bugün
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- atatürk ü sevme zorunluluğu9
- sözlüğün en masum yazarları16
- arkadaşlar larissa kim12
- hoşçakal uludağ sözlük7
- yeni gelen trolleri bik bik'e havale etmek4
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- en iyi dizi film karakterleri4
- pandela 34
- mekanda patronu tanıdığını belli etme hevesi3
- atatürk 12 adayı ve musulu neden bıraktı sorunsalı4
- fusya semsiyeli yabanci28
- sözlüğün deli kaynaması4
- sözlükteki gammazlar lobi si12
- karton toplayan çingene6
- atatürk ü sevmediğini belirtme gereği4
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi9
- uludağ sözlük size ne kattı18
- uludağ sözlüğün ikiye bölünmesi4
- başka kırbaç yemek isteyen var mı6
- recep tayyip erdoğan10
- may parker4
- arnavut mehmet akif in şiirinin milli marş olması3
- türklerin soykırımdaki ustalığı4
- bir kadını taşımanın zorluğu3
- sürekli gelen trollerle uğraşmamız2
- larisalisa8
- fetöcülerin sızmadıkları alanlar4
- nervio23
- şarapçının birden tayyipçi olması10
- hemşehri dayanışması4
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- sözlükteki lobicilik faaliyetleri5
- uber eats2
- sözlüğün en normal yazarları2
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler9
- mika raun ile sevişir misiniz2
- akşam serinliği2
- doğukan xd anonim hesap pandela2
- kırbacı ile adalet dağıtan yakışıklı4
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye3
- ilk hedef akdenizdir emri gelip karadenize fıymak2
- atam izindeyiz2
- serhat kılıç21
- en son ne yediniz4
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak5
- sözlükte yazan ünlüler8
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük5
- insanlık kıyamete yakın dönemde azgınlaşacak3
tanım: 4. ve 5. Sınıfta okuyan tıp öğrencisi olmaktır. Yeni başlayanlar için mesai koşuşturmacası, tecrübeli olanlar için kariyer yolculuğudur.
Eylülün ilk günlerinde toplaşılmıştır yine. Dördüncü veya beşinci sefer aynı tipleri görürsün bir yaz tatili farkıyla. Ama bu kez beyaz görürsün, herkes doktor önlüğünü kuşanmış, insanlık tek tip üniformaya dönüşmüştür. Beyazın verdiği heyecanı hissedersin. Sen de giyiyorsun ne de olsa. Ders başlamak üzeredir, vasati bir hasta telaşıyla stajyer grubunla doktorun yanına çıkarsın. Doktor başlar yatan hastaları ziyarete. Tıbbi deyimle vizittir kendisi. Asistanları arkasına alıp bütün hastaları dolaşır, konuşur, durmadan vızıldar asistanlar. Arkadaşlarının hocanın peşinden ayrılmadığını görüp takılırsın kuyruğuna. Eğer derslerine düzenli çalışan, hocaların gözdesi olan o öğrenciysen cenneti ayağına alırsın. Sınav öncesi kağıtlara şöyle bakan biriysen 1-2 dinlersin sonra bayar. Hoca da gitmiştir nihayetinde, gitmeden önce saat 11de gelip yoklama alıcam, kaçmayın kameralar var düzerim tarzında ayar verir. Bilirsin yok yazıldığında sınava giremeyeceğini. Saat daha 9u çeyrek geçiyor. o saate kadar burada ne yapacağız? diye..
Düşünmezsin.
ilk gündür çünkü. Göz açlığı, bilgi açlığı, vaka açlığı vardır sende. Ayrıca doktorun sana hasta vermiştir, daha hikayesini yazacaksın. Üçünü topla içler dışlar çarpımı yap, elde kaldı heves. iyidir hevesli olmak, afyonunu patlatır, ruhunu ısıtır. Neyse hasta odasına girersin. Hastanın gözlerinin içine bakarsın. Kimisi sevimlidir, kimisi kapalıdır, bazısı da acı çeker. işte insanlığın bir kısmını bahçede bırakmıştın ya, o odanın kapısından girdiğinde tekrar yerden toplarsın.
Sevgi.
Öfke.
Acıma.
Bir anda dozları yükselir. Biraz üşürsün, acırsın. Bu acıma youre pathetic teki alaylı kompleksli cinsten değildir. Kendinden de bir parça katarsın. Empati kurmaya çalışırsın. Başardığını zannedip anlık heveslerle kendini mutluluğa hazırlarsın ama olmaz. Beceremezsin.
Bazı şeyler böyledir. Ne kadar ıkınsan da değiştiremezsin gerçeği. Doktor da olsan öğrenci de olsan bu böyledir. Zaten önemsemediğini on dakika sonra kuracağın pijama, terlik, ev üçgeni hayalinden anlarsın.
Yüz küsür arkadaşınla okuduğun sınıf artık gruplara bölünmüştür, 20-40 kişilik gruplara. En sevdiğin arkadaşlarınla da ayrı gruplara düşmüşsündür. Kötü değil mi?
Kırklık bir güruh şeklinde yürüyeceğini, takım ruhuna alıştırmaya çalışırsın kendini. Yeni arkadaşlıklar, yeni hevesler edinirsin, onların hayalini kurarsın. Gel gör ki takım ruhu yerine on parçaya bölünmüş bir balkabağı görürsün. Sıkıcıdır. Bazen tiksinirsin ama mecbursundur birlikteliğe.
Üç sene okuduktan sonra günlük hayatta bana öğrenimimin faydası çok dokundu diyebilen kaç kişi var? Üç sene boyunca öğretim sisteminin acizliğinin, zamansızlığının ve kısırdöngüsünün içimizi doldurduğu kadarız. Bazıları bunun farkında ve ötesini tecrübe ediyor, etmeye de devam ediyor. Bize oturup saatlerce ders çalışmak kolay geliyor. Halbuki o bilgileri hastahanede tecrübe edip öğrenmek? O kadar kolay değil. Kolay mı? imkansız. Çünkü sınavda çok şey isteniyor. Not okumak daha kolay. Hastahane zaman kaybı mı peki? Eh hem öyle hem değil. Tamam biraz öyle! Halbuki sınavlar yazılı değil de pratik olsa hasta üzerinden gerekli olan bilgiler öğrenilse ve sınavda istense hem daha eğlenceli, daha didaktik, geleceğe yatırımı gerçekçi derecede olan bir bilgi birikimi öğrenilirdi. insan yaptığı bir şeyi asla unutmaz. Kağıt parçalarındaki yazılar haftalar sonra uçar, panik anında sadece pratik tecrübe insana yardım eder. Ne önemi var teorik bilginin hasta zarara uğradıktan sonra? 4. Sınıfta da 5. Sınıfta da durum farklı değil.
Ne yazık ki.
Sadece ambalajı güzel. Önlüklerin beyazlığı da cabası.
Neden pratik sisteme geçilmiyor?
- Şşt, uyandırma çocukları.
Eylülün ilk günlerinde toplaşılmıştır yine. Dördüncü veya beşinci sefer aynı tipleri görürsün bir yaz tatili farkıyla. Ama bu kez beyaz görürsün, herkes doktor önlüğünü kuşanmış, insanlık tek tip üniformaya dönüşmüştür. Beyazın verdiği heyecanı hissedersin. Sen de giyiyorsun ne de olsa. Ders başlamak üzeredir, vasati bir hasta telaşıyla stajyer grubunla doktorun yanına çıkarsın. Doktor başlar yatan hastaları ziyarete. Tıbbi deyimle vizittir kendisi. Asistanları arkasına alıp bütün hastaları dolaşır, konuşur, durmadan vızıldar asistanlar. Arkadaşlarının hocanın peşinden ayrılmadığını görüp takılırsın kuyruğuna. Eğer derslerine düzenli çalışan, hocaların gözdesi olan o öğrenciysen cenneti ayağına alırsın. Sınav öncesi kağıtlara şöyle bakan biriysen 1-2 dinlersin sonra bayar. Hoca da gitmiştir nihayetinde, gitmeden önce saat 11de gelip yoklama alıcam, kaçmayın kameralar var düzerim tarzında ayar verir. Bilirsin yok yazıldığında sınava giremeyeceğini. Saat daha 9u çeyrek geçiyor. o saate kadar burada ne yapacağız? diye..
Düşünmezsin.
ilk gündür çünkü. Göz açlığı, bilgi açlığı, vaka açlığı vardır sende. Ayrıca doktorun sana hasta vermiştir, daha hikayesini yazacaksın. Üçünü topla içler dışlar çarpımı yap, elde kaldı heves. iyidir hevesli olmak, afyonunu patlatır, ruhunu ısıtır. Neyse hasta odasına girersin. Hastanın gözlerinin içine bakarsın. Kimisi sevimlidir, kimisi kapalıdır, bazısı da acı çeker. işte insanlığın bir kısmını bahçede bırakmıştın ya, o odanın kapısından girdiğinde tekrar yerden toplarsın.
Sevgi.
Öfke.
Acıma.
Bir anda dozları yükselir. Biraz üşürsün, acırsın. Bu acıma youre pathetic teki alaylı kompleksli cinsten değildir. Kendinden de bir parça katarsın. Empati kurmaya çalışırsın. Başardığını zannedip anlık heveslerle kendini mutluluğa hazırlarsın ama olmaz. Beceremezsin.
Bazı şeyler böyledir. Ne kadar ıkınsan da değiştiremezsin gerçeği. Doktor da olsan öğrenci de olsan bu böyledir. Zaten önemsemediğini on dakika sonra kuracağın pijama, terlik, ev üçgeni hayalinden anlarsın.
Yüz küsür arkadaşınla okuduğun sınıf artık gruplara bölünmüştür, 20-40 kişilik gruplara. En sevdiğin arkadaşlarınla da ayrı gruplara düşmüşsündür. Kötü değil mi?
Kırklık bir güruh şeklinde yürüyeceğini, takım ruhuna alıştırmaya çalışırsın kendini. Yeni arkadaşlıklar, yeni hevesler edinirsin, onların hayalini kurarsın. Gel gör ki takım ruhu yerine on parçaya bölünmüş bir balkabağı görürsün. Sıkıcıdır. Bazen tiksinirsin ama mecbursundur birlikteliğe.
Üç sene okuduktan sonra günlük hayatta bana öğrenimimin faydası çok dokundu diyebilen kaç kişi var? Üç sene boyunca öğretim sisteminin acizliğinin, zamansızlığının ve kısırdöngüsünün içimizi doldurduğu kadarız. Bazıları bunun farkında ve ötesini tecrübe ediyor, etmeye de devam ediyor. Bize oturup saatlerce ders çalışmak kolay geliyor. Halbuki o bilgileri hastahanede tecrübe edip öğrenmek? O kadar kolay değil. Kolay mı? imkansız. Çünkü sınavda çok şey isteniyor. Not okumak daha kolay. Hastahane zaman kaybı mı peki? Eh hem öyle hem değil. Tamam biraz öyle! Halbuki sınavlar yazılı değil de pratik olsa hasta üzerinden gerekli olan bilgiler öğrenilse ve sınavda istense hem daha eğlenceli, daha didaktik, geleceğe yatırımı gerçekçi derecede olan bir bilgi birikimi öğrenilirdi. insan yaptığı bir şeyi asla unutmaz. Kağıt parçalarındaki yazılar haftalar sonra uçar, panik anında sadece pratik tecrübe insana yardım eder. Ne önemi var teorik bilginin hasta zarara uğradıktan sonra? 4. Sınıfta da 5. Sınıfta da durum farklı değil.
Ne yazık ki.
Sadece ambalajı güzel. Önlüklerin beyazlığı da cabası.
Neden pratik sisteme geçilmiyor?
- Şşt, uyandırma çocukları.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar