bugün
- en gey özelliğiniz10
- true nickli yazar11
- türklerin ileri olduğu konular21
- norm ender2
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- dinsize inanır mısın17
- bir kadının en güzel bölgesi8
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan2
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- eski seni özlüyor musun6
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- bir insanı yaptığı ilk hatada hayatından çıkarmak2
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- ipek çiçek3
- salak yazarlar7
- arkadaşlar bakar mısınız11
- bir gün öleceğini unutmak10
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- pandela6
- deri ceketli serseri4
- kuran da neden namaz yok8
- kültürün bireyi boğması4
- gocu pandela barışı4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- gocu31
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- ioçke'nin elleri4
- geceye bir şarkı bırak23
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
mankurtlaşmış cemaatçi zırvası.
bırakın arkadaşım neyin peşindesiniz? neyi savunuyorsunuz?
adamlar kendileri itiraf ediyorlar, "türkleri arkadan vurduk" diyorlar;
http://www.zaman.com.tr/d...elini-oduyoruz_51830.html
kaynak olarak özellikle zaman gazetesini seçtim ki bu beyinsizlere kaynak da beğendiremeyiz zira.
çağlar boyu arap ihanetleri konu başlığında da incelemiştik bunları.
filistinli bakan salim tamari'nin kendi sesinden, kendi beyanatından referanslar aldık.
--spoiler--
Bizim Şerif Hüseyin dediğimiz Hüseyin bin Ali, 1856da Mekkede doğdu. Sultan Abdülhamidin iktidarı sırasında Arap bağımsızlığı hevesine düştüğü farkedilince istanbuldan ayrılması yasaklandı. Senelerce evinden dışarıya adım atamadı ama Abdülhamidi deviren ittihadçılar akıl almaz bir iş yapıp Hüseyini Mekkeye Emir tayin ettiler.
Derken Birinci Dünya Savaşı patladı ve Hüseyinin ingilizlerle çok önceden başlayan teması semeresini verdi, kendisini Hicaz Kralı ilán etti ve zamanın hükümdarı Sultan Reşadın ilán ettiği cihada karşı iki ayrı cihad bildirisiyle cevap verdi.
26 Haziran 1916 tarihli ilk bildirisi "Türkler dinden çıktılar. islámın kanunlarını ve geleneklerini ihlál ediyorlar. Artık Allahın emirlerine uymuyor, emredilenin aksini yapıyor, biz Arapların asırlardır devam edegelen ádetlerine saygı göstermiyorlar" diye başlıyor,
"Arapların Türk idaresine karşı cihada girişmeleri farzdır..." sözleriyle bitiyordu.
10 Eylül 1916daki ikinci bildirisinde ise "islam dünyasındaki bütün kardeşlerimi bu yıkıcı, bozguncu, aptal ve alçak kişilere (yani, biz Türklere) itaat etmemeye çağırıyorum. Allaha itaat etmeyenlere itaat edilmez!" diyordu.
ingilizlerin meşhur casusu Lawrensin Arap kabilelere dağıttığı altınlar Arap dünyasına istanbuldaki Sultan-Halifenin ilán ettiği cihaddan daha cazip geldi ve Şerif Hüseyinin başlatığı isyanla sadece Arap Yarımadasını ve Ortadoğuyu değil, onbinlerce askerimizi de geri gelmemecesine oralarda bıraktık.
Ama bizim uğradığımız bütün bu kayıplar Şerif Hüseyine de birşey kazandırmadı ve hayalleri boş çıktı.
Krallığından sonra ilán ettiği hilafetini kendisine bağlı birkaç kabile dışında hiç kimse tanımadı, sonra talihi tersine döndü ve Arabistan Krallığı tahtını 1924te Suudi Arabistanın şimdiki hákimi olan Suudi hanedanının kurucusu ibn-i Suuda terkedip Kıbrısa kaçmak zorunda kaldı.
Şerif Hüseyin, 1931 Haziranının ilk haftasında Ammanda, sürgünde öldü.
Başında bekleyenler ölümünden birkaç gün önce, henüz kendisini kaybetmediği sırada "Osmanlıya kılıç çekmemeliydim. ihanetimin bedelini ödüyorum" diye sayıkladığını ve liderliğini yaptığı isyanın ailesinin üzerine bir lanet, bir şeamet getirmesi endişeleri içerisinde can verdiğine şahit oldular.
Derken, oğullarının hiçbiri yatağında can veremedi, ya bir suikastte yahut şaibeli ameliyatlarda ölüp gittiler.
Uğursuzluk torunlarına kadar uzandı ve soyundan gelen birçok kral hayattan aynı şekilde ayrıldı.
--spoiler--
yeter mi amına çaktıklarım? yoksa daha uzun uzun yazayım mı?
araplar ihanet etmedi ha?
hasiktirin ordan...
bırakın arkadaşım neyin peşindesiniz? neyi savunuyorsunuz?
adamlar kendileri itiraf ediyorlar, "türkleri arkadan vurduk" diyorlar;
http://www.zaman.com.tr/d...elini-oduyoruz_51830.html
kaynak olarak özellikle zaman gazetesini seçtim ki bu beyinsizlere kaynak da beğendiremeyiz zira.
çağlar boyu arap ihanetleri konu başlığında da incelemiştik bunları.
filistinli bakan salim tamari'nin kendi sesinden, kendi beyanatından referanslar aldık.
--spoiler--
Bizim Şerif Hüseyin dediğimiz Hüseyin bin Ali, 1856da Mekkede doğdu. Sultan Abdülhamidin iktidarı sırasında Arap bağımsızlığı hevesine düştüğü farkedilince istanbuldan ayrılması yasaklandı. Senelerce evinden dışarıya adım atamadı ama Abdülhamidi deviren ittihadçılar akıl almaz bir iş yapıp Hüseyini Mekkeye Emir tayin ettiler.
Derken Birinci Dünya Savaşı patladı ve Hüseyinin ingilizlerle çok önceden başlayan teması semeresini verdi, kendisini Hicaz Kralı ilán etti ve zamanın hükümdarı Sultan Reşadın ilán ettiği cihada karşı iki ayrı cihad bildirisiyle cevap verdi.
26 Haziran 1916 tarihli ilk bildirisi "Türkler dinden çıktılar. islámın kanunlarını ve geleneklerini ihlál ediyorlar. Artık Allahın emirlerine uymuyor, emredilenin aksini yapıyor, biz Arapların asırlardır devam edegelen ádetlerine saygı göstermiyorlar" diye başlıyor,
"Arapların Türk idaresine karşı cihada girişmeleri farzdır..." sözleriyle bitiyordu.
10 Eylül 1916daki ikinci bildirisinde ise "islam dünyasındaki bütün kardeşlerimi bu yıkıcı, bozguncu, aptal ve alçak kişilere (yani, biz Türklere) itaat etmemeye çağırıyorum. Allaha itaat etmeyenlere itaat edilmez!" diyordu.
ingilizlerin meşhur casusu Lawrensin Arap kabilelere dağıttığı altınlar Arap dünyasına istanbuldaki Sultan-Halifenin ilán ettiği cihaddan daha cazip geldi ve Şerif Hüseyinin başlatığı isyanla sadece Arap Yarımadasını ve Ortadoğuyu değil, onbinlerce askerimizi de geri gelmemecesine oralarda bıraktık.
Ama bizim uğradığımız bütün bu kayıplar Şerif Hüseyine de birşey kazandırmadı ve hayalleri boş çıktı.
Krallığından sonra ilán ettiği hilafetini kendisine bağlı birkaç kabile dışında hiç kimse tanımadı, sonra talihi tersine döndü ve Arabistan Krallığı tahtını 1924te Suudi Arabistanın şimdiki hákimi olan Suudi hanedanının kurucusu ibn-i Suuda terkedip Kıbrısa kaçmak zorunda kaldı.
Şerif Hüseyin, 1931 Haziranının ilk haftasında Ammanda, sürgünde öldü.
Başında bekleyenler ölümünden birkaç gün önce, henüz kendisini kaybetmediği sırada "Osmanlıya kılıç çekmemeliydim. ihanetimin bedelini ödüyorum" diye sayıkladığını ve liderliğini yaptığı isyanın ailesinin üzerine bir lanet, bir şeamet getirmesi endişeleri içerisinde can verdiğine şahit oldular.
Derken, oğullarının hiçbiri yatağında can veremedi, ya bir suikastte yahut şaibeli ameliyatlarda ölüp gittiler.
Uğursuzluk torunlarına kadar uzandı ve soyundan gelen birçok kral hayattan aynı şekilde ayrıldı.
--spoiler--
yeter mi amına çaktıklarım? yoksa daha uzun uzun yazayım mı?
araplar ihanet etmedi ha?
hasiktirin ordan...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar