bugün
- türkler ile moğollar kardeştir18
- foşik törklörön liginde birinci amedspor21
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok20
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm15
- çamaşır makinasını çalışırken izlemek6
- osmanlıcılar vs kürtçüler5
- bilgisayar vs tablet4
- iş arayanların aslında para araması7
- hollanda'nın deniz seviyesinin altında bulunması5
- yapay zekaya porno aratmak3
- meksika açmazı macerası2
- 29 yaşında erkek 40 yaşında kadın evliliği7
- betray me4
- özgür iradeye inanmamak ama trafikte küfretmek2
- karate kursundan tanışılan kızla sevişmek4
- parcalandim toparlanamiyorum313
- nasreddin hoca'nın eşeğine kayyum olarak atandım3
- hava çok sıcak sobayı aç diyen insan2
- hayvan diyemem hayvana hakaret olur diyen insan2
- evli arkadaş çevresi2
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- xvala bere2
- yüz milyonluk ülke on milyona karşı4
- anın görüntüsü26
- simko34
- musa anter3
- morkstar5
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı30
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu7
- aşk-ı memnu3
- düşün ki o bunu okuyor6
- emeviler6
- claudian clouds43
- game of thrones taki kerhaneci17
- ölümden korkuyor musunuz34
- kürdistan12
- atomu nasıl parçalarız lan2
- türkiye'deki hoşgörü hristiyanlıktan geliyor4
- mustafa topaloğlu2
- debelenmek2
- sözlük kızları dertleşiyor14
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar6
- terör örgütünün silah bırakmaması3
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek3
- basketbol2
- taksicinin iltifatına maruz kalmak5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- çok güzel bir kız havla deyince havlamayan erkek5
- ktç camdan atladı apandisti patladı2
1950 yılının Türkiyesi, bütün dünyayı kasıp kavuran büyük bir kör döğüşünün yaralarını sarmaya çalışan, birbirlerine eskisinden daha da kenetlenmiş, yek vücut aşıklığında bir toplum görebiliyordunuz. işte o koskoca ulusta, çölde kum tanesi bir soba zanaatkarı; her gün var gücüyle, insanüstü, on efsanevi Thor kuvvetiyle ve az maliyetle kaliteli sobalar üretmeye çalışıyordu o yıllardır ekin biçmiş misali nasırlanmış elleriyle. O yıllarda soba, hele hele ki kalite kokan bir soba çok kıymetliydi, ekmeğe nimet deriz ya, çok emeği vardır çalışanların üstünde; işte bu ustanın bin bir zahmetle yaptığı sanat eserleri de birer nimetti karda kıyamette ısınma derdine düşmüş insanlar için.
Ustamızın adı Emekti, tam da bir emekçiye yakışan isme sahipti. Emek usta öyle güzel sobalar yapıyordu yapmasına lakin kendisini ve ailesini ısıtabilmek için ne yazık ki fazladan bir soba dahi yapıp, alıp da evine getiremiyordu. Kazandığı para ancak ailesinin doyumluğuna yetiyordu, müşterileri kıt kanaat geçinen insanlardı, bir soba alan ödemesini ancak bir senede tamamlayabiliyordu, evet koskoca bir sene, hatta bazıları iki, üç! Emek usta, müşterilerine nimet misali sobalarını satıyordu satmasına ama vaziyet ne yazık ki bundan ötesine geçemiyordu, Emek usta nın hayatı eksilerde, ailesiyle birlikte koskoca bir çığın altında, ağlıyordu her gün gizli gizli Emek usta.
Emek usta nın karısı Züleyha, güzeller güzeli Züleyha, ceylan gibi gözleri, bir bakış baktı mı insanı dipsiz uçurumlara sürükleyen, edası hoş, nazı niyazı latif bir düş Züleyha Bir gün aslanlar aslanı kocasına dedi ki:
- Emekim, yiğidim, bırak bu işi, son yaptığın sobayı evimize koyalım, gel benim amcamın kayınbiraderinden yardım isteyelim, belki senin için güzel bir iş düşünür.
+ Katiyen olmaz Züleyha, buna kesinlikle izin veremem, yıllarca kimseye minnet etmeden emeğimle, bileğimle çalıştım çabaladım, olmaz Züleyham olmaz.
Emek usta çok gururluydu, gururun karın doyurduğu seneler var mıydı? Bu sorunun cevabını ancak Emek ustanın kendisi verebilirdi, hala bulabilir miyiz Emek usta yı, kim bilir; böyle insanlar hala yok mudur? Gelgelelim Emek usta daha sonra ne yaptı düze çıkmak için, onu da Emek usta nın o yıllarda yazdığı bir mektubu paylaşarak aktaralım:
Züleyham, canım çocuklarım;
Ben büyük bir kusur işledim size karşı, size layıkıyla bakamadım, geçiminizi doğru düzgün sağlayamadığım gibi, soğukta etleriniz epil epil erimesin diye de yaptığım sobalardan bir tanesini dahi eve getiremedim. Bunun nedenini açıklamak benim için çok zor Şu an ki hissiyatımın ne kadar güneş tutulması karanlığı misali olduğunu bilseniz bana hak verir miydiniz bilemiyorum; ben seni aldattım Züleyham. Güzeller güzeli Züleyham, gözleri şafak aydınlığı, dipsiz kuyu, bakışı beni benden alan Züleyham. Çocuklarım, kıymetlilerim, evet, annenizi hem de hiç değmeyecek aşağılık bir sokak serserisiyle aldattım, rızkınızı o pespayeye yedirdim. Artık bunun utancıyla sizin yüzünüze bakamadığım için evi, yuvamı, eve zar zor getirdiğim rızkla yapılan sıcak çorbamı terk edip gidiyorum.
Mektup zarfının içinde bir miktar birikmişim var, onu da size bırakıyorum, sizi bir süre idare eder, memleketten kardeşlerime haber saldım, onlar size benim yokluğumu hissettirmeyecekler, Züleyha istersen al çocukları da yanına memlekete dön, orada yaşam daha kolay, hava daha temiz, insanlar daha naif, renkler daha bir canlı memleketimde.
Beni sorarsan, nereye gideceğimi ben bile bilmiyorum henüz.
Elveda,
Kocan Emek.
Emek karısına, ailesine böyle demek zorunda kalmıştı, aldattım demişti ki peşine düşmesinler diye, çünkü kendisiyle birlikte ailesini de yeni bir lağım çukuruna sürüklemek istemiyordu. Bıkmıştı bu yaşamdan Emek usta, geçim derdinden, ailenin, eşinin sorumluluğunu taşımak artık ağır geliyordu, o yüzden bu saklambaç oynar misali kaçışa meyletmişti.
Emek usta nın hikayesi de bu şekilde bilinmeze doğru giderek sonlanıyordu, arkasında gözü yaşlı bıraktığı ailesi ise ona hiç ama hiç nefret beslememişti, anlamışlardı asıl sebebini reislerinin kaçışının, gemiyi bu sefer ilk önce kaptan terk etmişti.
SON
NOT: söykü dergisi için yazılmıştır.
Edit: imla.
Ustamızın adı Emekti, tam da bir emekçiye yakışan isme sahipti. Emek usta öyle güzel sobalar yapıyordu yapmasına lakin kendisini ve ailesini ısıtabilmek için ne yazık ki fazladan bir soba dahi yapıp, alıp da evine getiremiyordu. Kazandığı para ancak ailesinin doyumluğuna yetiyordu, müşterileri kıt kanaat geçinen insanlardı, bir soba alan ödemesini ancak bir senede tamamlayabiliyordu, evet koskoca bir sene, hatta bazıları iki, üç! Emek usta, müşterilerine nimet misali sobalarını satıyordu satmasına ama vaziyet ne yazık ki bundan ötesine geçemiyordu, Emek usta nın hayatı eksilerde, ailesiyle birlikte koskoca bir çığın altında, ağlıyordu her gün gizli gizli Emek usta.
Emek usta nın karısı Züleyha, güzeller güzeli Züleyha, ceylan gibi gözleri, bir bakış baktı mı insanı dipsiz uçurumlara sürükleyen, edası hoş, nazı niyazı latif bir düş Züleyha Bir gün aslanlar aslanı kocasına dedi ki:
- Emekim, yiğidim, bırak bu işi, son yaptığın sobayı evimize koyalım, gel benim amcamın kayınbiraderinden yardım isteyelim, belki senin için güzel bir iş düşünür.
+ Katiyen olmaz Züleyha, buna kesinlikle izin veremem, yıllarca kimseye minnet etmeden emeğimle, bileğimle çalıştım çabaladım, olmaz Züleyham olmaz.
Emek usta çok gururluydu, gururun karın doyurduğu seneler var mıydı? Bu sorunun cevabını ancak Emek ustanın kendisi verebilirdi, hala bulabilir miyiz Emek usta yı, kim bilir; böyle insanlar hala yok mudur? Gelgelelim Emek usta daha sonra ne yaptı düze çıkmak için, onu da Emek usta nın o yıllarda yazdığı bir mektubu paylaşarak aktaralım:
Züleyham, canım çocuklarım;
Ben büyük bir kusur işledim size karşı, size layıkıyla bakamadım, geçiminizi doğru düzgün sağlayamadığım gibi, soğukta etleriniz epil epil erimesin diye de yaptığım sobalardan bir tanesini dahi eve getiremedim. Bunun nedenini açıklamak benim için çok zor Şu an ki hissiyatımın ne kadar güneş tutulması karanlığı misali olduğunu bilseniz bana hak verir miydiniz bilemiyorum; ben seni aldattım Züleyham. Güzeller güzeli Züleyham, gözleri şafak aydınlığı, dipsiz kuyu, bakışı beni benden alan Züleyham. Çocuklarım, kıymetlilerim, evet, annenizi hem de hiç değmeyecek aşağılık bir sokak serserisiyle aldattım, rızkınızı o pespayeye yedirdim. Artık bunun utancıyla sizin yüzünüze bakamadığım için evi, yuvamı, eve zar zor getirdiğim rızkla yapılan sıcak çorbamı terk edip gidiyorum.
Mektup zarfının içinde bir miktar birikmişim var, onu da size bırakıyorum, sizi bir süre idare eder, memleketten kardeşlerime haber saldım, onlar size benim yokluğumu hissettirmeyecekler, Züleyha istersen al çocukları da yanına memlekete dön, orada yaşam daha kolay, hava daha temiz, insanlar daha naif, renkler daha bir canlı memleketimde.
Beni sorarsan, nereye gideceğimi ben bile bilmiyorum henüz.
Elveda,
Kocan Emek.
Emek karısına, ailesine böyle demek zorunda kalmıştı, aldattım demişti ki peşine düşmesinler diye, çünkü kendisiyle birlikte ailesini de yeni bir lağım çukuruna sürüklemek istemiyordu. Bıkmıştı bu yaşamdan Emek usta, geçim derdinden, ailenin, eşinin sorumluluğunu taşımak artık ağır geliyordu, o yüzden bu saklambaç oynar misali kaçışa meyletmişti.
Emek usta nın hikayesi de bu şekilde bilinmeze doğru giderek sonlanıyordu, arkasında gözü yaşlı bıraktığı ailesi ise ona hiç ama hiç nefret beslememişti, anlamışlardı asıl sebebini reislerinin kaçışının, gemiyi bu sefer ilk önce kaptan terk etmişti.
SON
NOT: söykü dergisi için yazılmıştır.
Edit: imla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar