bugün
- sözlük kürdü39
- simko323
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- ermenilerin kürtleri katlettiği gerçeği10
- ırkçılık yapmayın12
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler17
- etnik köken20
- doğu da bir evet git açım de9
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak3
- sigara6
- ctrlx5
- nervio24
- kürt olayının özeti5
- kürtlüğü gündeme getirerek dikkat çekmek6
- kürt kızına baban terörist mi demek6
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif11
- hangi ülke de doğmak isterdin15
- güçlü türkiye için ak parti diyoruz4
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum4
- hangi yazara aşıksınız8
- hepimiz türkiyeliyiz4
- en iyi çizgi filmler9
- sen ümit özdağ editleri izlesene3
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü6
- osman pamukoğlu3
- türk kürt kardeş değildr kürt de türklüğe dahildir3
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- sözlükteki zengin yazarlar9
- dünyadaki en kolay meslek7
- neye gülüyorsun2
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- karıya gitmek4
- karton reis nerdesin2
- amedspor22
- kemeraltı alageyik sokağı3
- şeytan2
- arap gel oğlum kuçu kuçu4
- karton toplayan çocuk5
- erken secim2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- anın görüntüsü26
- adaletin olmadığı yerde huzur da yoktur2
- müzik haram mıdır7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- sözlükte kim kime yürüyor5
Tesadüf nedir? Devreler halinde seyreden hayatın bu devreleri arasındaki nüktedan bağlantılar mıdır? Kader denilen kavramı bir ölçüde güçlendiren dramatizasyon aşamaları mıdır? inanılası mıdır, üzülesi midir, şaşılası mıdır? "Tesadüf işte" diye geçilesi midir, yoksa üzerine kafa patlatılası bir konu mudur?
ispanyol yönetmen Julio Medem, "Kutup Çizgisi Aşıkları"nda kaderi ve tesadüfleri sorguluyor. Pekala, filmden hareketle biz de sorgulayalım... Kader kelimesinin ekseriyetle olumsuz bir anlam ifade etmesi nedendir? Birisinin başına gelenlerden "kader işte" diye bahsediliyorsa, büyük ihtimalle o kişi kötü olaylarla karşılaşmıştır. Yani düşünün ki, birisi iyi bir ailenin ferdi olsun, iyi okullarda okusun, başarılı bir iş hayatı ve aşk hayatı olsun. Bu kişinin büyük sorunlar yaşamadan yaşlanıp sessizce ölmesine kim "kader" kelimesini uygun görür? Oysa ki aynı kişi müthiş başarılı bir hayat sürdürürken aşk acısı sonrasında depresyonla cebelleşse ve perişan olsa "kader işte" nidaları civardan yükselir. Hal böyle olunca, "kader"in ve "tesadüfler"in, insanların yaşadıklanlarının ardından yorum yaparak şekillendirdikleri bir nevi "mesaj çıkarma", "anlamlandırma" araçları olduğunu görmeli. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu söylemek için müsait tekerrürler aramak da bundandır. Yoksa tarihin tekerrürsüzlükleri de azımsanmayacak kadar çoktur.
Filme dönecek olursak, çok başarılı bir kurguyla karşı karşıyayız. inanılmaz tesadüflerin olayları kesiştirdiği sahnelerde "bu kadar da olmaz" dedirtmeyen film, masalı gerçekleştirmede bir hayli başarılı. Yine o tesadüflerin omuzlarında yükselen ve destansılaşan bir aşk öyküsü var. Otto ve Ana, ne tesadüftür ki ikisinin de adı simetriktir, birbirlerini tamamlıyor. Julio Medem, kader kavramının altını çizerken aslında benim görüşüme göre bir ölçüde çelişkiye de düşüyor. Örneğin Ana'nın Otto'yu babasıyla özdeşleştirmesi ve tanıştıkları ilk günlerde bazı tesadüfler sonucu bu yorumunda haklı olduğu kanısına kapılması, ilerleyen günlerde bir yanılgıya dönüşüyor. Ve o hayal, o masal, o öykü orada kesiliyor. Ana, Otto'nun babası olmadığını anlıyor, ancak ona bu kanıyı veren tesadüflerin güçsüzlüğü de ortaya çıkmış oluyor. Özetle, tesadüflerden çıkarım yapmanın bir yanılgı olabileceği anlatılıyor.
Yine öykünün sonunda gerçekleşen kaza hadisesi, onca kopmaya rağmen yeniden teğet geçen iki aşığın durumunu "kutsallıktan" "acıya" dönüştürüyor. Diyeceğim şu ki, bunca ayrılığa ve "kutup çizgisindeki" buluşmaya karşın, seyirci destansı bir birleşme bekliyor. O da olsa, Ana ve Otto'nun aşkı kutsallaşacak. Ancak "kader bu ya", seyircinin beklenmedik bulacağı bir olay "kader" kavramını dillere düşürüyor. Uzun lafın kısası, Ana ve Otto kutup çizgisinde birleşseydi, aşkını kovalayan, "Cesur ol"an (valiente!) birer kahraman aşık olacaktı. Fakat beklenmedik olaylar buna engel olunca durumun adı "kader" oluyor. Olumluysa başarı, olumsuzsa kader, insanın ikiyüzlülüğü bu...
ispanyol yönetmen Julio Medem, "Kutup Çizgisi Aşıkları"nda kaderi ve tesadüfleri sorguluyor. Pekala, filmden hareketle biz de sorgulayalım... Kader kelimesinin ekseriyetle olumsuz bir anlam ifade etmesi nedendir? Birisinin başına gelenlerden "kader işte" diye bahsediliyorsa, büyük ihtimalle o kişi kötü olaylarla karşılaşmıştır. Yani düşünün ki, birisi iyi bir ailenin ferdi olsun, iyi okullarda okusun, başarılı bir iş hayatı ve aşk hayatı olsun. Bu kişinin büyük sorunlar yaşamadan yaşlanıp sessizce ölmesine kim "kader" kelimesini uygun görür? Oysa ki aynı kişi müthiş başarılı bir hayat sürdürürken aşk acısı sonrasında depresyonla cebelleşse ve perişan olsa "kader işte" nidaları civardan yükselir. Hal böyle olunca, "kader"in ve "tesadüfler"in, insanların yaşadıklanlarının ardından yorum yaparak şekillendirdikleri bir nevi "mesaj çıkarma", "anlamlandırma" araçları olduğunu görmeli. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu söylemek için müsait tekerrürler aramak da bundandır. Yoksa tarihin tekerrürsüzlükleri de azımsanmayacak kadar çoktur.
Filme dönecek olursak, çok başarılı bir kurguyla karşı karşıyayız. inanılmaz tesadüflerin olayları kesiştirdiği sahnelerde "bu kadar da olmaz" dedirtmeyen film, masalı gerçekleştirmede bir hayli başarılı. Yine o tesadüflerin omuzlarında yükselen ve destansılaşan bir aşk öyküsü var. Otto ve Ana, ne tesadüftür ki ikisinin de adı simetriktir, birbirlerini tamamlıyor. Julio Medem, kader kavramının altını çizerken aslında benim görüşüme göre bir ölçüde çelişkiye de düşüyor. Örneğin Ana'nın Otto'yu babasıyla özdeşleştirmesi ve tanıştıkları ilk günlerde bazı tesadüfler sonucu bu yorumunda haklı olduğu kanısına kapılması, ilerleyen günlerde bir yanılgıya dönüşüyor. Ve o hayal, o masal, o öykü orada kesiliyor. Ana, Otto'nun babası olmadığını anlıyor, ancak ona bu kanıyı veren tesadüflerin güçsüzlüğü de ortaya çıkmış oluyor. Özetle, tesadüflerden çıkarım yapmanın bir yanılgı olabileceği anlatılıyor.
Yine öykünün sonunda gerçekleşen kaza hadisesi, onca kopmaya rağmen yeniden teğet geçen iki aşığın durumunu "kutsallıktan" "acıya" dönüştürüyor. Diyeceğim şu ki, bunca ayrılığa ve "kutup çizgisindeki" buluşmaya karşın, seyirci destansı bir birleşme bekliyor. O da olsa, Ana ve Otto'nun aşkı kutsallaşacak. Ancak "kader bu ya", seyircinin beklenmedik bulacağı bir olay "kader" kavramını dillere düşürüyor. Uzun lafın kısası, Ana ve Otto kutup çizgisinde birleşseydi, aşkını kovalayan, "Cesur ol"an (valiente!) birer kahraman aşık olacaktı. Fakat beklenmedik olaylar buna engel olunca durumun adı "kader" oluyor. Olumluysa başarı, olumsuzsa kader, insanın ikiyüzlülüğü bu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar