bugün
- bugün de meme atan olmaması12
- ideal sevgilinin en önemli özelliği10
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- anın görüntüsü15
- gelmiş geçmiş en iyi müzik klibi3
- gocu bey meh meh bey birader4
- meloş nerede sorunsalı5
- iş kadını yazarlar6
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- her başarılı erkeğin altında bir kadın yatıyor2
- ev kredisi çeken asgari ücretli3
- engellediğim yuzır başlığıma yazmasın3
- beyaz otomobil satın almak9
- kadın motorcunun yol kesip sürücüye saldırması4
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi5
- artık ulu sözlüğümüze fotoğraf atılabilmesi4
- ege waw3
- yetersizim diyerek istifa etmek3
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı6
- arkadaşlar çorba içiyorum2
- clydeless bonnie2
- bay melahel d erectotales2
- bully2
- çok tanrılı dinlerde somut delil yokluğu6
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- hoşgeldin pazartesi7
- ilişkilerde yapılan en büyük hatalar6
- krista allen2
- sevgiliye en güzel hitap şekli4
- kemal kılıçdaroğlu9
- ibrahim hacıosmanoğlu5
- yaşlılığınız için insan biriktirin10
- ikinci el elbise giymek2
- 2026 dünya kupasında tutulan takım5
- ilk buluşmada sevgilisine mangal yakan erkek4
- 2026 dünya kupası17
- pazar günü aktiviteleri4
- park etmek sanatı4
- paris te son tango5
- nervio'nun memleketi3
- düşün ki o bunu okuyor4
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı8
- idolün ünlünün bokunu yer misin4
- sol tarafın inzal olması3
- ulan orospu seni rüyamda bile görmedim3
- amy adams2
- haksızsam haksızsın deyin2
- lahmacunu elle yiyen kız18
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- kulak arkasını keselemek3
Bir yazı nedir ki aslında...
iki piyango bileti boyunda bir köşe yazısının ne ağırlığı olabilir ki?
Bir çeyrek bilet peşinde çaresizce umut kovalayan milyonların karşısına dikilip "Durun bir de beni dinleyin. Ben de hayatınızı değiştirebilirim" diyebilir mi yazı?
Onlara bir çeyrek biletten göz kırpan serveti vaat edebilir mi?
Yoksulluğun acı nefesiyle uzandıkları bir yastıktan, servete boğulmuş olarak uyanma hayalinin yerine geçebilir mi?
Hayatı değiştirebilir mi?
Her yazı, bu iddiayı değilse bile, bu umudu barındırır satır aralarında...
* * *
Her bilete vuran bir ikramiyedir yazı...
Harflerle ilmeklenmiş uçan halısına bindiğinizde, birkaç dakikalık yolculuk boyunca, umudun başka adreslerini de gösterebilir sizlere -ki o da az zenginlik- değildir.
Kelimeler öyle bir araya toplaşır ki bazen, rüzgarlar doğuran bir ormana dönüşür yazı...
kramp olup saplanır yüreğinize...
Karanlık bir gecenin ardından, sabahla kapınızı çalan sessiz bir dosttur; kendinizi en yalnız sandığınız anda beklenmedik bir köşeden gülümseyen, sizi sizden iyi bilen ya da sizi size şikayet eden..
bir dildir, dilinizdekini yazan; bir tutam saç, omzunuza yaslanan...
Gözbebeklerinize tutunup, beyninize sızar, kalbinize işler; "işte ben de tam bunları hissediyordum" dedirtir size bazen; gözyaşlarınızla tuzlanır.
Silkeler ruhunuzun tozlarını, en derine gömdüğünüz yaralarınızı kanatır, tutup kelimelerle kabuklarından...
Kesip asarsınız duvarınıza; buruşup bekler orada, benzi solgun bir tercümanı gibi söyleyemediklerinizin...
Yazan eli tutacak kadar yakınlaşırsınız okudukça;
o el bazen bir tokattır, sözcük sözcük kırbaçlaşan; bazen şevkatli bir dokunuş, saçınızı okşayan...
* * *
Yazan açısından ise nadiren bir cennettir yazı; çoğu zaman cehhenem...
bir iç dökme seansıdır, konuşma özürlülerin...
Satırlar uzadıkça siz yazıyı yazmazsınız artık, yazı sizi yazar.
Mürekkepten bir banyoda şefaflaşır cildiniz. Ruhunuz her sözcükte biraz daha soyunur. Her cümle, yeni bir düğümünü çözer yüreğinizin...
ve yazı, ele verir yazarını...
Bazen de bir silah olur öfke kusan; doğrar satırlarla zulmün askerlerini...
ustasının elinde öyle yaman bir kılıç ki, bin söze değişmem.
idam fermanıdır yazarının; celladı, darağacı...
Kah yangına dökülen bir tas benzindir, kah yaraya basılan bir tutam tütün...
Bazen yazdıkça bilenirsiniz: kalemin sivri ucu, biley taşında alev alev keskinleşen bir bıçağa döner; sürtündükçe kağıda...
lakin zamanla, yazdıkça ucu kütleşen sivri uçlu bir kalem gibi törpülenir yazarın da sivirilikleri, kalemle birlikte olgunlaşır sahibi de...
* * *
Bu yıl tam 20. yılı yazıyla flörtümün...
Yeni yetme bir üniversite öğrencisi olarak Yankı Dergisi'nin kapısından girip ilk ustam Mehmet Ali Kışlalı'nın ellerine teslim edildiğimde 1979'du sene...
20 yıl boyunca, ben yazılarımı yazdım, yazılarım beni...
Kah yazının güvenli omzuna dayadım başımı, kah omuz vermeye çalıştım, başını dayayacak yazı arayanlara..
Şimdi eskiyen bir yüzyılın sonunda, bir yeni yılın sabahında sizinle buluşup harflerle ilmeklenmiş bir uçan halıyla yolculuğa çıkıyorum yeniden...
milyonların bir çeyrek bilette aradığı umudun başka adreslerini keşfedebilmek için...
"Bir yazı bunu yapabilir mi?"
Yapabilir; çünkü her yazı, bir hayattır.
(bkz: can dündar)
iki piyango bileti boyunda bir köşe yazısının ne ağırlığı olabilir ki?
Bir çeyrek bilet peşinde çaresizce umut kovalayan milyonların karşısına dikilip "Durun bir de beni dinleyin. Ben de hayatınızı değiştirebilirim" diyebilir mi yazı?
Onlara bir çeyrek biletten göz kırpan serveti vaat edebilir mi?
Yoksulluğun acı nefesiyle uzandıkları bir yastıktan, servete boğulmuş olarak uyanma hayalinin yerine geçebilir mi?
Hayatı değiştirebilir mi?
Her yazı, bu iddiayı değilse bile, bu umudu barındırır satır aralarında...
* * *
Her bilete vuran bir ikramiyedir yazı...
Harflerle ilmeklenmiş uçan halısına bindiğinizde, birkaç dakikalık yolculuk boyunca, umudun başka adreslerini de gösterebilir sizlere -ki o da az zenginlik- değildir.
Kelimeler öyle bir araya toplaşır ki bazen, rüzgarlar doğuran bir ormana dönüşür yazı...
kramp olup saplanır yüreğinize...
Karanlık bir gecenin ardından, sabahla kapınızı çalan sessiz bir dosttur; kendinizi en yalnız sandığınız anda beklenmedik bir köşeden gülümseyen, sizi sizden iyi bilen ya da sizi size şikayet eden..
bir dildir, dilinizdekini yazan; bir tutam saç, omzunuza yaslanan...
Gözbebeklerinize tutunup, beyninize sızar, kalbinize işler; "işte ben de tam bunları hissediyordum" dedirtir size bazen; gözyaşlarınızla tuzlanır.
Silkeler ruhunuzun tozlarını, en derine gömdüğünüz yaralarınızı kanatır, tutup kelimelerle kabuklarından...
Kesip asarsınız duvarınıza; buruşup bekler orada, benzi solgun bir tercümanı gibi söyleyemediklerinizin...
Yazan eli tutacak kadar yakınlaşırsınız okudukça;
o el bazen bir tokattır, sözcük sözcük kırbaçlaşan; bazen şevkatli bir dokunuş, saçınızı okşayan...
* * *
Yazan açısından ise nadiren bir cennettir yazı; çoğu zaman cehhenem...
bir iç dökme seansıdır, konuşma özürlülerin...
Satırlar uzadıkça siz yazıyı yazmazsınız artık, yazı sizi yazar.
Mürekkepten bir banyoda şefaflaşır cildiniz. Ruhunuz her sözcükte biraz daha soyunur. Her cümle, yeni bir düğümünü çözer yüreğinizin...
ve yazı, ele verir yazarını...
Bazen de bir silah olur öfke kusan; doğrar satırlarla zulmün askerlerini...
ustasının elinde öyle yaman bir kılıç ki, bin söze değişmem.
idam fermanıdır yazarının; celladı, darağacı...
Kah yangına dökülen bir tas benzindir, kah yaraya basılan bir tutam tütün...
Bazen yazdıkça bilenirsiniz: kalemin sivri ucu, biley taşında alev alev keskinleşen bir bıçağa döner; sürtündükçe kağıda...
lakin zamanla, yazdıkça ucu kütleşen sivri uçlu bir kalem gibi törpülenir yazarın da sivirilikleri, kalemle birlikte olgunlaşır sahibi de...
* * *
Bu yıl tam 20. yılı yazıyla flörtümün...
Yeni yetme bir üniversite öğrencisi olarak Yankı Dergisi'nin kapısından girip ilk ustam Mehmet Ali Kışlalı'nın ellerine teslim edildiğimde 1979'du sene...
20 yıl boyunca, ben yazılarımı yazdım, yazılarım beni...
Kah yazının güvenli omzuna dayadım başımı, kah omuz vermeye çalıştım, başını dayayacak yazı arayanlara..
Şimdi eskiyen bir yüzyılın sonunda, bir yeni yılın sabahında sizinle buluşup harflerle ilmeklenmiş bir uçan halıyla yolculuğa çıkıyorum yeniden...
milyonların bir çeyrek bilette aradığı umudun başka adreslerini keşfedebilmek için...
"Bir yazı bunu yapabilir mi?"
Yapabilir; çünkü her yazı, bir hayattır.
(bkz: can dündar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar