bugün
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması7
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük9
- gram altın8
- annesizlik4
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak4
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- türk dizileri2
- hassas biri olmak2
- seküler kız muhafazakar erkek birlikteliği4
- türk kızlarının sekste başarısız olması3
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini16
- evrim3
- chp'nin hali ne olacak33
- iran'ın bahreyn'deki abd donanmasını vurması3
- the boys vs invincible2
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- kaç gösteriyorum diyen kadının yaşını tahmin etmek2
- cinsel taciz6
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini8
- sizi en çok ne üzer2
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak12
- başarılı sigara bırakma teknikleri10
- kimseye borç vermeyen insan11
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık8
- sedat pekmez24
- m r e r e c t o19
- en sevdiğiniz müzik türü10
- diamond bosphoruss denen yazar22
- sözlük kızlarının favori sözlük erkekleri6
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- matrix2
- star wars2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- yalnızlık4
- koca bulmak5
- satrançtaki en güçsüz taş3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle61
- uysaljakoben buraya bak aslanım6
- gocu27
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- onca zorluğun arasında mağaraya resim yapan tip3
- türk kızının bumble da yazdığı erkek kriterleri2
- iran'dan israil'e tehdit3
- belfastta cihatçının kafa kesmesi4
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- tai lung11
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler6
- ilgi manyağı olmak5
güzel bir gündü. benim için uzun süren bir yolculuktan sonra, ve de fazla bir taksi parasından sonra gelebilmiştim.
ilk başta iki yabancı gibiydik, sonra farkına vardık, garipti. yürürken, yürüyorduk sadece. randevumuz vardı, ve ona hazırlanmıştık ama utangaç iki çocuk gibi yürüyorduk şimdi nedense. utangaç, amatör ve tuhaf iki çocuk gibi... konuştum, konuştuk. gittik bir yere, yanyana kıvrıldık.
utangaç bir şekilde başladık yine.
başı göğüslere tuhaf bir biçimde yaslamalar, saçları, boynu yavaşça okşamalar...
ilk defa araba kullanmaya kalkan ehliyet kursu öğrencileri gibi, ama o öğrencilerin çok daha fazla araba kullanmış haliydik. sonra açıldık. dudakların birbirine ilk defa temas etmesi, elin bluzun altına gitmesi, elin pantalona gitmesi... yapay bir köşede gerçekliği tezatlar içinde yaşıyor gibiydik... şiddetli ve yumuşak öpüşmeler... sırayla değil. kontrolün kimde olduğu da belli değil. tek hissedilen, karşılıklı; ahlaksız duyguların, ahlaksız zevklerin senfonisiydi. onca gürültüye rağmen kulaklara çalınan tek şarkı, üflenen tek nota oydu.
sertçe öpüşmeler yine... ağzın içinde dili yakalamalar, oh, küçük sevgi oyunları; zevk verici dokunuşlar... duygular, fırtınalı bir denizde nereye gideceğini bilemeyen bir gemi. pürüssüz bacak arasında kayan eller, sütyenin altına davetsiz, bir o kadar da muzipçe uzanan parmaklar, ve gülüşmeler... konuşmalar, yorulmalar, yoruldukça baş başa vermeler, kısa masajlar, ve ondan sonra yine öpüşmeler.
hayır, sıradan değildi. hiç değil. hiç sıradan değildi, sebeplerim vardı, sebeplerimiz vardı...
tekrar sertleşmeler, ahlaksızca dokunuşlar, hisli öpüşmeler, zaman azalıyordu, birleşen dudaklar arasında, muhtelif yerleri yoklayan eller vardı. birbirine karışan saçlar, muzip şakalar. ve o karanlık, yenileyen, sarınıp yuvarlandığımız karanlık. son olarak da, dudaktan, uzak görünse de tarif edilemeyecek kadar yakın, küçücük bir öpüş.
işte bundan ibaretti, yani; öyle olduğunu sanmıştık. aslında fazlasıydı da, artık değil, oldu bitti.
ilk başta iki yabancı gibiydik, sonra farkına vardık, garipti. yürürken, yürüyorduk sadece. randevumuz vardı, ve ona hazırlanmıştık ama utangaç iki çocuk gibi yürüyorduk şimdi nedense. utangaç, amatör ve tuhaf iki çocuk gibi... konuştum, konuştuk. gittik bir yere, yanyana kıvrıldık.
utangaç bir şekilde başladık yine.
başı göğüslere tuhaf bir biçimde yaslamalar, saçları, boynu yavaşça okşamalar...
ilk defa araba kullanmaya kalkan ehliyet kursu öğrencileri gibi, ama o öğrencilerin çok daha fazla araba kullanmış haliydik. sonra açıldık. dudakların birbirine ilk defa temas etmesi, elin bluzun altına gitmesi, elin pantalona gitmesi... yapay bir köşede gerçekliği tezatlar içinde yaşıyor gibiydik... şiddetli ve yumuşak öpüşmeler... sırayla değil. kontrolün kimde olduğu da belli değil. tek hissedilen, karşılıklı; ahlaksız duyguların, ahlaksız zevklerin senfonisiydi. onca gürültüye rağmen kulaklara çalınan tek şarkı, üflenen tek nota oydu.
sertçe öpüşmeler yine... ağzın içinde dili yakalamalar, oh, küçük sevgi oyunları; zevk verici dokunuşlar... duygular, fırtınalı bir denizde nereye gideceğini bilemeyen bir gemi. pürüssüz bacak arasında kayan eller, sütyenin altına davetsiz, bir o kadar da muzipçe uzanan parmaklar, ve gülüşmeler... konuşmalar, yorulmalar, yoruldukça baş başa vermeler, kısa masajlar, ve ondan sonra yine öpüşmeler.
hayır, sıradan değildi. hiç değil. hiç sıradan değildi, sebeplerim vardı, sebeplerimiz vardı...
tekrar sertleşmeler, ahlaksızca dokunuşlar, hisli öpüşmeler, zaman azalıyordu, birleşen dudaklar arasında, muhtelif yerleri yoklayan eller vardı. birbirine karışan saçlar, muzip şakalar. ve o karanlık, yenileyen, sarınıp yuvarlandığımız karanlık. son olarak da, dudaktan, uzak görünse de tarif edilemeyecek kadar yakın, küçücük bir öpüş.
işte bundan ibaretti, yani; öyle olduğunu sanmıştık. aslında fazlasıydı da, artık değil, oldu bitti.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
