bugün
- japonyada 10 000 kürdün karakol basması19
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları27
- arkadaşlar kek yaptım5
- kumar bağımlılığı4
- gemini3
- kendi ağzına vermek4
- incel5
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları6
- dağa çıkıp devlet isteyen türk9
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması13
- akrabalar ile görüşünce kavga çıkması5
- 15 temmuzda başta chp olsaydı6
- ioçk vs manifest9
- chp nin iktidar olamaması3
- 4446
- kaka falı bakabilen yazarlar3
- tanrı yok21
- yüzde yüz şarjın yetmemesi4
- 35 yaşında evlenmemiş erkek10
- kıymayı dışardan alıp pidecide pide yaptırmak8
- hurdaya kitap vermek6
- hesabı gizli olan gizli gey dir2
- özgür özel'in tutuklanması8
- her güne gözaltı ve tutuklama haberiyle uyanmak6
- ioçk hangi manifest üyesinin yerine geçsin4
- sudekiray4
- bir daha kimseye kitap vermem6
- sözlük kızlarının çorapları2
- hoşlanılan kızın zengin olduğunu öğrenmek2
- marilyn manson kendi ağzına veriyormuş3
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması6
- zaten kırılmış bir ioçk sın3
- sözlüğün bugün pek bir sıkıcı olması2
- bir abazanın günlüğü4
- atatürkçü sanatçı azlığı9
- sabah nasıl uyanıyorsunuz16
- derin devlet3
- sınanmamışlığın kibri5
- ota boka devşirme diyen hırto27
- borderline kişilik bozukluğu4
- ateistlerin nursuz olması23
- true nickli namussuz yazar15
- arkadaşlar bu çanta nasıl8
- gece hurdaya çıkmak2
- hesabınıza 20 milyon lira para girişi oldu4
- 2026 yılında hala sigara içen kişi11
- çırılçıplak sözlüğe entry girmek9
- mason greenwood57
- aziz üstel2
- 17 temmuz 2026 chp'ye mutlak butlan kararı2
bir pencere, bakmaya
bir pencere, duymaya
bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi
tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan.
yalnızlığın küçücük ellerini
cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla
dolduran bir pencere
belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine
bir pencere, yeter bana
oyuncak bebeklerin ülkesinden geliyorum ben
bir resimli kitap bahçesinde
kâğıt ağaçların gölgesi altından
toprak yollarında geçip giden
kurum mevsiminden, kısır aşk ve dostluk deneylerinin
sıralarında veremli okulların
alfabelerin soluk harflerinin büyüdüğü yıllardan
ve karatahtaya taş sözcüğünü yazar yazmaz çocuklar
ulu ağaçlardan sığırcıkların çığlık çığlığa kanat çırparak
uçup gittikleri
o andan
etobur bitkilerin köklerinden geliyorum ben
ve hâlâ başım
dopdolu
bir deftere toplu iğnelerle
çakılan
o kelebeğin yabancı sesiyle
asılınca güvenim adaletin koptu kopacak ipiyle
ve bütün kentte
parıldayan ışıklarımın yüreğini parça parça edince onlar
koyu renk mendiliyle yasanın, bağladıklarında
aşkımın çocuksu gözlerini
ve isteğimin acı şakaklarından
fışkırdığında kan
yaşamım artık
hiçbir şey olmadığında, hiçbir şey olmadığında duvar saatinin
tiktaklarından başka
anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok
çılgınca sevmekten başka
bir pencere yeter bana bir tek pencere
bilince ve bakışa ve suskunluğa
işte öylesine boy atmış ki ceviz fidanı
anlatabilir artık genç yapraklarına tüm bir duvarı
ve sor aynadan
adını kurtarıcının
ve işte senden daha yalnız değil mi
ayaklarının altında titreyen yeryüzü?
yıkıntı elçiliğini, peygamberler
kendileriyle birlikte getirmediler mi çağımıza?
ve yankıları değil mi o kutsal metinlerin
bu patlamalar art arda
bu zehirli bulutlar?
ey dost, ey kardeş, ey herkes!
yazın tarihini gül soykırımının
aya vardığınızda!
düşler
ne kadar safsalar o yükseklikten düşer ölürler
şimdi dört yapraklı bir yoncayı kokluyorum ben
eski düşüncelerin gömütünde boy atmış yonca
ve soruyorum saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın
gençliğim miydi benim?
çıkabilecek miyim yeniden o merak merdivenlerinden?
merhaba diyebilecek miyim o iyi tanrı'ya çatılarda dolaşan?
seziyorum zaman geçip gitti artık
seziyorum an, tarihin yapraklarından benim payıma düşendir
seziyorum aldatıcı bir aralıktır bu masa saçlarımla o garip ve kederli
adamın elleri arasında
bir şey söyle bana
teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan
ne istiyor diri kalma duygusundan başka?
bir şey söyle bana
kıyısındayım pencerenin
ve güneşle bağlantıda...
furuğ ferruhzad
bir pencere, duymaya
bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi
tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan.
yalnızlığın küçücük ellerini
cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla
dolduran bir pencere
belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine
bir pencere, yeter bana
oyuncak bebeklerin ülkesinden geliyorum ben
bir resimli kitap bahçesinde
kâğıt ağaçların gölgesi altından
toprak yollarında geçip giden
kurum mevsiminden, kısır aşk ve dostluk deneylerinin
sıralarında veremli okulların
alfabelerin soluk harflerinin büyüdüğü yıllardan
ve karatahtaya taş sözcüğünü yazar yazmaz çocuklar
ulu ağaçlardan sığırcıkların çığlık çığlığa kanat çırparak
uçup gittikleri
o andan
etobur bitkilerin köklerinden geliyorum ben
ve hâlâ başım
dopdolu
bir deftere toplu iğnelerle
çakılan
o kelebeğin yabancı sesiyle
asılınca güvenim adaletin koptu kopacak ipiyle
ve bütün kentte
parıldayan ışıklarımın yüreğini parça parça edince onlar
koyu renk mendiliyle yasanın, bağladıklarında
aşkımın çocuksu gözlerini
ve isteğimin acı şakaklarından
fışkırdığında kan
yaşamım artık
hiçbir şey olmadığında, hiçbir şey olmadığında duvar saatinin
tiktaklarından başka
anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok
çılgınca sevmekten başka
bir pencere yeter bana bir tek pencere
bilince ve bakışa ve suskunluğa
işte öylesine boy atmış ki ceviz fidanı
anlatabilir artık genç yapraklarına tüm bir duvarı
ve sor aynadan
adını kurtarıcının
ve işte senden daha yalnız değil mi
ayaklarının altında titreyen yeryüzü?
yıkıntı elçiliğini, peygamberler
kendileriyle birlikte getirmediler mi çağımıza?
ve yankıları değil mi o kutsal metinlerin
bu patlamalar art arda
bu zehirli bulutlar?
ey dost, ey kardeş, ey herkes!
yazın tarihini gül soykırımının
aya vardığınızda!
düşler
ne kadar safsalar o yükseklikten düşer ölürler
şimdi dört yapraklı bir yoncayı kokluyorum ben
eski düşüncelerin gömütünde boy atmış yonca
ve soruyorum saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın
gençliğim miydi benim?
çıkabilecek miyim yeniden o merak merdivenlerinden?
merhaba diyebilecek miyim o iyi tanrı'ya çatılarda dolaşan?
seziyorum zaman geçip gitti artık
seziyorum an, tarihin yapraklarından benim payıma düşendir
seziyorum aldatıcı bir aralıktır bu masa saçlarımla o garip ve kederli
adamın elleri arasında
bir şey söyle bana
teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan
ne istiyor diri kalma duygusundan başka?
bir şey söyle bana
kıyısındayım pencerenin
ve güneşle bağlantıda...
furuğ ferruhzad
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar