bugün
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz14
- istanbul mahvoldu12
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı63
- bugün tüm fenerbahçeli yazarların hasta olması7
- ayrıldık33
- ismail kartal7
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir6
- 6bahçe4
- cuhape bu ülkeye ne kattı2
- cedidacer3
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması5
- fenerbahçenin yarım düzine gol yemesi4
- fenerbahçeli yazarlar15
- pıttık fırlatma akımı10
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru12
- sigara içmek kör olma riskini artırır3
- nordsjaelland vs aston villa2
- bahçeli'nin arabistan'a askeri destek çağrısı4
- gibson'a sarılıp teselli etmek3
- tarihin en iyi aston villası3
- kaloriferci2
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- ev boş gelsene diyen kızın amacı13
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar20
- smart2
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- sigara3
- refah düzeyi yüksek ülkelerin ortak noktası3
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- mustafa kemal atatürk2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- enayimiknatisii26
- yahudi cesaret madalyası alan bop eşbaşkanı2
- queen ravenna'ya açık teklif12
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız13
- kurtlar vadisi yakışıklı2
- kalbi kırılmış bir adamın gidebileceği yer2
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- akrabaların içindeki en zengin insan16
- erkeği karizmatik gösteren şeyler28
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı2
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- seks neden ayıptır14
- sözlük profiline vesikalık fotoğraf koymak4
- elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki çocuk2
- arkadaşlar çok sıkıcısınız8
- arkadaşlar acıktım8
- ithal kürtler10
- aston villa 6 fenerbahçe 07
- evde çiçek yetiştiren erkek7
Gözünü almaktadır sahne ışıkları Öyle bir dünya da hisseder ki kendini, tek hükümdar kendisidir ve elindedir binlerce kişinin dizginleri. Alır onları götürür kendi renkli dünyasına. Farklıdır karşısında oturup hayranlıkla onu izleyen insanlardan, ama "fark" içinde bulunduğu sahnenin yüksekliğinden kaynaklı değildir. Yukarıdadır evet, ama bilir ki onu yukarıya taşıyan karşısında o hükümdarlığını ilan ettiği insanlardır.
Hayatı oynarlar. "Hayatın inadına" Bu kez onlar kazanacaktır bilirler. Hayatın ta kendisi olsa bile oynadıkları, sonu onların elindedir bu kez. Ne kader kavramı vardır o sahnede, ne de "acaba sonra ne olacak" korkusu . Çünkü bilir ne zaman mutlu olacağını, ne zaman üzüleceğini ve gerekirse ne zaman öleceğini . Adı "oyuncu"dur evet ama belki de çok daha gerçekçidir normal yaşamında "oyuncu" olanlardan. Asla ütopik değildir, asla hayalci değildir . Ve onun için "imkansız" yoktur "zor" yoktur "asla" hiç olmamıştır.
Kimsenin göremediği renkleri görür oyuncu, kimsenin duyamayacağı sesleri duyar, kimsenin sonunu getiremeyeceği hayatları bilir. Kalbidir oynadığı karakterin, bütün enerjisini verir ve bütün enerjisini alır karşısında onu izleyenlerin. Büyüdükçe küçülen hayalleri yoktur . Aksine büyüdükçe sahnede daha çok büyür onun hayalleri. Savaşmaktan yorulmaz gün gelip ölse bile, "savaşarak ölmek" en onurlusudur onun için. Ve öyle bir sevdayla bağlıdır ki sahneye, en çok istediği şeydir "hasta yatağında" ölmektense seyirci karşısında terk etmek gerçek yaşamı .
Hiçbir maddi kavramlar hoşnut edemez onu, kulaklarında çınlayan alkışlardan daha çok, ve hiçbir mutluluk ölçülmez ona hayranlıkla bakan gözlerden... insan sevgisidir onu en çok bu yaşama bağlayan. Ve asla düşman değildir en azılı düşmanına bile. Kurşun atana gülümser, çünkü korkmaz ölümden, kötülükten korktuğu kadar. Aşıktırlar, yüzlerce defa oynadıkları "Romeo&Julliet"ten daha çok . Bilirler çünkü "dünyayı güzelliğin kurtaracağını ve bir insanı sevmekle başlayacağını her şeyin" ... "Olmak ya da olmamaktır" kavgaları. "Olamamak" diye bişey hiç olmamıştır onların hayatında...
Ve mutlu bitmese de herhangi bir oyun, sonraki yaşamlarda mutlaka en güzel şekilde bitecektir perde kapanmadan sonu... işte o an çıkarlar içinde bulundukları dünyadan, biter hükümdarlıkları ve artık eğilme vakti gelmiştir kendilerini ayakta alkışlayan gerçek hükümdarlarının önünde...Çünkü o eğildikleri insanların hayatlarıdır oynadıkları ve onlara şükranlarını sunarlar. Başları önde, teşekkür ederler her birine ayrı ayrı, bilirler ki onların yaşamlarıdır oynadıkları ve ayakta alkışlandıkları..
Sonra söner ışıklar, kapanır perde...
artık bir sonraki oyuna kadar "eşittir bütün hayatlar" ...
Hayatı oynarlar. "Hayatın inadına" Bu kez onlar kazanacaktır bilirler. Hayatın ta kendisi olsa bile oynadıkları, sonu onların elindedir bu kez. Ne kader kavramı vardır o sahnede, ne de "acaba sonra ne olacak" korkusu . Çünkü bilir ne zaman mutlu olacağını, ne zaman üzüleceğini ve gerekirse ne zaman öleceğini . Adı "oyuncu"dur evet ama belki de çok daha gerçekçidir normal yaşamında "oyuncu" olanlardan. Asla ütopik değildir, asla hayalci değildir . Ve onun için "imkansız" yoktur "zor" yoktur "asla" hiç olmamıştır.
Kimsenin göremediği renkleri görür oyuncu, kimsenin duyamayacağı sesleri duyar, kimsenin sonunu getiremeyeceği hayatları bilir. Kalbidir oynadığı karakterin, bütün enerjisini verir ve bütün enerjisini alır karşısında onu izleyenlerin. Büyüdükçe küçülen hayalleri yoktur . Aksine büyüdükçe sahnede daha çok büyür onun hayalleri. Savaşmaktan yorulmaz gün gelip ölse bile, "savaşarak ölmek" en onurlusudur onun için. Ve öyle bir sevdayla bağlıdır ki sahneye, en çok istediği şeydir "hasta yatağında" ölmektense seyirci karşısında terk etmek gerçek yaşamı .
Hiçbir maddi kavramlar hoşnut edemez onu, kulaklarında çınlayan alkışlardan daha çok, ve hiçbir mutluluk ölçülmez ona hayranlıkla bakan gözlerden... insan sevgisidir onu en çok bu yaşama bağlayan. Ve asla düşman değildir en azılı düşmanına bile. Kurşun atana gülümser, çünkü korkmaz ölümden, kötülükten korktuğu kadar. Aşıktırlar, yüzlerce defa oynadıkları "Romeo&Julliet"ten daha çok . Bilirler çünkü "dünyayı güzelliğin kurtaracağını ve bir insanı sevmekle başlayacağını her şeyin" ... "Olmak ya da olmamaktır" kavgaları. "Olamamak" diye bişey hiç olmamıştır onların hayatında...
Ve mutlu bitmese de herhangi bir oyun, sonraki yaşamlarda mutlaka en güzel şekilde bitecektir perde kapanmadan sonu... işte o an çıkarlar içinde bulundukları dünyadan, biter hükümdarlıkları ve artık eğilme vakti gelmiştir kendilerini ayakta alkışlayan gerçek hükümdarlarının önünde...Çünkü o eğildikleri insanların hayatlarıdır oynadıkları ve onlara şükranlarını sunarlar. Başları önde, teşekkür ederler her birine ayrı ayrı, bilirler ki onların yaşamlarıdır oynadıkları ve ayakta alkışlandıkları..
Sonra söner ışıklar, kapanır perde...
artık bir sonraki oyuna kadar "eşittir bütün hayatlar" ...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar