bugün
- insanlardan nefret etmek6
- m r e r e c t o12
- larisalisa9
- yer sofrası3
- cayır cayır yanan kız12
- uludağ sözlük discord grubu6
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım3
- güzel bir kadını terk etmek5
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- yalnızlık güç değildir3
- birine geç kalmak2
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- satranç haram yasaklansın17
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- anayasa değişiklik paketi3
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- afganistan islam emirliği3
- y d isimli vatandaş2
- abd'nin iran füzelerine müdahale etmemesi2
- timsah4
- gir içime hünharca12
- beyazsemsiyeliyabanci48
- park sorunu6
- dul kalmak4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- faşizme karşı birleşik direniş cephesi2
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- suca suruklenen cocuk6
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği4
- chp de grup krizi kürsü kavgası3
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- onlyfans4
- arnavutluk3
- anın görüntüsü21
- file çorap giyen bir kıza aşık olmak4
- müzik haramdır5
- bankamatiğin para beğenmemesi2
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- kürt mutfağı7
- faik öztrak5
- mithat paşa2
- dogukan xd'yi bı güzel yumruklamak2
- amerika birleşik devletleri4
- true yazar mı sorunsalı5
- kemal kılıçdaroğlu21
- dinlemeyi bilmek5
- en klas salgı2
entry'ler (968)
Tanım :(gülünmemesi gereken bir espri ) Metro turizmin sahibi kesin Batmanlı yoksa bu zamana kadar çoktan batmış olmaları gerekiyordu. Bu lakaytlık az rastlanır cinsten. Daha hareket etti birkaç dakika sonra kah o köşede siftindi kah bu köşede benzin aldı. Adamlar aylak ya. Parayla işleri yok bence bu amcaların.
Otobüsteki herkes firmaya uyumlu davranıyor alenen geğirenler efendime söyleyeyim öksürüğün dibine vuranlar.
Asıl bu yazıyı yazma amacıma gelirsek değerli şoför bey amca hareket ettikten hemen sonra telefonundan navigasyonla varışı ayarladı ben tabi Şok'tan çıktım şimdi Bim'e giriyorum. Sonra bizim şoför bacanağını aradı yöresel deyişlerle koyu bir sohbete başladı. ailevi sorunlarına otobüsçek kederlendik. Dualarla yol alıyoruz. Ölüm gibi bir şey ama yaşamın kıyısında.
Muavinler desen eli façalı tipler adeta cezaevinden toplum hizmeti için gönderilmişler. Şoför ve muavinler yolculuk esnasında selfie çektiler gülüştüler filan eğleniyorlar belli ki. Otobüste hakim olan siyasi partiyi söylememe gerek olduğunu düşünmüyorum. Sesli gülünecek bunca şey varken tek derdim eve başım gözüm yerinde varabilmek. Bu adamlar bence hayata karşı farklı bir duruş sergilemek için varolmuş bi inanış filan ya da bi cemiyet ya da cemaat olsun. Öf işte öyle bi şey.
Otobüsteki herkes firmaya uyumlu davranıyor alenen geğirenler efendime söyleyeyim öksürüğün dibine vuranlar.
Asıl bu yazıyı yazma amacıma gelirsek değerli şoför bey amca hareket ettikten hemen sonra telefonundan navigasyonla varışı ayarladı ben tabi Şok'tan çıktım şimdi Bim'e giriyorum. Sonra bizim şoför bacanağını aradı yöresel deyişlerle koyu bir sohbete başladı. ailevi sorunlarına otobüsçek kederlendik. Dualarla yol alıyoruz. Ölüm gibi bir şey ama yaşamın kıyısında.
Muavinler desen eli façalı tipler adeta cezaevinden toplum hizmeti için gönderilmişler. Şoför ve muavinler yolculuk esnasında selfie çektiler gülüştüler filan eğleniyorlar belli ki. Otobüste hakim olan siyasi partiyi söylememe gerek olduğunu düşünmüyorum. Sesli gülünecek bunca şey varken tek derdim eve başım gözüm yerinde varabilmek. Bu adamlar bence hayata karşı farklı bir duruş sergilemek için varolmuş bi inanış filan ya da bi cemiyet ya da cemaat olsun. Öf işte öyle bi şey.
http://www.azizmsanat.org adı ile revize edilmiştir. Resim, tiyatro, tarih, bilim ve özellikle sinema sektörünün nabzını başarılı bir şekilde tutabilen oluşumdur.
en önemlisi sosyalleşmek, gerisini boşverin ne de olsa diplomayla iş bulmak zor.
Müşteriyi ayaküstü kazıklamada üstüne olmadığını düşündüğüm firmadır.
Bakın ayaküstü diyorum!
Bavulum 22kg gelmiş, yanımdaki arkadaşın bavulu da 5kg. normalde kişi başı sınır 15kg'dır.
Arkadaşla birlikte bavulları geçireyim derken (kilogram başına fazla para ödememek için)
biletleri kesen adam soyadlarımız aynı olmadığı sürece geçiremeyeceğimizi söyledi.
başka bir bilet sırasına girdim oradaki adam da biletlerin aynı anda alınmadığı sürece bavuldan kg başına
6tl istedi.
Sun express'te 2-3kg fazlam olmuştu ve para almamışlardı, ayrıca biriyle anlaşıp bavulları birlikte verebiliyordunuz.
150 küsür tl verip bilet alıyorsunuz, üstüne bir de bagaj parası diye sizi kazıklamaya çalışan, ucuz gösterip sağlam vuran firmadır.
edit: imla
Bakın ayaküstü diyorum!
Bavulum 22kg gelmiş, yanımdaki arkadaşın bavulu da 5kg. normalde kişi başı sınır 15kg'dır.
Arkadaşla birlikte bavulları geçireyim derken (kilogram başına fazla para ödememek için)
biletleri kesen adam soyadlarımız aynı olmadığı sürece geçiremeyeceğimizi söyledi.
başka bir bilet sırasına girdim oradaki adam da biletlerin aynı anda alınmadığı sürece bavuldan kg başına
6tl istedi.
Sun express'te 2-3kg fazlam olmuştu ve para almamışlardı, ayrıca biriyle anlaşıp bavulları birlikte verebiliyordunuz.
150 küsür tl verip bilet alıyorsunuz, üstüne bir de bagaj parası diye sizi kazıklamaya çalışan, ucuz gösterip sağlam vuran firmadır.
edit: imla
zihni orospu olmadığı sürece olmayacak süreçtir.
bir kadının kendine saygısı varsa kaşarlanmaz nokta.
bir kadının kendine saygısı varsa kaşarlanmaz nokta.
göbeğe öpücük atmada üstüne yoktur.
görünmezliğin illegal olmasını sağlamak.
ertesi gün "kocasının yatağından görünmez kadın çıktı" gibi bir haberle karşılaşmak istemezdi kimse.
ertesi gün "kocasının yatağından görünmez kadın çıktı" gibi bir haberle karşılaşmak istemezdi kimse.
tatlını neli seversin?
tazyikli ve öfkeli 2.
slogan bulamadım.
gaz bombasını ayran niyetine kendisine kullanan polistir.
biber gazı kafası diyoruz kendisine efendim.
biber gazı kafası diyoruz kendisine efendim.
justin Bieber hala sahneye çıkmamış. Hayır çocukların uyku saati geldi yani.
yazmak istenen: çünkü
yazılan: çüknü
of allahım günahım yok böyle bilesin.
yazılan: çüknü
of allahım günahım yok böyle bilesin.
dakikada 120 kez git gel yapabilen sağ el becerisi. kuşkusuz.
tanım: 4. ve 5. Sınıfta okuyan tıp öğrencisi olmaktır. Yeni başlayanlar için mesai koşuşturmacası, tecrübeli olanlar için kariyer yolculuğudur.
Eylülün ilk günlerinde toplaşılmıştır yine. Dördüncü veya beşinci sefer aynı tipleri görürsün bir yaz tatili farkıyla. Ama bu kez beyaz görürsün, herkes doktor önlüğünü kuşanmış, insanlık tek tip üniformaya dönüşmüştür. Beyazın verdiği heyecanı hissedersin. Sen de giyiyorsun ne de olsa. Ders başlamak üzeredir, vasati bir hasta telaşıyla stajyer grubunla doktorun yanına çıkarsın. Doktor başlar yatan hastaları ziyarete. Tıbbi deyimle vizittir kendisi. Asistanları arkasına alıp bütün hastaları dolaşır, konuşur, durmadan vızıldar asistanlar. Arkadaşlarının hocanın peşinden ayrılmadığını görüp takılırsın kuyruğuna. Eğer derslerine düzenli çalışan, hocaların gözdesi olan o öğrenciysen cenneti ayağına alırsın. Sınav öncesi kağıtlara şöyle bakan biriysen 1-2 dinlersin sonra bayar. Hoca da gitmiştir nihayetinde, gitmeden önce saat 11de gelip yoklama alıcam, kaçmayın kameralar var düzerim tarzında ayar verir. Bilirsin yok yazıldığında sınava giremeyeceğini. Saat daha 9u çeyrek geçiyor. o saate kadar burada ne yapacağız? diye..
Düşünmezsin.
ilk gündür çünkü. Göz açlığı, bilgi açlığı, vaka açlığı vardır sende. Ayrıca doktorun sana hasta vermiştir, daha hikayesini yazacaksın. Üçünü topla içler dışlar çarpımı yap, elde kaldı heves. iyidir hevesli olmak, afyonunu patlatır, ruhunu ısıtır. Neyse hasta odasına girersin. Hastanın gözlerinin içine bakarsın. Kimisi sevimlidir, kimisi kapalıdır, bazısı da acı çeker. işte insanlığın bir kısmını bahçede bırakmıştın ya, o odanın kapısından girdiğinde tekrar yerden toplarsın.
Sevgi.
Öfke.
Acıma.
Bir anda dozları yükselir. Biraz üşürsün, acırsın. Bu acıma youre pathetic teki alaylı kompleksli cinsten değildir. Kendinden de bir parça katarsın. Empati kurmaya çalışırsın. Başardığını zannedip anlık heveslerle kendini mutluluğa hazırlarsın ama olmaz. Beceremezsin.
Bazı şeyler böyledir. Ne kadar ıkınsan da değiştiremezsin gerçeği. Doktor da olsan öğrenci de olsan bu böyledir. Zaten önemsemediğini on dakika sonra kuracağın pijama, terlik, ev üçgeni hayalinden anlarsın.
Yüz küsür arkadaşınla okuduğun sınıf artık gruplara bölünmüştür, 20-40 kişilik gruplara. En sevdiğin arkadaşlarınla da ayrı gruplara düşmüşsündür. Kötü değil mi?
Kırklık bir güruh şeklinde yürüyeceğini, takım ruhuna alıştırmaya çalışırsın kendini. Yeni arkadaşlıklar, yeni hevesler edinirsin, onların hayalini kurarsın. Gel gör ki takım ruhu yerine on parçaya bölünmüş bir balkabağı görürsün. Sıkıcıdır. Bazen tiksinirsin ama mecbursundur birlikteliğe.
Üç sene okuduktan sonra günlük hayatta bana öğrenimimin faydası çok dokundu diyebilen kaç kişi var? Üç sene boyunca öğretim sisteminin acizliğinin, zamansızlığının ve kısırdöngüsünün içimizi doldurduğu kadarız. Bazıları bunun farkında ve ötesini tecrübe ediyor, etmeye de devam ediyor. Bize oturup saatlerce ders çalışmak kolay geliyor. Halbuki o bilgileri hastahanede tecrübe edip öğrenmek? O kadar kolay değil. Kolay mı? imkansız. Çünkü sınavda çok şey isteniyor. Not okumak daha kolay. Hastahane zaman kaybı mı peki? Eh hem öyle hem değil. Tamam biraz öyle! Halbuki sınavlar yazılı değil de pratik olsa hasta üzerinden gerekli olan bilgiler öğrenilse ve sınavda istense hem daha eğlenceli, daha didaktik, geleceğe yatırımı gerçekçi derecede olan bir bilgi birikimi öğrenilirdi. insan yaptığı bir şeyi asla unutmaz. Kağıt parçalarındaki yazılar haftalar sonra uçar, panik anında sadece pratik tecrübe insana yardım eder. Ne önemi var teorik bilginin hasta zarara uğradıktan sonra? 4. Sınıfta da 5. Sınıfta da durum farklı değil.
Ne yazık ki.
Sadece ambalajı güzel. Önlüklerin beyazlığı da cabası.
Neden pratik sisteme geçilmiyor?
- Şşt, uyandırma çocukları.
Eylülün ilk günlerinde toplaşılmıştır yine. Dördüncü veya beşinci sefer aynı tipleri görürsün bir yaz tatili farkıyla. Ama bu kez beyaz görürsün, herkes doktor önlüğünü kuşanmış, insanlık tek tip üniformaya dönüşmüştür. Beyazın verdiği heyecanı hissedersin. Sen de giyiyorsun ne de olsa. Ders başlamak üzeredir, vasati bir hasta telaşıyla stajyer grubunla doktorun yanına çıkarsın. Doktor başlar yatan hastaları ziyarete. Tıbbi deyimle vizittir kendisi. Asistanları arkasına alıp bütün hastaları dolaşır, konuşur, durmadan vızıldar asistanlar. Arkadaşlarının hocanın peşinden ayrılmadığını görüp takılırsın kuyruğuna. Eğer derslerine düzenli çalışan, hocaların gözdesi olan o öğrenciysen cenneti ayağına alırsın. Sınav öncesi kağıtlara şöyle bakan biriysen 1-2 dinlersin sonra bayar. Hoca da gitmiştir nihayetinde, gitmeden önce saat 11de gelip yoklama alıcam, kaçmayın kameralar var düzerim tarzında ayar verir. Bilirsin yok yazıldığında sınava giremeyeceğini. Saat daha 9u çeyrek geçiyor. o saate kadar burada ne yapacağız? diye..
Düşünmezsin.
ilk gündür çünkü. Göz açlığı, bilgi açlığı, vaka açlığı vardır sende. Ayrıca doktorun sana hasta vermiştir, daha hikayesini yazacaksın. Üçünü topla içler dışlar çarpımı yap, elde kaldı heves. iyidir hevesli olmak, afyonunu patlatır, ruhunu ısıtır. Neyse hasta odasına girersin. Hastanın gözlerinin içine bakarsın. Kimisi sevimlidir, kimisi kapalıdır, bazısı da acı çeker. işte insanlığın bir kısmını bahçede bırakmıştın ya, o odanın kapısından girdiğinde tekrar yerden toplarsın.
Sevgi.
Öfke.
Acıma.
Bir anda dozları yükselir. Biraz üşürsün, acırsın. Bu acıma youre pathetic teki alaylı kompleksli cinsten değildir. Kendinden de bir parça katarsın. Empati kurmaya çalışırsın. Başardığını zannedip anlık heveslerle kendini mutluluğa hazırlarsın ama olmaz. Beceremezsin.
Bazı şeyler böyledir. Ne kadar ıkınsan da değiştiremezsin gerçeği. Doktor da olsan öğrenci de olsan bu böyledir. Zaten önemsemediğini on dakika sonra kuracağın pijama, terlik, ev üçgeni hayalinden anlarsın.
Yüz küsür arkadaşınla okuduğun sınıf artık gruplara bölünmüştür, 20-40 kişilik gruplara. En sevdiğin arkadaşlarınla da ayrı gruplara düşmüşsündür. Kötü değil mi?
Kırklık bir güruh şeklinde yürüyeceğini, takım ruhuna alıştırmaya çalışırsın kendini. Yeni arkadaşlıklar, yeni hevesler edinirsin, onların hayalini kurarsın. Gel gör ki takım ruhu yerine on parçaya bölünmüş bir balkabağı görürsün. Sıkıcıdır. Bazen tiksinirsin ama mecbursundur birlikteliğe.
Üç sene okuduktan sonra günlük hayatta bana öğrenimimin faydası çok dokundu diyebilen kaç kişi var? Üç sene boyunca öğretim sisteminin acizliğinin, zamansızlığının ve kısırdöngüsünün içimizi doldurduğu kadarız. Bazıları bunun farkında ve ötesini tecrübe ediyor, etmeye de devam ediyor. Bize oturup saatlerce ders çalışmak kolay geliyor. Halbuki o bilgileri hastahanede tecrübe edip öğrenmek? O kadar kolay değil. Kolay mı? imkansız. Çünkü sınavda çok şey isteniyor. Not okumak daha kolay. Hastahane zaman kaybı mı peki? Eh hem öyle hem değil. Tamam biraz öyle! Halbuki sınavlar yazılı değil de pratik olsa hasta üzerinden gerekli olan bilgiler öğrenilse ve sınavda istense hem daha eğlenceli, daha didaktik, geleceğe yatırımı gerçekçi derecede olan bir bilgi birikimi öğrenilirdi. insan yaptığı bir şeyi asla unutmaz. Kağıt parçalarındaki yazılar haftalar sonra uçar, panik anında sadece pratik tecrübe insana yardım eder. Ne önemi var teorik bilginin hasta zarara uğradıktan sonra? 4. Sınıfta da 5. Sınıfta da durum farklı değil.
Ne yazık ki.
Sadece ambalajı güzel. Önlüklerin beyazlığı da cabası.
Neden pratik sisteme geçilmiyor?
- Şşt, uyandırma çocukları.
-unutmayın tıp fakültesinde sınıf yükseldikçe karizma artmaz. karizma insanın bakımındadır, giyimindedir, ruhundadır.
dün facebook'a girdim. listemdeki 3 kişi isminin başına TC koymuş. önce bir durdum. her zaman okuduğum haber sitelerine girdim. temiz.
gündemi takip edenler ile etmeyenler belli oldu işte..
tanım: okumadan, sorgulamadan, klavye delikanlığı yapıp sanal alemde milliyetçiliğe oynamaktır.
biri de demiyor ki bu niye haberlerde çıkmadı.
yazık size..
gündemi takip edenler ile etmeyenler belli oldu işte..
tanım: okumadan, sorgulamadan, klavye delikanlığı yapıp sanal alemde milliyetçiliğe oynamaktır.
biri de demiyor ki bu niye haberlerde çıkmadı.
yazık size..
