bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı68
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim24
- iyi menemenin sırrı4
- iyi memenin sırrı6
- sözlükte kim kimle sevgili27
- true esaretten kurtulacak4
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- ese dezze8
- engineer288
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri5
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- fenerbahçeli yazarlar7
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok4
- kale3112 ifşa8
- sözlüğün en şık erkeği12
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- futbol17
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- uefa şampiyonlar ligi7
- fenerbahçe14
- türkiye'nin haritada büyümesi2
- nervio43
- liverpool fc6
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- tacettin libosoglu4
- gel münihe sözünü tut travel4
- ben jesus olsam4
- türkiye12
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek3
- avrupa3
- ingiltere2
- 5 kasım 2026 trabzonspor freiburg maçı2
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- almanca bilmek2
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- kassız erkek neye benzer5
- acıbadem taksim hastanesi4
- muhallebi yerken disi kirmak4
- herif olmanın zorlukları4
- anto'nun kuyumcu olması3
- willst du mich heiraten2
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- sandra bullock3
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik3
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- karadenizli kızlar3
GAZETECi ve devlet adamı. istanbulda doğdu, elçiliği sırasında. Atinada oldil. Yusuf Agâh Efendi, tıp tahsilini yarıda bırakarak Tercüme Odasına memur olmuştu. Fransızca. ingilizce ve italyanca öğrendiğinden önce Parise Elçilik Kâtipliğine gönderildi. 1860 yılında Tercümân-f Ahval gazetesini Şinasiyle birlikte kurdu. Ertesi yıl Posta idaresinin başına getirildi. izmit ve Midilli Mutasarrıflığında bulundu. Son görevi ise Atina Elçiliğiydi.
APANZADE Yusuf Agâh Efendi, çok iyi ye- tişmTş bir gençti. Tercüme Odasındayken tanıştığı ibrahim Şinasi ile birlikte Tercüman-ı Ahval adiyle, özel kişilere ait ilk Türkçe gazeteyi kurduğu zaman henüz yirmi sekiz yaşında bulunuyordu. Ertesi yıl, çalışkanlığına ve ciddiliğine karşılık onu Posta ida- resinin başına getirdiler
O devirde memlekette posta işleri gayet yavaş gidiyordu. Atlı tatarlar ve posta arabalarıyle bir yerden bir yere eşya ve mektuoların taşınması, resmî yazıların ulaştırılması uzun zaman alıyordu.
O sabah, yeni Posta Nazırı Yusuf Agâh Efendi, fesini biraz arkaya yıkmış olarak makamına geldiği zaman bu seyrek, sivrice sakallı, «Alafranga görünüşlü» genç âmiri karşılayan sermümeyyiz, Posta idaresinin en kıdemli büro şefi kendisine ingiltere den gönderildiği anlaşılan bir mektup verdi. Agâh Efendi, birkaç lisan bilir bir kimse olduğu için, setresinin düğmelerini çözerek koltuğuna geçti, otururken bir yandan da kâğıda göz gezdirdi.
Birdenbire karşısında ayakta bekleyen başmü- meyyize, büro şefine mektubun zarfını gösterdi:
Görüyor musunuz efendi? Bu nedir, zarfın üstündeki?
Büro şefi, oraya yapıştırılmış bir küçük, resimli kâğıt parçası görüyordu. Üzeri de mühürlenmiş. damgalanmıştı. Agâh Efendi, izahat vermeği uygun buldu:
Buna ingilizler «Stamp», italyanlar «Stam- pa», Fransızlar «Estampe» derler. Bir taşıma işi için hükümetin aldığı ücret miktarını gösterir. Bir çeşit para veya makbuz gibidir. Zarfın üzerine yapıştırılır. Böylece, kaç kuruş vergi veya ücret alındığı anlaşılır. Ücret değiştikçe ıstampanın da rengi, biçimi, resmi ve üzerinde yazılı rakam değişir. Bunu ilk defa 1837 yılında ingiliz Parlâmentosu bir kanunla kabul etmiştir. Vergi alındığına dair damga yapılması için kabul edilen bu kanun posta nakliyatına da 1840 tarihinden itibaren tatbike başlandı. Şimdi bir mucip tezkiresinin müsveddesini kaleme alınız. Sadaret makamına arzedelim ve müsaade alarak bu ko-laylığı biz de tatbike başlayalım.
Başmümeyyiz efendinin ağzı bir karış açık kalmıştı. Ne cin fikirli adamdı şu yeni Posta Nâzın
Böylece, bedeli önceden ödenecek ıstampalarla değişmez posta ücretleri tatbik edilecek, para külfeti ortadan kalkacaktı. Bilhassa posta şubeleri bundan çok yararlanacaklardı.
Tabiî Agâh Efendi, memuruna bunları anlatırken Hicret yılı tarihlerini söylüyordu. Bulduğu usulün kolaylığını, Tanzimat Fermamndan beri batıya dönük işlerin faydalılarını almakta hükümetlerce gösterilen anlayışı bildiği için hiç tereddüt etmeden Sadrazam hazretlerine bu teklifi yaptırmıştı. Yalnız, ıstampa (baskı) gibi yabancı bir deyim kullanmak- tansa, onun yerine «Posta pulu» demeyi uygun gördüler.
Aradan daha bir yıl bile geçmeden, posta pulu usulü yayıldığından, Agâh Efendinin çıkarmakta olduğu Tercümân-ı Ahval gazetesinde şuna benzer ilânlar görülmeğe başlanmıştı: «Refik Bey tarafından ayda bir defa çıkarılan Mirât adlı resimli gazetenin . eyâlât (vilâyetler) ve ecnebi memleketler için posta pulu ücretine zam yapılır».
Agâh Efendi gerçi Posta Nazırlığında çok uzun bir zaman kalmadı. Çünkü, ona daha başka resmi görevler de veriliyordu ve bu çalışkan, gayretli genç, hepsinin üstesinden geliyordu. Ne var ki, Yeni Osmanlılar gizli cemiyetinden Ziya Beyin (Ziya Paşa) arkadaşı olduğu, onunla temas halinde bulunduğu için gazetesi kapatıldı, resmî görevleri üzerinden alındı. Sonraki sürgün hayatında da, Avrupaya kaçtığı sırada da, yazılı haberleşmelerinde mektuplar üzerine yapıştırılan posta pulları, ilk defa onun tarafından memlekette tatbik edilmişti.
Agâh Efendi, son derece yakışıklı bir gençti. Bu sebeple, girdiği her yerde görünüşüyle dikkati çeker, karşısındakilerin gönlünü kazanırdı. Bunun gerek gazeteciliği sırasında, gerek nazırlığında çok faydasını görmüştür. iyi tesir bırakmanın^ maksadı elde etmek için yarı yarıya kazanç sağladığım bilmekle beraber, Agâh Efendi, yalnız Yeni OsmanlIlarla ilişkilerinde zarara uğramış, efendiliğine rağmen sadrazamın muhabbetini kazanamamıştı.
Hattâ yakın zamanlara kadar sadece bir devlet memuru, büyük mevkilere geçmiş «Tanzimat Efendisi» olarak bilinirdi. Gazeteciliğimize hizmeti yeni yeni ortaya çıkarılmış, şimdilerde takdir edilmiştir.
Kaynak: http://www.yeniansikloped...h-efendi-2/#ixzz2OP4st8hJ
APANZADE Yusuf Agâh Efendi, çok iyi ye- tişmTş bir gençti. Tercüme Odasındayken tanıştığı ibrahim Şinasi ile birlikte Tercüman-ı Ahval adiyle, özel kişilere ait ilk Türkçe gazeteyi kurduğu zaman henüz yirmi sekiz yaşında bulunuyordu. Ertesi yıl, çalışkanlığına ve ciddiliğine karşılık onu Posta ida- resinin başına getirdiler
O devirde memlekette posta işleri gayet yavaş gidiyordu. Atlı tatarlar ve posta arabalarıyle bir yerden bir yere eşya ve mektuoların taşınması, resmî yazıların ulaştırılması uzun zaman alıyordu.
O sabah, yeni Posta Nazırı Yusuf Agâh Efendi, fesini biraz arkaya yıkmış olarak makamına geldiği zaman bu seyrek, sivrice sakallı, «Alafranga görünüşlü» genç âmiri karşılayan sermümeyyiz, Posta idaresinin en kıdemli büro şefi kendisine ingiltere den gönderildiği anlaşılan bir mektup verdi. Agâh Efendi, birkaç lisan bilir bir kimse olduğu için, setresinin düğmelerini çözerek koltuğuna geçti, otururken bir yandan da kâğıda göz gezdirdi.
Birdenbire karşısında ayakta bekleyen başmü- meyyize, büro şefine mektubun zarfını gösterdi:
Görüyor musunuz efendi? Bu nedir, zarfın üstündeki?
Büro şefi, oraya yapıştırılmış bir küçük, resimli kâğıt parçası görüyordu. Üzeri de mühürlenmiş. damgalanmıştı. Agâh Efendi, izahat vermeği uygun buldu:
Buna ingilizler «Stamp», italyanlar «Stam- pa», Fransızlar «Estampe» derler. Bir taşıma işi için hükümetin aldığı ücret miktarını gösterir. Bir çeşit para veya makbuz gibidir. Zarfın üzerine yapıştırılır. Böylece, kaç kuruş vergi veya ücret alındığı anlaşılır. Ücret değiştikçe ıstampanın da rengi, biçimi, resmi ve üzerinde yazılı rakam değişir. Bunu ilk defa 1837 yılında ingiliz Parlâmentosu bir kanunla kabul etmiştir. Vergi alındığına dair damga yapılması için kabul edilen bu kanun posta nakliyatına da 1840 tarihinden itibaren tatbike başlandı. Şimdi bir mucip tezkiresinin müsveddesini kaleme alınız. Sadaret makamına arzedelim ve müsaade alarak bu ko-laylığı biz de tatbike başlayalım.
Başmümeyyiz efendinin ağzı bir karış açık kalmıştı. Ne cin fikirli adamdı şu yeni Posta Nâzın
Böylece, bedeli önceden ödenecek ıstampalarla değişmez posta ücretleri tatbik edilecek, para külfeti ortadan kalkacaktı. Bilhassa posta şubeleri bundan çok yararlanacaklardı.
Tabiî Agâh Efendi, memuruna bunları anlatırken Hicret yılı tarihlerini söylüyordu. Bulduğu usulün kolaylığını, Tanzimat Fermamndan beri batıya dönük işlerin faydalılarını almakta hükümetlerce gösterilen anlayışı bildiği için hiç tereddüt etmeden Sadrazam hazretlerine bu teklifi yaptırmıştı. Yalnız, ıstampa (baskı) gibi yabancı bir deyim kullanmak- tansa, onun yerine «Posta pulu» demeyi uygun gördüler.
Aradan daha bir yıl bile geçmeden, posta pulu usulü yayıldığından, Agâh Efendinin çıkarmakta olduğu Tercümân-ı Ahval gazetesinde şuna benzer ilânlar görülmeğe başlanmıştı: «Refik Bey tarafından ayda bir defa çıkarılan Mirât adlı resimli gazetenin . eyâlât (vilâyetler) ve ecnebi memleketler için posta pulu ücretine zam yapılır».
Agâh Efendi gerçi Posta Nazırlığında çok uzun bir zaman kalmadı. Çünkü, ona daha başka resmi görevler de veriliyordu ve bu çalışkan, gayretli genç, hepsinin üstesinden geliyordu. Ne var ki, Yeni Osmanlılar gizli cemiyetinden Ziya Beyin (Ziya Paşa) arkadaşı olduğu, onunla temas halinde bulunduğu için gazetesi kapatıldı, resmî görevleri üzerinden alındı. Sonraki sürgün hayatında da, Avrupaya kaçtığı sırada da, yazılı haberleşmelerinde mektuplar üzerine yapıştırılan posta pulları, ilk defa onun tarafından memlekette tatbik edilmişti.
Agâh Efendi, son derece yakışıklı bir gençti. Bu sebeple, girdiği her yerde görünüşüyle dikkati çeker, karşısındakilerin gönlünü kazanırdı. Bunun gerek gazeteciliği sırasında, gerek nazırlığında çok faydasını görmüştür. iyi tesir bırakmanın^ maksadı elde etmek için yarı yarıya kazanç sağladığım bilmekle beraber, Agâh Efendi, yalnız Yeni OsmanlIlarla ilişkilerinde zarara uğramış, efendiliğine rağmen sadrazamın muhabbetini kazanamamıştı.
Hattâ yakın zamanlara kadar sadece bir devlet memuru, büyük mevkilere geçmiş «Tanzimat Efendisi» olarak bilinirdi. Gazeteciliğimize hizmeti yeni yeni ortaya çıkarılmış, şimdilerde takdir edilmiştir.
Kaynak: http://www.yeniansikloped...h-efendi-2/#ixzz2OP4st8hJ
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar