoiler--
ayrıca donatella piatti'nin bir zaman köşesinin adı
--spoiler--
Geçen yaz, 12 Eylül referandumundan önceydi, çok saygı duyduğum ve görüşlerine çok değer verdiğim bir sosyal bilimci ile sohbet ediyordum... AKP ve icraatı tabii ki ağırlıklı konumuzdu ve sohbetin bir yerinde AKP iktidara geldikten sonra kendimi bir Neolevanten olarak görmeye başladım dedi...
Yaşam tarzına karışılmıyor; maddi varlıklarını dilediği gibi yönetebiliyor; mensubu olduğu seçkin zümreyle birlikte sosyal statüsünü ve beraberinde ayrıcalıklarını muhafaza ediyor...
Mamafih, kendisini bir Neolevanten olarak hissetmesine engel olmuyor bütün bunlar...
Neden? sorusunun cevabını vermeden önce, sözcüğün başına neoyu yani yeniyi koymadan, orijinal Levantenlerden başlayalım.
Biliyorsunuz Levanten diye, özellikle Tanzimattan sonra artan biçimde, Doğu Akdenizin, Fransızcadaki ifadesiyle Levantın (Lövan okunur) liman kentlerine çoğunlukla dış ticaretle uğraşmak için yerleşmiş ve buralarda nesillerini devam ettirmiş Avrupa kökenlilere deniyor. Bu Levantenler Selanik, izmir, istanbul, Mersin, Beyrut ve iskenderiyede bolca idiler.
Bu arada, Neolevanten olduğunu düşünen sosyal bilimci, ne siyasi görüşleri itibarı ile kategorik bir AKP şüphecisi, ne de kültürel bakış açısından elitist... Ama kendisi, gençliğinde uzun bir süre Avrupada yaşayıp Avrupanın en seçkin üniversitelerinden birinde okuyarak Batı kültürünü içselleştirmiş biri. Batılılık denen durumla bir Türk olarak münasebeti bu... Kendisinde bir Neolevantenlik hali görmesi de AKP iktidara geldikten sonra devlet adlı kurumla olan manevi ve hatta kişisel ilişkisinde yaşadığı uzaklaşma ya da yabancılaşmadan kaynaklanıyor.
imparatorluk dönemindeki orijinal haliyle Levantenlik de buna yakın bir durumdu... Hem toplumun çoğunluğuna mesafeli ve yalıtılmış, ama o uzaklık nispetinde kendi içinde zengin ve dışarıdan bakanlar için imrenilen bir yaşantı ve bu şatafatla tezat teşkil eden bir siyasi etkisizlik, devlet ve hükümet işlerine mecburen bigânelik...
Şimdi birdenbire Neolevanten oluvermek işte tam da bu. Toplumsal ve siyasal değişim, AKP iktidarı aracılığıyla devlete yansıyor; devlet, kadro ve davranış itibarı ile hızla değişiyor ve alıştığınız, tanıdığınız devleti karşınızda bulamıyorsunuz...
işte o anda ne yapacaksınız? Ne olmaya karar vereceksiniz? Ben artık bir Neolevantenim diyerek kendi üzerinize bir kader çizgisi mi çizeceksiniz, yoksa daha fazla geç olmadan değişmek gerektiğini mi düşünmeye başlayacaksınız? Bir bakıma, olmak ya da olmamak ikilemi... Olmaksa, o zaman nasıl olmalı? diye soru halinde devam ediyor.
imparatorluğun son yüzyılında Levantenlerin sayısı on binlerle ölçülecek kadar kabarıktı ve koskoca mahalleleri, alışveriş ettikleri dükkânları, devam ettikleri restoranları, kulüpleri, eğlence mekânları vardı. Lozanla birlikte kapitülasyonlar kaldırılınca ayrıcalıklarını yitirip yoksullaşmaya başladılar ve nihayet Varlık Vergisi altında ezildikten sonra da çok büyük çoğunluğu Türkiyeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi, bugünkü siyasi ve kültürel değişimden dolayı bir şok etkisinin altına giren, yüzde 42lik hayır oyunda ciddi bir oran oluşturduklarını düşündüğüm büyük kitlenin de kaderi Levantenlerinkine benzeyebilir demiş olmak için yazmıyorum bütün bunları. Tam tersini savunuyorum. Halen memleketin ekonomi ve kültür hayatında çok güçlü olan bu büyük kitle, bu ülkenin asli unsurlarından biri, geleceğinde en önemli rollerden birini oynamaya aday ve dahası Levantenlerin aksine siyasetin alanı önlerinde açık...
Tek yapmaları gereken, içe kapanmak yerine kibir ve üstünlük duygularını bir yana bırakıp, tıpkı büyük kentlere göçen muhafazakâr kitlelerin 40 yıldır yapa geldikleri gibi siyaseti kullanmayı öğrenmek, artık nihayet değişebilmek, demokratik ittifaklar oluşturmayı bilmek, empati kurmak... işe dindar kitlelerin artık geçmişte kalan dışlanmışlıklarını gözlerinde canlandırarak ve Kürtlerin halen süren acılarını duyumsayarak başlayabilirler.
O çok değerli sosyal bilimciden neolevantenleşme halini dinlediğimde mim koymuştum. Referandumdan sonra çevremde, Her şeyin ellerinden birer birer kayıp gittiğini söyleyen insanların sayısı artınca bu yazıyı yazmaya karar verdim. CHPde değişime karşı koyan, içe kapanmacı, statükocu, umutsuz Neolevanten adaylarının hazin durumu karşısında artık daha fazla erteleyemezdim.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar