bugün
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği41
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum9
- sözlüktekiler kaç yaşında5
- şemsiyeli benim10
- analize bak şimdi5
- kürtler asimile edilmelidir6
- et döner dürüm6
- şüphe4
- ekşi sözlük7
- ktç'nin şemsiyeli olması7
- allah15
- ikizler burcu kadını olmak9
- true nickli yazar16
- kadınlar arasında moda olan beyaz saç3
- ikizler burcu erkeği olmak3
- herkesi seven insan9
- çok hastayım sözlük7
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- gocu isimli erkeklerin ortak özellikleri2
- evliliği ayakta tutan güçler14
- true'yi evlendiriyoruz4
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- hard sevmeyen bir kızı harda nasıl ikna edersiniz7
- en sevdiği renk pembe olan erkek2
- sarı poşet kudurtması15
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması5
- yağmur akşamları2
- götünden tanırım seni8
- suudi arabistan'a demokrasi gelmeli3
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler9
- uludağ sözlüğün saçmalığı4
- çömez'in paylaştığı yarız'ın süper lüks yatı2
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek10
- manisada okul saldırısı17
- hepimiz şemsiyeyiz2
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz25
- en çok ihanet eden burçlar7
- true ile ramazan sohbetleri2
- pluviofil2
- tai lung12
- sigara içmemenin çok sıkıcı olması2
- türkiye de muhalefet var mı10
- her konuda bilgisi olanı ukala diyerek hor görmek6
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- trt 22
- celal şengör'ün burç yorumu6
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- introsuyla bizi bizden alan şarkılar2
- kara şemsiyeli benim2
kadir gürsel'in ilk 2010 yılında köşesinde açıklamaya çalıştığı,
ayrıca donatella piatti'nin bir zaman köşesinin adı
--spoiler--
Geçen yaz, 12 Eylül referandumundan önceydi, çok saygı duyduğum ve görüşlerine çok değer verdiğim bir sosyal bilimci ile sohbet ediyordum... AKP ve icraatı tabii ki ağırlıklı konumuzdu ve sohbetin bir yerinde AKP iktidara geldikten sonra kendimi bir Neolevanten olarak görmeye başladım dedi...
Yaşam tarzına karışılmıyor; maddi varlıklarını dilediği gibi yönetebiliyor; mensubu olduğu seçkin zümreyle birlikte sosyal statüsünü ve beraberinde ayrıcalıklarını muhafaza ediyor...
Mamafih, kendisini bir Neolevanten olarak hissetmesine engel olmuyor bütün bunlar...
Neden? sorusunun cevabını vermeden önce, sözcüğün başına neoyu yani yeniyi koymadan, orijinal Levantenlerden başlayalım.
Biliyorsunuz Levanten diye, özellikle Tanzimattan sonra artan biçimde, Doğu Akdenizin, Fransızcadaki ifadesiyle Levantın (Lövan okunur) liman kentlerine çoğunlukla dış ticaretle uğraşmak için yerleşmiş ve buralarda nesillerini devam ettirmiş Avrupa kökenlilere deniyor. Bu Levantenler Selanik, izmir, istanbul, Mersin, Beyrut ve iskenderiyede bolca idiler.
Bu arada, Neolevanten olduğunu düşünen sosyal bilimci, ne siyasi görüşleri itibarı ile kategorik bir AKP şüphecisi, ne de kültürel bakış açısından elitist... Ama kendisi, gençliğinde uzun bir süre Avrupada yaşayıp Avrupanın en seçkin üniversitelerinden birinde okuyarak Batı kültürünü içselleştirmiş biri. Batılılık denen durumla bir Türk olarak münasebeti bu... Kendisinde bir Neolevantenlik hali görmesi de AKP iktidara geldikten sonra devlet adlı kurumla olan manevi ve hatta kişisel ilişkisinde yaşadığı uzaklaşma ya da yabancılaşmadan kaynaklanıyor.
imparatorluk dönemindeki orijinal haliyle Levantenlik de buna yakın bir durumdu... Hem toplumun çoğunluğuna mesafeli ve yalıtılmış, ama o uzaklık nispetinde kendi içinde zengin ve dışarıdan bakanlar için imrenilen bir yaşantı ve bu şatafatla tezat teşkil eden bir siyasi etkisizlik, devlet ve hükümet işlerine mecburen bigânelik...
Şimdi birdenbire Neolevanten oluvermek işte tam da bu. Toplumsal ve siyasal değişim, AKP iktidarı aracılığıyla devlete yansıyor; devlet, kadro ve davranış itibarı ile hızla değişiyor ve alıştığınız, tanıdığınız devleti karşınızda bulamıyorsunuz...
işte o anda ne yapacaksınız? Ne olmaya karar vereceksiniz? Ben artık bir Neolevantenim diyerek kendi üzerinize bir kader çizgisi mi çizeceksiniz, yoksa daha fazla geç olmadan değişmek gerektiğini mi düşünmeye başlayacaksınız? Bir bakıma, olmak ya da olmamak ikilemi... Olmaksa, o zaman nasıl olmalı? diye soru halinde devam ediyor.
imparatorluğun son yüzyılında Levantenlerin sayısı on binlerle ölçülecek kadar kabarıktı ve koskoca mahalleleri, alışveriş ettikleri dükkânları, devam ettikleri restoranları, kulüpleri, eğlence mekânları vardı. Lozanla birlikte kapitülasyonlar kaldırılınca ayrıcalıklarını yitirip yoksullaşmaya başladılar ve nihayet Varlık Vergisi altında ezildikten sonra da çok büyük çoğunluğu Türkiyeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi, bugünkü siyasi ve kültürel değişimden dolayı bir şok etkisinin altına giren, yüzde 42lik hayır oyunda ciddi bir oran oluşturduklarını düşündüğüm büyük kitlenin de kaderi Levantenlerinkine benzeyebilir demiş olmak için yazmıyorum bütün bunları. Tam tersini savunuyorum. Halen memleketin ekonomi ve kültür hayatında çok güçlü olan bu büyük kitle, bu ülkenin asli unsurlarından biri, geleceğinde en önemli rollerden birini oynamaya aday ve dahası Levantenlerin aksine siyasetin alanı önlerinde açık...
Tek yapmaları gereken, içe kapanmak yerine kibir ve üstünlük duygularını bir yana bırakıp, tıpkı büyük kentlere göçen muhafazakâr kitlelerin 40 yıldır yapa geldikleri gibi siyaseti kullanmayı öğrenmek, artık nihayet değişebilmek, demokratik ittifaklar oluşturmayı bilmek, empati kurmak... işe dindar kitlelerin artık geçmişte kalan dışlanmışlıklarını gözlerinde canlandırarak ve Kürtlerin halen süren acılarını duyumsayarak başlayabilirler.
O çok değerli sosyal bilimciden neolevantenleşme halini dinlediğimde mim koymuştum. Referandumdan sonra çevremde, Her şeyin ellerinden birer birer kayıp gittiğini söyleyen insanların sayısı artınca bu yazıyı yazmaya karar verdim. CHPde değişime karşı koyan, içe kapanmacı, statükocu, umutsuz Neolevanten adaylarının hazin durumu karşısında artık daha fazla erteleyemezdim.
--spoiler--
ayrıca donatella piatti'nin bir zaman köşesinin adı
--spoiler--
Geçen yaz, 12 Eylül referandumundan önceydi, çok saygı duyduğum ve görüşlerine çok değer verdiğim bir sosyal bilimci ile sohbet ediyordum... AKP ve icraatı tabii ki ağırlıklı konumuzdu ve sohbetin bir yerinde AKP iktidara geldikten sonra kendimi bir Neolevanten olarak görmeye başladım dedi...
Yaşam tarzına karışılmıyor; maddi varlıklarını dilediği gibi yönetebiliyor; mensubu olduğu seçkin zümreyle birlikte sosyal statüsünü ve beraberinde ayrıcalıklarını muhafaza ediyor...
Mamafih, kendisini bir Neolevanten olarak hissetmesine engel olmuyor bütün bunlar...
Neden? sorusunun cevabını vermeden önce, sözcüğün başına neoyu yani yeniyi koymadan, orijinal Levantenlerden başlayalım.
Biliyorsunuz Levanten diye, özellikle Tanzimattan sonra artan biçimde, Doğu Akdenizin, Fransızcadaki ifadesiyle Levantın (Lövan okunur) liman kentlerine çoğunlukla dış ticaretle uğraşmak için yerleşmiş ve buralarda nesillerini devam ettirmiş Avrupa kökenlilere deniyor. Bu Levantenler Selanik, izmir, istanbul, Mersin, Beyrut ve iskenderiyede bolca idiler.
Bu arada, Neolevanten olduğunu düşünen sosyal bilimci, ne siyasi görüşleri itibarı ile kategorik bir AKP şüphecisi, ne de kültürel bakış açısından elitist... Ama kendisi, gençliğinde uzun bir süre Avrupada yaşayıp Avrupanın en seçkin üniversitelerinden birinde okuyarak Batı kültürünü içselleştirmiş biri. Batılılık denen durumla bir Türk olarak münasebeti bu... Kendisinde bir Neolevantenlik hali görmesi de AKP iktidara geldikten sonra devlet adlı kurumla olan manevi ve hatta kişisel ilişkisinde yaşadığı uzaklaşma ya da yabancılaşmadan kaynaklanıyor.
imparatorluk dönemindeki orijinal haliyle Levantenlik de buna yakın bir durumdu... Hem toplumun çoğunluğuna mesafeli ve yalıtılmış, ama o uzaklık nispetinde kendi içinde zengin ve dışarıdan bakanlar için imrenilen bir yaşantı ve bu şatafatla tezat teşkil eden bir siyasi etkisizlik, devlet ve hükümet işlerine mecburen bigânelik...
Şimdi birdenbire Neolevanten oluvermek işte tam da bu. Toplumsal ve siyasal değişim, AKP iktidarı aracılığıyla devlete yansıyor; devlet, kadro ve davranış itibarı ile hızla değişiyor ve alıştığınız, tanıdığınız devleti karşınızda bulamıyorsunuz...
işte o anda ne yapacaksınız? Ne olmaya karar vereceksiniz? Ben artık bir Neolevantenim diyerek kendi üzerinize bir kader çizgisi mi çizeceksiniz, yoksa daha fazla geç olmadan değişmek gerektiğini mi düşünmeye başlayacaksınız? Bir bakıma, olmak ya da olmamak ikilemi... Olmaksa, o zaman nasıl olmalı? diye soru halinde devam ediyor.
imparatorluğun son yüzyılında Levantenlerin sayısı on binlerle ölçülecek kadar kabarıktı ve koskoca mahalleleri, alışveriş ettikleri dükkânları, devam ettikleri restoranları, kulüpleri, eğlence mekânları vardı. Lozanla birlikte kapitülasyonlar kaldırılınca ayrıcalıklarını yitirip yoksullaşmaya başladılar ve nihayet Varlık Vergisi altında ezildikten sonra da çok büyük çoğunluğu Türkiyeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi, bugünkü siyasi ve kültürel değişimden dolayı bir şok etkisinin altına giren, yüzde 42lik hayır oyunda ciddi bir oran oluşturduklarını düşündüğüm büyük kitlenin de kaderi Levantenlerinkine benzeyebilir demiş olmak için yazmıyorum bütün bunları. Tam tersini savunuyorum. Halen memleketin ekonomi ve kültür hayatında çok güçlü olan bu büyük kitle, bu ülkenin asli unsurlarından biri, geleceğinde en önemli rollerden birini oynamaya aday ve dahası Levantenlerin aksine siyasetin alanı önlerinde açık...
Tek yapmaları gereken, içe kapanmak yerine kibir ve üstünlük duygularını bir yana bırakıp, tıpkı büyük kentlere göçen muhafazakâr kitlelerin 40 yıldır yapa geldikleri gibi siyaseti kullanmayı öğrenmek, artık nihayet değişebilmek, demokratik ittifaklar oluşturmayı bilmek, empati kurmak... işe dindar kitlelerin artık geçmişte kalan dışlanmışlıklarını gözlerinde canlandırarak ve Kürtlerin halen süren acılarını duyumsayarak başlayabilirler.
O çok değerli sosyal bilimciden neolevantenleşme halini dinlediğimde mim koymuştum. Referandumdan sonra çevremde, Her şeyin ellerinden birer birer kayıp gittiğini söyleyen insanların sayısı artınca bu yazıyı yazmaya karar verdim. CHPde değişime karşı koyan, içe kapanmacı, statükocu, umutsuz Neolevanten adaylarının hazin durumu karşısında artık daha fazla erteleyemezdim.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar