bugün
- babam hiç dövmezdi insanı11
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- domuz gibi olan yazarlar3
- sözlük yaşlıların fotoğrafları4
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- ösym'nin yks de soru iptal etmesi2
- spor yapmayan erkek9
- fake kadın hesabı açıp abaza dayı yolmak2
- olası israil türkiye savaşı4
- şırnak üniversitesi rektörü abdürrahim alkış5
- evlen baskısı2
- türklerin soykırımdaki ustalığı19
- azgın bir boğa gibi çiftleşmek istiyorum2
- kolu alçılı kezonun kçını yıkar mısın4
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
- fakirler neden isyan edip silahlanmıyor4
- zaman baba4
- bugün ingiltere kongo maçı saat 19 da trt 1 de2
- true neden sevilmiyor5
- true namussuzdur5
- atatürk düşmanlarını kim yetiştirdi2
- sizi enflasyona ezdirmedik2
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi2
- ağzı kokan emekli2
- pandela25
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası14
- evagreenin sürekli haklı olması2
- 2026 yks de soru iptali2
- mel mel bakan gibson gocu sari renkli seker4
- queen feristah6
- 2026 dünya kupası37
- sözlükte başın belaya girmesi3
- laf sokarken imla hatası yapmak6
- tanga giyen erkek6
- türklerin iq ortalaması4
- true online olunca olunca gelen mutluluk hissi3
- sözlük yazarlarının kombinleri13
- erdoğanın eski gücünü kaybetmesi6
- true'nun yine online olması5
- habersiz gelen misafir3
- meksika9
- yazarlara gelen son mesaj8
- fransa milli futbol takımı2
- semicenk4
- eski sevgilinin kabotaj bayramını kutlamak8
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- yavudilerde torpil2
- zor erkeği oynamak4
- iyi futbol oynar mısınız9
Göstermeyin!!
Bu mesleği seçerken beni teşvik eden şeylerden en önemlisiydi, birine yardım etme hissini yaşayabilmek.
Daha okulum bitmedi ancak, şu an bile gerçekten pişmanım...
Dün gece nöbetim vardı. çalışmam gereken bir sürü kitap, bir sürü not. Yapılması gereken bir sürü dosya işi. Ve ilgilenilmesi gereken 26 hasta. Sandalyede geçirilen, zırt pırt kalkılan bir gece. Zaten sabahtan beri ayaktasın. Derslerin, hocaların peşinde koşmuşsun. yorgunsun. uyuyamayacaksın ama iyisin...
14 numaradaki hastanın ateşi çıkıyor, 60 yaşında bir amca. Kültür için kan almaya gidiyorsun. Bir sürü ümitli gözle karşılaşıyorsun. Durumunu merak ediyorlar, ne olacak , ne olacak? bir sürü soru...
Bi yandan onları sakinleştiriyorsun, ama hastanın durumu kötü. Sonra diğer odalar. saatler geçiyor. Sabah olmaya yakın. kan şekeri bakılacak. Alıyorsun tepsini, sırayla geziyorsun tüm odaları. o yorgunluğa rağmen, gülümseyerek uyandırmaya çalışıyorsun hastaları. bazıları huysuzlanıyor. 7 numaraya giriyorsun. parmağa iğneyi batırdıktan sonra, şeker aleti kendini kapatıyor. tekrar açılmasını bekliyorsun. bu sırada hastanın eşi kaç çıktı diye sürekli soruyor. durumu izah ediyorsun. tekrar parmağını delmen gerektiğini söylüyorsun. karşılaştığın tepki kara mizah tadında. Sanki kana ihtiyacı olan aslında benmişim gibi bir durum. 'ama bu hastanın da canı var, kaç kere deleceksin, git başka makina getir, doğru düzgün yap işini.'
Hepsini duymazdan gelip, kusura bakmayın diyorsun. sabahın altısı. ama susmuyor adam. sürekli konuşuyor, bağırıyor, çağırıyor. sanki sonsuza kadar konuşacakmış gibi geliyor sana. o kadar çok konuşuyor ki. ayağa kalkıyor. üzerime yürüyor.
dışarı çıkıyorum ne olduğunu anlamadan. görevliler sakinleştiriyor adamı. sakinleştiriyorlar.
kusura bakmayın.
arkadan hala sesler. sizi dövmekte haklılar.
sabaha kadar defalarca kan aldığım hastaların yarısı hepatitli. elime iğne batırmamaya gayret ederek aldım hepsini. ikinci defa delemedim adamın karısının parmağını.
Sonra ağlamamaya gayret ederek devam ediyorum işime. sakinleştirilmeden, teselli edilmeden. bir iki kişi takma sen diyor. takmıyorum diyorum.
yarım saat kadar sonra 17 numaradaki hasta kötüleşiyor. solunum cihazı getiriyorlar. herkes ümitsiz. akciğerleri tükenmiş amcanın. çok uzun sürmüyor. ve doktor işini bırakıyor. Ölüm saati, 06:46
nöbetim bitiyor. derse girmeden önce 15 dk kadar vaktim var. kahvemi alıp, bahçeye çıkıyorum. saçım başım dağınık. hava buz gibi. otobüsler duruyor, insanlar iniyor. gece uyumuşlar. sabah kalkıp giyinmişler. belki erken kalkanlar kahvaltı bile etmiştir. insanları izliyorum. ağlıyorum. ölümlere ne zaman alışacağımı düşünüyorum. 14 numaradaki amcaya ağlıyorum.
sonra kendime ağlamak geliyor içimden... annem arıyor. onu da ağlatıyorum. hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.
hem ölen hastama ağlıyorum, hem kendime..
Bu mesleği seçerken beni teşvik eden şeylerden en önemlisiydi, birine yardım etme hissini yaşayabilmek.
Daha okulum bitmedi ancak, şu an bile gerçekten pişmanım...
Dün gece nöbetim vardı. çalışmam gereken bir sürü kitap, bir sürü not. Yapılması gereken bir sürü dosya işi. Ve ilgilenilmesi gereken 26 hasta. Sandalyede geçirilen, zırt pırt kalkılan bir gece. Zaten sabahtan beri ayaktasın. Derslerin, hocaların peşinde koşmuşsun. yorgunsun. uyuyamayacaksın ama iyisin...
14 numaradaki hastanın ateşi çıkıyor, 60 yaşında bir amca. Kültür için kan almaya gidiyorsun. Bir sürü ümitli gözle karşılaşıyorsun. Durumunu merak ediyorlar, ne olacak , ne olacak? bir sürü soru...
Bi yandan onları sakinleştiriyorsun, ama hastanın durumu kötü. Sonra diğer odalar. saatler geçiyor. Sabah olmaya yakın. kan şekeri bakılacak. Alıyorsun tepsini, sırayla geziyorsun tüm odaları. o yorgunluğa rağmen, gülümseyerek uyandırmaya çalışıyorsun hastaları. bazıları huysuzlanıyor. 7 numaraya giriyorsun. parmağa iğneyi batırdıktan sonra, şeker aleti kendini kapatıyor. tekrar açılmasını bekliyorsun. bu sırada hastanın eşi kaç çıktı diye sürekli soruyor. durumu izah ediyorsun. tekrar parmağını delmen gerektiğini söylüyorsun. karşılaştığın tepki kara mizah tadında. Sanki kana ihtiyacı olan aslında benmişim gibi bir durum. 'ama bu hastanın da canı var, kaç kere deleceksin, git başka makina getir, doğru düzgün yap işini.'
Hepsini duymazdan gelip, kusura bakmayın diyorsun. sabahın altısı. ama susmuyor adam. sürekli konuşuyor, bağırıyor, çağırıyor. sanki sonsuza kadar konuşacakmış gibi geliyor sana. o kadar çok konuşuyor ki. ayağa kalkıyor. üzerime yürüyor.
dışarı çıkıyorum ne olduğunu anlamadan. görevliler sakinleştiriyor adamı. sakinleştiriyorlar.
kusura bakmayın.
arkadan hala sesler. sizi dövmekte haklılar.
sabaha kadar defalarca kan aldığım hastaların yarısı hepatitli. elime iğne batırmamaya gayret ederek aldım hepsini. ikinci defa delemedim adamın karısının parmağını.
Sonra ağlamamaya gayret ederek devam ediyorum işime. sakinleştirilmeden, teselli edilmeden. bir iki kişi takma sen diyor. takmıyorum diyorum.
yarım saat kadar sonra 17 numaradaki hasta kötüleşiyor. solunum cihazı getiriyorlar. herkes ümitsiz. akciğerleri tükenmiş amcanın. çok uzun sürmüyor. ve doktor işini bırakıyor. Ölüm saati, 06:46
nöbetim bitiyor. derse girmeden önce 15 dk kadar vaktim var. kahvemi alıp, bahçeye çıkıyorum. saçım başım dağınık. hava buz gibi. otobüsler duruyor, insanlar iniyor. gece uyumuşlar. sabah kalkıp giyinmişler. belki erken kalkanlar kahvaltı bile etmiştir. insanları izliyorum. ağlıyorum. ölümlere ne zaman alışacağımı düşünüyorum. 14 numaradaki amcaya ağlıyorum.
sonra kendime ağlamak geliyor içimden... annem arıyor. onu da ağlatıyorum. hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.
hem ölen hastama ağlıyorum, hem kendime..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar