bugün
- kötü bir insan mıyım ben5
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi8
- paranın mutluluk getirmemesi7
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- sözlüğün yeni tasarımı17
- samsak döveci5
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek4
- kaçak akım rölesi3
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- ucuz atlatmak2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- küfürlü atasözleri4
- hababam sınıfı2
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- günaydın kızlar4
- kaçak akım2
- kendi popona şaplak atmak2
- kimseye ihtiyaç duymamak2
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar3
- bebeksi cilt için tavsiyeler2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- ne oldu4
- süvari kahvesi3
- sözlüğün en ılık yazarı2
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey4
- terhis oluyorum sözlük21
- blaupunkt3
- gece gelen yemek yapma isteği8
- travis bickle a gönlünün götürdüğü yere sür demek2
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- tır kabini2
- michelin2
- kitap okumamak3
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- fatma betül sayan kaya28
- ayva reçeli2
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- tulumba tatlısı4
- günaydın devasa uludağ sözlük ailesi2
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- anın görüntüsü24
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- sözlüğü ayakta tutanlar2
- belediye ruhsat birimi2
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- ateşte kızartılacaksın2
- dilencilik yasal bir iş midir2
11 Eylül'den sonra terörizmin Amerikan uygarlığına yönelttiği tehditle ilgili birçok film seyrettik. "Kod Adı: Olympus" (Olympus Has Fallen), söz konusu tehdidin cüretini ve çapını belki de en çok abartan film. Kuzey Koreli acımasız bir komünistin liderliğindeki teröristlerin Washington'a hava saldırısı ile başlayıp Beyaz Saray'ı işgal etmesiyle sonuçlanan eylemlerinin olabilirlik açısından mantığa sığan pek bir yanı yok. Masa başı göreve sürgün edilmiş gizli servis ajanı Mike Banning'in (Gerard Butler), kahramanca sahneye çıkıp, "Zor Ölüm" deki Bruce Willis misali Beyaz Saray'da teröristlere karşı tek başına verdiği mücadele de pek inanılır değil. Ama Hollywood aksiyonu dediğimiz böyle bir şey değil midir? Aramızdaki gizli kontrat gereği bizi hayalden hayale sürüklemelerini koltuğa oturur oturmaz kabullenmez miyiz? Zaten "Kod adı: Olympus" un sorunu inandırıcılık değil, daha çok niyet...
Niyet ne derseniz, öncelikle katıksız bir Amerikan milliyetçiliği, derim. Oscar'ı aldığı Beyaz Saray'da açıklanan "Argo" da olduğu gibi bir "halkla ilişkiler projesi"ni andırıyor. "Kod Adı: Olympus", iran ve Kuzey Kore gibi ülkeler nükleer silahlara sahip olduğumuz sürece terörizmin sonu gelmez, dünya barışı tesis edilemez" tezini beyazperdeye paranoyakça yansıtan bir film. Beyaz Saray önünde fotoğraf çeken Uzakdoğulu turistlerin birden teröriste dönüşmesi, yabancı siyasi heyetlerin barındırdığı "gizli tehlike" ler de yabancı düşmanlığını barındığı öğeler olarak dikkat çekici.
Politik okumaları bir yana bırakıp bir aksiyon ve gerilim filmi olarak baktığımızda, sadece sürükleyici ve oyalayıcı olduğunu söyleyebiliriz. Yönetmen Antoine Fuqua'nın özellikle Beyaz Saray'ın işgaliyle sonuçlanan baskın sekansını baştan sona gayet iyi planlayıp çektiği kesin. işgalden sonraki bölümler ise füze kumanda odalarında geçen kalabalık kadrolu "Soğuk Savaş Gerilimleri" ile rehine filmlerini andırıyor. Morgan Freeman'in belirli bir oyunculuk tadı getirdiği filmin çekilme amaçlarından biri de Gerard Butler'ı Bruce Willis tarzı bir aksiyon kahramanı olarak lanse edebilmek. Butler'ın yapımcılar arasında olduğunu da hesap edersek, gişe başarısı halinde Mike Banning karakteriyle başka bir filmde daha karşılaşacağımız kesin. Özetle sadece aksiyon severler için...
Mehmet Açar, Habertürk, 10.05.2013
Niyet ne derseniz, öncelikle katıksız bir Amerikan milliyetçiliği, derim. Oscar'ı aldığı Beyaz Saray'da açıklanan "Argo" da olduğu gibi bir "halkla ilişkiler projesi"ni andırıyor. "Kod Adı: Olympus", iran ve Kuzey Kore gibi ülkeler nükleer silahlara sahip olduğumuz sürece terörizmin sonu gelmez, dünya barışı tesis edilemez" tezini beyazperdeye paranoyakça yansıtan bir film. Beyaz Saray önünde fotoğraf çeken Uzakdoğulu turistlerin birden teröriste dönüşmesi, yabancı siyasi heyetlerin barındırdığı "gizli tehlike" ler de yabancı düşmanlığını barındığı öğeler olarak dikkat çekici.
Politik okumaları bir yana bırakıp bir aksiyon ve gerilim filmi olarak baktığımızda, sadece sürükleyici ve oyalayıcı olduğunu söyleyebiliriz. Yönetmen Antoine Fuqua'nın özellikle Beyaz Saray'ın işgaliyle sonuçlanan baskın sekansını baştan sona gayet iyi planlayıp çektiği kesin. işgalden sonraki bölümler ise füze kumanda odalarında geçen kalabalık kadrolu "Soğuk Savaş Gerilimleri" ile rehine filmlerini andırıyor. Morgan Freeman'in belirli bir oyunculuk tadı getirdiği filmin çekilme amaçlarından biri de Gerard Butler'ı Bruce Willis tarzı bir aksiyon kahramanı olarak lanse edebilmek. Butler'ın yapımcılar arasında olduğunu da hesap edersek, gişe başarısı halinde Mike Banning karakteriyle başka bir filmde daha karşılaşacağımız kesin. Özetle sadece aksiyon severler için...
Mehmet Açar, Habertürk, 10.05.2013
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com