bugün
- cayır cayır yanan kız9
- park sorunu6
- onlyfans4
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- file çorap giyen bir kıza aşık olmak4
- gir içime hünharca12
- arkadaşlar bakar mısınız9
- müzik haramdır5
- satranç haram yasaklansın15
- faik öztrak5
- kongo2
- true yazar mı sorunsalı5
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği2
- oylama fakiri sözlük üyeleri2
- karşı cinste çekici gelen şeyler4
- dinlemeyi bilmek5
- kavala2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- kürt mutfağı7
- uludağ sözlük online sayısı5
- hayatının geri kalanını belirleyecek mesaj4
- gocu43
- en sevilen meyveler8
- hırvatistan2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- türkiye17
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- mısır6
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- eğirdir gölü3
- suudi arabistan2
- götü başı ayrı oynayan insanlar3
- iran2
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı6
- ispanya3
- kızının düğününde oynayan baba8
- belçika2
- fildişi sahili4
- recep tayyip erdoğan8
- amerika birleşik devletleri3
- avustralya4
- paraguay2
- kürt kültürü3
- bu devirde fes giymek5
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları5
Güce ve güçlüye karşı tavrımız genellikle güçlüyü kızdırmamak veya güçlünün tarafında olmaya çalışmak şeklinde gerçekleşir. Hele sonsuz isteklerine gem vuramamış ve bunları ihtiyaç addederek çoğalttıkça çoğaltmış kişi, bunları elde edebilmek için çoğu zaman menfaat sağlayacağı muktedirlere yanaşmaya, onların istediklerini yaparak onlar tarafından makbul bir makama ulaşmaya çalışır.
işyerlerinde çok bariz gözlemlenebilir bu durum. Çoğu zaman bir makama ulaşabilmek görünürde hayal bile olsa içindeki bu arzusunu atamayan çalışan, bunun için derecesine göre üst yönetimdekiler ile olan bağını kuvvetlendirme gayreti içerisindedir hep. Düz personel memur, memur uzaman, uzman şef, şef şube müdürü, şube müdürü genel sekreter, genel sekreter genel müdür, genel müdür müsteşar, müsteşar milletvekili, milletvekili bakan olmak ister ve bu silsile böyle uzayıp gider. Herkes himmetine göre bir beklenti içerisine girer bazen de. Kimisi için ulaşılabilecek en yüksek makam şefliktir ve şef olabilmek için dil dökmediği kişi, açmadığı kapı kalmaz. Onun için şeflik ulaşılabilecek en önemli koltuklardan biridir. Lakin şef olunca dolacağını zannettiği içindeki kara delik dolmak bir tarafa daha bir derinleşip genişledikçe o da yeni emellere yeni makam ve mevki beklentilerine yelken açacaktır.
Burada üzerinde durmak istediğim şey aslında iş hayatlarımızdaki hırslarımız ve bizleri sevk ettiği sonu gelmez yollar değil, bizden daha yetkili kişiler karşısında takındığımız acz ve mahcubiyet edasının iş hayatı örneği üzerinden temsillendirilmesidir. Elinde çok az yetki olan kişiler karşısında bile el pençe divan durmamızın sebebi, bizden daha fazla gücünün olması ve bunun neticesinde kendisiyle iyi geçinerek bir menfaat elde edebilme beklentisidir. Karakter yapısına göre bu tavır değişkenlik arz etmekle beraber en onurlu insan bile fıtratı gereği güçlü karşısında kendine çeki düzen verir ve menfaat içinde olmasa bile güçlünün düşmanı olmama dolayısıyla gazabını çekmemeye çalışır.
Etrafımızda midemizi bulandırırcasına tavırlarıyla sürekli çoğalan kişilerin varlığı bu davranış tarzının fıtri olması önünde bir engel değil. Güç arttıkça dışa vurulmasa bile içten, ister hayranlık ister korku ister nefret ister menfaat kaynaklı olsun, bir saygı veya en azından etkilenme herkeste vardır. Bu zaten yerilecek bir şey değil. Yerilmiş olan bu duygunun onur kırıcı bir şekilde dışa vurulmasıdır.
Müdürünün karşısında saygıyla durup ağzından çıkacak cümleleri tek bir kelime kaçırmadan huşu ile dinleyen insanlar; hepimizi, herkesi, her şeyi bütün gücü ve otoritesi ile sarmış, ne uzay ne doğa ne de bizatihi insan üzerindeki gücü yüzde bir bile anlaşılamamış ama varlığı ve gücü nerdeyse herkesçe artık kabul edilmiş en büyük otoriteye karşı niye bu kadar umursamaz duruyor gerçekten anlaşılması zor bir şey. Neleri sevip neleri sevmediğini, nelerin yapılmasını isteyip neleri yasakladığını, kendisine nasıl yaranılacağını hatta ve hatta kendisi ile nasıl dost olunacağını yine erişilmez cömertliği ile bizlere bildiren bu büyük güç karşısında olanca güçsüzlüğümüz, çaresizliğimiz ile birlikte yaptıklarımıza şöyle bir bakarsak dünyadaki küçük beklentiler karşısında takındığımız olağanüstü tavırlar ile karşılaştırıldığında cehaletimiz, ahmaklığımız apaçık ortaya çıkacaktır.
devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=51
işyerlerinde çok bariz gözlemlenebilir bu durum. Çoğu zaman bir makama ulaşabilmek görünürde hayal bile olsa içindeki bu arzusunu atamayan çalışan, bunun için derecesine göre üst yönetimdekiler ile olan bağını kuvvetlendirme gayreti içerisindedir hep. Düz personel memur, memur uzaman, uzman şef, şef şube müdürü, şube müdürü genel sekreter, genel sekreter genel müdür, genel müdür müsteşar, müsteşar milletvekili, milletvekili bakan olmak ister ve bu silsile böyle uzayıp gider. Herkes himmetine göre bir beklenti içerisine girer bazen de. Kimisi için ulaşılabilecek en yüksek makam şefliktir ve şef olabilmek için dil dökmediği kişi, açmadığı kapı kalmaz. Onun için şeflik ulaşılabilecek en önemli koltuklardan biridir. Lakin şef olunca dolacağını zannettiği içindeki kara delik dolmak bir tarafa daha bir derinleşip genişledikçe o da yeni emellere yeni makam ve mevki beklentilerine yelken açacaktır.
Burada üzerinde durmak istediğim şey aslında iş hayatlarımızdaki hırslarımız ve bizleri sevk ettiği sonu gelmez yollar değil, bizden daha yetkili kişiler karşısında takındığımız acz ve mahcubiyet edasının iş hayatı örneği üzerinden temsillendirilmesidir. Elinde çok az yetki olan kişiler karşısında bile el pençe divan durmamızın sebebi, bizden daha fazla gücünün olması ve bunun neticesinde kendisiyle iyi geçinerek bir menfaat elde edebilme beklentisidir. Karakter yapısına göre bu tavır değişkenlik arz etmekle beraber en onurlu insan bile fıtratı gereği güçlü karşısında kendine çeki düzen verir ve menfaat içinde olmasa bile güçlünün düşmanı olmama dolayısıyla gazabını çekmemeye çalışır.
Etrafımızda midemizi bulandırırcasına tavırlarıyla sürekli çoğalan kişilerin varlığı bu davranış tarzının fıtri olması önünde bir engel değil. Güç arttıkça dışa vurulmasa bile içten, ister hayranlık ister korku ister nefret ister menfaat kaynaklı olsun, bir saygı veya en azından etkilenme herkeste vardır. Bu zaten yerilecek bir şey değil. Yerilmiş olan bu duygunun onur kırıcı bir şekilde dışa vurulmasıdır.
Müdürünün karşısında saygıyla durup ağzından çıkacak cümleleri tek bir kelime kaçırmadan huşu ile dinleyen insanlar; hepimizi, herkesi, her şeyi bütün gücü ve otoritesi ile sarmış, ne uzay ne doğa ne de bizatihi insan üzerindeki gücü yüzde bir bile anlaşılamamış ama varlığı ve gücü nerdeyse herkesçe artık kabul edilmiş en büyük otoriteye karşı niye bu kadar umursamaz duruyor gerçekten anlaşılması zor bir şey. Neleri sevip neleri sevmediğini, nelerin yapılmasını isteyip neleri yasakladığını, kendisine nasıl yaranılacağını hatta ve hatta kendisi ile nasıl dost olunacağını yine erişilmez cömertliği ile bizlere bildiren bu büyük güç karşısında olanca güçsüzlüğümüz, çaresizliğimiz ile birlikte yaptıklarımıza şöyle bir bakarsak dünyadaki küçük beklentiler karşısında takındığımız olağanüstü tavırlar ile karşılaştırıldığında cehaletimiz, ahmaklığımız apaçık ortaya çıkacaktır.
devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=51
Gündemdeki Haberler
