bugün
- from gold from dust29
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- arkadaşlar çok sıkıcısınız8
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği12
- queen ravenna ifşası15
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- kol saati8
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- 50 kilo üstü kız tripleri4
- tavuklu pilav8
- bir erkek adam kadınlara yükselmez8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması9
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- kolye143
- pudra kokusu2
- ioçk'nın ifşası4
- beşiktaş18
- crystal palace8
- ayaklara fısıldayan adam5
- fırın sütlaç8
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- true'nun çaylak olması5
- at9
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- futbol20
- denenecek çok şey var4
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- avrupa11
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek3
- beşiktaş 2 crystal palace 23
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- gocu nerede gocu3
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- ümit akdağ3
- akepe dönemi15
- izmirin en güzel semtleri10
- güney afrika4
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- hava yapmış kavanoz kapağı açmak2
- özlemek3
- 40'a doğru yaklaşmak4
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- la loba21
- yeşil3
tanım: 4. ve 5. Sınıfta okuyan tıp öğrencisi olmaktır. Yeni başlayanlar için mesai koşuşturmacası, tecrübeli olanlar için kariyer yolculuğudur.
Eylülün ilk günlerinde toplaşılmıştır yine. Dördüncü veya beşinci sefer aynı tipleri görürsün bir yaz tatili farkıyla. Ama bu kez beyaz görürsün, herkes doktor önlüğünü kuşanmış, insanlık tek tip üniformaya dönüşmüştür. Beyazın verdiği heyecanı hissedersin. Sen de giyiyorsun ne de olsa. Ders başlamak üzeredir, vasati bir hasta telaşıyla stajyer grubunla doktorun yanına çıkarsın. Doktor başlar yatan hastaları ziyarete. Tıbbi deyimle vizittir kendisi. Asistanları arkasına alıp bütün hastaları dolaşır, konuşur, durmadan vızıldar asistanlar. Arkadaşlarının hocanın peşinden ayrılmadığını görüp takılırsın kuyruğuna. Eğer derslerine düzenli çalışan, hocaların gözdesi olan o öğrenciysen cenneti ayağına alırsın. Sınav öncesi kağıtlara şöyle bakan biriysen 1-2 dinlersin sonra bayar. Hoca da gitmiştir nihayetinde, gitmeden önce saat 11de gelip yoklama alıcam, kaçmayın kameralar var düzerim tarzında ayar verir. Bilirsin yok yazıldığında sınava giremeyeceğini. Saat daha 9u çeyrek geçiyor. o saate kadar burada ne yapacağız? diye..
Düşünmezsin.
ilk gündür çünkü. Göz açlığı, bilgi açlığı, vaka açlığı vardır sende. Ayrıca doktorun sana hasta vermiştir, daha hikayesini yazacaksın. Üçünü topla içler dışlar çarpımı yap, elde kaldı heves. iyidir hevesli olmak, afyonunu patlatır, ruhunu ısıtır. Neyse hasta odasına girersin. Hastanın gözlerinin içine bakarsın. Kimisi sevimlidir, kimisi kapalıdır, bazısı da acı çeker. işte insanlığın bir kısmını bahçede bırakmıştın ya, o odanın kapısından girdiğinde tekrar yerden toplarsın.
Sevgi.
Öfke.
Acıma.
Bir anda dozları yükselir. Biraz üşürsün, acırsın. Bu acıma youre pathetic teki alaylı kompleksli cinsten değildir. Kendinden de bir parça katarsın. Empati kurmaya çalışırsın. Başardığını zannedip anlık heveslerle kendini mutluluğa hazırlarsın ama olmaz. Beceremezsin.
Bazı şeyler böyledir. Ne kadar ıkınsan da değiştiremezsin gerçeği. Doktor da olsan öğrenci de olsan bu böyledir. Zaten önemsemediğini on dakika sonra kuracağın pijama, terlik, ev üçgeni hayalinden anlarsın.
Yüz küsür arkadaşınla okuduğun sınıf artık gruplara bölünmüştür, 20-40 kişilik gruplara. En sevdiğin arkadaşlarınla da ayrı gruplara düşmüşsündür. Kötü değil mi?
Kırklık bir güruh şeklinde yürüyeceğini, takım ruhuna alıştırmaya çalışırsın kendini. Yeni arkadaşlıklar, yeni hevesler edinirsin, onların hayalini kurarsın. Gel gör ki takım ruhu yerine on parçaya bölünmüş bir balkabağı görürsün. Sıkıcıdır. Bazen tiksinirsin ama mecbursundur birlikteliğe.
Üç sene okuduktan sonra günlük hayatta bana öğrenimimin faydası çok dokundu diyebilen kaç kişi var? Üç sene boyunca öğretim sisteminin acizliğinin, zamansızlığının ve kısırdöngüsünün içimizi doldurduğu kadarız. Bazıları bunun farkında ve ötesini tecrübe ediyor, etmeye de devam ediyor. Bize oturup saatlerce ders çalışmak kolay geliyor. Halbuki o bilgileri hastahanede tecrübe edip öğrenmek? O kadar kolay değil. Kolay mı? imkansız. Çünkü sınavda çok şey isteniyor. Not okumak daha kolay. Hastahane zaman kaybı mı peki? Eh hem öyle hem değil. Tamam biraz öyle! Halbuki sınavlar yazılı değil de pratik olsa hasta üzerinden gerekli olan bilgiler öğrenilse ve sınavda istense hem daha eğlenceli, daha didaktik, geleceğe yatırımı gerçekçi derecede olan bir bilgi birikimi öğrenilirdi. insan yaptığı bir şeyi asla unutmaz. Kağıt parçalarındaki yazılar haftalar sonra uçar, panik anında sadece pratik tecrübe insana yardım eder. Ne önemi var teorik bilginin hasta zarara uğradıktan sonra? 4. Sınıfta da 5. Sınıfta da durum farklı değil.
Ne yazık ki.
Sadece ambalajı güzel. Önlüklerin beyazlığı da cabası.
Neden pratik sisteme geçilmiyor?
- Şşt, uyandırma çocukları.
Eylülün ilk günlerinde toplaşılmıştır yine. Dördüncü veya beşinci sefer aynı tipleri görürsün bir yaz tatili farkıyla. Ama bu kez beyaz görürsün, herkes doktor önlüğünü kuşanmış, insanlık tek tip üniformaya dönüşmüştür. Beyazın verdiği heyecanı hissedersin. Sen de giyiyorsun ne de olsa. Ders başlamak üzeredir, vasati bir hasta telaşıyla stajyer grubunla doktorun yanına çıkarsın. Doktor başlar yatan hastaları ziyarete. Tıbbi deyimle vizittir kendisi. Asistanları arkasına alıp bütün hastaları dolaşır, konuşur, durmadan vızıldar asistanlar. Arkadaşlarının hocanın peşinden ayrılmadığını görüp takılırsın kuyruğuna. Eğer derslerine düzenli çalışan, hocaların gözdesi olan o öğrenciysen cenneti ayağına alırsın. Sınav öncesi kağıtlara şöyle bakan biriysen 1-2 dinlersin sonra bayar. Hoca da gitmiştir nihayetinde, gitmeden önce saat 11de gelip yoklama alıcam, kaçmayın kameralar var düzerim tarzında ayar verir. Bilirsin yok yazıldığında sınava giremeyeceğini. Saat daha 9u çeyrek geçiyor. o saate kadar burada ne yapacağız? diye..
Düşünmezsin.
ilk gündür çünkü. Göz açlığı, bilgi açlığı, vaka açlığı vardır sende. Ayrıca doktorun sana hasta vermiştir, daha hikayesini yazacaksın. Üçünü topla içler dışlar çarpımı yap, elde kaldı heves. iyidir hevesli olmak, afyonunu patlatır, ruhunu ısıtır. Neyse hasta odasına girersin. Hastanın gözlerinin içine bakarsın. Kimisi sevimlidir, kimisi kapalıdır, bazısı da acı çeker. işte insanlığın bir kısmını bahçede bırakmıştın ya, o odanın kapısından girdiğinde tekrar yerden toplarsın.
Sevgi.
Öfke.
Acıma.
Bir anda dozları yükselir. Biraz üşürsün, acırsın. Bu acıma youre pathetic teki alaylı kompleksli cinsten değildir. Kendinden de bir parça katarsın. Empati kurmaya çalışırsın. Başardığını zannedip anlık heveslerle kendini mutluluğa hazırlarsın ama olmaz. Beceremezsin.
Bazı şeyler böyledir. Ne kadar ıkınsan da değiştiremezsin gerçeği. Doktor da olsan öğrenci de olsan bu böyledir. Zaten önemsemediğini on dakika sonra kuracağın pijama, terlik, ev üçgeni hayalinden anlarsın.
Yüz küsür arkadaşınla okuduğun sınıf artık gruplara bölünmüştür, 20-40 kişilik gruplara. En sevdiğin arkadaşlarınla da ayrı gruplara düşmüşsündür. Kötü değil mi?
Kırklık bir güruh şeklinde yürüyeceğini, takım ruhuna alıştırmaya çalışırsın kendini. Yeni arkadaşlıklar, yeni hevesler edinirsin, onların hayalini kurarsın. Gel gör ki takım ruhu yerine on parçaya bölünmüş bir balkabağı görürsün. Sıkıcıdır. Bazen tiksinirsin ama mecbursundur birlikteliğe.
Üç sene okuduktan sonra günlük hayatta bana öğrenimimin faydası çok dokundu diyebilen kaç kişi var? Üç sene boyunca öğretim sisteminin acizliğinin, zamansızlığının ve kısırdöngüsünün içimizi doldurduğu kadarız. Bazıları bunun farkında ve ötesini tecrübe ediyor, etmeye de devam ediyor. Bize oturup saatlerce ders çalışmak kolay geliyor. Halbuki o bilgileri hastahanede tecrübe edip öğrenmek? O kadar kolay değil. Kolay mı? imkansız. Çünkü sınavda çok şey isteniyor. Not okumak daha kolay. Hastahane zaman kaybı mı peki? Eh hem öyle hem değil. Tamam biraz öyle! Halbuki sınavlar yazılı değil de pratik olsa hasta üzerinden gerekli olan bilgiler öğrenilse ve sınavda istense hem daha eğlenceli, daha didaktik, geleceğe yatırımı gerçekçi derecede olan bir bilgi birikimi öğrenilirdi. insan yaptığı bir şeyi asla unutmaz. Kağıt parçalarındaki yazılar haftalar sonra uçar, panik anında sadece pratik tecrübe insana yardım eder. Ne önemi var teorik bilginin hasta zarara uğradıktan sonra? 4. Sınıfta da 5. Sınıfta da durum farklı değil.
Ne yazık ki.
Sadece ambalajı güzel. Önlüklerin beyazlığı da cabası.
Neden pratik sisteme geçilmiyor?
- Şşt, uyandırma çocukları.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar