bugün
- pandela24
- birazdan temmuza giriyoruz15
- devlet2
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası8
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması21
- matrix'deki zencinin torbacı olması4
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı12
- israil12
- yazarların akıl hocaları9
- futbol34
- 2026 dünya kupası39
- yengeç burcu zamanında olmamız8
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı10
- atatürk'ü sevmemek7
- dünya17
- 0 0 717
- tai lung17
- sonra döner yiyecek olmam2
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- sevişirken yapılması gerekenler8
- çin mahallesindeyim çabuk çince küfür öğretin6
- fildişi sahili7
- velvet52
- boyalı da saçların6
- beyler bik bik erkek7
- hoşgörü dini islam12
- sözlüğün en şişko kadın yazarı9
- siyonizm yahudilik değildir5
- eski sevgilinin kabotaj bayramını kutlamak5
- ben geldim naneler7
- sözlükte dillere destan bir aşk yaşamak istemek7
- ateist dövmek11
- kocamın ayaklarını yıkarım6
- iyi futbol oynar mısınız5
- norveç5
- fransa8
- isveç6
- şeyhin götüne priz sokmak8
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- 2026 dünya kupası şampiyonu2
- 1 temmuz 2026 meksika ekvador maçı4
- hür iradenin bir yanılsama olması3
- meksika6
- ferdi özbeğen dinleyen erkek5
- gerizekalı yazarlar zirvesi4
- iremga6
- ameliyat olmak15
- samuel chukwueze'nin trabzonspor'a transferi2
- arkadaşlar bakar mısınız lütfen5
- kadir mısıroğlu'nun soyu23
"savaş" sözünü duyunca yıllardır alışılageldik kahramanlık öykülerinin yanında siperlerdeki o son anları düşünürüm, ya da yıldızların adeta üstünüzü örtmüşçesine yakın hissedildiği geceleri.. o herkesin aşina olduğu destansı kahramanlık öyküleri ya da gizli kapaklı vahşetler yaşanmadan, yazılmadan birkaç dakika önce siperdeki bir adam ne düşünür, neler hisseder?
bu yüzden kendimi savaş alanında hep bir cengaverden öte, hayatının son anlarını yaşadığını ve her an o ince kırmızı hattın ötesine geçebileceğini bilen biri olarak imgelerim kafamda.
ömür boyunca bir çiçekle böceğin ilişkisini önemsememişken yanı başındaki bir çiçekte ağır ağır yürüyen bir böcek neler hissettirir o siperde?
güneşin batışını belki de son görüşün olabileceğini bilerek o güneşi kaybetmek?
sen; yaradılan en üstün canlı "insan"; kör, sağır ve dilsiz birbirini öldürürken, ölürken umarsızca cıvıldayan kuşlar? seni hiç umursamayan?
belki de geri dönemeyip hiç sahip olamayacağın doğmamış çocuklarını düşünmek? olanlar ya da?
eşini düşünmek? binlerce kilometre ötede evinde yaşamına devam eden? o anda ölsen senin haberini 1 hafta sonra alabilecek olan eşin? belki de sen orada kan kaybından gözlerin gökyüzündeki hoş şekilli bir buluta sabitlenmiş, yavaşça yitip giderken bundan haberi bile olmayan?
son bir kez sarılabilmek için nelerden vazgeçerdin? bir gece daha onunla uyuyabilmek için?
peki ya o siperden rastgele ettiğin ateş sonucu devrilen "düşman"ların? onların eşleri? çocukları? anneleri? onlar da senin gibi düşünmüşler midir? onların da anneleri oğullarının güneşin batışını bir kez daha görebilmesi için sayısız dua göndermişler midir yaradanın katına?
işte bu ve bunun gibi hallere değen, "insan" temelli bir film. kusurları muhakkak var, 170 dakika olmasıyla birlikte yavaş ilerlemesi, kimi gereksiz uzatılmış gibi görünen sahneleri sürekli psikolojik olarak etkilendiğiniz için sizi zaman zaman olup bitenden kopartıyor. kendinizi bir anda filmden kopmuş ve dalıp gitmiş düşüncelerde buluyorsunuz.** yine de artıları eksilerine göre çok daha fazla ağır basan, artılarının yanında eksilerinin sözü edilemeyecek bir film.
ve yıllar sonra da akılda kalacak repliği:
--spoiler sayılmaz çünkü yalnızca filmden bir cümle--
bu dünyada, tek başına bir erkek bir hiçtir. ve bu dünyadan başka dünya yok.
--spoiler sayılmaz çünkü yalnızca filmden bir cümle--
"yanılıyorsun, başka bir dünya gördüm. Bazen onu hayal sandım, ama olsun." diye de bir cevap gelir.
bu yüzden kendimi savaş alanında hep bir cengaverden öte, hayatının son anlarını yaşadığını ve her an o ince kırmızı hattın ötesine geçebileceğini bilen biri olarak imgelerim kafamda.
ömür boyunca bir çiçekle böceğin ilişkisini önemsememişken yanı başındaki bir çiçekte ağır ağır yürüyen bir böcek neler hissettirir o siperde?
güneşin batışını belki de son görüşün olabileceğini bilerek o güneşi kaybetmek?
sen; yaradılan en üstün canlı "insan"; kör, sağır ve dilsiz birbirini öldürürken, ölürken umarsızca cıvıldayan kuşlar? seni hiç umursamayan?
belki de geri dönemeyip hiç sahip olamayacağın doğmamış çocuklarını düşünmek? olanlar ya da?
eşini düşünmek? binlerce kilometre ötede evinde yaşamına devam eden? o anda ölsen senin haberini 1 hafta sonra alabilecek olan eşin? belki de sen orada kan kaybından gözlerin gökyüzündeki hoş şekilli bir buluta sabitlenmiş, yavaşça yitip giderken bundan haberi bile olmayan?
son bir kez sarılabilmek için nelerden vazgeçerdin? bir gece daha onunla uyuyabilmek için?
peki ya o siperden rastgele ettiğin ateş sonucu devrilen "düşman"ların? onların eşleri? çocukları? anneleri? onlar da senin gibi düşünmüşler midir? onların da anneleri oğullarının güneşin batışını bir kez daha görebilmesi için sayısız dua göndermişler midir yaradanın katına?
işte bu ve bunun gibi hallere değen, "insan" temelli bir film. kusurları muhakkak var, 170 dakika olmasıyla birlikte yavaş ilerlemesi, kimi gereksiz uzatılmış gibi görünen sahneleri sürekli psikolojik olarak etkilendiğiniz için sizi zaman zaman olup bitenden kopartıyor. kendinizi bir anda filmden kopmuş ve dalıp gitmiş düşüncelerde buluyorsunuz.** yine de artıları eksilerine göre çok daha fazla ağır basan, artılarının yanında eksilerinin sözü edilemeyecek bir film.
ve yıllar sonra da akılda kalacak repliği:
--spoiler sayılmaz çünkü yalnızca filmden bir cümle--
bu dünyada, tek başına bir erkek bir hiçtir. ve bu dünyadan başka dünya yok.
--spoiler sayılmaz çünkü yalnızca filmden bir cümle--
"yanılıyorsun, başka bir dünya gördüm. Bazen onu hayal sandım, ama olsun." diye de bir cevap gelir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar