bugün
- özelden muzunu atan yazar10
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı7
- nervio'nun erkek olması12
- dede bu saate niye aktif ki8
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması8
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- 2 2 milyar tl5
- etli nohut vs kuru fasulye6
- game of thrones taki kerhaneci15
- nervionun sevgili yapması8
- mandalinan olayım soy beni diyen kız5
- kadın cinayetleri4
- renkli gözlü insanlar7
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek5
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- sözlükte kadın rolü yapmaktan alınan zevk6
- iltica27
- insan 3 gün yemek yemezse açlıktan ölür4
- bir daha sözlüğe gelinse alınacak nick4
- bana onu sormayin15
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı8
- exlerini stalklayan kadın4
- yaprak sarması vs lahana sarması4
- izmir bombası7
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- toplumun feminizasyonu2
- exlerini anlatan fingirfoş4
- bana onu sormayin tatlışlığı11
- uğurcan çakır10
- sözlük kavgasında karşıdan yanıt gelmeme gerilimi3
- türk dizileri dünyayı ele geçirdi9
- bana onu sormayin'a zeytin dalı uzatmak7
- aponun villası3
- sarapci koala hatayi6
- kürt tarihi yoktur diyen kemalist6
- gece aynadaki yansımanın gülmesi2
- anın görüntüsü26
- oyun dünyasının unutulmayan kadınları10
- lazanya vs yağlama3
- osman arıkan nacar3
- turşu yapabilen bir kızı üzmek5
- ayağıma masaj yapacak bir sözlük erkeği bulamamak8
- akp seçmeni18
- ibnelik yapmak2
- en verimli koyun çeşidi3
- yazarların kiraz yeme şekli4
- jelibon madeni3
- trafikte gereksiz korna çalma dürtüsü2
- yazarların akşam olunca yediği şeyler4
Süryaniler, köken olarak Hz. Nuh'un oğlu Sam'a dayanırlar. Semitik ırka mensup bu topluluğun yerleşim alanları genelde Mezopotamya bölgesidir. Bu geniş coğrafya üzerinde Beş bin yıllık gibi uzun geçmişe sahiptirler.
Elli asırlık tarihi süreçte isim değişikliğine uğradıkları söylense de, son yirmi asırdır Süryaniler diye çağırıldıkları kesindir. Kökleri bu kadar tarihi derinliklere inen Süryaniler, kültürlerini ve inançlarını korumuş, her şeye rağmen ayakta kalma başarısını göstermiş, varlıklarını günümüze kadar taşıyabilmişlerdir.
Süryani ataları Aramiler; Hiristiyanlığın, Antakya şehrine girdiği ve Hıristiyan dünyasının üç büyük kürsüsünden ilki olan Antakya Elçisel Kürsüsünün kurulduğu dönemde (M.S. 37-43) bölgede etkin durumdaydılar. Çeşitli putlara tapan Aramiler'in büyük çoğunluğu, isa Mesih�in öğretisini kabul ederek Hıristiyanlığa geçiş yapmışlardır. Buna paralel olarak Arami olan isimlerini terk ederek Süryani tabirini kullanmaya ve ayni zamanda konuştukları Aramice lisanına da Süryanice demeğe başlamışlardır.
O dönemde, bölgede yeni gelişen Hıristiyanlık inancı ile Süryani ismi özdeşleşmiş, bu iki öğe halk arasında aynı anlam ve manada kullanılır olmuştu. isa Mesih'in havarileri ile bölge halkı Süryani adını o kadar benimsediler ki Antakya kilisesini bu isimle çağırmaya başlamışlar ve bu ismi Antakya Kilisesinin dini simgesi haline getirmişlerdir. Üçüncü Antakya Patriği Mor iğnatiyos Nurani'nin, M.S. 107 yılında Romalılara yazdığı mektubunda görüldüğü gibi "Antakya Süryani Kilisesi" değimini kullanmıştır.
Arami Kralı V. Abgar, M.S. 34 yılında Hıristiyanlık inancını kabul ettikten sonra, Mezopotamya'nın çeşitli bölgelerine elçiler göndererek, Hıristiyanlık inancının bu coğrafyada yayılmasına öncülük etmiştir. Bölge halklarının Süryanice (Aramice) konuşuyor olmaları bu süreci hızlandırmıştır.
Böylece biri diğeri ile özdeşleşmiş, ayni anlam ve manada kullanılan Hıristiyanlık inancı ile Süryanilik, kısa zamanda Mezopotamya bölgesine yayılmıştır.
Günden güne gelişen Süryaniler, yaşadıkları topraklar üzerinde kültür ve sanat alanında eşsiz eserler bırakarak bölgenin sosyal yaşamını derinden etkilemişlerdir. Birçok alim ve bilgin yetiştirerek, bölge medeniyetine yön vermişlerdir.
Süryani bilginleri, dilbilgisi, konuşma (hitabet) ve şiir gibi filoloji bilimlerine yoğunlaşmışlardır. Bunun yanında mantık, felsefe, tabiat bilimleri, matematik, astronomi, jeoloji ve tıpla uğraşmışlardır. Bu değerli bilginler, teorisel din biliminin, ahlakın, kilise ve toplum hukukunun da derinliklerine dalmış bu konularda önemli çalışmalar yapmışlardır. Uzun zamanlar toplum ve din tarihi, coğrafya, kilise müziği ve hikaye anlatma sanatına değinmişler, genel olarak insani eğitimin en bilinen alanlarını kapsamışlar, bilginin meşalesini doğu ve batı dünyasının en uzak bölgelerine taşımışlardır.
Yunan edebiyat eserleri, zenginliğine, mükemmelliğine ve üstünlüğüne rağmen her ne kadar Süryani ve Latin edebiyatı için bir model olduysa da; bir bütün olarak değerlendirildiğinde Süryani edebiyatının mükemmelliği üzerine geçememiştir.
Süryaniler, tarihlerinde Romalılar, Persler, Bizanslılar, Araplar, Moğollar ve Türkler zamanında en doğru tarihsel dökümanlara sahip olan toplumdur. M.S. 4. yüzyıl Yunanca yazan alimlerin eserleriyle çalkalanırken, Edessa (Urfa) okulu bu yazıların en seçkinlerini Süryanice'ye çevirmekte gecikmemiştir. Edessa okulu Yunanca eğitimi vermeye de başlamış, 12. yüzyılın sonuna kadar olan sürede en ünlü okulları arasında yerini almıştır. Diğer bir yandan çeşitli Süryani alimleri, felsefe ve bilim kitaplarını önce Süryanice'ye daha sonra Arapça'ya çevirmek için büyük çabalar harcamışlardır. Bu edebi hareket ve onun etrafında gelişen çalışmalar sayesinde, asılları kaybolmuş olan Yunanca Hıristiyanlık kitapları, Süryanice'ye yapılmış çevirileri sayesinde korunabilmiştir. Süryani yazarlarının ürettikleri eserler, kendi dönemlerinde adeta başvuru kaynağı olmuş ve çeşitli dillere çevrilmişlerdir.
Beş bin yıllık geçmişe sahip bu zengin kültürün mirasçıları Süryaniler, günümüzde yaklaşık olarak beş milyon tahmin edilen nüfuslarıyla Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün, israil ve Hindistan'da yaşamaktadırlar. Ancak yirminci asrın son çeyreğinde, büyük bir bölümü Türkiye ve Ortadoğu'dan ayrılarak, başta Avrupa ve iskandinavya ülkeleri olmak üzere Amerika'ya, Avustralya'ya göç etmişlerdir.
kaynak:suryanikadim.org
Elli asırlık tarihi süreçte isim değişikliğine uğradıkları söylense de, son yirmi asırdır Süryaniler diye çağırıldıkları kesindir. Kökleri bu kadar tarihi derinliklere inen Süryaniler, kültürlerini ve inançlarını korumuş, her şeye rağmen ayakta kalma başarısını göstermiş, varlıklarını günümüze kadar taşıyabilmişlerdir.
Süryani ataları Aramiler; Hiristiyanlığın, Antakya şehrine girdiği ve Hıristiyan dünyasının üç büyük kürsüsünden ilki olan Antakya Elçisel Kürsüsünün kurulduğu dönemde (M.S. 37-43) bölgede etkin durumdaydılar. Çeşitli putlara tapan Aramiler'in büyük çoğunluğu, isa Mesih�in öğretisini kabul ederek Hıristiyanlığa geçiş yapmışlardır. Buna paralel olarak Arami olan isimlerini terk ederek Süryani tabirini kullanmaya ve ayni zamanda konuştukları Aramice lisanına da Süryanice demeğe başlamışlardır.
O dönemde, bölgede yeni gelişen Hıristiyanlık inancı ile Süryani ismi özdeşleşmiş, bu iki öğe halk arasında aynı anlam ve manada kullanılır olmuştu. isa Mesih'in havarileri ile bölge halkı Süryani adını o kadar benimsediler ki Antakya kilisesini bu isimle çağırmaya başlamışlar ve bu ismi Antakya Kilisesinin dini simgesi haline getirmişlerdir. Üçüncü Antakya Patriği Mor iğnatiyos Nurani'nin, M.S. 107 yılında Romalılara yazdığı mektubunda görüldüğü gibi "Antakya Süryani Kilisesi" değimini kullanmıştır.
Arami Kralı V. Abgar, M.S. 34 yılında Hıristiyanlık inancını kabul ettikten sonra, Mezopotamya'nın çeşitli bölgelerine elçiler göndererek, Hıristiyanlık inancının bu coğrafyada yayılmasına öncülük etmiştir. Bölge halklarının Süryanice (Aramice) konuşuyor olmaları bu süreci hızlandırmıştır.
Böylece biri diğeri ile özdeşleşmiş, ayni anlam ve manada kullanılan Hıristiyanlık inancı ile Süryanilik, kısa zamanda Mezopotamya bölgesine yayılmıştır.
Günden güne gelişen Süryaniler, yaşadıkları topraklar üzerinde kültür ve sanat alanında eşsiz eserler bırakarak bölgenin sosyal yaşamını derinden etkilemişlerdir. Birçok alim ve bilgin yetiştirerek, bölge medeniyetine yön vermişlerdir.
Süryani bilginleri, dilbilgisi, konuşma (hitabet) ve şiir gibi filoloji bilimlerine yoğunlaşmışlardır. Bunun yanında mantık, felsefe, tabiat bilimleri, matematik, astronomi, jeoloji ve tıpla uğraşmışlardır. Bu değerli bilginler, teorisel din biliminin, ahlakın, kilise ve toplum hukukunun da derinliklerine dalmış bu konularda önemli çalışmalar yapmışlardır. Uzun zamanlar toplum ve din tarihi, coğrafya, kilise müziği ve hikaye anlatma sanatına değinmişler, genel olarak insani eğitimin en bilinen alanlarını kapsamışlar, bilginin meşalesini doğu ve batı dünyasının en uzak bölgelerine taşımışlardır.
Yunan edebiyat eserleri, zenginliğine, mükemmelliğine ve üstünlüğüne rağmen her ne kadar Süryani ve Latin edebiyatı için bir model olduysa da; bir bütün olarak değerlendirildiğinde Süryani edebiyatının mükemmelliği üzerine geçememiştir.
Süryaniler, tarihlerinde Romalılar, Persler, Bizanslılar, Araplar, Moğollar ve Türkler zamanında en doğru tarihsel dökümanlara sahip olan toplumdur. M.S. 4. yüzyıl Yunanca yazan alimlerin eserleriyle çalkalanırken, Edessa (Urfa) okulu bu yazıların en seçkinlerini Süryanice'ye çevirmekte gecikmemiştir. Edessa okulu Yunanca eğitimi vermeye de başlamış, 12. yüzyılın sonuna kadar olan sürede en ünlü okulları arasında yerini almıştır. Diğer bir yandan çeşitli Süryani alimleri, felsefe ve bilim kitaplarını önce Süryanice'ye daha sonra Arapça'ya çevirmek için büyük çabalar harcamışlardır. Bu edebi hareket ve onun etrafında gelişen çalışmalar sayesinde, asılları kaybolmuş olan Yunanca Hıristiyanlık kitapları, Süryanice'ye yapılmış çevirileri sayesinde korunabilmiştir. Süryani yazarlarının ürettikleri eserler, kendi dönemlerinde adeta başvuru kaynağı olmuş ve çeşitli dillere çevrilmişlerdir.
Beş bin yıllık geçmişe sahip bu zengin kültürün mirasçıları Süryaniler, günümüzde yaklaşık olarak beş milyon tahmin edilen nüfuslarıyla Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün, israil ve Hindistan'da yaşamaktadırlar. Ancak yirminci asrın son çeyreğinde, büyük bir bölümü Türkiye ve Ortadoğu'dan ayrılarak, başta Avrupa ve iskandinavya ülkeleri olmak üzere Amerika'ya, Avustralya'ya göç etmişlerdir.
kaynak:suryanikadim.org
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar