bugün
- menemen5
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- balık etli mi kuru götlü mü5
- kediye miyav demek2
- aylık 517 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- uzay teknesi2
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- halı sahada 2 gollüğüne kaleye geçmek2
- entry girmek için 00 00 ı beklemek2
- ölüm6
- köfteci yusuf4
- işe evden yemek götürmek2
- türk müsün türkiyeli misin12
- ilk seçimde akp'nin alacağı oy2
- sabahın köründe denize girmek4
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- nasıl birisiniz6
- beni özleyenler elime mum diksin15
- alin3
- yunanistan29
- hırvatistan12
- bjk tv2
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- milli muharip uçağı kaan3
- rüyada nervio yu görmek8
- ayrılık6
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı3
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- ispanya daki göçmen krizi8
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- anın görüntüsü13
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- ona bir şey söyle10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- mutlu kalmak için öneriler6
- japonya23
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- en son aldığınız iltifat14
- gecenin rap şarkısı3
- irmik helvası vs un helvası18
- favori coldplay şarkınız4
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- yazarların ruh hali3
- gürcistan26
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
GAZETECi ve devlet adamı. istanbulda doğdu, elçiliği sırasında. Atinada oldil. Yusuf Agâh Efendi, tıp tahsilini yarıda bırakarak Tercüme Odasına memur olmuştu. Fransızca. ingilizce ve italyanca öğrendiğinden önce Parise Elçilik Kâtipliğine gönderildi. 1860 yılında Tercümân-f Ahval gazetesini Şinasiyle birlikte kurdu. Ertesi yıl Posta idaresinin başına getirildi. izmit ve Midilli Mutasarrıflığında bulundu. Son görevi ise Atina Elçiliğiydi.
APANZADE Yusuf Agâh Efendi, çok iyi ye- tişmTş bir gençti. Tercüme Odasındayken tanıştığı ibrahim Şinasi ile birlikte Tercüman-ı Ahval adiyle, özel kişilere ait ilk Türkçe gazeteyi kurduğu zaman henüz yirmi sekiz yaşında bulunuyordu. Ertesi yıl, çalışkanlığına ve ciddiliğine karşılık onu Posta ida- resinin başına getirdiler
O devirde memlekette posta işleri gayet yavaş gidiyordu. Atlı tatarlar ve posta arabalarıyle bir yerden bir yere eşya ve mektuoların taşınması, resmî yazıların ulaştırılması uzun zaman alıyordu.
O sabah, yeni Posta Nazırı Yusuf Agâh Efendi, fesini biraz arkaya yıkmış olarak makamına geldiği zaman bu seyrek, sivrice sakallı, «Alafranga görünüşlü» genç âmiri karşılayan sermümeyyiz, Posta idaresinin en kıdemli büro şefi kendisine ingiltere den gönderildiği anlaşılan bir mektup verdi. Agâh Efendi, birkaç lisan bilir bir kimse olduğu için, setresinin düğmelerini çözerek koltuğuna geçti, otururken bir yandan da kâğıda göz gezdirdi.
Birdenbire karşısında ayakta bekleyen başmü- meyyize, büro şefine mektubun zarfını gösterdi:
Görüyor musunuz efendi? Bu nedir, zarfın üstündeki?
Büro şefi, oraya yapıştırılmış bir küçük, resimli kâğıt parçası görüyordu. Üzeri de mühürlenmiş. damgalanmıştı. Agâh Efendi, izahat vermeği uygun buldu:
Buna ingilizler «Stamp», italyanlar «Stam- pa», Fransızlar «Estampe» derler. Bir taşıma işi için hükümetin aldığı ücret miktarını gösterir. Bir çeşit para veya makbuz gibidir. Zarfın üzerine yapıştırılır. Böylece, kaç kuruş vergi veya ücret alındığı anlaşılır. Ücret değiştikçe ıstampanın da rengi, biçimi, resmi ve üzerinde yazılı rakam değişir. Bunu ilk defa 1837 yılında ingiliz Parlâmentosu bir kanunla kabul etmiştir. Vergi alındığına dair damga yapılması için kabul edilen bu kanun posta nakliyatına da 1840 tarihinden itibaren tatbike başlandı. Şimdi bir mucip tezkiresinin müsveddesini kaleme alınız. Sadaret makamına arzedelim ve müsaade alarak bu ko-laylığı biz de tatbike başlayalım.
Başmümeyyiz efendinin ağzı bir karış açık kalmıştı. Ne cin fikirli adamdı şu yeni Posta Nâzın
Böylece, bedeli önceden ödenecek ıstampalarla değişmez posta ücretleri tatbik edilecek, para külfeti ortadan kalkacaktı. Bilhassa posta şubeleri bundan çok yararlanacaklardı.
Tabiî Agâh Efendi, memuruna bunları anlatırken Hicret yılı tarihlerini söylüyordu. Bulduğu usulün kolaylığını, Tanzimat Fermamndan beri batıya dönük işlerin faydalılarını almakta hükümetlerce gösterilen anlayışı bildiği için hiç tereddüt etmeden Sadrazam hazretlerine bu teklifi yaptırmıştı. Yalnız, ıstampa (baskı) gibi yabancı bir deyim kullanmak- tansa, onun yerine «Posta pulu» demeyi uygun gördüler.
Aradan daha bir yıl bile geçmeden, posta pulu usulü yayıldığından, Agâh Efendinin çıkarmakta olduğu Tercümân-ı Ahval gazetesinde şuna benzer ilânlar görülmeğe başlanmıştı: «Refik Bey tarafından ayda bir defa çıkarılan Mirât adlı resimli gazetenin . eyâlât (vilâyetler) ve ecnebi memleketler için posta pulu ücretine zam yapılır».
Agâh Efendi gerçi Posta Nazırlığında çok uzun bir zaman kalmadı. Çünkü, ona daha başka resmi görevler de veriliyordu ve bu çalışkan, gayretli genç, hepsinin üstesinden geliyordu. Ne var ki, Yeni Osmanlılar gizli cemiyetinden Ziya Beyin (Ziya Paşa) arkadaşı olduğu, onunla temas halinde bulunduğu için gazetesi kapatıldı, resmî görevleri üzerinden alındı. Sonraki sürgün hayatında da, Avrupaya kaçtığı sırada da, yazılı haberleşmelerinde mektuplar üzerine yapıştırılan posta pulları, ilk defa onun tarafından memlekette tatbik edilmişti.
Agâh Efendi, son derece yakışıklı bir gençti. Bu sebeple, girdiği her yerde görünüşüyle dikkati çeker, karşısındakilerin gönlünü kazanırdı. Bunun gerek gazeteciliği sırasında, gerek nazırlığında çok faydasını görmüştür. iyi tesir bırakmanın^ maksadı elde etmek için yarı yarıya kazanç sağladığım bilmekle beraber, Agâh Efendi, yalnız Yeni OsmanlIlarla ilişkilerinde zarara uğramış, efendiliğine rağmen sadrazamın muhabbetini kazanamamıştı.
Hattâ yakın zamanlara kadar sadece bir devlet memuru, büyük mevkilere geçmiş «Tanzimat Efendisi» olarak bilinirdi. Gazeteciliğimize hizmeti yeni yeni ortaya çıkarılmış, şimdilerde takdir edilmiştir.
Kaynak: http://www.yeniansikloped...h-efendi-2/#ixzz2OP4st8hJ
APANZADE Yusuf Agâh Efendi, çok iyi ye- tişmTş bir gençti. Tercüme Odasındayken tanıştığı ibrahim Şinasi ile birlikte Tercüman-ı Ahval adiyle, özel kişilere ait ilk Türkçe gazeteyi kurduğu zaman henüz yirmi sekiz yaşında bulunuyordu. Ertesi yıl, çalışkanlığına ve ciddiliğine karşılık onu Posta ida- resinin başına getirdiler
O devirde memlekette posta işleri gayet yavaş gidiyordu. Atlı tatarlar ve posta arabalarıyle bir yerden bir yere eşya ve mektuoların taşınması, resmî yazıların ulaştırılması uzun zaman alıyordu.
O sabah, yeni Posta Nazırı Yusuf Agâh Efendi, fesini biraz arkaya yıkmış olarak makamına geldiği zaman bu seyrek, sivrice sakallı, «Alafranga görünüşlü» genç âmiri karşılayan sermümeyyiz, Posta idaresinin en kıdemli büro şefi kendisine ingiltere den gönderildiği anlaşılan bir mektup verdi. Agâh Efendi, birkaç lisan bilir bir kimse olduğu için, setresinin düğmelerini çözerek koltuğuna geçti, otururken bir yandan da kâğıda göz gezdirdi.
Birdenbire karşısında ayakta bekleyen başmü- meyyize, büro şefine mektubun zarfını gösterdi:
Görüyor musunuz efendi? Bu nedir, zarfın üstündeki?
Büro şefi, oraya yapıştırılmış bir küçük, resimli kâğıt parçası görüyordu. Üzeri de mühürlenmiş. damgalanmıştı. Agâh Efendi, izahat vermeği uygun buldu:
Buna ingilizler «Stamp», italyanlar «Stam- pa», Fransızlar «Estampe» derler. Bir taşıma işi için hükümetin aldığı ücret miktarını gösterir. Bir çeşit para veya makbuz gibidir. Zarfın üzerine yapıştırılır. Böylece, kaç kuruş vergi veya ücret alındığı anlaşılır. Ücret değiştikçe ıstampanın da rengi, biçimi, resmi ve üzerinde yazılı rakam değişir. Bunu ilk defa 1837 yılında ingiliz Parlâmentosu bir kanunla kabul etmiştir. Vergi alındığına dair damga yapılması için kabul edilen bu kanun posta nakliyatına da 1840 tarihinden itibaren tatbike başlandı. Şimdi bir mucip tezkiresinin müsveddesini kaleme alınız. Sadaret makamına arzedelim ve müsaade alarak bu ko-laylığı biz de tatbike başlayalım.
Başmümeyyiz efendinin ağzı bir karış açık kalmıştı. Ne cin fikirli adamdı şu yeni Posta Nâzın
Böylece, bedeli önceden ödenecek ıstampalarla değişmez posta ücretleri tatbik edilecek, para külfeti ortadan kalkacaktı. Bilhassa posta şubeleri bundan çok yararlanacaklardı.
Tabiî Agâh Efendi, memuruna bunları anlatırken Hicret yılı tarihlerini söylüyordu. Bulduğu usulün kolaylığını, Tanzimat Fermamndan beri batıya dönük işlerin faydalılarını almakta hükümetlerce gösterilen anlayışı bildiği için hiç tereddüt etmeden Sadrazam hazretlerine bu teklifi yaptırmıştı. Yalnız, ıstampa (baskı) gibi yabancı bir deyim kullanmak- tansa, onun yerine «Posta pulu» demeyi uygun gördüler.
Aradan daha bir yıl bile geçmeden, posta pulu usulü yayıldığından, Agâh Efendinin çıkarmakta olduğu Tercümân-ı Ahval gazetesinde şuna benzer ilânlar görülmeğe başlanmıştı: «Refik Bey tarafından ayda bir defa çıkarılan Mirât adlı resimli gazetenin . eyâlât (vilâyetler) ve ecnebi memleketler için posta pulu ücretine zam yapılır».
Agâh Efendi gerçi Posta Nazırlığında çok uzun bir zaman kalmadı. Çünkü, ona daha başka resmi görevler de veriliyordu ve bu çalışkan, gayretli genç, hepsinin üstesinden geliyordu. Ne var ki, Yeni Osmanlılar gizli cemiyetinden Ziya Beyin (Ziya Paşa) arkadaşı olduğu, onunla temas halinde bulunduğu için gazetesi kapatıldı, resmî görevleri üzerinden alındı. Sonraki sürgün hayatında da, Avrupaya kaçtığı sırada da, yazılı haberleşmelerinde mektuplar üzerine yapıştırılan posta pulları, ilk defa onun tarafından memlekette tatbik edilmişti.
Agâh Efendi, son derece yakışıklı bir gençti. Bu sebeple, girdiği her yerde görünüşüyle dikkati çeker, karşısındakilerin gönlünü kazanırdı. Bunun gerek gazeteciliği sırasında, gerek nazırlığında çok faydasını görmüştür. iyi tesir bırakmanın^ maksadı elde etmek için yarı yarıya kazanç sağladığım bilmekle beraber, Agâh Efendi, yalnız Yeni OsmanlIlarla ilişkilerinde zarara uğramış, efendiliğine rağmen sadrazamın muhabbetini kazanamamıştı.
Hattâ yakın zamanlara kadar sadece bir devlet memuru, büyük mevkilere geçmiş «Tanzimat Efendisi» olarak bilinirdi. Gazeteciliğimize hizmeti yeni yeni ortaya çıkarılmış, şimdilerde takdir edilmiştir.
Kaynak: http://www.yeniansikloped...h-efendi-2/#ixzz2OP4st8hJ
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar